Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158576
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I thought he must have fallen down the stairs. | Merdivenlerden düstügünü sanmistim. Merdivenlerden aşağı düşmüş olabileceğini düşündüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Old people often fall down the stairs. | Yasli insalar sik sik merdivenlerden düserler. Yaşlı insanlar merdivenlerden çok sık düşerler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And I think it's not the same person. | Bence bu ayni insan degil. Ben de aynı kişi olmadıklarını düşündüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If that wasn't the Belgian then where is he? | Eger o Belçikali degisse o nerede? Peki bu adam Belçikalı değilse.. Belçikalı nerede? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| There. | Orada. Orada.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Holy cow... | Allah kahretsin. Kutsal inekler aşkına.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll take a different route. That'll be more discreet. | Ben baska yoldan gidecegim. Böyle daha tebdirli olur. Ben başka bir yoldan gideceğim. Böylesi daha güvenli olur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We'll meet at the house. | Evde görüsürüz. Evde buluşuruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No way. | Hayatta olmaz. Olmaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We rob together and get caught together. | Beraber soyduk yakalanacaksak beraber yakalaniriz. Beraber çaldık, beraber yakalanırız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Besides, you won't leave me. I'm rich and single. | Ayrica, beni birakamazsin. Zenginim ve bekarim. Ayrıca beni terkedemezsin. Ben zenginim ve bekarım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'd regret it. | Çok üzüldüm. Pişman olmak istemem. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Dammit. He didn't let her leave. | Kahretsin. Kizin gitmesine izin vermiyor. Lanet olsun. Ayrılmasına izin vermedi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What now? Do we follow them? | Simdi ne yapiyoruz? Adami takip edelim mi? Ne yapacağız? Takip ediyor muyuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| With this piece of junk? | Bu hurdayla mi? Bu külüstürle mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What are you waiting for? Follow them. | Ne bekliyorsun? Takip etsene onlari. Neyi bekliyorsun? Takip et şunları. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll let them get away. It's more fun this way. | Uzaklasmasina izin verecegim. Böylesi daha eglenceli. Uzaklaşmasına izin vereceğim. Böyle daha zevkli oluyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This isn't the time for games. Go. | Simdi oyun oynama zamani degil. Gidelim. Şimdi eğlencenin sırası mı? Gidelim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Why are they going so slowly? | Neden bu kadar yavas gidiyorlar? Neden bu kadar yavaş gidiyorlar? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's nice to drive slowly for once. We can enjoy the scenery. | Basta yavas gitmesi iyi. Manzaranin tadini çikartiriz. Yavaş sürmek iyidir. Manzaranın tadını çıkartabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Driving this slowly they'll suspect us. | Böyle yavas gidersek bizden süphelenecekler. Bu kadar yavaş gidersek.. Bizi farkedecekler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A taxi cab is less suspicious than a piece of junk with fries. | Taksi su hurdadan daha az süphe çeker. Bir taksi, külüstür bir kızartmacı minibüsünden daha az dikkat çeker. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What are they up to? | Ne yapiyor bunlar? Ne yapıyor bunlar? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In Monaco they prefer caviar over fries. | Monako'da kizartma üstüne hayvar severler. Monaco' da insanlar kızartma üstüne havyar severler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| When they saw a car with Belgian plates, they followed their client. | Arabadaki Belçika tabaklarini görünce, takip etmeye basladilar. Belçika plakalı bir araba gördüklerinde, onu müşterileri bilip takip ederler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I assure you, this isn't the time for jokes. | Gerçekten saka yapma zamani degil. Gerçekten şakanın sırası değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I remind you that I'm up to my neck in trouble. | Sana hatirlatayim, bogazima kadar belaya bulastim. Boğazıma kadar belaya gömüldüğümü hatırlatırım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You got your badge back. That's what matters. | Rozetini geri aldin. Buda birsey.. Rozetine tekrar kavuştun. Önemli olan da bu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You think Gibert will give me my badge, when he learns he has the wrong guy? | Sence yanlis adami buldugumuzu ögrenirse, Gibert bana rozetimi geri verir mi? Gibert, yanlış adamı yakaladığımızı öğrendiğinde rozeti bana geri verir mi sanıyorsun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My name is Edward Triboulet and I work for the Belgian Royal Bank. | Adim Edward Triboulet ve Belçika Kral Bankasinda çalisiyorum. Adım Edward Triboulet ve Belçika Kraliyet Bankasında çalışıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And I'm Hercule Poirot. | Bende Herkülüm. Tabi. Ben de herkülüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, which book is it now? | Alan, kayidi hangisiydi? Alan, sırada hangi kitap var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Number 77, boss. 77... | 77 numara, patron. 