Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158471
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Yeah, but you still drink? | Evet ama, hala içiyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| Okay... your point? | Pekala... demek istediğin nedir? | Tape-1 | 2001 | |
| I'm just saying you should be more careful. | Sadece daha dikkatli olman Gerektiğini söylüyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Is it ''Lecture Vince Night''? Who's lecturing you? | Bu bir "Vince'e nutuk gecesi" mi? Kim sana nutuk atıyor? | Tape-1 | 2001 | |
| You are just a little bit. He was. | Sen atıyorsun, biraz. O da. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm waiting for the Motor Palace guy to come in here next. | Bir sonraki Motor Palas konuşmacısı kim olacak merak ediyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| It's only because I care about you. | Bu sadece seni düşündüğüm için. | Tape-1 | 2001 | |
| You haven't seen me in five years. | Beni beş senedir görmüyorsun. | Tape-1 | 2001 | |
| You were my first boyfriend. | Sen benim ilk erkek arkadaşımdın. | Tape-1 | 2001 | |
| It's inevitable. You could turn into... | Bu kaçınılmaz. Bakımsız, sümüklü... | Tape-1 | 2001 | |
| you know, a dirty old bum and I'd still care. | birisi bile olmuş olsaydın ben hala seni düşünürdüm. | Tape-1 | 2001 | |
| Of course. It's just one of those things. | Elbette. Bu sadece o tür şeylerden biri işte. | Tape-1 | 2001 | |
| I can't right now. Why not? | Şu anda yapamam. Neden? | Tape-1 | 2001 | |
| I have a boyfriend. | Birisi var. | Tape-1 | 2001 | |
| Who is he? He's the District Attorney. | Kim o? İlçe savcısı. | Tape-1 | 2001 | |
| Oh God, that is so typical. | Oh tanrım, ne kadar tipik. | Tape-1 | 2001 | |
| Typical. Why? Itjust is. | Tipik mi. Neden? Çünkü öyle. | Tape-1 | 2001 | |
| Well, if it doesn't work out, I'll give you a call in Oakland. | Neyse, eğer bir sonuç çıkmazsa, Oakland'dan seni bir ararım. | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah right. | Olur tabi. | Tape-1 | 2001 | |
| So I should really get going. | Şimdi benim gerçekten gitmem mi gerekiyor? | Tape-1 | 2001 | |
| Why don't you give him a lecture? | Neden ona bir konferans vermiyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| On what? I don't know. | Ne hakkında? Bilmem. | Tape-1 | 2001 | |
| Taking better care of himself. | Kendisine daha iyi bakması hakkında. | Tape-1 | 2001 | |
| He looks like he's doing okay to me. | Benim için bir sorun teşkil etmiyor. | Tape-1 | 2001 | |
| It was good to see you again, Amy. | Seni tekrar görmek güzeldi, Amy. | Tape-1 | 2001 | |
| Vince: Whoa, whoa, whoa. | Vince: Dur, dur, dur. | Tape-1 | 2001 | |
| Vincent! What? | Vincent! Ne? | Tape-1 | 2001 | |
| No, no, he can't get out of here just like that. | Hayır, hayır, buradan bu şekilde çıkıp gidemez. | Tape-1 | 2001 | |
| I'll see you tomorrow. Bullshit. | Seninle yarın görüşürüz. Saçmalık. | Tape-1 | 2001 | |
| What? I have to go. | Ne? Gitmek zorundayım. | Tape-1 | 2001 | |
| No. Listen, Amy... | Hayır. Bak, Amy... | Tape-1 | 2001 | |
| It was really good of you to say that. | Öyle söylediğin için çok iyisin sen. | Tape-1 | 2001 | |
| You know, because I always thought that... | Bilirsin, çünkü sürekli... | Tape-1 | 2001 | |
| that John was your first love. | John'un ilk sevgilin Olduğunu düşündüm. | Tape-1 | 2001 | |
