Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158483
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I hope you don't mind me saying, but I heard about your son Dale. | Umarım bana kızmazsın ama oğlun Dale'i duydum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I wanted to say how very sad and sorry I am about what happened. | Olanalar için ne kadar üzgün olduğumu söylemek istedim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I understand now you wanted to get away and all the time I'm here in your home. | Şimdi neden uzaklaşmak istediğini anlıyorum ve burada ben senin yuvandayım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm thinking about ya and... | Seni düşünüyorum ve... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...and I'm hoping you're all right. | ...ve iyi olduğunu umuyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Well, that's all I wanted to say. | Söylemek istediklerim bunlardı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Oh, yes, well, I appreciate that. | Oh, evet, bunu takdir ediyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Well, if... have you anything you need to say to me, | Şey, eğer bana söylemen gereken bir şey varsa, | Tara Road-1 | 2005 | |
| cos if you need anything just call Rosemary. | herhangi bir şey lazımsa Rosemary'i ara. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Yes, Rosemary. | Evet, Rosemary. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She's... she's very... | O... o çok... | Tara Road-1 | 2005 | |
| I appreciate that, I really do. | Bunu takdir ediyorum, gerçekten ediyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| OK, thank you. Bye now. | Tamam, teşekkür ederim. Şimdilik hoşçakal. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We're not gonna stay for too long, OK? Fine. | Çok uzun kalamayacağız, tamam mı? Pekala. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We're going to America and we wanted to say goodbye to our cat. | Amerika'ya gidiyoruz ve kedimize hoşçakal demek istedik. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Well, sure, sure. Come on in, guys. | Tabii, tabii. İçeri girin çocuklar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Where is your husband? Why isn't he here? | Kocan nerede? Neden burada değil? | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's in Hawaii. | Hawaii'de. | Tara Road-1 | 2005 | |
| On his holidays? | Tatilde mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Did he leave you, like Dad left my mum? | Seni terk mi etti, Babamın annemi ettiği gibi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No, he didn't leave me. | Hayır, beni terk etmedi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Did you leave him? | Sen mi onu terk ettin? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Why? At the time I thought I knew. | Neden? O zaman bildiğimi sanıyordum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Why are people so stupid? | Neden insanlar bu kadar aptal? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Why did he do it, Dad? | Neden bunu yaptı, Babam? | Tara Road-1 | 2005 | |
| He didn't just walk out on Mum, he walked out on me. | Sadece Annemi yüzüstü bırakmadı, beni de bıraktı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I can see where you're coming from. I understand why you're so angry. | Ne demek istediğini görebiliyorum. Neden böyle kızgın olduğunu anlayabiliyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You wouldn't understand. I mean, you're OK. | Anlamazsın. Yani sen iyisin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Nothing's wrong with you. | Senin bir sorunun yok. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I wouldn't mind going to Hawaii. | Hawaii'ye gitmeye aldırmazdım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| What about your son? Did you walk out on him as well as your husband? | Ya oğlun? Kocanı bıraktığın gibi onu da mı bıraktın? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No, I haven't. | Hayır, bırakmadım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Good. Glad to hear it. | İyi. Bunu duyduğuma sevindim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| So where is he? | Peki nerede o zaman? | Tara Road-1 | 2005 | |
| My son's dead. | Oğlum öldü. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He died in a motorbike accident. | Bir motorsiklet kazasında öldü. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Oh, what kind of motorbike? | Oh, nasıl bir motorsiklet? | Tara Road-1 | 2005 | |
| The dangerous kind. | Tehlikeli türden. | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...he was really cool. | ...gerçekten havalıydı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He was gentle, too. | Aynı zamanda kibardı da. | Tara Road-1 | 2005 | |
| And when he smiled... oh. | Ve gülümsediğinde... oh. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He loved music. He was really good at it. | Müziği severdi. Çok iyi çalardı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We came to Ireland when he was a little boy. | O küçük bir çocukken İrlanda'ya gelmiştik. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I wanted to be somewhere where I remembered him smiling. | Güldüğünü hatırladığım bir yerde olmak istedim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's up in heaven now, | Şu anda cennette, | Tara Road-1 | 2005 | |
| looking down on you. | sana bakıyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's very sorry he caused you all this trouble. | Sana bunları yaşattığı için çok üzgün. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I've been through a few things in my time but nothing | Ben de zamanında bir kaç şey atlattım ama | Tara Road-1 | 2005 | |
| like what you've had to survive, Marilyn. | senin yaşadığın şeye hiç benzemiyordu Marilyn. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Ria's little boy... | Ria'nın küçük oğlu... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...told me my son was watching me from heaven. | ...oğlumun beni cennetten izlediğini söyledi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It made me feel better. | Daha iyi hissetmemi sağladı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I wouldn't want anything to happen I couldn't tell my husband. | Kocama anlatamayacağım bir şeyin olmasını istemem. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Do you have to tell him? | Ona anlatmak zorunda mısın? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Last call for passenger Terry Grant. | Yolcu Terry Grant için son çağrı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I haven't got jetlag. Oh! | Uçak beni sersemletmedi. Oh! | Tara Road-1 | 2005 | |
| I missed you. I missed you more. | Seni özledim. Ben seni daha çok özledim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I missed you so much. Oh, darlin' | Seni öyle özledim ki. Oh, sevgilim | Tara Road-1 | 2005 | |
| Here, give me the bags. Now, wait until you see this house. | Çantaları bana verin. Evi görünceye dek bekleyin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's great the way you've learned how to drive on the wrong side of the road. | Yolun ters tarafından sürmeyi böyle öğrenmen harika. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It just came naturally to you. Can you tell how I've changed? | Sana doğal geldi değil mi? Nasıl değiştiğimi görüyor musunuz? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Sorry to bother you, Marilyn. There's some documents I need. | Rahatsız ettiğim için üzgünüm, Marilyn. İhtiyacım olan bazı belgeler var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Yeah, documents. They're upstairs. Can I get 'em? Please, phone Ria. | Evet, belgeler. Üst katta. Alabilir miyim? Lütfen Ria'yı ara. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I told her you'd be calling. How are you, anyway? | Ona arayacağını söylemiştim. Nasılsın bu arada? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Well, thank you, Danny. | Teşekkür ederim Danny. | Tara Road-1 | 2005 | |
| When I talk to Ria, what shall I say you took? | Ria'yla konuştuğumda neyi aldığını söyleyeyim? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Documents about the ownership of the house, which we need to discuss. | Evin mülkiyeti ile ilgili belgeler, bunu konuşmamız lazım zaten. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She'll be home in four weeks. It can't wait that long. | Dört hafta sonra evde olacak. O kadar bekleyemem. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You know something, Marilyn, | Biliyor musun, Marilyn, | Tara Road-1 | 2005 | |
| you made a big impression here. | burada çok iyi bir izlenim bıraktın. | Tara Road-1 | 2005 | |
| People like you, I like you. You've helped Ria a lot. | İnsanlar senden hoşlanıyor, ben hoşlanıyorum. Ria'ya çok yardım ettin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I would hate for anyone to have a low opinion of me. | Benim hakkımda birinin kötü düşünmesinden nefret ederdim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Like I was wearing jackboots or something. | Asker postalı giyiyormuşum ya da buna benzer birşeyler gibi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| The phone, middle of the night, it's Greg, telling me he's arriving tomorrow. | Gecenin bir yarısı telefon çaldı, Greg'di , yarın geleceğini söyledi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He sounded depressed. I thought I'd throw him a surprise party. | Sesi bozuk geliyordu. Ona sürpriz parti vereyim diye düşündüm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hope he likes my cooking. | Umarım pişirdiklerimi beğenir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You don't have to be a rocket scientist to be a cook. | Aşçı olmak için roket mühendisi olmana gerek yok. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You've gotta be something. Yeah, hungry. | Ama bir şey olman gerek. Evet, aç olman. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Is Greg's brother gonna be there? | Greg'in kardeşi de orada olacak mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I believe he is. Why is that? | Sanırım öyle. Neden? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Mr. Vine, I'm sorry for daring to show up | Bay Vine, çıkıp gelme cesareti gösterdiğim için üzgünüm | Tara Road-1 | 2005 | |
| but I just wanted to apologize | ama özür dilemek istedim | Tara Road-1 | 2005 | |
| for... I'm I'm sorry. | çünkü... ben üzgünüm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm sorry. Don't go, Hubie. Stay, have some food. | Üzgünüm. Gitme, Hubie. Kal, yiyecek bir şeyler al. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I have no objections to you being here. | Burada olmana hiçbir itirazım yok. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I never had. | Hiç olmadı da. | Tara Road-1 | 2005 | |
| The objections were all Marilyn's, which I can understand. | İtirazı olan Marilyn'di, bunu da anlayabiliyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm glad to see you here. | Seni burada gördüğüme sevindim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm glad to see you all. | Hepinizi gördüğüme sevindim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Come in and help yourself. | İçeri gir ve rahatına bak. | Tara Road-1 | 2005 | |
| That took a lot of guts. Thanks. | Çok cesurdun. Teşekkürler. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Come in, Hubie, you're just in time for the speeches | İçeri gel, Hubie, tam konuşma vaktinde geldin | Tara Road-1 | 2005 | |
| because I want to say thank you | çünkü Greg'e teşekkür etmek istiyorum | Tara Road-1 | 2005 | |
| to Greg for lending us his beautiful home and his friends | bu güzel evi ve arkadaşlarını bize ödünç verdiği için | Tara Road-1 | 2005 | |
| and most of all, I need to say | ve hepsinden de öte, söylemeliyim ki... | Tara Road-1 | 2005 | |
| how sorry I am... | çok üzgünüm... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...that Heidi and Carlotta and me | ...çünkü Heidi, Carlotta ve ben | Tara Road-1 | 2005 | |
| drank your bottle of brandy so I bought a replacement. | konyağını içtik, bu yüzden yeni bir tane aldım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He doesn't drink it. He has it on his desk for show. | O içmiyor zaten. Sadece masasında göstermelik duruyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Were you Dale's best friend? | Sen Dale'in en yakın arkadaşı mıydın? | Tara Road-1 | 2005 |