Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158573
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| You have 1 minute. Starting now. | 1 dakikan var Simdi basla. Bir dakikan var. Şimdi başlayabilirsin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I set it to the right time. | Ben dogru zamana ayarladim. Saatini ayarladım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It was running a minute late. | Bir dakika ileriydi. Bir dakika geriden geliyordu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She's really very good. | Gerçekten çok iyi. Gerçekten de çok iyiymiş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where did you recruit her? | Nereden aldin bu kizi? Onu nerede yetiştirdiniz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's no use. | İse yaramadi. İşe yaramıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We've tried the books but he's not interested in any of them. | Kitaplarida denedik ama hiçbirine tepki vermedi. Bütün kitapları denedik ama hiç birine tepki göstermedi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| OK... | Tamam... Tamam. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I see only one solution. | Tek bir çözüm kaliyor. Tek çözüm kaldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's here. Where's the bear? | Geldi. Ayi nerede? Geldi. Ayı nerede? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| His nose is warm. | Burnu sicak. Burnu sıcak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's not a bear, he's a commissionaire. | Ayi degil o, komiser. Ayı değil bu. Bu bir komser. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He shot himself with a sleeping dart. We need to wake him. | Kendini uyusturucu okla vurdu. Onu uyandirmaliyiz. Kendini bir okla uyuttu. Uyandırmamız gerekiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's what I thought because I've never seen such a species. | Anlamistim zaten, daha önce hiç böyle birle karsilasmadim. Ben de öyle düşünmüştüm. Çünkü daha önce bu cins bir ayı görmedim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll apply the antidote. | Panzehrini verecegim. Panzehir kullanacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This dose is for an elephant, | Bu doz filler için, Bu doz filler için. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| but it works the same way in case of a bear. | Ama ayni doz ayilar üzerinde de etkili oluyor. Ama bir ayıda da işe yarar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you know what you're doing? | Ne yaptiginizi biliyorsunuz degil mi? Ne yaptığınızı biliyorsunuz değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes. | Evet. Tabi ki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The most important is to aim properly, | En önemli amaç öncelikle, Önemli olan hortumun üstüne ve gözlerinin arasına.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| above the trunk and between the eyes. | Gövdesinin üstündeki gözlerinin arasi nisanlanmali. dikkatlice nişan almak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien! I'm here, boss. | Emilien! Buradayim, patron. Emilien! Burdayım patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you OK? What's wrong? | İyi misin? Ne oluyor? İyi misiniz? Doğru yaptık değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's a normal reaction. | Bu normal bir tepki. Tepkisi normal. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He should lie some time in his basket. | Sepetinin içinde biraz dinlenmesi lazim. Biraz dinlenmeli. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I dozed off for 5 minutes. | 5 dakikalik doz kullanmistim. Uykuya dalmışım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| 12:05? | 12:05? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's why I'm so hungry. | Ondan bu kadar çok aciktim. Bu yüzden çok açım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'd eat an ox. | Bir öküzü bile yiyebilirim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Shall I order a pizza, boss? | Pizza siparis verelim mi, patron? Pizza siparişi vereyim mi patron? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I won't refuse, my little Alan. | Kesinlikle reddetmem, benim küçük Alan'im. Reddedemem Alancığım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm on it. | Hallediyorum. Hemen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, I had an absurd dream and you were in it. | Emilien, saçma sapan bir rüya gördüm, ve içinde sende vardin. Emilien, çok garip bir rüya gördüm. Sen de vardın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, that Belgian had tricked you | Evet, o Belçikali seni kandirmis. Evet, şu Belçikalı seni kandırıyordu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and you let him get away. | Ve sen gitmesine izin vermissin. Çekip gitmesine izin veriyordun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It was one of those dreams. | Ne rüyaydi ama. Şu garip rüyaşardan biri işte. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'll never believe what happened. | Neler olduguna asla inanamazsiniz. Ne olduğuna inanmayacaksın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How'd you know? | Nereden bildin? Nasıl bildin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You get fired once a month. It's easy to remember. | Bir ay öncede kovulmustun. Hemen hatirlanabiliyor. Ayda bir kovuluyorsun. Tahmin etmek zor olmuyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But this time it's for real, Daniel. | Ama bu sefer gerçekten, Daniel. Bu sefer gerçekten kovuldum, Daniel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you remember that public enemy no. 1? | 1 numarali kamu suçlusunu hatirladin mi? Şu 1 numaralı suçluyu haturlıyor musun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We were supposed to keep an eye on him during his stay. | Ona burada kaldigi süre içinde göz kulak olacaktik. Şu göz kulak olmamız gereken. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I let him get away. No? | Onun gitmesine izin verdim. Cidden? Gitmesine izin verdim. Hayır? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I did. | Evet. Yaptım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He got away and I didn't stop him. | Öylece gitti ve ben onu durdurmadim. Öylece gitti ve ben engel olmadım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm such an idiot. | Çok aptalim. Ben bir aptalım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was quite a stupidity. | Bu gerçekten büyük aptallik. Saflık diyebiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's not just one stupidity, it's a whole bunch. | Bu sadece aptalliklrdan biri degil, hepsi üst üste geliyor. Bir kere değil ki, çok defa yaptım bu saflığı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I keep stacking them one on top of the other. | Bunu digerler aptalliklarin en üstüne koyuyorum. Ve yapmaya da devam ediyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've made so many of them, I can write the dictionary of stupidity. | Böyle o kadar çok sey yaptim ki, Aptallik lügati yazabilirim. O kadar çok yaptım ki saflığın kitabını yazabilirim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't rub it in. | Kendine o kadar yüklenme. Fazla üzülme. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /You had your successes. | Senin kendi basarilarin var. Ara sıra iyi işler de çıkardın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /The Santa Clause gang? | Noel Baba çetesi. Noel Baba çetesi.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That Chinese woman? | O çinli kadin? Şu Çinli kadın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Those were lucky shots. | Onlar sana olanlardi. Onlarda şanslıydım | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm a good for nothing, Daniel. | Ben hiçbir seylerin en iyisiyim, Daniel. Hiç birşeyde iyi değilim, Daniel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Gibert did the right thing by taking away my badge. I don't deserve it. | Gibert rozetimi almakla en dogri seyi yapti. Ben onu haketmiyorum. Gibert rozetimi almakla iyi yaptı. Onu haketmiyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry. You're not the only one. | Endiselenme. Sen tek degilsin. Endişelenme. Bunları yaşayan bir sen değilsin ki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Besides, I picked this profession to make my dad happy. | Ayrica, bu meslegi babami mutlu etmek için seçtim. Üstelik babamı mutlu etmek için polis oldum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He asked me on his death bed. How could I refuse? | Ölüm döseginde söyledi bana. Nasil reddedebilirdim? Ölüm döşeğinde istemişti. Nasıl reddedebilirdim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's not easy. | Kolay degil. Tamam kolay değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But you tried your best and that's what counts. | Ama sen elinden gelenin en iyisi yapmaya çalistin. Sen elinden geleni yaptın, Önemli olan da bu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yeah, you're right. | Evet, haklisin. Evet, haklısın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Time to start a new chapter and do something else. | Yeni bir sayfa açmak için birseyler yapmaliyim. Hayatımda yeni bir sayfa açmanın vakti geldi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Something that I care about. | Önem verdigim seyler için. İyi olduğum bir şeyle uğraşmanın.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Now that's positive attitude. | İste bu olumlu bir tavir. İşte bu iyi bir yaklaşım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Apart from stupidities, what would you like to do? | Aptalliktan siyrildiktan sonra, ne yapmak istiyorsun? Ne yapmak isterdin ? Tabi aptallığın dışında. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's problem. I've become attached to this profession. | Sorun burada. Meslegimle birbirine bagli bu. Problem de burada zaten. İşime çok bağlıydım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's one of the most beautiful professions. | En güzel mesleklerden biri bu. En güzel mesleklerden biri. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In that case, you're really in a dead end. | Bu arada, sen gerçekten ölüme yaklasmisin. O zaman büyük bir çıkmazdasın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If only I could find the Belgian, Gibert would give me back my badge. | Eger o Belçikali'yi bulursam, Gibert bana rozetimi geri verir mi? Keşke şu Belçikalıyı bulabilseydim. Gibert de rozetimi geri verirdi belki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What Belgian? | Hangi Belçikali? Hangi Belçikalı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The prisoner was a Belgian. | Mahkum Belçikali. Şu suçlu, Belçikalıydı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| With a big face, dressed as a fisherman? | Balikçi gibi giyinmis, kocaman yüzü olan adam mi? Balıkçı gibi giyinmiş ,koca suratlı adam mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's exactly him. | Bu kesinlikle o. Hey bu o. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He got in my cab in front of the station. | Merkezin önünden benim taksime bindi. Karakolun önünde taksime bindi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was him. | Bu oydu. Kesin o idi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He didn't want a lift, preferring a cab. | Araba çagirmama istemedi, taksiyi tercih etti. Benim onu bırakmamdansa taksiyi tercih etti | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was a truly spectacular escape. Was there also a goodbye fanfare? | Bu gerçekten görülmeye deger bir firardi. Giderken güle güle merasimi de verseydiniz? Mükemmel bir firarmış. Güle güle bandosu da var mıydı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stop it, Daniel. Do you remember where you drove him? | Kes sunu, Daniel. Onu nereye götürdügünü hatirliyor musun? Kes şunu, Daniel? Onu nereye bıraktığını hatırlıyor musun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Of course I remember. | Tabii ki hatirliyorum. Tabi ki hatırlıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're a genius, Daniel. | Sen bir dahisin Daniel. Sen bir dahisin, Daniel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And what about the kids? | Peki çocuklar ne olacak? Çocuklar n'olacak? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Crap. /The kids. | Kahretsin. Çocuklar. Lanet olsun. Çocuklar.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you have an idea? | Bir fikrin var mi? Bir fikrin var mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My little Daniel. | Benim küçük Daniel'im. Ahh Daniel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Is it already Sunday? | Bugün pazar degil mi? Şimdiden pazar oldu mu? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, it's Sunday. | Evet, pazar. Tabi, bugün pazar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll leave the kids and go get the apple pie. | Ben çocuklari birakayim, elmali turta alayim. Çocukları bırakıp, elmalı keki almaya gideyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll fire up the oven. | Firini yakiyorum. Ben de fırını ısıtayım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you sure this is it? | Burasi olduguna emin misin? Burası olduğuna emin misin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, no. 4. | Evet, 4 numara. Evet. 4 numara. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have to make sure they're still here. | Hala burada olduklarin emin olmaliyiz. Burada olduklarından emin olmalıyız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How do you know? The lights are out. | Nereden biliyorsun? Isiklar kapali. Nereden biliyorsun. Işıkları sönük. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The lights are out because they're sleeping like everyone else, | Isiklar kapali çünkü onlarda herkes gibi uyuyorlar. Işıklar sönük, çünkü herkesin bu saatte yaptığı gibi.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| except morons. | Salaklar disinda. ..uyuyorlar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And the car is parked up front. | Ve önünde araba park etmis. Ve arabaları da burada. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'd make a good cop, you know? | Çok iyi bir polis olurdun, biliyor musun? Senden iyi polis olurdu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Was that a compliment? | Bu bir iltifat miydi? Bu bir iltifat mıydı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't tell me it never attracted you. | Bana böyle seyler söyleme, heyecanlanmiyorum. Hiç ilgini çekmediğini söyleme. | Taxi 4-1 | 2007 |