Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 19253
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| about you right now. | ...şuan bir ilham geldi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, that feels so good. | Bu çok iyi hissettiriyor. Harika hissettiriyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| 'Cause I love havin' sex unprotected | Çünkü korunmasız seksi seviyorum. Çünkü korunmadan sevişmeyi seviyorum | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And I love when my dick's in you naked | Aletimin çıplak tenine değmesini seviyorum. Çıplak sikim içindeyken | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Deeper, Daddy, deeper! Yeah! | Derine babacık, daha derine! Daha derine babacığım, daha derine! İçine şapkasız giriyorum rum rum | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Goin' raw in you, you, you... | Çiğ çiğ içine giriyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yes! Yes! | Evet! Evet! Evet! Evet! İçine şapkasız giriyorum rum rum rum | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Goin' raw in you, you, you, you | Çiğ, çiğ içine giriyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, I think you going platinum in about two minutes! Oh! | Sanırım iki dakikaya boşalıcam. Bununla hemen ödülleri kaparsın! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're infected, yeah | Enjekte ediyorsun, evet. Hastalık kaptın | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Need antiseptic, yeah | Antiseptik gerekli, evet. İlaca başlamalısın | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| 'Cause, girl, you burned it | Çünkü kızım resmen yanıyorsun. Çünkü ateşe atmışsın Mi minör müydü o? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, that like an E minor or something? | Küçük bir şey mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, you burned it! | Oh, yanıyorsun! Ateşe atmışsın Ateşe atmışsın | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, you burned | Oh, yanıyorsun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ah... You... | Ah... Sen... Ateşe... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, shit. | Oh, siktir. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Motherfucker! | Orospu çocuğu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You done? I gotta get to church. | Geldin mi? Kiliseye gitmem gerek. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hey! Oh. | Selam! Oh. Selam! Sevişiyor muydunuz? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You two are fucking. | Sevişiyor musunuz? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh. Hey, bro. | Oh. Selam, kardeşim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How you doin'? My brother. | Nasıl gidiyor? Kardeşim. N'aber? Abi. Saygılar, sevgiler. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| My brother, peace and blessings. | Kardeşim, barış ve huzur. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hannah, this is my little brother, Eli. | Hannah, bu küçük kardeşim, Eli. Hannah, bu küçük kardeşim Eli. Küçük mü? Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Little? Yes. | Küçük derken? Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm Eli, like the movie about the book, | Ben Eli, tıpkı kitaptan alıntı film gibi... Ben Eli, Tanrı'nın Kitabı'ndaki gibi, derinim de. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| because I'm deep. | ...çünkü ben derinim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| He is deep. | O derindir. Çok derin. Taşaklara kadar. Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Balls deep. | Topları derin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Kateesha told me a lot about you. | Kateesha bana senden çok bahsetti. Kateesha bana senden çok bahsetti. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yeah, you're like... You're, like, a lot | Evet, sen tıpkı...sen tıpkı... Sen... Tahmin ettiğimden de sadesin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| plainer than I thought you would be. | ...düşündüğümden daha basitsin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, she plain but pretty. | Basit ama güzeldir. Sade ama güzel. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're like a brick wall, just boring and rigid... Okay. | Tuğladan duvar gibisin, sıkıcı ve sert. Peki. Kırık duvar gibisin, sıkıcı, sabit... Tamam. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And just ashy in some places. | Bazı yerlerde de sadece çöpsün. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, okay, okay, okay, enough with the small talk. | Tamam, bu kadar konuşma yeter. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We have a long drive ahead of us. | Önümüzde uzun bir yol var. Yolumuz uzun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We do. Great pleasure. It's been a pleasure. | Evet var. Tanışmak zevkti. Evet. Büyük zevkti. Çok memnun oldum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| The moon shall rise again. | Ay yeniden doğacak. Ay tekrar yükselecek. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, that so romantic, boo. What that mean? | Bu çok romantik! Anlamı ne? Çok romantik. Ne demek bu? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Deuces, bitch. Okay, I got you! I see you later! | Şeytani, sürtük. Tamam anladım! Sonra görüşürüz! Görüşürüz kaltak. Tamamdır! Görüşürüz! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Nice meeting you. Bye. | Tanıştığımıza sevindim. Hoşça kal. Memnun oldum. Görüşürüz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| All right, so listen. Meet me at the office later. | Pekâlâ, dinle. Sonra ofisimde görüşelim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I have something special planned for you. | Senin için özel planlarım var. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay? Deuces, bitch. Mmm hmm. | Tamam mı? Şeytani sürtük. Tamam mı? Görüşürüz kaltak. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Who you calling a bitch? Oh, shit! | Sen kime sürtük diyorsun? Oh, siktir! Sen kime kaltak diyorsun? Ha siktir! Oha kızım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Damn, girl. | Lanet olsun, kızım! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I was just saying. He said it to her, | Öylesine söyledim. Onun hoşuna gidince... Onun az önce dediğini dedim, bana şirin gelmişti. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and I thought it was cute. | ...senin de gider sandım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Damn, bitch... I mean, girl. | Lanet sürtük, yani kızım! Vay anasını kaltak. Yani kızım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you ready for the ride of your life? | Hayatının yolculuğuna hazır mısın? Hayatının yolculuğuna hazır mısın? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, my God! Are we gonna go in your helicopter? | Aman Tanrım! Beni helikoptere mi bindireceksin? Aman Tanrım! Helikopterine mi bineceğiz? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I can't believe you thought I was gonna take you on the chopper. | Seni helikoptere bindireceğimi sanmana inanamıyorum. Seni helikoptere bindireceğimi sanmana inanamıyorum. Daha yatmadık bile. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We haven't even fucked yet. | Daha düzüşmedik bile. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| After you. | Önden buyurun. Önden hanımlar. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Holy shit! You live here? | Ha siktir! Burada mı yaşıyorsun? Ha siktir! Burada mı yaşıyorsun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What, a black man can't have a nice place like this? | Ne yani siyahi bir adam böyle bi' yerde yaşayamaz mı? Ne yani, siyahi biri böyle bir evde yaşayamaz mı? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No, a black man cannot have a beautiful place like this. | Hayır siyahi bir adamın böyle güzel bi' evi olamaz. Hayır, siyahi biri böyle güzel bir yere sahip olamaz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know, Wesley Snipes had a place like this, | Wesley Snipes'in vergilerini ödemeyi... Wesley Snipes vergi kaçırmayı bırakmadan önce böyle bir yere sahipti. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| before he stopped doing his own taxes. | ...bırakmadan önce böyle bi' evi vardı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How about some wine? | Biraz şarap? Biraz şarap ister misin? Evet, lütfen. Tamam. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Do you know why I brought you here, Hannah? | Seni buraya neden getirdiğimi biliyor musun, Hannah? Seni buraya neden getirdiğimi biliyor musun Hannah? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm assuming to make sweet love. | Tahminimce sevişmeye geldik. Aşk yaşamak için sanırım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I don't make love. I fuck. | Ben sevişmem. Beceririm. Ben aşk yaşamam. Sikerim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hard and quick. | Sert ve hızlı. Sertçe ve hızlı. Hem de çok hızlı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Really quick. | Çok hızlı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It's like a Ronda Rousey fight. You blink and it's over. | Tıpkı Ronda Rousey'in dövüşmesi gibi. Göz açıp kapıncaya kadar biter. Mike Tyson dövüşü kadar hızlı. Gözünü kırparsın ve bitmiş olur. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| But first you're gonna have to sign | Ama önce gizlilik sözleşmesini... Ama önce gizlilik sözleşmesini imzalamak zorundasın. O nedir? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| a nondisclosure agreement. | ...imzalaman gerekiyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It's basically lawyer talk for "shut the fuck up." | Avukatların "kapa çeneni" deme şekli. Hukuk dilinde "kapa çeneni amına koyayım" demek. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Come with me. I'll explain. | Benimle gel. Sana açıklayayım. Benimle gel. Açıklayacağım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| A nondisclosure agreement | Seni ve beni koruyacak... Gizlilik sözleşmesi ikimizi de korur. Ama çoğunlukla beni korur. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| protects both you and me, but mostly me. | ...bir gizlilik anlaşması, daha çok beni koruyacak. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Behind this door is my playroom. | Bu kapının ardında oyun odam var. Bu kapının arkasında oyun odam var. Playstation falan mı yani? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You mean, like, for your PlayStation and stuff? | Yani Playstation falan tarzında bir şey mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh. That's a nice key. | Oh, güzel anahtar. Ne güzel anahtarmış. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| So tight. | Daracık. Çok dar. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Keyhole don't wanna open! You ready to get opened? | Anahtar deliği açılmak istemiyor! Açılmak için hazır mısın? Anahtar deliği açılmak istemiyor! Açılmaya hazır mısın? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Reload, man! Reload! I told you to reload! | Yükle adamım. Yüklesene. Sana yükle dedim! Şarjörü doldursana oğlum! Şarjorü doldurmanı söylemiştim! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm an Xbox man myself. | Kendi Xbox adamlarım. Daha çok Xbox'çıyımdır da. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, you next, Black! | Oh, sıra sende, Black! Sırada sen varsın Black! Oynamasam iyi olur. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You don't want none of this. | Buna gerek yok. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yo, when you done with Wendy Williams over there, | Wendy Williams ile işin bitince... Şu Wendy Williams'la işin bitince... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| jump on this game so I can shoot you in the face! | ...oyuna katıl da seni suratından haklıyım! ...oyuna gel de kafana sıkayım! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm gonna be honest with you, Christian. She's not attractive. | Sana karşı dürüst olacağım, Christian. Kız çekici değil. Sana dürüst olacağım Christian. Kız hiç güzel değil. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Like, the bitch look like she got lupus. | Hastalıklı bir sürtüğe benziyor. Hatun lupus hastalığı taşıyor gibi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, you look like a thumb that's been yanked out of somebody's asshole. | Sen de birinin götünden çıkmış baş parmağı gibisin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Slam dunk! | Fena koydu! Kapak! İyi soktu yalnız. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's crazy. That's crazy. | Bu delilik. Bu delilik. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yeah, well, how about... Ha! | Peki buna ne dersin? Peki ya... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I got nothing. 'Cause I'm better than you. | Elimde bir şey yok. Çünkü senden daha iyiyim. Bir şey bulamadım. Çünkü senden daha iyiyim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, well, I got something | Sana gerçekten... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I really wanna show you. | ...göstermek istediğim bir şey var. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, my God. It's not more broke niggas, is it? | Tanrım, daha fazla ucube zenci olmasın! Aman Tanrım, daha fazla fakir göstermeyeceksin değil mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No more broke niggas. No offense. | Başka zenci yok. Alınma sen. Hayır. Alınma. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And don't worry about those ingrown hairs on your penis. | Ve penisinin üzerindeki kıl dönmesine aldırma. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We can't see them through your pants. | Pantolonundan belli olmuyor. Pantolonundan görünmüyor zaten. Ona yarağının hepsini sokma hacı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Don't give her all the dick, bro. | Aletinin hepsini ona verme dostum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| She don't deserve it. Half the dick. | Bunu hak etmiyor. Yarısını ver. Hak etmiyor. Yarısını ver. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 |