Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 284
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I've fallen so far, I can't fall any further. | Çok fazla düştüm, daha da alçalamam. Bana bunu yaptırma. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| There's no need to go down a keshame spiral. | Bu kadar "Keshame" olup kendini mahvetmene gerek yok. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hi, she has coupons. | Selam, onun kuponları var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Poor people, yes. | ...fakirler için, evet. Bizim gibi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Your new total is $12.70 | Yeni toplam borcunuz 12.70 dolar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You used coupons, now didn't ya. | Kuponları kullandın, değil mi şimdi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm late, I know. | Geç kaldım, biliyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I just got a text from Chestnut. | Az önce Chestnut'tan mesaj aldım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "Where are you? | "Neredesiniz? En güzel takım elbisemi giydim." | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He spelled suit with a four, but that's pretty good for a horse. | Takım elbiseyi yazarken 4 de yazmış, ama bir at için yeterince iyi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Regular price: $1.47. | Normal fiyatı: 1.47 dolar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Coupon price: Free! | Kupon fiyatı: Bedava! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| 'Cause I bought 15 and used | Çünkü 15 tane satın aldım ve ikili satılan ürünlerde... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Listen to me with the lingo already. | Görüyorsun şimdiden ticaret dili konuşuyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Reminds me of my first day interning on Wall Street. | Wall Street'teki ilk stajyerlik günümü hatırladım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You don't even like them. | Bunları sevmezsin bile. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What does it matter if I like them or not? | Sevip sevmememin ne önemi var? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| They were free. | Bedavaydılar. Bedavadan para. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Who doesn't like free money? | Kim bedavadan parayı sevmez. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I don't know about free money, | Bedava parayı bilmem... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| but this is like watching someone | ...ama bu sanki ilk defa saf kokain çeken birini izlemeye benziyor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Chestnut's fine. | Chestnut iyi durumda. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's not a big deal. | Büyütülecek bir şey değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ooh, oh, I just got another text from Chestnut. | Chestnut'tan yeni bir mesaj daha aldım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "I'm so lonely, I just tried smoking." | "Çok yalnızım, sigara içmeye çalışıyorum." | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We can go tomorrow. | Yarın gidebiliriz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| we just missed the day we were appointed by the court, | ...mahkemeye zamanında yetişemeyecektik... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and Chestnut's new parents move him out of town. | ...ve Chestnut'ı yeni ailesi kasabadan başka yere taşımış olacaktı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And we cry. | Sonra oturup ağlardık. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I get it, it's just that after last night, | Anladım, sadece dün geceden sonra... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I woke up fascinated by the concept of coupons. | ...bu sabah uyandığımda kuponların hayaliyle büyülenmiştim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| So I did some research. | Bu yüzden biraz araştırma yaptım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I found this woman online | İnternette kendine Williamsburg Kupon Kraliçesi diyen birini buldum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Only she calls them "cue pons." | Ama kadın kuponlara "kupa n" adını takmış. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Is that the correct way to pronounce it? | ...Juan ve Javier adında iki şehir işçisiyle konuştum. Doğru mu söylüyorum? ...Juan ve Javier adında iki şehir işçisiyle konuştum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Eh, I'm gonna go with her way | Her neyse kraliçe o olduğuna göre ben de ona uyacağım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Canned pumpkin? | Konserve balkabağı mı? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ten cans, double coupon, five cents each. | 10 kutu, çifte kupon ile her biri 5 sente geldi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| thinking I wish I could crack open a can of pumpkin. | ...keşke şurada olsa da bir kutu balkabağı açsam kendime diyordum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, and I found a coupon for you to send your mom an | Annene doğum gününde yenilebilir bir hediye göndermeni... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| edible arrangement for her birthday. | ...sağlayacak bir kupon buldum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| A pretty pineapple daisy says so much more than cash in a card. | Papatya şeklinde bir ananas, içinde para olan bir karttan çok daha değerlidir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And it's for 40% off the regular price. | Üstelik normal fiyatın %40 altında. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's perfect because my mom was 40% off a regular mom. | Mükemmel, çünkü benim annem de normalin %40 altında bir anne. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And Max, I do have something else for you in this bag. | Max senin için çantada başka bir şey daha var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Something that'll make you very happy. | Seni gerçekten mutlu edecek bir şey. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Canned yams for when I get tired of canned pumpkin? | Konserve balkabağı yemekten sıkıldığımda yiyebileceğim konserve tatlı patatesler mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm about to get my tamp on. | Tamponumu ortaya çıkarmak üzereyim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, what do you think you are doing? | Sen ne yaptığını sanıyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| in case, uh... | Eğer bir şey... