Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158466
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| We slept together. | Birlikte yattık. | Tape-1 | 2001 | |
| What do you mean, how? How did you sleep together? | Nasıl da ne demek? Birlikte nasıl yattınız? | Tape-1 | 2001 | |
| so now this is about that? Is it? | şimdi yine onun hakkında değil mi? | Tape-1 | 2001 | |
| I don't know. You tell me. | Bilmiyorum. Sadece anlat. | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah, how? | Öyle mi, nasıl? | Tape-1 | 2001 | |
| Vince... | Vince... | Tape-1 | 2001 | |
| you know how. No, I don't. | nasıl olduğunu bilirsin. Hayır, bilmiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| I mean, I have an idea... | Bir düşüncemi anlatmaya çalışıyorum... | Tape-1 | 2001 | |
| but I don't actually know, because... | ama aslının nasıl olduğunu bilmiyorum, çünkü... | Tape-1 | 2001 | |
| We laughed about it. We thought it was kind offunny, | Bunun hakkında gülmüştük. Bir tür şaka olduğunu düşünmüştük, | Tape-1 | 2001 | |
| but you never exactly told me what happened. | ama bana tam olarak neler olduğunu anlatmadın. | Tape-1 | 2001 | |
| So what do you want to know? I want to know what happened. | Öğrenmek istediğin şey nedir? Ne olduğunu öğrenmek istiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| What do you mean, how? | Ne demek nasıl? | Tape-1 | 2001 | |
| You're gonna have to be more specific. | Daha detaylı olarak söylemelisin. | Tape-1 | 2001 | |
| In what fashion... | nasıl bir tarzda... | Tape-1 | 2001 | |
| did you sleep with her? Jesus... | onunla yattın? Tanrım... | Tape-1 | 2001 | |
| We had sex. | Sex yaptık. | Tape-1 | 2001 | |
| And... And that was it. | Ve... O kadardı. | Tape-1 | 2001 | |
| Was it good sex? | İyi oldu mu bari? | Tape-1 | 2001 | |
| I've had better since. | En iyisiydi. | Tape-1 | 2001 | |
| Was it on the rough side? | Sert biçimde olan türden miydi? | Tape-1 | 2001 | |
| It's hard to say... We were both drunk. | Bunu söylemek zor çünkü... ikimiz de sarhoştuk. | Tape-1 | 2001 | |
| Did you rape her? | Ona tecavüz mü ettin yani? | Tape-1 | 2001 | |
| Did I rape her? | Tecavüz etmek mi? | Tape-1 | 2001 | |
| Kind of? | Peki benzer bir şey miydi? | Tape-1 | 2001 | |
| Was it kind of like a date rape? | Bir tür çıkma tecavüzü mü? | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah. Did you kind offorce her to have sex with you? | Evet. Onu seninle sex yapması için zorladın mı? | Tape-1 | 2001 | |
| No, man. | Hayır, ahbap. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm not sure what you want me to say. | Emin değilim. Bana ne söyletmeye çalışıyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| I want you to tell me what happened, all right? | Bana neler olup bittiğini anlatmanı istiyorum, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| You're a filmmaker, okay? Lay out the scene for me. | Sen bir film yapımcısısın. Gözlerimin önüne sahneyi ser. | Tape-1 | 2001 | |
| Show me the dailies. | Bana detayları göster. | Tape-1 | 2001 | |
| You know what? Can we talk about this when you're not high? | Sorun ne biliyor musun? Bunu kafan uçuk durumda değilken konuşalım mı? | Tape-1 | 2001 | |
| Maybe the only reason I'm high is so that you would get high, | Kafayı bulmuş olmamın tek sebebi senin de kafayı bulacak olman, | Tape-1 | 2001 | |
| and for once tell me the truth, instead of changing the subject. | ve konuyu değiştirmeden bana bir kez olsun doğruyu söyleyecek olman. | Tape-1 | 2001 | |
