Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158569
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Excuse me, but I have to go. | Özür dilerim, ama gitmeliyim. İzninizle gitmeliyim. Afedersiniz gitmek zorundayım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Already? | Simdi mi? Şimdiden mi? Hemen mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Another client is waiting for me. | Baska bir müsterim beni bekliyor. Başka bir müşterim bekliyor. Başka biri bekliyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Next month at the same hour. | Bir daha ki ay ayni saatte. Gelecek ay aynı saatte. Gelecek ay aynı saatte. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| With great pleasure. | Onur duyarim. Memnuniyetle. Memnuniyetle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, what did you do? Are you completely nuts? | Alan, ne yaptin? Tamamen aklinimi kaçirdin? Alan, Sen ne yaptın? Kafayı mı yedin? Alan, Ne yaptın sen? İyice tozuttun galiba? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You gave an order to put him in the big office. | Onu büyük ofise koymam için bana emir vermistiniz. Onu büyük ofise koymamı siz emretmiştiniz. Büyük odaya koyun diye emir verdiniz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And orders shouldn't be questioned. | Ve emirler sorgulanmamaliydi. Ve emirler sorgulanamaz. Ve emirler sorgulanmamalıdır. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's true. You did well, my little Alan. | Bu dogru. İyi yaptin, küçük Alan'im. Doğru, İyi yapmışsın Alancığım. Bu doğru. Aferin küçük Alancığım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Take off the cover. He won't stand here all dressed up. | Üstünü açin. Burada böyle kapali halde duramaz. Örtüyü kaldır. Böyle durmasın. Örtüyü kaldırın. Burda hep böyle duramaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's impressive. | Gerçekten etkileyici. Çok etkileyici. Çok etkileyici. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Is he really that dangerous? | Bu gerçekten tehlikeli mi? Gerçekten de o kadar tehlikeli mi? Gerçekten bu kadar tehlikeli mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's even worse. | Daha da kötü. Daha da beter. Daha fazla bile. Onlara ne hazırladığımızı sana göstereceğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He can slit a sheep's throat with his ears. | Kulaklariyla bir kuzunun bogazini kesebilir. Kulaklarıyla bir koyunun boğazını bile kesebilir. Ağzıyla bir koyunun boğazını yırtar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't be afraid, my little Emilien. | Sakin orma, küçük Emilien'im. Korma Emiliencim. Korkma, Emilienciğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I spent 5 years in Equatorial Guyana, eating fried spiders | Ekvator Guyanasinda 5 yil geçirdim, kizarmis örümcek yedim. 5 yılımı Fransız Guyanasında kızarmış örümcek yiyerek.. 5 senemi Ekvatordaki Guyana'da örümcek pişirerek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and counting hippos for UNESCO. | Ve UNESCO için su aygiri saydim. ..ve UNESCO için Hipopotam sayarak geçirdim. ve UNESCO için hippo sayarak geçirdim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So I won't be scared of some Belgian, believe me. | Yani inan bana böyle bir Belçikalidan asla korkmam. Yani İnanın bana bir Belçikalı beni asla korkutamaz. Bir belçikalıdan korkacak değilim, güven bana. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We'll start with a routine interrogation. That'll calm him down. | Rutin sorgulamamiza baslayalim. Bu onu sakinlestirir. Sıradan bir sorgulama ile başlayalım. Bu onu sakinleştirir. Klasik sorgulamayla başlayalım. Bu onu sakinleştirir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, get me the papers. | Alan, kagitlari getir. Alan, kağıtları ver. Alan, kağıtları getir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go ahead, Alan. | Kipirda biraz, Alan. Çabuk ol, Alan. Hadiii, Alan. Madam. Madam, nasıl istersen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| First and last name! | Adin ve soyadin! Adın ve soyadın?.. İsim soyisim! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So? How'd it go? | Ee? Nasil gitti? Eee? Nasıl gitti? Eee? Nasıl gitti? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The place is a nuthouse, I swear. | Orasi çatlaklar evi gibi, Yemin ederim. Burası bir tımarhane. Yemin ederim. Tımarhaneden farksız yemin ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It gives me the creeps. | Tüylerim ürpetti. Tüylerimi diken diken ediyor. İçime korku saldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Come on, go. | Hadi, gidelim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You want to play the wise guy? | Oyun mu oynamak istiyorsun akilli çocuk? Kendini akıllı mı sanıyorsun? Oyun mu istiyorsun dahi çocuk? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, the Bouches du Rh�ne department. | Alan, the Bouches du Rhône departmani. Alan, Bouches du Rhône Alan, the Bouches du Rhône rehberi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Bouches du Rh�ne? Yes, Bouches du Rh�ne. | Bouches du Rhône mü? Evet, Bouches du Rhône. Bouches du Rhône? Evet, Bouches du Rhône. Bouches du Rhône? Evet, Bouches du Rhône. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Sure, boss. | Peki, patron. Hemen , patron. Elbette, patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'll see. | Göreceksin. Şimdi görürsün. Şimdi görürsün. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Will you answer? | Cevap veriyor mu? Cevap verecek misin? Cevaplayacak mısın? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stay calm! | Sakin ol! Sakin olun! Sakin olun! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You still want to play the wise guy? | Hala oyun mu oynamak istiyorsun akilli çocuk? Hala kendini akıllı mı sanıyorsun? Hala oyun istiyorsun ha dahi çocuk? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, there's a hunting rifle in my desk. | Alan, masada av tüfegim var. Alan, masamda bir av tüfeği var. Alan, masamda bir tüfek var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'll see. | Göreceksin sen. Şimdi görürsün. Görürsün sen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I brought it back from Guyana. A gift from the head of the reserve. | Guyana'dan almistim. Komitenin üst kurulu hediyedir. Bunu Guyana' dan getirdim. Hediye. Guyana'dan getirdim bunu. Yedek güçlerin şefi hediye etti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This dart will put an elephant to sleep in 5 seconds. | Bu ok bir fili 5 saniyede uyutur. Bu ok bir fili 5 saniye içerisinde uyutur. Bu ok bir fili 5 saniyede uyutur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /OK, Alan. /Careful, it's loaded. | Tamam, Alan. Dikkat et, dolu. /OK, Alan. /Dikkatli, doludur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Keep him at gunpoint. | Vurus açisinda olmasin. Gözünü ondan ayırma. /Hedefe tut. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If he tries to escape, fire at him. | Ama kaçmaya yeltenirse, vurun. Kaçmaya çalışırsa onu vur. Kaçmaya çalışırsa vur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Without a warning shot? | Uyari atisi yapmadan mi? Uyarı atışı yapmadan mı? Uyarı atışı yapmadan mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Of course. There's only one dart. | Tabii ki. İçinde sadece 1 tane ok var. Tabi ki. Sadece bir ok var. Herhalde. Sadece bir ok var | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What will you use to put him to sleep? | Yoksa onu uyutmak için ne kullanacaksin? Sonra onu neyle uyutacaksın? Onu uyutmak için ne kullanacaksın? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| All the better for me. | Tabii haklisiniz.. Anladım patron. Tamam daha iyi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's continue the interrogation. | Sorguya devam edelim. Sorgulamaya devam edelim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| First and last name. | Adin soyadin. Adın ve soyadın?.. İsim ve soyisim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What's that? | Ne yapiyorsun? Bu da ne? Bu ne ya? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's starting to piss me off. | Beni sinirlendirmeye baskadi. Beni kızdırmaya başlıyor. Kafamı bozmaya başladı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't piss me off. You don't want to see me pissed off. | Beni sakin sinirlendirme. Benim sinirlenmis halimi görmek istemezsin. Beni kızdırma. Kızdığımı görmek istemezsin. Kafamı bozma. Beni sinirli görmek istemezsin | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, it must be hard for him to talk with a ball in his mouth. | Patron, agzinda top varken konusmasi zor olmali. Patron, ağzında top varken konuşmak onun için zor olmalı. Patron, ağzında bir topla konuşması zor olsa gerek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's just an excuse. If he wanted to, he'd talk. | Bu bir bahane degil. Eger isteseydi konusurdu. Bahane.. Konuşmak isteseydi çoktan konuşurdu. Bu bahane. İstese konuşur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look, boss. | Baksana, patron. Patron, bak. Bak, patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's trying to say something. | Birsey söylemeye çalisiyor. Birşey söylemeye çalışıyor. Bir şey demeye çalışıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let him say it. That's all we're asking. | O zaman söylesin. Soracaklarimizi sorduk. Tamam söylesin. Bizim istediğimiz de bu zaten. Söylesin. Biz de onu istiyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, what if we take the ball out of his mouth? | Patron, agzindaki topu çikarirsak ne olur? Patron, topu ağzından çıkarsak mı? Patron, Ağzındaki topu çıkarsak mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Not a chance. | Hiç sansin yok. Salaklaşma. Olmaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Give an arm, he'll take a finger. | Kolunu tutar, parmaklarini koparir. Kolunu veren parmağını kaptırır. Elini versen kolunu kaptırırsın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's what this little blackboard is for. | Burdaki küçük yazi tahtasi ne için? Şurdaki tahta bunun için zaten. Bu tahta onun için herhalde. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yeah, have a look. | Evet, baksana. Evet, bak. Evet, bakın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And there's chalk on a chain. | Ve zincirde bir tebesir asili. Zincirin ucunda da bir tebeşir var. Ve zincire bağlı bir tebeşir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This allows him to communicate. | Bu onunla iletisim kurmak için. Bununla iletişimini sağlıyor. Bu iletişim için. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He'll answer us in writing. | O bize yazarak cevap verecek. Bize yazıyla cevap verecek. bize yazarak cevap verecek. Sakin ol. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, write "first and last name". | Emilien, yaz "adin soyadin". Emilien, ' adın ve soyadın ' yaz. Emilien, "isim ve soyisim" yaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, he can't talk but he can hear us very well. | Patron, konusamiyor ama bizi gayet güzel duyuyor. Patron, sanırım konuşamıyor ama bizi gayet iyi duyuyor. ha? Patron, konuşamıyor ama bizi duyuyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Give him the chalk. | Tebesiri ver ona. Tebeşiri ver şuna. Tebeşiri ver ona. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But be careful he doesn't bite your leg off. | Ama dikkatli ol baçagini koparmasin. Ama dikkkatli ol bacağını kopartmasın. Ama dikkat et bacağını koparmasın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Go ahead, Emilien. | Hadi, Emilien. /Hadi, Emilien. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Slowly. | Yavasça Yavaş. Yavaşşş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Very good, Emilien. | Aferim, Emilien. Çok iyi, Emilien. /Çok güzel, Emilien. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| PEE | İsemek Pipi İşeme | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What did he write? | Ne yazdi Ne yazdı? Ne yazdı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Pee. Pee? | İsemek. İsemek mi? Pipi. Pipi? İşeme. İşeme? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's right. | Aynen öyle. Evet öyle. Evet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I understand, but is that his first or last name? | Anladim, ama bu adi mi soyadi mi? Anladım, ama bu adı mı soyadı mı? Anladım ama bu ismi mi soyismi mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, I think he wants to go to the bathroom. | Patron, sanirim tuvatele gitmek istiyor. Patron, sanırım tuvalete gitmek istiyor. Patron sanırım lavaboya gitmek istiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's not going anywhere. | Hiçbir yere gidemez. Hiç bir yere gitmiyor. Hiçbir yere gitmiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That trick "I'll go to the bathroom and run away", | Numarasi bu '' tuvalete gideyim sonrada kaçayim'' Şu ' tuvalete gidiyorum ve birazdan kaçacağım' numarası... Bu sıkıştım diyip kaçma numarasını, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've seen it a hundred times. | Yüzlerce kez gördüm bunu. Yüzlerce kez gördüm. yüz defa gördüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He thinks he'll trick us with such an old stunt. | Bu eski numaralarla bizi kandirmaya düsünüyor. Bizi kandırabileceğini sanıyor. Bu eski numarayı yiyeceğimizi sanıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you kidding me? | Benimle dalga mi geçiyorsun? Şaka mı yapıyorsun? Dalga mı geçiyorsun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| There must be something prepared for such an eventuality. | Burada bunu halletmek için birsey olmali. Tuvalet için birşeyler düşünmüş olmalılar. Bu ihtimal için hazırlanmış bir şey olmalı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look over there. | Suraya baksana. Şuraya bak. Bak işte orada. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look where? | Nereye bakayim? Nereye? Nerede? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, do you know how this works? | Emilien, bunun nasil çalistigini biliyor musun? Emilien, nasıl çalıştığını biliyor musun? Emilien, nasıl çalıştığını biliyor musun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Of course. It's kids' play. | Tabii ki. Çocuk oyuncagi. Tabi ki. Çocuk oyuncağı. Tabii ki. Çocuk oyuncağı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is the drain pipe. | Burada pis su borusu. Bu transfer hortumu. Bu pis su borusu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And this one is for cleaning. Simple. | Ve buda temizlemek için. Basit. Ve bu da temizlik için. Bu kadar basit. Bu da temiz. Bu kadar basit. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They showed us a training video about new equipment a month ago. | Geçen ay bize bu aletin egitim videosunu gösterdiler. Geçen ay yeni ekipman hakkında bir eğitim vidyosu izlemiştik. Bir ay önce bu yeni cihaz ile ilgili eğitim videosu izletmişlerdi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Right, Alan? | Degil mi, Alan? Değil mi, Alan? Değil mi, Alan? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Never mind. | Bosversene. Boş ver. Boşver. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hook him up. | Bagla bakalim. Bağla onu. Hadi yap şunu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you keep him at gunpoint! | Ve sende adama nisan al! Gözünü ondan ayırmaa! Silahı hedefe doğrult! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Try this and tell me what you think. | Bunu bir dene ve ne düsündügünü söyle. Şunu dene ve ne düşündüğünü söyle. Bunu dene. Bakalım beğenecek misin | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This stuff is strong. I'm already seeing huge worms. | Bu meret çok güçlü. Simdiden kocaman solucanlar görmeye basladim. Bu sağlammış. Şimdiden dev solucanlar görüyorum. Bu çok kuvvetli. Şimdiden dev solucanlar görüyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This connects to the water tap. | Bu musluga baglaniyor. Bu musluğa bağlanacak. Bunu musluğa takıyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And this is placed in the toilet. | Ve bu yerde tuvaletin içinde. Ve bu da tuvalete gidiyor. Bunu da tuvalete. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Done. | Oldu. Tamam. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was easy. | Kolaymis. Çok kolaydı. Kolaymış. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I hooked up the pipes... | Borulari bagladim... Hortumları bağladım. Boruları taktım... | Taxi 4-1 | 2007 |