| I realize you guys didn't date much in high school, but... | İkinizin lisede çok fazla beraber gezmediğinizin farkındayım, ama... | Tape-1 | 2001 | |
| I assumed even though I didn't know then, | O zamana kadar bilmesem de zannetim ki, | Tape-1 | 2001 | |
| that when you guys got together at the end of senior year, | yıl sonunda siz ikiniz birlikte dolaşmaya başladınız, | Tape-1 | 2001 | |
| I always assumed that was like some kind of... | Her zaman sandım ki o bir tür... | Tape-1 | 2001 | |
| you know, long awaited love affair that was bound to happen. | bilirsin, gecikmiş ama gerçekleşmesi gereken bir aşk tutkusu. | Tape-1 | 2001 | |
| Am I characterizing it correctly? | Doğru ifade edebiliyor muyum? | Tape-1 | 2001 | |
| I don't think anyone would call it a long awaited love affair. | Bence hiç kimse ona gecikmiş bir aşk tutkusu demezdi. | Tape-1 | 2001 | |
| I'd call it us getting together at the end of senior year. | Bizi yıl sonunda bir araya getirme tutkusu derdim. | Tape-1 | 2001 | |
| Oh, maybe I was justjealous. You know? | Oh, belki kıskançtım. Biliyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| I mean, you know... | demek istediğim, bilirsin... | Tape-1 | 2001 | |
| I always wanted to be your first... boyfriend. | Senin her zaman ilk... erkek arkadaşın olmayı istedim. | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah, I know, but... | Evet biliyorum, fakat... | Tape-1 | 2001 | |
| I know I shouldn't care about things like that, but... | O tür şeyleri kafaya takmamam gerektiğini biliyorum, ama... | Tape-1 | 2001 | |
| like I said, I'm sentimental. That's not sentimental. | Dediğim gibi, ben duygulara önem veren biriyim. Bu duygulara önem verme değil. | Tape-1 | 2001 | |
| What is it? It's stupid. | Ne peki? Aptallık. | Tape-1 | 2001 | |
| You know something? | Birşeyi biliyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| I agree with you. All right, it is. | Seninle aynı fikirdeyim. Tamam, bu işte. | Tape-1 | 2001 | |
| But I didn't know that back then. Back then... | Ama ondan önce bilmiyordum. Ondan önce... | Tape-1 | 2001 | |
| you not wanting to have sex with me was like... | benimle sex yapmayı istememen tıpkı... | Tape-1 | 2001 | |
| getting disinvited to Christmas dinner with my grandparents, | dedem ve ninemle Noel yemeğine davet edilmemem gibi birşeydi, | Tape-1 | 2001 | |
| which is something that I'm very sentimental about. | ki bu da benim önem verdiğim hususlardan biridir. | Tape-1 | 2001 | |
| You shouldn't have taken it personally. | Bunu kişisel olarak Algılamaman gerekirdi. | Tape-1 | 2001 | |
| I did. | Öyle algıladım. | Tape-1 | 2001 | |
| Especially when you guys ended up getting together. Literally. | Özellikle siz ikiniz bir araya gelmeye son verince. Tamamen. | Tape-1 | 2001 | |
| But I guess I blew it out of proportion. | Ama sanırım ağzımdan kaçırdım. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm talking about you and John getting together | Sen ve John'un biraraya gelmenizden | Tape-1 | 2001 | |
| at the end of senior year. That hurt my feelings at the time. | okul yılı sonunda. Benim duygularımı da incitti tabi. | Tape-1 | 2001 | |
| But according to John, | Ama John'a göre, | Tape-1 | 2001 | |
| it was less of a love affair that was bound to happen | gerçekleşmesi gereken bir aşk tutkusu gibi birşey değildi | Tape-1 | 2001 | |
| and more like two kids getting giddy before graduation, | sadece iki çocuğun mezuniyetten önce yaramazlık yapması gibi birşeydi, | Tape-1 | 2001 | |