| It was a little rough, | Biraz sertti, | Tape-1 | 2001 | |
| which is something that doesn't make me proud. | beni onore etmeyen bir şey oldu. | Tape-1 | 2001 | |
| Okay? Did you talk to her after that? | Pekala? Daha sonra onunla konuştun mu? | Tape-1 | 2001 | |
| No. No? Why not? | Hayır. Hayır mı? Neden? | Tape-1 | 2001 | |
| I wouldn't know what to tell her. | Ona ne söyleyeceğimi bilemedim. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm a completely different person. | Artık tamamen farklı biriyim ben. | Tape-1 | 2001 | |
| Well, maybe she is too. Maybe. | Tamam, belki o da öyledir. Belki. | Tape-1 | 2001 | |
| Maybe she's fat. That's really not funny. | Belki şişmandır. Bu hiç komik değil. | Tape-1 | 2001 | |
| I didn't say it was. | Komik olduğunu söylemedim. | Tape-1 | 2001 | |
| Does anybody know what happened? I didn't tell anyone. | Başkaları ne olup bittiğini biliyor mu? Kimseye söylemedim. | Tape-1 | 2001 | |
| Why not? Maybe you should. | Neden? Bence söylemelisin. | Tape-1 | 2001 | |
| look, I don't actually consider it a crime. | bak, ben bunu gerçek bir suç olarak görmüyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| It was not a good thing. | İyi bir şey değildi. | Tape-1 | 2001 | |
| It was morally somewhat questionable... | Ahlaki olarak bir şekilde sorgulanabilir... | Tape-1 | 2001 | |
| and yeah, yeah, I wish it hadn't happened. | neyse, neyse, Keşke olmamış olsaydı. | Tape-1 | 2001 | |
| But it's nothing where I need to turn myself in to the police | Kendimi polise teslim etmemin yanında bir şey sayılmaz ama. | Tape-1 | 2001 | |
| 1 0 years later. Nobody's talking about the police. | On yıl sonra mı. Kimse polisten falan bahsetmiyor. | Tape-1 | 2001 | |
| What are you talking about? I don't know... | Sen neden bahsediyorsun? Bilmem... | Tape-1 | 2001 | |
| Her. | O'ndan. | Tape-1 | 2001 | |
| I think she already knows. | Bence o zaten biliyordur. | Tape-1 | 2001 | |
| Maybe you should apologize. | Belki de özür dilemelisin. | Tape-1 | 2001 | |
| Oh... Jesus! | Oh... tanrım! | Tape-1 | 2001 | |
| You think I should apologize to her? | Ondan özür dilemem gerektiğini mi düşünüyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| Look, it wasn't even date rape. | Bak, o bir çıkma tecavüzü bile değildi. | Tape-1 | 2001 | |
| It was something that got a little out of hand. | Elimden öylesine kaçmış bir şeydi. | Tape-1 | 2001 | |
| I thought you weren't sure what date rape was. | Bence çıkma tecavüzünün ne demek olduğunu bile bilmiyordun. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sorry, okay? Don't apologize to me. | Üzgünüm, tamam mı? Benden özür dileme. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm not. | Dilemiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm what I'm trying to say... | Ben benim Söylemeye çalıştığım şey... | Tape-1 | 2001 | |
| is that 1 0 years ago, | on yıl önce | Tape-1 | 2001 | |
| I did something... wrong. | yanlış birşey... yapmış olmam | Tape-1 | 2001 | |
| And that when I think about it now, the person who did that | ve şimdi düşündüğüm zaman, onu yapmış olan kişi | Tape-1 | 2001 | |
| seems like a complete stranger to me. | bana oldukça yabancı biri geliyor. | Tape-1 | 2001 | |
| This dumb, drunk high school senior | Bu aptal, sarhoş lise beyefendisi | Tape-1 | 2001 | |
| who thought she was being prudish... and needed some coercion. | o kızı çok masum ama biraz itaat... etmeye ihtiyaç duyan biri olarak görmüş. | Tape-1 | 2001 | |
| It was bad. I regret it. | Kötü bir şeydi. Pişmanım. | Tape-1 | 2001 | |
| But it was a far cry from rape. And I don't think she'd call it that either. | Ama tecavüzden çok uzak birşeydi. Ayrıca Onun da öyle düşündüğünü sanmıyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| What do you think she'd call it? | Eğer öyle düşünseydi ne yapardın? | Tape-1 | 2001 | |
| I have no idea. What if she called it rape? | Bir fikrim yok. Onu tecavüz olarak adlandırsaydı? | Tape-1 | 2001 | |
| I highly, highly doubt that she even remembers it. | Onun bunu hatırladığından bile son derece kuşkuluyum. | Tape-1 | 2001 | |
| You remember it. | Sen hatırlıyorsun ama. | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah, I remember it because it was a pivotal thing for me. | Evet hatırlıyorum çünkü benim için bir dönüm noktası gibi birşeydi. | Tape-1 | 2001 | |
| Your first rape? Don't be an asshole. | Yani ilk tecavüzün. Sersem olma. | Tape-1 | 2001 | |
| Look, just tell me why it was pivotal for you. | Bak, bana sadece bunun senin için neden bir dönüm noktası olduğunu söyle. | Tape-1 | 2001 | |
| I don't know. It was one of the first times in my life | Bilmiyorum. Hayatımda ilk kez gerçekleşen şeylerden biriydi | Tape-1 | 2001 | |
| that I looked at myself objectively | kendime tarafsız olarak baktığım bir zamandı, | Tape-1 | 2001 | |
| and made a conscious decision | ve bilinçli olarak verdiğim bir karardı, | Tape-1 | 2001 | |
| to try to avoid becoming a certain type of person. | tipik bir insan konumuna düşmekten kurtulmak için. | Tape-1 | 2001 | |
| For her it may have been nothing important one way or the other. | Amy içinse hiçbir şekilde bir önem oluşturmasa gerek. | Tape-1 | 2001 | |
| For me, it constituted something more significant. | Benim için, çok daha önemli birşey oluşturdu. | Tape-1 | 2001 | |
| Or so you'd like to think. | Ya da öyle düşünmeye çalıştın. | Tape-1 | 2001 | |
| Why are you suddenly so high and mighty? | Neden birden bire çok güçlü ve mağrur bir konuma geçiyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| I'm not high and mighty. | Ben güçlü ve mağrur değilim. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm too high to be high and mighty. | Güç ve mağrurluk şu an benim için bayağı alçakta. | Tape-1 | 2001 | |
| Besides, I'm just a lowly, drug dealing, | Ayrıca, ben sadece küçük çapta kokain satan, | Tape-1 | 2001 | |
| boxer wearing scum of the earth, right? | boxer giyen bir aylağım bu dünyada, tamam mı? | Tape-1 | 2001 | |
| You said it. No, actually you did. | Söyledin. Hayır, aslında sen söyledin. | Tape-1 | 2001 | |
| I didn't mean it like that. How did you mean it? | O şekilde demek istemedim. Nasıl demek istedin? | Tape-1 | 2001 | |
| That you should change your life a little. | Sadece yaşam tarzını biraz değiştirmelisin dedim. | Tape-1 | 2001 | |
| This coming from a rapist. You're an idiot. | Bunu bir tecavüzcü söylüyor. Sen bir salaksın. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sorry. This coming from a low budget film maker | Pardon. Bunu düşük bütçeli Bir film yapımcısı söylüyor, | Tape-1 | 2001 | |
| who makes movies about, ''Where society is possibly headed | Toplumun nereye sürüklendiği hakkında filmler çeken, | Tape-1 | 2001 | |
| if he could just forget about the date rape he didn't kind of do.'' | ve eğer şu çıkma tecavüzünü unutabilseydi bunu hiçbir zaman yapmamış olacaktı. | Tape-1 | 2001 | |
| You're seriously disturbed. | Sen ciddi olarak kafayı üşütmüşsün. | Tape-1 | 2001 | |
| No, actually, I am high and mighty. | Hayır, aslında, Ben güçlü ve mağrurum. | Tape-1 | 2001 |