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Just in case a woman might suddenly need a straw | Eğer bir şey olur da bir kadının aniden pipete ihtiyacı olur... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and not have 75 cents. | ...ve yanında 75 sent olmazsa diye. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Those are not straws. | Bunlar pipet değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| They do not belong in public. | Ulu ortaya konulmaz bunlar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Didn't your mother ever teach you | Annen sana hiç bunun... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| that is secret, no no private lady thing? | ...gizli, asla asla, kadın şeyi olduğunu öğretmedi mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You can't even say the name. | Adını bile söyleyemiyorsun. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Come on Wall Street, if you can sell it, | Hadi Wall Street çocuğu, eğer satabiliyorsan... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| you should be able to bring yourself to say it. | ...adını da söyleyebilmen lazım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I will never speak of it. | Asla söylemeyeceğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Just say it. Tampon, tampon, tampon. | Söyle işte. Tampon, tampon, tampon. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What's the big deal? | Büyütülecek ne var bunda? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| In Ukraine, there are pop songs about it. | Ukrayna'da bununla ilgili pop şarkıları dahi var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She's so pretty, she's so grouchy. | Çok tatlı bir kız, çok huysuz bir kız. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That is inappropriate counter display. | Bu uygunsuz bir tezgah görüntüsü. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You take it down. | Şunları aşağı koy. Bence hikayen çok, çok üzücü... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You take down the price and I will. | Sen fiyatı aşağı çek, ben de koyarım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I am the boss. | Patron benim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, someone left a stack of newspapers filled with cue pons, | Max, birileri içinde tonla "kupa n" olan gazeteleri dışarı bırakmış... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and look, a double for Duncan Hines. | ...ve bak, Duncan Hines çifte kuponları. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Could this day get any better? | Bugün daha iyiye gidebilir mi? Masa dört, yedi ve sekiz hesabı istiyor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay. | Tamam. Tam elimin altında hazırlar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, no, that is private! | Max, hayır, bu mahrem bir şey. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Here's your check. | İşte hesabınız. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And a little something extra, | Ekstra olarak da 3 çeyrekliği olmayan tüm kadınlar adına küçük bir hediye. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Thank you very much. | Çok teşekkür ederim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I don't know about your flow, | Senin akışını bilmiyorum, o yüzden bir normal ve bir süper veriyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, have you no shame? | Max, hiç utanman yok mu senin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| This man, Han Lee, right over here. | Şu adam, Han Lee, tam orada. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| The man who thinks your menses should be more expenses. | Aybaşlarınızın daha masraflı olması gerektiğini düşünen şu adam. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay, okay, I will lower the price | Tamam, tamam, fiyatı tekrar bir çeyreğe indiriyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And that is end of discussion, period. | Bizim ilk büyük işimizde, hemen kaçıp gidemeyiz. Tartışma burada bitmiştir. "İş"başı. Bizim ilk büyük işimizde, hemen kaçıp gidemeyiz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh. | Max, geride dur. Max, geride dur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Tampons for everyone. | Herkes için tampon. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, you are the Norma Rae of feminine hygiene. | Max, kadın hijyeninin Norma Rae'si gibisin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's so windy. | Çok rüzgarlı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Choosing coupon shopping over going to see your son again? | Oğlunu ziyaret etmek yerine yine kupon alışverişini seçmen. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's a keshame. | Bu "keshame". | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| In the Lifetime movie version, | Eğer bu bir film olsaydı, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| this is where they take you away as an unfit mother. | ...seni yetersiz bir anne olarak götürürlerdi. Ben de ağlamazdım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm sorry, but I just saw | Üzgünüm, kek karışımı kuponlarının son kullanım tarihinin bugün olduğunu gördüm. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'll be real quick. | Kusura bakmayın. Kendimi tanıtmadım. Çok çabuk olacağım. Kusura bakmayın. Kendimi tanıtmadım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ten minutes, in and out. | On dakika, girip hemen çıkıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| If I had a cue pon for every time | Eğer bunu bana söyleyen her erkek için bir "kupa n" alsaydım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I heard that from a guy. | Hiçbir fikrim yoktu. Hiçbir fikrim yoktu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Here, start going through these papers | Al, sen bu gazetelerden başla ve kek karışımı çifte "kupa n"ları ara. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| If I combine these with the in store bonus, | Eğer bunlarla mağaza bonusunu birleştirirsem,... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| not only will we get the lower cue pon mix price, | ...sadece kek karışımı için daha düşük "kupa n" fiyatı almakla kalmayıp... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| but they will actually give us $23 back! | ...üstüne 23 dolar onlar bize ödeyecek! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'll give you $24 to stop saying cue pon. | "Kupa n" demekten vazgeçmen için ben sana 24 dolar veririm. | 2 Broke Girls-1 | 2011 |