Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 148393
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
...but even more if I wouldn't do it. | ...ama bunu yapmasaydım daha da fazla pişman olacaktım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
To comfort you, remember this: | En azından bu da seni... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I will spare you my regrets. Someone else will have to listen to them. | ...bir şekilde teselli edebilir. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Do you want to hear something else? | Müziği değiştireyim mi? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'll get a drink. Want one? | Ben bir içki alacağım. Sen de ister misin? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm imagining this house is ours... | Bu evin bizim olduğunu hayal ediyorum... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...and I'll end up in your arms each day. | ...ve her günün sonunda senin kollarında olduğumu. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
How would you make that happen? What? | Sence nasıl olurdu? Ne nasıl olurdu? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
By living together. | Birlikte yaşamak. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
We have to tell Claudio and C�line and find a place. | Claudio'yla Câline'e söyleyelim bir de bir yer bulalım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm never able to leave Claudio. | Claudio'yu terk edemem ben. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I can't hurt him. | Onu incitemem. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I can't bear to see him suffer because of me. | Benim yüzünden acı çekmesine dayanamam. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Doesn't your cocktail taste good? | Kokteyl güzel olmuş değil mi? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm not really thirsty. | Pek susamadım aslında. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Are you feeling all right? Yes. | İyi misin? Evet. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Well... no, not really. | Aslında... hayır, pek değil. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'd rather tell you after dinner. | Yemekten sonra söylesem daha iyi olacak. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
It would spoil your appetite. Nothing can spoil my appetite. | İştahını kaçırmak istemem. Hiçbir şey iştahımı kaçıramaz. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
When my father died, everyone was surprised I was eating. | Babam öldüğünde bile yemek yiyebilmeme şaşırmıştı herkes. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
They thought I wasn't sad. But that's who I am. | Üzülmedim sanmışlar. Ama ben de böyleyim işte. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Well OK... | Peki o zaman... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I think the time has come... | ...sanırım artık... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...for us to split up. | ...ayrılmamızın zamanı geldi. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
It isn't your fault. | Senin suçun değil. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm not blaming you for anything. On the contrary, you're... | Seni hiçbir şekilde suçlamıyorum. Aksine, sen... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...fantastic. | ...inanılmazdın. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
But it's not exactly a ''love story'' between us. | Ama aramızdaki tam olarak bir aşk hikayesi değildi. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
But it could be. with a little effort. | Ama biraz çaba gösterseydik olurdu belki. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
That's what I said to myself too. | Ben de öyle diyordum kendime. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
But I haven't been making an effort lately, haven't I? | Son günlerde pek bir şey yapmıyordum değil mi? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You seemed absent. | İlgisiz görünüyordun. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Have you met someone else? | Biriyle mi görüşüyorsun? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...unfortunately it's true love. | ...maalesef gerçek aşkı buldum. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Why "unfortunately"? | Neden maalesef diyorsun? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Because it's not convenient for her at this time. And neither for us. | Çünkü şu an bu onun için pek uygun değil. Bizim durumumuz da öyle. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
It would be better if we'd carry on together. | Birlikte olabilseydik daha iyi olurdu. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You can't have everything in life. | Hayatta her istediğin olamıyor. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Your acting strange. Aren't you angry with me? | Garip davranıyorsun. Kızmadın mı bana? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Don't you think monsters like me shouldn't exists? | Benim gibi hayvanlar ölsün istemiyor musun? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm a fatalist. | Kaderim böyleymiş. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Imagine... | Mesela... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...walking somewhere and being hit by a cyclist. | ...yolda yürürken sana bir bisiklet çarptı diyelim. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You get hurt. | Çok canın yandı. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
All you can do is wait until your wounds are healed. | Tek yapabileceğin şey yaran iyileşene kadar beklemek. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Complaining about it doesn't help. | Dert yanmak yaranı sarmaz. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Aren't you just a little angry with the cyclist? | Bisikleti sürene kızmaz mısın ki? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Why? Your wounds won't heal any faster because of it. | Niye kızaymışım? Kızınca yaran daha hızlı iyileşmez ki. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
It's not the cyclist's fault. He didn't do it on purpose. | Hem onun suçu değil ki. İsteyerek çarpmadı. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
That's right, but you can also blame him for not being careful enough. | Haklısın, ama en azından dikkat etmediği için suçlayabilirsin. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
But it requires experience to be careful. | Evet ama dikkat etmesi için de daha önceden tecrübe etmiş olması gerek. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You can't blame someone for not having experience. | Tecrübesi yok diye de kimseyi suçlayamazsın. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
