Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158479
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Marilyn Vine. I'd ask you in but... I don't want to come in. | Marilyn Vine. İçeri gir derdim ama... İçeri girmek istemiyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Actually, I just wanted to ask you to dinner on Saturday at Colm's. | Aslında Cumartesi Colm'un yerinde seni yemeğe çağırmak istedim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's having a gala evening. | Bir gala akşamı var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Ria asked me to keep an eye on you. I think he'd like it if you'd come. | Ria sana göz kulak olmamı istedi. Sanırım gelirsen onun da hoşuna gider. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You don't have to decide right now. I'll call you later or you can call me. | Hemen karar vermen gerekmiyor. Seni sonra ararım ya da sen ararsın. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Whatever suits. Thank you. | Hangisi olursa. Teşekkür ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's a grand day now, isn't it, Mrs. Vine. | Bu muhteşem bir gün değil mi Bayan Vine. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Isn't it a grand day. Yeah. | Muhteşem bir gün ya. Evet. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I was wondering how you were enjoying Ireland. | İrlanda'dan hoşlandınız mı diye merak etmiştim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Oh, it's lovely. | Oh, harika. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hi, Mum. Is it nice there? | Merhaba Anne. Orası güzel mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Finola's quite nice. | Finola oldukça iyi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Finola's Bernadette's mother. | Finola, Bernadette'in annesi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She's coming out to dinner with us as well. | O da bizimle yemeğe geliyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Are you just mentioning names? You've the brains of a flea. | Sadece adlarını söylesene! Tam bir kuş beyinlisin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hi. I'm Andy Vine. Greg's brother. Is he in? | Merhaba. Ben Andy Vine. Greg'in kardeşi. O evde mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No, Greg's in Hawaii, Marilyn's in Dublin. | Hayır, Greg Hawaii'de, Marilyn de Dublin'de. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I can't really explain it now. Um... | Şu anda anlatamayacağım. Ben... | Tara Road-1 | 2005 | |
| Would you mind calling back later | Sonra tekrar arayabilir misiniz | Tara Road-1 | 2005 | |
| and I'll just call Greg and check you are who you say you are. | ben de Greg'i arar gerçekten söylediğiniz kişi misiniz kontrol ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| OK. I see. | Tamam. Anlıyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He'll tell you I always drop by when I come out east. | Doğuya geldiğimde her zaman uğradığımı size söyleyecektir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm sorry. It's just that... | Üzgünüm. Sadece... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...it's just that my children just called. | ...arayan çocuklarımdı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| That's why I'm so upset. | O yüzden bu kadar üzgünüm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's OK, I'll be back later. I'm sorry. | Sorun değil. Sonra gelirim. Üzgünüm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Yeah, he's my brother. It's OK. He works in Los Angeles. Comes east occasionally. | Evet,kardeşim. Sorun yok. Los Angeles'da çalışıyor. Arada bir doğuya gelir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I appreciate your caution. | Tedbirliliğin için teşekkür ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Your wife's well installed in my house in Dublin. | Karınız Dublin'de evime yerleşmiş. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Is your family with you, as well, in my house? | Ailen de seninle birlikte evimde mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| My children are coming later. Marilyn tell you? | Çocuklarım daha sonra gelecekler. Marilyn anlatmadı mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No... yes... | Hayır... evet... | Tara Road-1 | 2005 | |
| I apologize for my tone. | Ses tonum için özür dilerim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Marilyn and I didn't quite... never mind. | Marilyn ve ben tam olarak... neyse boşver. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I don't know much about you both but you certainly have a lovely son. | İkinizin hakkında pek bir fikrim yok ama çok hoş bir oğlunuz var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He must be enjoying it in Hawaii. | Hawaii'de çok eğleniyor olmalı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Dale, isn't it? | Dale, değil mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| He must be missing his mother. | Annesini özlüyor olmalı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She's certainly missing him. | Annesi onu kesinlikle özlüyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Ah, how are youse? | Ah,nasılsınız? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm Ria's mother. | Ben Ria'nın annesiyim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I work for the local old peoples' home. | Buradaki huzur evinde çalışıyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| They love surprises. | Sürprizlere bayılıyorlar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I met a circus clown in Grafton Street once. | Bir seferinde Grafton Caddesinde bir sirk palyaçosuyla tanışmıştım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Big Red Nose, he was called. | Adı Büyük Kırmızı Burun'du. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I brought him along. He worked a treat. | Onu oraya götürdüm. Bir iki numara yaptı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| They'd love to meet an American. | Bir Amerikalıyla tanışmaya bayılırlar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm sure they would but I'm afraid I'd be a let down after Big Red Nose. | Eminim öyledir ama Büyük Kırmızı Burundan sonra hayal kırıklığı olurum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Do you have children of your own? | Kendi çocuklarınız var mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Don't worry about the gate. I'll close it. | Kapı için endişelenmeyin. Ben kapatırım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hi, Colm. | Merhaba, Colm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| This is a nice little market. | Bu güzel küçük bir pazar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I use it a lot for the restaurant. | Restoran için burayı çok kullanıyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| See, Irish bread, cakes. | Bak, İrlanda ekmeği, kekler. | Tara Road-1 | 2005 | |
| There's a really nice cheese stall right here. | Tam şurada da gerçekten hoş bir peynir standı var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Shea, how you doing? This is Marilyn from America. | Shea, nasılsın? Bu Amerika'dan Marilyn. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hi. You got anything interesting today? | Merhaba. Bugün ilginç bir şeyin var mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| So take a look. Oh yeah. | Bir bakalım. Oh evet. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Goat's brie, right? You like goat's cheese | Keçi peyniri değil mi? Keçi peyniri sever misin? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I don't even like goats. Try it. It's good for you. | Keçileri bile sevmem. Dene. Sana yararlı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Why is it everything that's good for you tastes horrible? | Neden yararlı olan herşeyin tadı hep kötü olur? | Tara Road-1 | 2005 | |
| So as you won't get addicted to it. | Alışkanlık yapma diye. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Mmm. There's a definite flavor. | Keskin bir kokusu var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I want a new frog. | Yeni bir kurbağa istiyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| As in hop hop horrible? | Korkunç hop hop gibi mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm not buying a new one. I'm swapping it for another. | Yenisini almayacağım. Bunu başkasıyla değiştireceğim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I don't think he's asking you, Annie. | Sana sorduğunu sanmıyorum, Annie. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We better go. What? | Gitsek iyi olur. Ne? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Bye, Colm. See you later, kids. | Hoşçakal, Colm. Sonra görüşürüz çocuklar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| When Mary left her Ireland home And wandered forth with me... | Mary İrlanda'daki yuvasını terkedip benimle geldiğinde... | Tara Road-1 | 2005 | |
| You gonna travel around the country at all? | Kırlarda gezintiye çıkmayı düşünüyor musun? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Not if I can help it. | Mümkünse hayır. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You only wanna travel around inside your head. Am I right? | Sadece kafanın içinde gezinmek istiyorsun. Haksız mıyım? | Tara Road-1 | 2005 | |
| You could say that. | Öyle de diyebilrisin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'll accompany you any time. | İstediğin zaman sana eşlik ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I like being alone. Me too. | Yalnız olmaktan hoşlanıyorum. Ben de. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's much better being alone together. | Beraber yalnız olmak çok daha iyidir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's so sweet, so unbearably sad. | Çok tatlı, dayanılmaz ölçüde de üzücü. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's alive, he's singing. | Yaşıyor, şarkı söylüyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Your smile is lovely and sad. | Gülümsemen çok hoş ve hüzünlü. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You wouldn't flirt with someone's emotions, | Birinin duygularıyla flört etmezsin değil mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| especially a stranger's, would you? | özellikle de yabancıların. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Ria tell you I was an alcoholic? | Ria sana alkolik olduğumu anlattı mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| How do you know when you're an alcoholic? | Alkolik olduğunu nasıl anlarsın? | Tara Road-1 | 2005 | |
| You get lots of clues. | Bir sürü ipucun olur. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Like when you start drinking, you can't stop. | İçmeye başladığında duramaman gibi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm addicted to something else now. What? | Şimdi başka bir şeye bağımlıyım. Neye? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Life. | Hayata. | Tara Road-1 | 2005 | |
| And mashed potatoes. | Ve patates püresine. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Do you have any children? | Çocukların var mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No. Thank God. | Hayır. Tanrı'ya şükür. | Tara Road-1 | 2005 | |
| So did you leave her or did she leave you? | O mu seni terk etti yoksa sen mi onu? | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's never as simple as that. | Asla bu kadar basit değildir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I had an affair, she found out and she threw me out. | Bir ilişkim oldu, anladı ve kapı dışarı attı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| What if she were the one who had had the affair? | İlişkisi olan o olsaydı ne olurdu? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Marriages survive affairs | Evlilikler ilişkileri atlatabilir | Tara Road-1 | 2005 | |
| if the marriage is bigger than the affair. | eğer evlilik ilişkiden daha güçlüyse. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I thought ours was. But she couldn't cook like you. | Bizimkinin öyle sanıyordum. Ama senin gibi yemek pişiremiyordu. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Unfortunately, able to cook does not save a marriage. | Maalesef yemek pişirebilmek evliliği kurtarmıyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| So how does Marilyn get on with Dale? | Marilyn'in Dale ile arası nasıl? | Tara Road-1 | 2005 |