Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158571
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Mr. Albert Vandenbosh. | Mr. Albert Vandenbosh. Bay Albert Vandenbosh. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Wanted by Interpol for criminal cases in 17 countries. | İnterpol tarafindan 17 ülkede suç dosyalariniz için araniyorsunuz. İşlediği suçlar yüzünden 17 ülkede İnterpol tarafından aranıyor. İnterpol tarafından 17 ülkede aranıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Memory coming back? | Hafizan yerine geldi mi? Bir şeyler hatırladın mı ? Hafızan geri geldi mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My memory is good and that's the problem. | Benim hafizam iyidir sorun olan bu. Hafızam iyidir, ama sorun şurada. Hafızam yerimde. Hata yapıyorsunuz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My name isn't Albert Vandenbosh but F�nimore Eugene Triboulet | Benim adim Albert Vandenbosh degil Fénimore Eugene Triboulet Benim ismim Albert Vandenbosh değil ki. İsmim Fénimore Eugene Triboulet. İsmim Albert Vandenbosh değil Fénimore Eugene Triboulet | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and I'm an attach� at the Belgian Embassy. | ve Belçika Büyükelçiliginde ateseyim. Ve Belçika elçiliğinde ateşeyim. Belçika Elçiliğinde ataşeyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He thinks we're morons. | Bizi aptal saniyor. Aptal olduğumuzu düşünüyor. Salak olduğumuzu sanıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| 1987. Armed robbery on the Paris Bouche train. | 1987. Paris Bouche treninde bombali saldiri. 1987. Paris Bouche treninde silahlı soygun. 1987 Paris Bouche trenine silahlı soygun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm an attach�. | Ben ateseyim. Ben ateşeyim. Ben bir ataşeyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're rather attached. | Sen ateslenmeyi tercih ediyorsun. Bence sen ateştesin. Ataşe değil, ateşte olmalısın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If you think we'll believe your story, then you're very mistaken. | Eger bizim hikayene inanacagimizi saniyorsan çok fena yaniliyorsun. Eğer hikayene inanacağımızı düşünüyorsan yanılıyorsun. Hikayene inanacağımızı düşünüyorsan yanılıyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alan, prepare a report for the boss. | Alan, raporu patron için hazirla. Alan, Patron için bir rapor hazırla. Alan, patron için bir rapor hazırla. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It'll make him happy. | Bu onu neselendirir. Buna sevinecektir. Bu onu sevindirecektir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll go over to the file. | Ben raporu getireyim. Dosyayla ilgileneyim. gidip dosyasına bakayım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Write. | Yaz. Yaz bakalım. /Yaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Albert Vandenbosh. | Albert Vandenbosh. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Eugene Triboulet, I tell you. | Eugene Triboulet, size söyledim Size söyledim. Adım Eugene Triboulet. /Eugene Triboulet, diyorum size. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I know that Vandenbosh. | Biliyorum Vandenbosh. Vandenbosh' u biliyorum. Biliyorum Vandenbosh. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look at his picture. He has a different face. | Resmine bak. Degisik bir yüzü var. Resmine bakın. Farklı bir yüzü var. Resmine bak farklı bir görünüşü var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /He has a moron's face. | Aptal surayi var. O morona benziyor. /Salak görünüşü mü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yeah, sure. | Evet, tabii. Ya. Tabi. Evet, elbette. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Come and see this. | Gelip suna bakar misin? Gelip şuna baksana. Gel şuna bir bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Who is this? | Kim bu? Bu kim ? Bu da kim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| See? I told you. | Gördün mü? Söylemistim size. Gördünüz mü? Size söyledim. Gördünüz mü? Söyledim size. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /I won't blame you, /it wasn't your fault. | Sizi suçlamiyorum, sizin hataniz degil. Sizi suçlamıyorum. Sizin hatanız değildi. /Sizi suçlamıyorum, /sizin hatanız değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Untie me. | Çöz beni. Çözün beni. /Çözün beni. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I won't file a complaint and we can forget about this. | Ben sikayetçi olmayayim ve bunu unutalim. Şikayet formu doldurmam. Bunu unutabiliriz. Sizi şikayet etmeyeceğim bunu unutabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where did you meet Vandenbosh? | Nerede tanistiniz Vandenbosh? Vandenbosh ile nerede tanıştınız? Vandenbosh'la nerde tanıştın? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I wouldn't say that I met him. | Onunla tanistigimi söylemedim. Hatırlamıyorum. Ama tanıştım. Tanıştığım söylenemez. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I saw him at the police station in Bruges. | Brükselde polis merkezinde gördüm onu. Galiba Brugge' deki karakolda görmüştüm onu. Onu Bruges'ta karakolda gördüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What were you doing at the station in Bruges? | Brükselde polis merkezinde ne yapiyordunuz? Brugge' deki karakolda ne yapıyordunuz? Bruges'ta karakolda ne yapıyordun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /I came to report a robbery. | Bir hirsizligi bildirmek için gitmistim. Bir soygunu rapor etmeye gelmiştim. /Bir soygunu haber verecektim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I was the victim of a carjacking. | Araba gaspi kurbaniydim. Araba soygunu kurbanıydım. "Carjacking" . | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A car what? | Araba ne?? Araba nesi? Car ne? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A carjacking. My Toyota was stolen. | Araba gaspi. Toyotam çalinmisti. Araba soygunu. Toyotam çalınmıştı. Carjacking. Toyotam çalındı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Two guys threw me out of my car and drove off with it. | İki adam beni arabadan atti ve sürüp gitti. İki kişi beni arabamdan atıp arabamı çaldılar. iki adam beni arabadan indirdiler arabamı alıp kaçtılar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In Marseille we call that a "Parisian". | Buna Marsilya'da ''Paris'li'' diyoruz. Biz buna Marsilya' da ' Parisian ' deriz. Marsilya'da buna "Parisian" diyoruz biz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In Belgium we say "carjacking". | Belçikada ise ''araba gaspi'' Belçika' da araba soygunu denir. Biz Belçika'da "carjacking" diyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Carjacking. Carjacking. | Araba gaspi. Araba gaspi. Araba soygunu. Araba soygunu. Carjacking. Carjacking. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And then? | Peki sonra? Ya sonra? Ee sonra? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I was in the Commissionaire's office, a kind and hospitable man, | Ben komiserin ofisindeydim, kendisi çok nazik ve misafirperverdi. Nazik ve konuksever biri olan komutanın ofisindeydim. Komiserin odasındaydım, kibar ve yardımsever biriydi | Taxi 4-1 | 2007 | |
| when I felt the need to go to the bathroom. | Ve çisim geldiginde tuvalete gittim. Tuvalete gitmem gerekti. Lavaboya gitmek için izin istedim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You always feel the need to go pee? | Sizin her zaman çisiniz mi gelir? Her zaman çişin gelir mi? Her zaman tuvaletin mi geliyor? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I had some prostate surgery last year. | Geçen sene prostat ameliyati oldum. Geçen sene prostat ameliyatı olmuştum. Geçen yıl bir prostat ameliyatı oldum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm sorry. | Özür dilerim. Üzgünüm. Geçmiş olsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And then? | Peki sonra? Devam et. Sonra? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I was in the bathroom cabin, when I stumbled upon Vandenbosh, | Tuvalette kabindeydim, Tam küçük Vandenbosh'u çikariyordum ki, Vandenboshla karşılaştığımda tuvalet kabinindeydim. Vandenbosh, bu durumdan kurtulmak için | Taxi 4-1 | 2007 | |
| who was taking off this horrible suit. | Birisi birden içeri daldi. Şu Korkunç kıyafeti çıkarmakla meşguldü. beni kullanmak istediğinde lavabodaydım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /And then his accomplices /jumped on top of me | Sonra yanindaki ortagi üstüme atladi. Sonra arkadaşları üzerime atladılar ve Adamları üzerime atladı | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and forced me to put on this horrible attire. | Ve sonra bu korkunç kostümün içine soktular. bu korkunç kıyafeti bana giydirdiler. ve bana şu berbat kıyafeti giydirdiler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Of course I tried /to defend myself. | Tabii ki kendimi savunmayi denedim. Tabi ki direndim. Kendimi savunmaya çalıştım tabii. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But they quickly put the ball in my mouth | Ama birden agzima topu koydular. Ama topu çabucak ağzıma tıktılar. Ama hemen bu topu ağzıma koydular | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and since then I couldn't defend myself. | Ve o andan itibaren kendimi savunacak durumum kalmadi. O zamandan beri kendimi savunamadım. ondan sonra birşey yapamadım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you understand? | Anladiniz mi? Anlıyor musunuz? Anlıyor musunuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're really good. | Gerçekten çok iyisiniz. Gerçekten iyisin. Gerçekten çok iyi bir hikaye. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But unluckily for you, you've met your match today. | Fakat maalesef bügün sizin sanssiz gününüz. But unluckily for you, you've met your match today. Ama ne yazık ki hiç şansın yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What now? | Yine ne var? Ne var? Şimdi ne var? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Can you come and see this? | Gelip suna bakabilir misin? Şuna baksan iyi olur. Gelip şuna bir baksana? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| BELGIAN EMBASSY | BELÇİKA BÜYÜKELÇİLİĞİ BELÇİKA KONSOLOSLUĞU BELÇİKA KONSOLOSLUĞU | Taxi 4-1 | 2007 | |
| FENIMORE EUGENE TRIBOULET CULTURAL ATTACHE | FENIMORE EUGENE TRIBOULET KÜLTÜR ATESESİ FENIMORE EUGENE TRIBOULET KÜLTÜREL ATEŞE FENIMORE EUGENE TRIBOULET KÜLTÜREL ATEŞE | Taxi 4-1 | 2007 | |