That's absolutely true. | Bu tamamen doğru. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Very nicely put. | Her şey yerine oturuyor. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I had to leave you to discover your hidden charms. | Meğerse sendeki bu cevheri keşfetmek için seni terk etmem gerekiyormuş. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Thanks, that's sweet. | Sağol, çok tatlısın. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'd almost want to kiss you. It's too late for that now... | Neredeyse seni öpesim geldi. Bunun için çok geç artık... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
But if you want to, you may kiss me on the cheek. | Ama illa öpmek istersen, yanağımdan öpebilirsin. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Did I gain a girlfriend? | Şimdi bir dostum mu oldu yani? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
And I a friend? | Sanırım öyle. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
The ways to friendship are just as strange as those to love. | Arkadaşlıklar da aşklar kadar gariptir zaten. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
What did you say then? The ways to friendship... | Sonra ne dedin peki? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm not sure whether I said: | Tam hatırlamıyorum: | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
''The ways to friendship are just as strange as those to love.'' | "Arkadaşlıklar da aşklar kadar gariptir zaten." | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I think I had this idea this morning. It occurred to me then. | Galiba bu söz sabah gelmişti aklıma. Akşam da çıkageldi ağzımdan. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
She really is a great girl. Yes, she's really... | Gerçekten harika bir kızmış. Evet, öyledir... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...great. | ...harikadır. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Why are you looking like that? | Niye öyle bakıyorsun? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I was never jealous of her, but if she becomes a girlfriend... | Bu güne kadar hiç kıskanmamıştım onu, ama artık sadece arkadaş olduğunuza göre... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
If life would be fair, Claudio would meet someone else. | Hayat bu kadar adil olsaydı, Claudio da başka biriyle tanışırdı. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
That's it, you've got it. | İşte bu, buldun işte. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
What? You just said it. | Neyi? Az önce söyledin işte. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
If he met someone, you wouldn't have to leave him. He would. | Eğer birini bulursa, bir şey yapmana gerek kalmaz. O zaman o terk eder seni. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
He wouldn't mind leaving you and he would be happy to see us together. | Hem üzülmez hem de bizi birlikte gördüğü için mutlu da olur. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
He wouldn't even have to feel guilty. | Bir suçluluk bile duymaz. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm afraid I don't have much time. | Pek fazla zamanım yok ne yazık ki. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
What do you want to tell me? | Ne söyleyecektin bana? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I want to know if you're still single. | Hâlâ yalnız mısın diye soracaktım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Nicolas, you know... | Nicolas, biliyorsun... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I've thought about it. | Bunun hakkında düşündüm. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You were right, we're not really suited for each other. | Haklıydın, birbirimize göre değildik biz. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I don't know if I want to give it another shot. But this isn't about us. | Bir şans daha verebilir miyim bilemiyorum gerçekten. Ama bu bizimle ilgili değil. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I want to know whether you're prepared... | Artık başka biriyle çıkmaya... | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
...to meet someone. | ...hazır mısın diye soracaktım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
To meet someone? A good person, much better than me. | Başka biriyle mi? Çok iyi biri, benden çok daha iyi biriyle. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
What's this all about? | Ne demek oluyor bunlar? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
It's a bit complicated, but I'll explain. | Biraz karışık, ama açıklayacağım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
So I was thinking of you. You've got nothing to lose since you're still single. | Aklıma sen geldin. Hâlâ yalnız olduğuna göre kaybedecek bir şeyin yok. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You're terrible. Why? | Çok fenasın. Neden? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
No, nothing | Neyse, yok bir şey. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
You were supposed to meet other men. I'm asking you to meet one more. | Zaten biriyle tanışman gerekiyordu. Ben de senden bunu istiyorum. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
if you like him, great. If you don't, too bad. See.. | Hoşlanırsan, harika. Hoşlanmazsan da yazık olur. Anladın mı? | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I've got a picture of him. | İşte fotoğrafı. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
He looks nice. He looks a lot better in person. | Yakışıklıymış. Kişiliği de bir o kadar iyidir. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I'm willing to meet him, but just because of you. | Tamam buluşacağım onunla, ama sadece sen istiyorsun diye. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
There's a chance of one in a thousand we'll fancy each other. | Birbirimizden hoşlanma ihtimalimiz binde birlik bir durum zaten. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I know, even if it's one in a million, it's our only hope. | Biliyorum, milyonda bir bile olsa, bu bizim tek umudumuz. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Thank you, C�line. Thanks. | Çok sağol, Câline. Çok teşekkürler. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
I have to go. I'll call you when I get back. | Gitmem gerek. Dönünce ararım. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |
Nice to meet you.. | Tanıştığıma çok memnun oldum.. | Shall We Kiss?-1 | 2007 | ![]() |