Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158467
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I was wrong before. | Orada yanılmışım. | Tape-1 | 2001 | |
| Look, what do you want me to say? | Bak, benden ne söylememi istiyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sorry. Stop apologizing to me. | Üzgünüm. Benden özür dilemeyi kes. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm not! I'm apologizing in general. | Senden özür dilemiyorum! Genel anlamda özür diliyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| It's something I wish hadn't happened. | O olay olmaması gereken birşeydi. | Tape-1 | 2001 | |
| I don't think I'm an evil person. | Kötü biri olduğumu düşünmüyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| No one's saying you're evil. | Kimse kötü birisin demiyor. | Tape-1 | 2001 | |
| It sure as hell feels like it. | Ama bazı şeyler öyle bir his veriyor. | Tape-1 | 2001 | |
| Do you think you're evil? | Kötü olduğunu düşünüyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| So then, you're not evil. I'm the evil one. | Öyleyse kötü biri değilsin. Ben kötü biriyim. | Tape-1 | 2001 | |
| You're the morally conscious movie maker. | Sen ahlaki bilince ulaşmış Bir film yapımcısısın. | Tape-1 | 2001 | |
| All right, can we stop now? Totally. | Pekala, artık kesebilir miyiz? Tamamıyla. | Tape-1 | 2001 | |
| I just think you should call her. | Sadece onu araman gerektiğini düşünüyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| I am not going to call her. Why not? You should. | Onu falan aramayacağım. Neden? Aramalısın. | Tape-1 | 2001 | |
| Just stop, okay? | Artık kes, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| To call her now would be to trivialize the entire thing. | Onu şimdi aramak tüm olanları önemsiz bir hale getirirdi. | Tape-1 | 2001 | |
| I mean, what do I say? ''Oh, hey, how's it going? | Peki, ne diyeceğim? ''Oh, hey, nasıl gidiyor? | Tape-1 | 2001 | |
| How's your life? Oh, by the way, | Yaşam nasıl bakalım? Oh, bu arada, | Tape-1 | 2001 | |
| sorry about the date rape 1 0 years ago.'' | şu on yıl önceki çıkma tecavüzü için üzgünüm.'' | Tape-1 | 2001 | |
| So you did date rape her? | Yani onunla çıktığında tecavüz ettin. | Tape-1 | 2001 | |
| I coerced her to have sex with me. | Onu benimle sex yapmaya zorladım. | Tape-1 | 2001 | |
| Verbally. | Konuşarak. | Tape-1 | 2001 | |
| You verbally coerced her? | Onu koşarak mı zorladın? | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah, by applying | Evet, aşırı dilsel | Tape-1 | 2001 | |
| excessive linguistic pressure, | baskı kullanarak, | Tape-1 | 2001 | |
| I persuaded her to have sex with me. | Onu benimle sex yapmaya ikna ettim. | Tape-1 | 2001 | |
| And then, things got rough? | İş sonradan mı sertleşti? | Tape-1 | 2001 | |
| No, things got rough in that, after a while, | Hayır, iş o zaman sertleşti, bir müddet sonra, | Tape-1 | 2001 | |
| they became aggressively playful. | baskılı biçimde zevkli bir hale geldi. | Tape-1 | 2001 | |
| They did? | İş mi? | Tape-1 | 2001 | |
| Meaning what? | Neyi düşünerek? | Tape-1 | 2001 | |
| Meaning that I probably thought I was still being playful, | Hala eğlenceli biri olduğumu düşünerek, | Tape-1 | 2001 | |
| but others might interpret my actions as being... | ama bazıları tutumlarımı sertlik... | Tape-1 | 2001 | |