77... 77 numara, patron 77... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The Seine et Marne department. | Seine et Marne bölümü. Seine et Marne Bölümü.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /A very nice department. | Ne güzel bölüm. Ne güzel bir bölüm.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'll see. | Göreceksin. Göreceksin.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's worth a visit, isn't it? | Kötü bir ziyaret degil mi? Ziyaretine değdi değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's try this again. | Tekar bastan alalim. Şimdi tekrar deneyelim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| First and last name! | Adin soyadin. Adın ve soyadın..? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My name is Edward. Edward Triboulet. | Adim Edward. Edward Triboulet. Adım Edward. Edward Triboulet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is leading nowhere, boss. And we have few books left. | Laftan anlamiyor, patron. Birkaç kitabim daha var. Hiç bir yere varamıyoruz, patron. Üstelik çok az kitap kaldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry about that. We have the 22 part encyclopedia. | Onun için endiselenme. 22 cilt ansiklopedimiz var. Bu konuda endişelenme. 22 ciltlik ansiklopedimiz var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Since he's Belgian I thought | Belçikali'dan beri Bunun o Belçikalı olduğunu düşünüyorum ve.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| we could use a different method. | degisik yöntemler kullanmayi ögrendik. Başka bir yöntem uygulayabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you know what I mean? | Ne kastettigimi anladin mi? Ne demek istediğimi anladın mı? Ben değilim! Ben de ben değilim. Hadi götürün şunu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Good thinking, my little Alan. | Güzel düsünce, Küçük Alan'im. İyi fikir, Alancığım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Everyone get out. | Herkes disari. Herkes dışarı çıksın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Please! | Lütfen! Lütfen.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't leave me! | Beni birakmayin! Beni bırakmayın.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Please, don't leave me! | Lütfen beni birakmayin! Lütfen, beni bırakmayın... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stay! | Otur. Gitmeyin.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So you're Belgian? Yes, I'm from Brussels. | Yani sen Belçikali misin? Evet, Brükseldenim. Sen Belçikalısın değil mi? Evet. Brukseldenim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Jacques Brel was also Belgian? | Jacques Brel'da Belçikalidir biliyorsun? Jacques Brel de Belçikalıydı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, he was a great man and a hero. | Evet, süper bir adam ve gerçek bir kahraman. Evet. Çok harika bir insan ve bir kahraman. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's listen to the hero. | Kahramani dinleyelim o zaman. Hadi kahramanı dinleyelim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Beautiful, isn't it? | Güzel degil mi? Çok güzel değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Wonderful. | Muhtesem. Muhteşem. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Is this better? | Daha iyi mi? Peki böyle? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Not that. | Hiçte bile. Hayır olmaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No. Mercy. | Hayir. Merhamet. Hayır. Lütfen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No! Stop it! | Hayir! Durdurun! Hayır. Durdur şunu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Not that... First and last name! | Böyle birsey... Adin soyadin! Olama... Adın soyadın..? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Help! Save me! | İmdat! Kurtarin beni! Yardım edin. Beni kurtarın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Damn. He's giving it to him. The boss is good at that. | Kahretsin. Adamin kafasini bulandiriyor. Patron bu iste iyidir. Lanet olsun. Adama işkence ediyor. Patron bu işte iyidir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Crap. | Allah kahretsin. Siktir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We lost those guys with the fries. | Kizartma arabasini adamlariyla birlikte kaybediyoruz. Kızartma minübüsünü kaybediyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We're not going to the house? | Eve gitmiyor muyduk? Eve gitmiyor muyuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I have greater ambitions than that pitiful house. | Hirsim evimin yaninda degersiz kalir. O döküntü evden daha büyüğünü istiyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Call the Columbian. | Kolombiyaliyi ara. Kolombiyalıyı arayın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you out of prison? | Sen hapisten mi kaçtin? Hapisten çıktın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, I'm calling to tell you | Size söylemek için arayip Şu an elimde tuttuğum şey için... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| that thanks to what I'm holding, you'll take my place. | Yaptiklariniz için tesekkür edecektim ki, agzimdan aldiniz. teşekkür etmek istedim Seni hapse sokacak şey için.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm listening. | Dinliyorum. Devam et. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| BRB. Belgian Royal Bank. Ring a bell? | BKB. Belçika Kral Bankasi. Duydunuz mu zilin sesini? BKB. Belçika Kraliyet Bankası Hatırladın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /The things that were in your box /are not there anymore. | O sey artik o kutuda degil. Orada kasada sakladığın şeyler.. Artık orada değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Did you drown in your pretty pool? | O güzel havuzunuzda boguldnuz mu? Yoksa o güzel havuzunda boğuluyor musun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Not much. | Fazla birsey degil. Fazla birşey değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You have 10 minutes to get in your yacht and sail to your shitty country. | Bu boktan sehre gelmeniz için 10 dakikaniz var. Yatına atlayıp o boktan ülkene doğru yelken açmak için 10 dakikan var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And we're done. | Ve tamamdir. Bu da halloldu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I got us an estate, my dear. Tell me what you think. | Bir malikanemiz oldu, tatlim. Ne düsündügünü söyle. Bir malikane ayarladım sevgilim. Ne düşündüğünü söyle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /This is what I love. | Bu asik oldugum sey. İşte istediğim bu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I came here a year ago, for talks with the Columbian. | Kolobiyaliyla konusmak için geçen sene buraya gelmistim. Buraya bir yıl önce Kolombiyalıyla konuşmaya gelmiştim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And I fell madly in love with this place. | Ve bu yere çilginca asik oldum. Ve bu saraya delicesine aşık oldum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But that bastard wouldn't sell it to me. | Ama o piç kurulari burayi bana satmadi. Ama piç herif satmak istemedi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Come, my dear. I'll take you to paradise. | Gel tatlim. Seni cennete götüreyim. Gel aşkım. Seni cennete götüreceğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look at this. Isn't this beautiful? | Suraya baksana. Güzel degil mi? Şuna bak. Çok güzel değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Isn't this paradise? | Bu cennet degil mi? İşte burası cennet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This stuff is first class. | Bu mallar birinci sinif. 1. sınıf mal. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's not the flour they sell on the streets of the capital. | Sehir merkezindeki gibi un satmiyorlar. Şu sokaklarda sattıkları una benzemiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You turned me on in the bank, | Bankada o kutulari açarken, Bankada kasaları açarken.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| while opening those boxes. | Beni bastan çikardin. beni delirttin.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Eugene... | Eugene... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't you think we should slow down? | Biraz agirdan almamiz gerektigini düsünmüyor musun? Biraz ağırdan almamız gerekmez mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have no time to lose. | Kaybedicek zamanimiz yok. Kaybedecek zamanımız yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have to hurry, ever faster. | Olabildigince acele etmeliyiz. Aslında acele etmeliyiz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We might be dead in an hour. | Bir saat içinde ölmüs olabiliriz. Bir saat içinde ölmüş bile olabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have to make use of each moment. | Her saniyeyi degerlendirmeliyiz. Her saniyenin tadını çıkarmalıyız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're right, Eugene. Call me F�nimore. | Haklisin, Eugene. Fénimore'u çagirin bana. Haklısın, Eugene. Bana Fénimore de.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| F�nimore, allow me to change clothes, to look more beautiful. | Fénimore, daha güzel görünmem için kiyafetlerimi degistirmeme izin verir. Fénimore, bana daha güzel görünmem için izin ver. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's a good idea. | Bu iyi fikir. İyi fikir. | Taxi 4-1 | 2007 |