Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 172508
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
Or maybe it just gives people | Ya da insanlara şeytanı.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
the unhealthy illusion that they can outwit the devil. | .. oyuna getirebileceği yanılgısına sokuyordur. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Damn, professor. | Lanet olsun profesör.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Where was you when I needed you? | Sana ihtiyacım olduğunda neredeydin? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You'd better be careful. You see where it's gotten me. | Dikkatli olsan iyi olur. Görüyorsun ne haldeyim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Oh, I see. That's the topic of discussion here. | Görüyorum. Tartışmanın başlığı bu zaten. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
The darker picture is always the correct one. | Karanlık olan resim her zaman doğru olandır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
When you read the history of the world | Dünya tarihini okuduğunda, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
you are reading a saga of bloodshed and greed and folly | katliamın, aç gözlülüğün ve aptallığın destanını ve.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
the import of which is impossible to ignore. | göz ardı etmenin imkansız olduğunun önemini okursun.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And yet we imagine | ve hala hayal kuruyoruz ki | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that the future will somehow be different. | gelecek daha farklı olacak.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I've no idea why we are even still here. | Neden hala burada olduğumuzu bile bilmiyorum.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
In all probability we won't be here much longer. | Muhtemelen çok zamanımız da kalmadı. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Them's some pretty powerful words, professor. | Çok güçlü kelimeler bunlar profesör.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That's what's in your heart though, ain't it? | Kalbinden geçen bunlar ama değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
All right, well, I can relate to them thoughts. | Düşüncelerle bağdaştırabilirim.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You can? Sure I can. | Öyle mi? Elbette. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That surprises me. | Şaşırtır beni.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But you could be wrong, you know. | Ama haksız da olabilirsin, biliyorsun.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That ain't something you have a lot of in your life, is it? | Hayatında çok olan bir şey değil bu değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What isn't? Being wrong. | Neymiş o? Haksız olmak. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I admit it when I'm wrong. Oh, I don't know about that. | Haksız olduğumda kabul ederim. Bilemiyorum... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, you're entitled to your own opinion. | Herkesin düşüncesi kendine... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Oh yeah, here it is. | İşte burada. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Story on page three. | Sayfa üçteki hikaye. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"Friends reported | "Arkadaşları anlattı: | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that the man had ignored all advice | Adam tüm nasihatleri göz ardı etti ve.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and stated that he intended | ve kendi yolunda ilerleyeceğini | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
to pursue his own course. | belirtti... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
A close confidant stated... " | Yakın bir arkadaşı da: | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and this here is in quotations... | alıntı yaparak okuyorum... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"You couldn't tell that son of a bitch nothing." | "O orospu evladına laf anlatılmazdı..." | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Now can you say that in the paper... | Gazetede böyle kelimeler kullanabilirler mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"Son of a bitch"? | "Orospu evladı"? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"Blood spattered spectators at the 155th Street station... | "155.Cadde durağında üstü başı kan olmuş seyirciler... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
continued on page four..." | devamı sayfa 4te..." | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
155th Street station... | 155. cadde durağında, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"who were interviewed at the scene said | olay yerinde sorgulananlar dedi ki: | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that the man's last words | Yaklaşmakta olan trenin önüne | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
as he hurtled toward the oncoming commuter train were, | atlarken ağzından çıkan son sözler: | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
'I am right.'" | 'Ben haklıyım.' oldu." | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
very funny. | Çok komik.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Oh, professor, you an amazing man. | Profesör, muhteşem bir adamsınız. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm glad you find me entertaining. | Beni eğlendirici bulmana sevindim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Oh, I think you're pretty special. I don't think I'm special. | Bence sen çok özelsin. Özel falan değilim ben. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You don't? No, I don't. | Değil misin? Hayır, değilim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You don't think you view those other commuters | Sence diğer yolculara, belli bir yükseklikten | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
from a certain height? | bakmıyor musun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I view those other commuters as fellow occupants | Ben diğer yolcuları, içinde kendimi bulduğum bu dipsiz | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