| rough. I.e., rape. | olarak nitelendirebilir. Diğer deyişle, tecavüz. | Tape-1 | 2001 | |
| No. Rough. | Hayır. Sertlik. | Tape-1 | 2001 | |
| only you two know what happened. | ne olduğunu sadece ikiniz biliyorsunuz. | Tape-1 | 2001 | |
| So only you two can interpret your actions. | Öyleyse sadece ikiniz kendi tutumlarınızı nitelendirebilirsiniz. | Tape-1 | 2001 | |
| So why don't you just tell me the facts | Bunun için neden bana Gerçekleri anlatmıyor | Tape-1 | 2001 | |
| and interpret them later? I am telling you, | ve onları sonra nitelendirmiyorsun? Sana söylüyorum, | Tape-1 | 2001 | |
| I argued her into it. | Onu bunu yapmaya zorladım. | Tape-1 | 2001 | |
| You're fucking lying. | B.ktan bir yalan söylüyorsun. | Tape-1 | 2001 | |
| What is your problem? I just don't know | Sorunun ne senin? Tam olarak bilemiyorum | Tape-1 | 2001 | |
| how you can sit there with your oldest friend... | orada en eski arkadaşınla öyle oturuyor ve sürekli... | Tape-1 | 2001 | |
| and continually tell lies. Okay, Vince, | yalan söylüyorsun. Tamam, Vince, | Tape-1 | 2001 | |
| what makes you think I'm lying? | sena yalan söylediğimi düşündüren şey nedir? | Tape-1 | 2001 | |
| Because only you would come up with | Çünkü hep şu tür şeylerle geliyorsun | Tape-1 | 2001 | |
| ''excessive linguistic pressure.'' | "Aşırı dilsel baskı." | Tape-1 | 2001 | |
| Okay? That's not a normal expression. | Yani bu normal bir ifade değil. | Tape-1 | 2001 | |
| That is a sign of ''excessive bullshit,'' all right? | Bir tür "aşırı saçmalık" göstergesi. | Tape-1 | 2001 | |
| If you had really done only that, you'd be more specific. | Eğer sadece onu yaptıysan, daha detaylı anlatmalısın. | Tape-1 | 2001 | |
| You'd said you told her if she didn't put out, | Ona seninle düzüşmediği durumda, | Tape-1 | 2001 | |
| you'd tell everybody she had VD, | millete VD hastası olduğunu yayacağını, | Tape-1 | 2001 | |
| or smelled bad, or had a penis, | yada kötü koktuğunu, yada bir penisi olduğunu, | Tape-1 | 2001 | |
| or any of the normal things that guys say. | yada normal bir adamın söyleyeceği herhangi bir tehdit savurmuş olabilirsin. | Tape-1 | 2001 | |
| But instead, you come up with your typical crap, | Ama bunun yerine, sen kendine özgü, anlaşılmaz, | Tape-1 | 2001 | |
| which sounds... mature, all right, | kulağa uçmuş gibi gelen laflarla geliyorsun... | Tape-1 | 2001 | |
| but contains nothing. | ama içi tamamen boş. | Tape-1 | 2001 | |
| And it's bullshit, | Ve saçmalık, | Tape-1 | 2001 | |
| because the reason why you are where you are today... | çünkü bugün bulunduğun yerde olmanın nedeni... | Tape-1 | 2001 | |
| is because you always insist on getting things your way. | işleri hep kendi gözünden görmen. | Tape-1 | 2001 | |
| That is what you're good at. | Bu senin kabiliyet göstergen. | Tape-1 | 2001 | |
| So why don't you own up and admit what you did? | Öyleyse neden kendin olmuyor ve gerçeği açıklamıyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| Vince, fuck off. | Vince, s.kt.r | Tape-1 | 2001 | |
| Fine, I'll call her. | Güzel, onu arayacağım. | Tape-1 | 2001 | |
| Don't do that. Why not? | Bunu sakın yapma. Neden? | Tape-1 | 2001 | |
| John: Because I would like you not to. | John: Çünkü yapmanı istemiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Why not? Vince. Vince! | Neden? Vince. Vince! | Tape-1 | 2001 | |