| F�nimore Eugene Triboulet. | Fénimore Eugene Triboulet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Cultural attach� at the Belgian embassy since 1996. | Belçika Büyükelçiligi 1996'dan beri Kültür Atesesi 1996' dan beri Belçika Konsolosluğunda kültürel ateşe. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Since the 17th of May 1996 /to be exact. | Tam olarak 17 Mayis 1996. Tam olarak 17 mayıs 1996 dan beri. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My nomination was also shown in the evening TV news. | Benim adayligim Televizyonda aksam haberlerinde çikmisti. Adaylığım televizyonda akşam haberlerinde gösterilmişti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Is there a number to call? | Burada aranacak bir numara var mi? Arayabileceğimiz bir numara var mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yeah, there's the number. | Evet, burada bir numara var. Evet, işte burada. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go ahead, call. | Tamam ara o zaman. Hadi, ara. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Call them. | Ara onlari. Ara. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Belgian Embassy, hello. How may I help you? | Belçika Büyükelçiligi, merhaba. Nasil yardimci olabilirim? Belçika konsolosluğu, buyrun. Nasıl yardımcı olabilirim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hello. I'd like to talk to Mr. Triboulet. | Merhaba. Mr. Triboulet'le konusmak istiyorum. Merhaba. Mr. Triboulet ile konuşabilir miyim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Unfortunately Mr. Triboulet has been absent for 3 days. | Maalesef Mr. Triboulet 3 gündür ortalikta yok. Ne yazık ki Mr. Triboulet 3 gündür burada değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you know where I can find him? It's an important matter. | Onu nerede bulabilirim biliyor musunuz? Çok önemli bir konu. Onu nerede bulabileceğimi biliyor musunuz? Gerçekten çok önemli. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| To be honest, | Açikçasi, Açık konuşmak gerekirse.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /we haven't heard from /Mr. Triboulet in 3 days. | Mr. Triboulet'ten 3 gündür haber alamiyoruz. Kendisinden 3 gündür haber alamıyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and the embassy is starting to worry. | Ve elçilik endiselenmeye basladi. Endişelenmeye başladık. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you saying he's disappeared? | Birden bire kayboldugunu mu söylüyorsunuz? Kaybolduğunu mu söylüyorsunuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We know he went to the station in Bruges Tuesday morning, | Onun sali sabahi Brüksel Polis Merkezine gittigini biliyoruz. Salı sabahı arabasının çalındığını bildirmek için... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /to report the carjacking /of his Toyota. | Gaspedilen arabasi Toyota için ihbarda bulunmaya. Brugge karakoluna gittiğini biliyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And since then we have no news of him. | Ve o günden beri haber yok. O zamandan beri ortada yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Are you his father? | Siz babasi misiniz? Babası mısınız? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's terrible. | Bu korkunç. Bu çok kötü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll call again later. | Tekrar arayacagim. Tekrar arayacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Holy cow... | Hassktir. Kutsal inek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Will you talk? | Konusacak misin? Konuşsana lan... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go easy on him. | Adami rahat birakin. Hey yavaş olun.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry. I have an eye on them. | Merak etme. Gözüm üstünde. Endişelenme. Herşey kontrolüm altında. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you try not to burn down the station. | Ve sen merkezi yakmaya çalisma sakin. Sakın karakolu yakayım deme. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Can you borrow me some clothes? We have a problem with the prisoner. | Bazi kiyafetleri ödünç alabilir miyim? Mahkumla sorunumuz varda. Bir kaç parça elbise ödünç alabilir miyim? Tutukluyla ilgili bir sorun çıktı da. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yeah, look in the closet. | Evet, dolaba baksana. Tabi. Dolaba bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /The boss has a few /shirts to change clothes. | Patronun bir kaç gömlegi olmasi lazim. Patronun elbiselerini al. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He can change clothes every 10 minutes. | Her 10 dakikada bir kiyafet degistirebilir. 10 dakikada bir elbise değiştirebilir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My little Daniel. | Küçük Daniel'im. Danielciğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You've come at the right time. | Tam zamaninda geldin. Tam zamanında geldin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, but it would be nice if you could sign an armistice. | Hayir, ama eger ateskes imzalarsan hiçte fena olmaz. Hayır, ama bir ateşkes imzalatsan iyi olurdu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Leo, look over here. | Leo, oraya bak. Leo, şuraya bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Awesome. | Muhtesem. Süperr | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I prefer to die in glory than to surrender in infamy. | Teslim olup esir olacagima, zafer içinde ölmeye tercih ederim. Onurumla ölmeyi, alçakça teslim olmaya tercih ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What is that? | O ne? Bu da ne? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Peace. The war's over. | Baris. Savas biti. Barış. Savaş sona erdi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you OK, Mr. General? | İyi misiniz, Mr. General? Siz iyi misiniz, Mr. General? | Taxi 4-1 | 2007 |