| in which case, I really shouldn't hold a grudge. | ki bunda acı duymamama gerek olmadığını söyledi . | Tape-1 | 2001 | |
| Is that what it was? | Yani bu muydu? | Tape-1 | 2001 | |
| I would say it was more of a crush | Ben buna bir yetişkin aşkından fazla derdim, | Tape-1 | 2001 | |
| that never amounted to much. | miktarı çok fazla olmayan. | Tape-1 | 2001 | |
| For you or for him? | Kendi adına mı yoksa onun mu? | Tape-1 | 2001 | |
| For me. | Kendi adıma. | Tape-1 | 2001 | |
| It doesn't seem like Amy wants to talk about this. | Amy bunun hakkında fazla konuşmak istemiyor gibi. | Tape-1 | 2001 | |
| I mean, come on. | Demek istediğim, hadi ama. | Tape-1 | 2001 | |
| We're all mature adults. | Hepimiz olgun erişkinleriz. | Tape-1 | 2001 | |
| Why can't we talk about a high school crush | Neden bir lise aşkı hakkında konuşamayalım? | Tape-1 | 2001 | |
| that happened 1 0 years ago? Fine, then | hem de on yıl önce olmuş birşey? İyi öyleyse | Tape-1 | 2001 | |
| I'm going to let you two have this discussion without me. | Siz ikinizin bu konuşmaya bensiz devam etmenizi sağlayacağım. | Tape-1 | 2001 | |
| Before you go, I'm just curious as to why... | Gitmeden önce, neden Amy'nin aşkının sana birşey vermediğini... | Tape-1 | 2001 | |
| nothing came of Amy's crush for you. | merak ediyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Amy? | Amy mi? | Tape-1 | 2001 | |
| Why nothing ever came of it? Yeah, I mean, | Neden ondan birşey çıkmadı? Evet, yani, | Tape-1 | 2001 | |
| why didn't it develop into something more serious? | neden daha ciddi birşeye dönüşmedi? | Tape-1 | 2001 | |
| It was not like you and I got together afterwards. | Daha sonra sen ve benim birlikte olmamız gibi değildi. | Tape-1 | 2001 | |
| Vince: I don't even remember you dating anyone after that. | Vince: Daha sonra başka biriyle çıktığını bile hatırlamıyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| At least not from our school. | En azından bizim okuldan biriyle. | Tape-1 | 2001 | |
| Well, I guess itjust didn't work out. | Tamam, sanırım sadece bir sonuç çıkmadı işte. | Tape-1 | 2001 | |
| There's no specific reason for that? | Onunla ilgili belirli bir neden yok mu? | Tape-1 | 2001 | |
| Amy: I'm sure there was. | Amy: Eminim ki vardı. | Tape-1 | 2001 | |
| No but. I'm sure there was. | Hayır fakat. Eminim vardı. | Tape-1 | 2001 | |
| All right... John, | Tamam... John, | Tape-1 | 2001 | |
| why are you so anxious to leave? Look... | gitmek için neden bu kadar heyecanlanıyorsun? Bak... | Tape-1 | 2001 | |
| this is a little uncomfortable for me. | bu benim için biraz rahatsızlık verici. | Tape-1 | 2001 | |
| Okay, it's a little uncomfortable, so... | Tamam, biraz rahatsızlık verici, nedir... | Tape-1 | 2001 | |
| I'd rather leave. Fine. I'm here, all right? | Gitmeyi tercih ediyorum. İyi. Ben buradayım, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| Does anyone have anything they'd like to say to me? | Kimsenin bana söyleyecek birşeyi var mı? | Tape-1 | 2001 | |
| No, thanks. | Hayır, yok. | Tape-1 | 2001 | |
| Vince? Yeah! | Vince? Var! | Tape-1 | 2001 | |
| I mean, listen. It's your call, John. | Demek istediğim, dinle. Bu seninle ilgili, John. | Tape-1 | 2001 | |
| I can't speak for you. | Senin adına konuşamam. | Tape-1 | 2001 | |
| It was good to see you again, Amy. | Seni yeniden görmek güzeldi, Amy. | Tape-1 | 2001 | |
| That is so fucking typical! | Bu sadece tipik Bir lanet! | Tape-1 | 2001 |