| You've already made your point. | Demek istediğini dedin zaten. | Tape-1 | 2001 | |
| What's my point? Your point is that... | Demek istediğim neymiş? Demek istediğin... | Tape-1 | 2001 | |
| nobody's perfect, including me, | hiç kimsenin mükemmel olmadığı, ben de dahil, | Tape-1 | 2001 | |
| so it offends you when I tell you how you should live your life. | ve ben sana hayatını yaşaman gerektiğini söylediğimde sana fena koyuyor. | Tape-1 | 2001 | |
| That's not my point. | Demek istediğim bunlar değil. | Tape-1 | 2001 | |
| It should be. Well, it's not. | Bunlar olmalı. Pekala, bunlar değil. | Tape-1 | 2001 | |
| Why not? 'Cause I haven't got to my point yet. | Neden? Çünkü demek istediğimi henüz söylemedim. | Tape-1 | 2001 | |
| So get to it. | Hadi söyle öyleyse. | Tape-1 | 2001 | |
| Maybe I don't have one. | Belki de yok. | Tape-1 | 2001 | |
| Then I'm gonna leave. | Öyleyse gidiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Wrong. Right. | Bu olmaz. Olur. | Tape-1 | 2001 | |
| Admit it. | Gerçeği söyle. | Tape-1 | 2001 | |
| Admit what?! Admit what you did to Amy. | Ne gerçeğini?! Amy'e yaptığın gerçeği. | Tape-1 | 2001 | |
| What makes you think I did something? Because I know. | Sana birşey yaptığımı düşündüren nedir? Çünkü biliyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| How? Cause she told me. | Nasıl? O bana söyledi. | Tape-1 | 2001 | |
| Told you what? What you did. | Neyi söyledi? Ne yaptığını. | Tape-1 | 2001 | |
| What did she say? What? | Ne söyledi? Ne? | Tape-1 | 2001 | |
| What did she say? Nothing. | Ne söyledi? Hiçbir şey. | Tape-1 | 2001 | |
| It was obvious, so just tell me what you did | O açıkça ortadaydı, şimdi bana ne yaptığını söyle | Tape-1 | 2001 | |
| and I'll let you go. Would you stop being a dick? | ben de gitmene izin vereyim. Kıllık yapmayı keser misin? | Tape-1 | 2001 | |
| Tell me what you did. Why do you care? | Bana ne yaptığını söyle. Bu seni neden ilgilendiriyor? | Tape-1 | 2001 | |
| 'Cause I want to hear it. What would that change? | Çünkü duymak istiyorum. Bu neyi değiştirirdi ki? | Tape-1 | 2001 | |
| I don't know. So why does it matter? | Bilmiyorum. Öyleyse sorun ne? | Tape-1 | 2001 | |
| We know I did something wrong. | Yanlış birşey yaptığımı biliyoruz. | Tape-1 | 2001 | |
| So tell me what you did. I pinned her arms back | Öyleyse ne yaptığını da söyle. Kollarını arkaya bağladım | Tape-1 | 2001 | |
| and stuck my dick in, okay? | ve s.k.m içeri s.kt.m, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| For Christ's fucking sakes, shit happens! | Lanetler adına, iyi halt etmişsin! | Tape-1 | 2001 | |
| I already said I'm sorry. | Zaten üzgün olduğumu söyledim. | Tape-1 | 2001 | |
| What did you just do? Taped our conversation. | Sen demin ne yaptın? Konuşmamızı kayıt ettim. | Tape-1 | 2001 | |
| Wanted to make sure I heard you right. | Doğru duyduğuma emin olmak için. | Tape-1 | 2001 | |
| Tape: So tell me what you did! | Tape: Öyleyse ne yaptığını da söyle | Tape-1 | 2001 | |
| I pinned her arms back and stuck my dick in, okay? | Kollarını arkaya bağladım ve s.k.m içeri s.kt.m, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| For Christ's fucking sakes, shit happens!... | Lanetler adına, iyi halt etmişsin!... | Tape-1 | 2001 |