Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 172509
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
I don't mean starting again. Everybody's done that. | Aynı şeye baştan başla demiyorum. Onu herkes yapar. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Over means over. Just walk away. | Biten bitmiştir. Yoluna devam et. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I mean, if everything you are | Yani olduğun her şey, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and everything you have and everything you done | ve sahip olduğun her şey ve yaptığın her şey | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
has brought you at last to the bottom of a whisky bottle | sonunda seni viski şişesinin dibine getirdiyse | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
or bought you a one way ticket on the Sunset Limited, | Ya da Sunset Limited'da tek yön bir bilet aldıysa, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
you can't give me one good reason on God's green earth | her şeye boş vermek için iyi bir sebebim var diyemezsin | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
for salvaging none of it, 'cause there ain't none. | Çünkü öyle bir sebep yok! | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
If you can bring yourself | Eğer yaşanan her şeyin üstüne | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
to close the door on all of that, | kapıyı kapatmayı becerebilirsen | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
it will be cold and it will be lonely | soğuk ve yalnız olacaktır | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and there will be a fierce wind blowing. | ve şiddetli bir rüzgar esecektir. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But you don't say nothing. | Ama sen hiç bir şey demeyeceksin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You just turn your collar up | Yakalarını yukarı çekip | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and keep walking. | yürümeye devam edeceksin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why do you think it is folks take their own life? | Sence neden siz insanlar kendi canınıza kıyıyorsunuz? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know. Different reasons. | Bilmem. Değişik nedenlerden. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Is there anything these different reasons has got in common? | Bu değişik nedenlerin ortak bir noktası var mı? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I can't speak for others. | Diğerleri adına konuşamam. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
My own reasons center around | Benim kendi nedenlerim, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Them worldly reasons. If you like. | Dünyevi sebepler yani. Nasıl tabir edersen.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Them elegant reasons. That was your description. | Zarif nedenler yani. O senin tanımlaman. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You ain't disagreed with it. | Karşı çıkmadın ama. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It's them reasons that your brother don't know nothing about | Bunlar, kardeşinin bodrum katında | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
He's got his own dumbass reasons. | Onun da kendi dandirik nedenleri var. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But if we could find a way to educate him | Ama onu eğitebilecek bir yol bulabilseydik | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
then there'd be a lot of folk out there | O zaman kendilerini neşe içinde geberten | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Now I know you're being facetious. | Şu an tariz ettiğini biliyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think you're right. I think you done finally drove me to it. | Haklısın. Sanırım sonunda, beni öyle olmaya zorladın.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Professor done gone to laying mm hmms on me. | Profesör "Hmm hmm" demeye başladı bana. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I guess I'd better watch my step. | Adımlarıma dikkat etsem iyi olacak galiba. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You better had. I might be warming up the trick bag. | Etsen iyi olur. Aklını çelmeye başlıyor olabilirim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and his is mostly about him. | ve Tanrı da çoğunlukla dünya hakkında.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think that's probably true. | Sanırım muhtemelen doğru. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think I see a different truth sitting across the table from me. | Sanırım masanın öbür ucunda oturan başka bir gerçek görüyorum | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That you must love your brother or die. | Kardeşini sevmelisin ya da ölmelisin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know what that means. | Ne anlama geldiğini bilmiyorum bunun. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It's another world from anything I know. | Bildiklerimden başka bir dünya daha.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, well, tell me how your world is. | Senin dünyan nasıl onu söyle bana? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You don't want to hr it. | Duymak istemezsin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Sure I do. I don't think so. | Elbette isterim. Sanmıyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Yeah, go ahead. | Devam et hadi. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It's that the world is basically a forced labor camp | Öyle bir dünya ki, işçilerin masum olduğu halde | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't think that's just the way I see it. | Bence bu sadece benim görüşüm değil. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think that's the way it is. | Bence gerçeğin ta kendisi. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Are there alternative views? Yes. | Alternatif görüşler var mıdır? Evet. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Will any of them stand close scrutiny? | Hiç biri bir fark yaratacak mı? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
So do you want to take a look | Öyleyse, şu tren saatlerine | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
at that train schedule again? | tekrar bakmak ister misin? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
If this ain't the life you wanted, what was? | Eğer istediğin hayat bu değilse, neydi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know. Not this. | Bilmiyorum. Ama bu değil. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Are you living the life you had planned? | Sen planladığın hayatı mı yaşıyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, it ain't. | Hayır ama.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But I got what I needed instead of what I wanted. | Ben istediğimi değil ihtiyacım olanı aldım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Sometimes that's the best kind of luck to have. | Bazen sahip olabileceğin en iyi şans budur. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Yeah, well... | Evet yani... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You can't compare your life to mine though, can you? | Kendi hayatını benimkiyle de kıyaslayamazsın değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, I can't. ( Chuckles | Hayır yapamam. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Look, my hide is thicker than that. | Bak benim postum kalındır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Don't go. You ain't hurt my feelings. | Gitme. Kalbimi kırmadın. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I know you think I should be thankful. I'm sorry not to be. | Minnettar olmam gerektiğini düşünüyorsun.üzgünüm ama değilim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't think no such thing. I should go. | Hayır düşünmüyorum. Gitmeliyim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm digging a dry hole here, ain't I? | Boşa kürek sallıyorum burada değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I admire your persistence. | Israrına hayranım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What can I do to get you to just stay just a bit? | Biraz daha kalman için ne yapabilirim? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why? Are you hoping that if I stay long enough, God might talk to me? | Neden? Biraz daha kalırsam tanrının benimle konuşacağını mı umut ediyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I know you think I at least owe you a little more of my time. | Biliyorum sana borçlu olduğumu düşünüyorsun. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I know I'm ungrateful. | Biliyorum minnettar değilim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But ingratitude is not the sin | Ama ruhen iflas etmiş birine göre | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
to a spiritual bankrupt that it is to a man of God. | Minnettar olmamak, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You really think that? Yeah, I do. | Gerçekten mi? Gerçekten. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, you're very kind. And I wish there was something I could do | Çok naziksin. Keşke geri ödeyebilmek için bir şeyler | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
to repay you, but there isn't. | yapabilseydim, ama yapamam. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
So why don't we just say goodbye? You can get on with your life. | O zaman veda edelim. Sen hayatına devam edersin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Suppose... | Farz et ki.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Suppose I have to tell you you could wake up tomorrow | Farz et ki yarın uyandığında | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Suppose all you had to do was ask. Would you do it? | Farz et ki sadece sorman yeterli. Yapar mıydın? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
That just depends on what I would have to give up. | Neyden vazgeçmek zorunda olduğuma bağlı | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
See, I started to write that down on a piece of paper. | Bunu kağıda yazmaya başlamıştım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What is it you think I'm holding on to? | Tutunduğum şey ne sence? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What is it the terminal commuter cherishes | Ölümcül yolcunun, uğrunda ölecek kadar | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that he would die for? I don't know. | eğer verdiği şey nedir? Bilmiyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You don't want to talk to me no more, do you? | Artık benimle konuşmak istemiyorsun değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It is, but it ain't hide to the bone. | Öyle ama altında kemik var. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why do you think there is something that I won't give up? | Neden vazgeçemeyeceğim bir şey olduğunu düşünüyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think | Yani, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
has got to have something on his mind. | aklında bir şeyler olmalı. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I mean most of us would just settle | Yani bir çoğumuzun, enseye bir tokatla | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but I don't believe that. | ama inanmıyorum ben buna. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't think death is ever about nothing. | Ölümün nedensiz olduğunu düşünmüyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You asked me what I think you're holding on to | Neye tutunduğumu düşünüyorsun diye sordun bana | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and I got to say I don't know. | ve ben de bilmiyorum demek zorunda kaldım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Or maybe I just don't have the words to say it. | Ya da kelimeleri bir araya getiremiyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And maybe you know | Belki sen biliyorsun | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but you just ain't telling. | ama söylemiyorsun. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What I believe is | İnandığım şey, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that when you took your celebrated leap, | trenin önüne atladığında | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
you was taking it with you | o şeyi de yanına almıştın ve | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and you was holding on to it, | zalim ölüm için | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
holding on for grim death. | sıkıca sarılıyordun o şeye. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |