Search
English Turkish Sentence Translations Page 158465
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I'm not getting high. Well, I am. | Ben kafayı bulmuyorum. Pekala, ben buluyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Pot. How much? | Bitki. Ne kadar? | Tape-1 | 2001 | |
| A lot. | Bayağı çok. | Tape-1 | 2001 | |
| P for party. | P, Parti. | Tape-1 | 2001 | |
| A for all night long. | A, ay ışığı bitene kadar. | Tape-1 | 2001 | |
| R for reefer. | R, reefer yaprakları. | Tape-1 | 2001 | |
| T for turn me on. | T, tavana uçur beni. | Tape-1 | 2001 | |
| Y for why not? | İ, istediğin gibi. | Tape-1 | 2001 | |
| P A R T Y. Party, party. | P A R T İ. Parti, parti. | Tape-1 | 2001 | |
| Let's get high. | Hadi kafayı bulalım. | Tape-1 | 2001 | |
| Jesus... | Aman tanrım... | Tape-1 | 2001 | |
| You know who's out here? | Burada kim var biliyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| Where? Here. Lansing. | Nerede? Burada. Lansing'de. | Tape-1 | 2001 | |
| Amy Randall? | Amy Randall? | Tape-1 | 2001 | |
| Tracy told me that a couple of years ago. | Tracy bana birkaç yıl önce söylemişti. | Tape-1 | 2001 | |
| When I found out that you got this thing, | Senin de burada olduğunu öğrenince, | Tape-1 | 2001 | |
| I looked her up on the Net... | Onu yerini internette araştırdım... | Tape-1 | 2001 | |
| and she's out here. | ve o burada. | Tape-1 | 2001 | |
| She's like an assistant district attorney or something. | İlçe savcısının yardımcısı mıymış neymiş. | Tape-1 | 2001 | |
| I thought about it. | Aramayı düşündüm. | Tape-1 | 2001 | |
| You should, man. Especially now that Leah's... | Aramalısın, dostum. Özellikle Leah da... | Tape-1 | 2001 | |
| Out of the picture? Yeah. | Defterden silindi diye mi? Evet. | Tape-1 | 2001 | |
| Vince: Huh. | Vince: Eh. | Tape-1 | 2001 | |
| John: Huh. | John: Eh. | Tape-1 | 2001 | |
| I wonder if she's | Acaba o | Tape-1 | 2001 | |
| Still hot? | Hala sıcak mı? | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah. Not a very appropriate thing to say. | Evet. Bunu söylemek doğru değil. | Tape-1 | 2001 | |
| Yeah. Okay, you know what? | Evet. Pekala, biliyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| Here's the thing about being appropriate. | İşte doğru olunacak şey bu. | Tape-1 | 2001 | |
| It's better to try to do that | Yapmaya uğraşmak, | Tape-1 | 2001 | |
| than to be a complete asshole. | tam bir ibne olmaktan daha iyidir. | Tape-1 | 2001 | |
| The choice to respect people is actually a good one, | İnsanlara saygı gösterme seçimi aslında iyi birşey, | Tape-1 | 2001 | |
| despite people like you, | senin gibi insanlara rağmen, | Tape-1 | 2001 | |
| who insist on calling fat people ''fat'' to their faces. | şişman insanların şişman olduklarını direk yüzlerine söyleyen insanlar. | Tape-1 | 2001 | |
| What if they are fat? | Ne olmuş şişmanlarsa? | Tape-1 | 2001 | |
| If they are fat, they probably realize it | Eğer şişmanlarsa, senin hatırlatmana | Tape-1 | 2001 | |
| without you having to remind them. | gerek kalmadan bunu farkedebilirler. | Tape-1 | 2001 | |
| You know, it basicallyjust... | Bilirsin, temel olarak... | Tape-1 | 2001 | |
| comes down to having a couple of manners. | bazı yaklaşımlar sıkıcı olabilir. | Tape-1 | 2001 | |
| Oh, is that what it is? | Oh, yani bu da öyle mi? | Tape-1 | 2001 | |
| Then why did you ask if she was still hot, Miss Manners? | Öyleyse neden hala sıcak olup olmadığını sordunuz , Bayan Yaklaşımlar? | Tape-1 | 2001 | |
| Because she is. She was. | Öyle işte. Öyleydi. | Tape-1 | 2001 | |
| That's no, no, that's not a bad word. | Bu hayır, hayır, bu kötü bir sözcük değil. | Tape-1 | 2001 | |
| If the word is essentially a compliment, | Eğer sözcük esasen bir iltifatsa, | Tape-1 | 2001 | |
| saying it isn't bad manners. | kötü yöntemler diye söylenmez. | Tape-1 | 2001 | |
| Human beings like to be called attractive. | İnsanlar çekici olduklarını duymaktan memnuniyet duyar. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm not labelling Amy Randall anything she doesn't know. | Amy Randall'ı kendisinin bilmediği birşey ile etiketlemek istemem. | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sure she's smart too. Well, | Eminim ki o da zekidir. Eee, | Tape-1 | 2001 | |
| then I think we should call her up. | öyleyse onu aramalıyız diye düşünüyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| And if we find out she weighs 320 pounds, | Ve 150 kilo geldiğini öğrendiğimizde, | Tape-1 | 2001 | |
| I think that we should say to her, ''Gee, | Ona, "Ne!" demeliyiz. | Tape-1 | 2001 | |
| we're really glad we dated you in high school instead of now, | "İyi ki seninle şimdi değil de lisedeyken gezmişiz... | Tape-1 | 2001 | |
| because back then, | çünkü o zamanlar, | Tape-1 | 2001 | |
| you were really hot. And now... | ...gerçekten afetmişsin. Şimdi ise... | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sure you realize about now.'' | eminim ki farkındasındır'' | Tape-1 | 2001 | |
| John: You know what, Vince? What? | John: Ne biliyor musun, Vince? Ne? | Tape-1 | 2001 | |
| Why don't you just shut up for awhile? | Neden bir süre çeneni kapamıyorsun? | Tape-1 | 2001 | |
| Well, I see. So, I made a point, so I should shut up. | Pekala, anlıyorum. Bir şeyleri kastettim, ve şimdi de çenemi kapatmalıyım. | Tape-1 | 2001 | |
| John: No, it's that you like being rude for the sake of it. | John: Onu demek istemedim, sen kaba olmaktan büyük bir zevk alıyorsun. | Tape-1 | 2001 | |
| Either that or you do it to prove nobody can make you be nice. | Ya öyle ya da bunları kimsenin seni ince biri yapamayacağını kanıtlamak için yapıyorsun. | Tape-1 | 2001 | |
| Either way, it gets tiresome. | Her ikisi de, can sıkıcı. | Tape-1 | 2001 | |
| And you and I don't see each other often enough | Ayrıca birbirimizle yeteri kadar görüşemiyoruz | Tape-1 | 2001 | |
| to make worthwhile this little competition | bu küçük çekişmeyi daha işe yarar hale getirmek için, | Tape-1 | 2001 | |
| for who's more ''authentic,'' okay? | ve kimin daha "gerçekçi" olduğunu öğrenmek için. | Tape-1 | 2001 | |
| It's not about that anymore, we're just | Artık onunla ilgili değil, Biz sadece | Tape-1 | 2001 | |
| we should accept the fact that we're different from each other, | bir noktadan birbirimizden farklı olduğumuz gerçeğini kabul etmeliyiz, | Tape-1 | 2001 | |
| and let the friendship go from there. | ve arkadaşlığımıza oradan devam etmeliyiz. | Tape-1 | 2001 | |
| Accept the fact we're different from each other? | Birbirimizden farklı olduğumuz gerçeğini kabul etmek mi? | Tape-1 | 2001 | |
| John: Yeah. Would you like to make me? | John: Evet. Bana nasıl yaptırmak isterdin? | Tape-1 | 2001 | |
| Make you what? Accept that fact. | Neyi? O gerçeği kabul etmeyi. | Tape-1 | 2001 | |
| Why not? Because it's stupid. | Neden? Çünkü bu aptalca. | Tape-1 | 2001 | |
| No, it's not. Yes, it is. | Hayır, değil. Evet, aptalca. | Tape-1 | 2001 | |
| How else will I know you're different? | Senin farklı biri olduğuna ne şekilde kanaat getirebilirim? | Tape-1 | 2001 | |
| You'll just have to trust me. No. | Bana güvenmek zorundasın. Hayır. | Tape-1 | 2001 | |
| Or else what? | Yoksa? | Tape-1 | 2001 | |
| Or else, I'll kick your ass. | yoksa, senin kıçını tekmelerim. | Tape-1 | 2001 | |
| Well, I guess this means you are potentially violent. | Tamam, sanırım bu potansiyel saldırgan biri olduğun anlamına geliyor. | Tape-1 | 2001 | |
| Only when it comes to you, John. | Sadece seni görünce, John. | Tape-1 | 2001 | |
| You know, it's funny how you get this way | Biliyor musun, bu yolu seçmiş olman o kadar komik ki | Tape-1 | 2001 | |
| whenever we talk about Amy Randall. No, I don't. | özellikle Amy Randall hakkında koştuğumuz zamanlarda. Hayır, konuşmayacağım. | Tape-1 | 2001 | |
| I don't even think you realize it. | Hatırlamak bile istemiyorum. | Tape-1 | 2001 | |
| Fuck off, John. Okay, you know what? | S.kt.r, John. Tamam, ne yapacağım biliyor musun? | Tape-1 | 2001 | |
| I'm out of here. Fuck off. | Buradan gideceğim. S.kt.r | Tape-1 | 2001 | |
| Thanks for coming. Fuck off! | Kabul ettiğin için sağol. S.kt.r! | Tape-1 | 2001 | |
| Fuck you, John. Look... | S.kt.r, John. Bak... | Tape-1 | 2001 | |
| I'm sorry you still feel bad about Amy Randall, | Amy Randall için hala, üzgün olduğunu biliyorum | Tape-1 | 2001 | |
| and every time you get stoned and drunk around me, | yanımda ne zaman kafayı bulsan ve sarhoş olsan, | Tape-1 | 2001 | |
| this comes up. Fuck you. | bu oluyor. S.kt.r | Tape-1 | 2001 | |
| It was over 1 0 years ago. | On yıl önceydi. | Tape-1 | 2001 | |
| I've explained this to you a million times | Bunu sana milyon kez açıkladım | Tape-1 | 2001 | |
| that I thought it was okay for me to be with her | ayrıldığınız için, onunla birlikte olmamın benim için bir sakıncası olmadığını | Tape-1 | 2001 | |
| because you had broken up, and that I now have a... | ve insan duygularının... | Tape-1 | 2001 | |
| better understanding as to the fragility of human emotions. | kırılganlığı hakkında artık daha duyarlı bir anlayışım olduğunu hep açıkladım. | Tape-1 | 2001 | |
| And thus, if the situation arose again, | ve bu yüzden, bu durum bir daha ortaya çıkarsa, | Tape-1 | 2001 | |
| I would not let what happened happen. | O olan şeylerin tekrarlamasına izin vermeyeceğim. | Tape-1 | 2001 | |
| But these things do happen, especially in high school. | Bu şeyler hep lisede olurdu. | Tape-1 | 2001 | |
| And I'm sorry that I hurt your feelings. | Duygularını incittiğim için özür dilerim. | Tape-1 | 2001 | |
| What are you talking about? | Nedir bahsettiğin O şey? | Tape-1 | 2001 | |
| What happened. | Olanlar. | Tape-1 | 2001 | |
| So am I. So... | Yani ben. Anlat... | Tape-1 | 2001 |