of the same abyssal pit in which I find myself. | çukurdaki arkadaşlarım olarak görüyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And if they see it as something different, | Ve onlar bunu farklı bir şey gibi görüyorlarsa, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know how that makes me special. | bunun neresi beni özel yapar bilmiyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I hear what you're saying. | Ne dediğini anlıyorum | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But still I keep coming back to these commuters, | ama bu Sunset'te bekleyen yolculara | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
them that's waiting on the Sunset. | dönüp duruyorum.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I can't help but think there's got to be something | Kendileriyle ilgili ufacık da olsa özel bir şey olduğunu | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I mean, they got to be in a deeper pit | Yani, biz gündüz yolcularından | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I ain't saying they down as deep as you, | Senin kadar derindeler demiyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but pretty deep maybe. So? | ama bayağı derin. Yani? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
So maybe they your brothers | Yani onlar intihar ve umutsuzluk | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
in self destruction and despair. | kardeşlerin olabilirler. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm sure I don't know. | Bilmediğime eminim.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Let me take a shot at it. | Bir tahmin de bulunayım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What I think is | Düşünüyorum da, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that you got better reasons than them. | senin onlardan daha iyi nedenlerin var. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
See, their reasons is that they just don't like it here, | Onların nedeni, sadece burayı sevmemeleri. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but yours says what it is not to like | ama seninki neyi sevmemek | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and why not not to like it. | ve neden sevmemekle ilgili.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You got more intelligent reasons, more elegant reasons. | Senin daha zekice nedenlerin var, daha zarif nedenlerin.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You making fun of me? No, I ain't. | Dalga mı geçiyorsun? Hayır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But you think I'm full of shit? No, I don't think that. | Ama zırvaladığımı düşünüyorsun? Hayır düşünmüyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But I don't doubt that it's possible to die from being full of shit. | Ama zırvalıktan ölmenin mümkün olduğuna şüphem yok. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But I don't think that's what we're looking at here. | Ama konumuz bu değil. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What do you think we're looking at? | Konumuz ne? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know. You got me in uncharted territory. | Bilmiyorum. Beni hazırlıksız yakaladın. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You got these world class reasons | Senin tren önüne atlamak için dünya klasında | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
for taking the Limited | nedenlerin var. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
where these other dudes... all they got is, | Ama bu diğer elemanların tüm derdi, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
well, maybe they just don't feel good. | sadece iyi hissetmemeleri olabilir.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It might could be that you ain't even all that unhappy. | Belki sen yeterince mutsuz bile değilsindir.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You think my education is driving me to suicide? | Eğitimim beni intihara mı sürüklüyor diyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, I'm just posing the question. | Hayır, sadece soruyu irdeliyorum.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, wait a minute 'fore you answer. | Dur cevap vermeden önce bekle.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think that's the most ridiculous thing I ever heard. | Bence bu duyduğum en saçma şey. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
"I think that's the most ridiculous thing I ever heard." | "Bence bu duyduğum en saçma şey." | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Very clever. What's the point? | Çok zekice. Sözün özü nedir? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
The light is all around you | Her tarafından ışık | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but you don't see nothing but shadow. | ama sen karanlıktan başka bir şey görmüyorsun | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And you're the one causing it. | ve buna sebep olan da sensin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It's you. You're the shadow. | Sensin. Karanlık olan sensin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That's the point. | Sözün özü bu! | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, I don't have your faith. | Bende senin inancın yok. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why don't we just leave it at that? | Nenden orada bırakmıyoruz bunu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You ain't never thought about just starting over? | Hiç sil baştan başlamayı düşünmedin mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I did at one time. I don't anymore. | Bir kere. Bir daha da düşünmedim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, maybe faith is just a case | İnanç belki, geriye hiç bir şey kalmadı | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, I do have something else. | Benim başka bir şeyim var. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, why don't you just keep that in reserve? | Neden o şeyi askıya almıyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Just take a shot at starting over. | Yeniden başlamayı bir denesen. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |