Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158577
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I'll change too. | Bende degistireyim. Ben de üzerimi değiştireyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And we'll eat a candlelight dinner on the patio overlooking the sea. | Ve terasta günese karsi mum isinda bir aksam yemegi yeriz. Terasta, güneşe karşı, mum ışığında bir akşam yemeği.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| See you soon, | Birazdan görüsürüz. Görüşürüz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| F�nimore. | Fénimore. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Delta 1, you need to come get me, things are heating up here. | Delta 1, beni burdan almaniz gerekiyor, burasi iyice isiniyor. Delta 1, Beni buradan çıkarmalısınız, ortalık kızışacak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| When will you be here? | Ne zaman burada olursunuz? Ne zaman burada olursunuz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hold on, Delta 2. | Bekle, Delta 2. Bekle , Delta 2. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Excuse me, sir. How long will the repair take? | Affedersiniz, efendim. Tamiri ne kadar sürer? Pardon efendim.. Araba ne zaman hazır olur? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Young man... 2 or 3 days. | Genç adam... 2 yada 3 gün. Genç adam.. 2 3 gün içinde.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Delta 2... | Delta 2... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm sending reinforcements. | Takviye kuvvet gönderiyorum. Destek yolluyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Emilien, what are you doing? | Emilien, ne yapiyorsun? Emilien, Ne yapıyorsun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm calling reinforcements. | Takviye kuvvet istiyorum. Yardım isteyeceğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My little Emilien. The Belgian admitted everything. | Benim küçük Emilien'im. Belçikali herseyi kabul etti. Emilienciğim Belçikalı herşeyi itiraf etti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Everything? | Herseyi. Herşeyi mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Everything. /We couldn't stop him. | Herseyi.. Onu durduramadik. Herşeyi. Onu susturamadık. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /And since he /became so willing, | Ve o kadar gönüllü kabul etti ki, Ve hazır bu kadar istekliyken... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| we attributed him a few other cases. | Diger bir kaç dosyayi da üstüne yiktik. Birkaç suçu da onun üzerine yıktık. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He'll get a 1000 years of prison and won't notice the difference. | 1000 yil hapis ceza alacak ve bunu hiçbirsey degistiremeyecek. Farkına bile varmadan 1000 yıl hapis cezası alacak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, that's not the right Belgian. | Patroni o gerçek Belçikali degil. Patron, yanlış Belçikalıyı yakaladık. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's his double, a look alike. | Bu onun ikizi. Gerçeğine çok benziyor. Sanırım ikizi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The real Belgian left the bank 5 minutes later. | Gerçek belçikali bankadan 5 dakika önce ayrildi. Aradığımız Belçikalı bankayı 5 dakika sonra terketti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So where's the real Belgian? | Peki gerçek Belçikali nerede? Yani gerçek Belçikalı şu an nerede? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've followed him to the Columbian's villa in Cannes. | Onu Kolombiyanin Cannes'deki evine kadar takip ettim. Onu Cannes' de Kolombiyalı' nın villasına kadar takip ettim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The Belgian and the Columbian together. | Belçikali ve Kolombiyali beraber. Belçikalı ve Kolombiyalı beraber.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Can you imagine /such a catch? | Bunun nasil bir baskin olacagini hayal edebiliyor musun? Operasyonun büyüklüğünü hayal edin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| General alarm! | Kirmizi Alarm. KIRMIZI ALARM.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You look sublime, my dear. | Çok asil görünüyorsun, tatlim. Muhteşem görünüyorsun tatlım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Thank you. | Tesekkür ederim. Teşekkürler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you look great in white. | Sende beyazlar içinde çok yakisikli görünüyorsun. Ve beyazlar içinde harika görünüyorsun | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You think so? | Gerçekten böyle mi düsünüyorsun? Öyle mi düşünüyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I like white. | Beyazi severim. Beyazı severim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I like white... | Beyazi severim.. Beyazı severim... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But I prefer champagne. | Ama sampanyayi tercih ederim. Ama şampanyayı tercih ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Did you hear those shots? I heard only one. | Silah seslerini duydun mu? Sadece bir tane duydum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Trust me. One shot is usually followed by others. | İnan bana. Biri digerlerinin habercisidir. Güven bana. İlk ses diğerlerinin habercisidir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll take up a forward position and prepare the terrain for Gibert. | Ben pozisyonumu alayim ve Gibert için alani hazirlayayim. Pozisyon alıp, Gibert için alanı tarayacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'd be better off guarding the rear. | Bencede arka tarafi kolla sen. Bence bundan uzak durmalısın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry. I'll inspect the topography of the terrain. | Merak etme. Arazinin yer haritasini inceleyecegim. Endişelenme. Çevrenin yerleşimini araştıracağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So that special forces can penetrate easily. | Böylece özel kuvvetler daha kolay sizabilirler. Böylece özel kuvvet içeri kolayca sızabilir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Here. Put this in your ear. | Al. Bunu kulagina yerlestir. İşte. Bunu kulağına tak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You'll be able to monitor me from afar. | Benimle uzaktan iletisimde olacaksin. Bu şekilde haberleşeceğiz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| To us. | Bize. Bize.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /There's a high fence. | Çok yüksek bir duvar. Yüksek bir duvar var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm climbing up a post. | En üstüne tirmaniyorum. Yukarı tırmanıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| There's a tree branch that reaches into the estate. | Burdaki agaç dali beni makilaneye sokmaya yeter. İçeri uzanan bir ağaç dalı var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /That's strange. /Such branches are usually sawed. | Bu çok garip. Genelde malikanenin agaçlari budanir. Garip. Böyle dallar genelde budanır. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But this one isn't. | Ama bunlar budanmamis. Ama bunu untmuşlar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Actually... | Aslinda.. Aslında. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It is. | Budanmis. Unutmamışlar... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was a topography class presented by Emilien. | Emilien tarafindan verilen yer bilimi dersiydi.. Emilien ile topoğrafi dersi sona ermiştir... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's dance. | Dans et. Dans... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you realize what a couple we'll make? | Ne kadar uyumlu bir cift oldugumuzun farkinda misin? Ne harika bir çift olduk değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Fire and ice. | Ates ve buz. Ateş ve su.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My Machiavellism and your professionalism. | Benim is ahlakim ve senin profesyonelligin. Benim yöntemlerim, senin profesyonelliğin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We'll be the most feared couple of modern times. | Biz modern zamanlarin en korkulan çifti olabiliriz. Tüm zamanların en korkulan çifti olabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll be your Clyde and you'll be my Bonnie. | Ben senin Clyde'in sende benim Bonnie'm olacaksin. Ben senin Clyde' ın, sen de benim Boone' imsin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Shall we dance or kiss? | Dans mi edelim yoksa öpüselim mi? Öpüşecek miyiz dans mı edeceğiz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We can do both. | İkisini beraber yapabiliriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Otherwise I'll come to believe you're a double agent. | Öteki türlü senin çift tarafli bir ajan olduguna inanmaya baslayacaktim. Aksi halde senin bir ajan olduğunu düşüneceğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Haven't you learned to knock when entering? | Kapi çalmadan içeri girilmeyecegini hala ögrenemediniz mi? İçeri girerken kapı çalmayı öğretmediler mi sana, hıyar? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But look what fell out of the sky. | Ama bak gökten ne düstü. Ama bak gökyüzünden ne düştü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Well, well. It's the little cop from Marseille. | Güzel, güzel. Bu Marsilya'daki küçük polisimiz. Bak bak, Marsilyalı küçük polisimiz buradaymış. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That little cop is an inspector. | O küçük polis bir dedektif. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I won't let you get away with this. | Bunlarla senin gitmene izin vermeyecegim. Benden kaçmanıza izin veremem. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hands in the air! You're under arrest! | Eller havaya! Tutuklusun! Eller havaya. Tutuklusunuz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You know, you're really stupid. | Biliyor musun, gerçekten aptalsin. Biliyor musun? Sen gerçekten aptalsın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Barging in here with your little gun | Buraya o küçük silahinla girip, O küçük silahınla, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and believing you can arrest the public enemy no. 1. | Kamu suçlarinda 1 numara olan birini tutuklayabilecegine gerçekten inaniyor musun? 1 numaralı suçluyu tutuklayabileceğini sanıyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The killer of the Flanders. The monster of Belgium. | Flanders'in katili. Belçika'nin canavari. ' Flanders katili ' ' Belçika canavarı ' | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I warn you. The house is surrounded. | Seni uyariyorum. Ev sarildi. Seni uyarıyorum. Evin etrafı sarıldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Reinforcements. | Takviye kuvvetler. Ekipler.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| An armada. | Donanma. Bir donanma.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I can hear the helicopters circling the house. | Helikopterlerin evin üstünde uçusunu duyabiliyorum. Evin üzerindeki helikopterin sesini duyabiliyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They'll be here any moment. Very good. | Her an burada olabilirler. Çok güzel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We'll be waiting for them. | Bizde onlari bekleriz. Onları bekliyor olacağız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll show you what we'll welcome them with. | Sana onlara nelerle merhaba diyecegimi göstereyim. Sana onları nasıl bekleyceğimizi göstereyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But first you'll pay for disturbing my peace! | Ama önce benim huzurumu bozmanin bedelini ödeyeceksin. Ama önce sana huzurumu bozmanın cezasını ödeteğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Leave him to me. | Onu bana birakin. Onu bana bırak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've always dreamed of killing a cop. | Hayalim her zaman bir polis öldürmekti. Hep bir polis öldürmeyi istemişimdir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And I was off to a good start. | Ve simdi tam zamani. Tam da iyi bir başlangıç yapacaktım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This will be my engagement gift for you, my rose. | Bu sana nisan hediyem olsun, kirmizi gülüm. Bu benden sana bir nişan hediyesi olsun, gülüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No other gift will make me happier. | Baska bir hediye beni bu kadar mutlu etmezdi. Hiç bir hediye beni daha fazla mutlu edemezdi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Miss, please listen to me... | Bayan, lütfen beni dinleyin... Matmazel, lütfen beni dinleyin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Mrs. Mrs., if you prefer. | Hanimefendi. Hanimefendi olsun eger bunu tercih ediyorsaniz. Madam Madam, eğer bunu tercih ediyorsanız.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've never hit a woman and I practiced judo for 8 years. | Hiçbir zaman bir kadina vurmam, ve 8 sene judo egitimi aldim. Hiç bir kadına vurmadım. Ayrıca 8 yıl judo dersleri aldım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was a Japanese hold. | Bu Japon firlatisiydi. Bu hareket Japonların. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Since you insist, I'll take this seriously. | Eger israr ederseniz, ciddiye almak zorunda kalacagim. Israr ettiğin için, bunu ciddiye alacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| OK. But open your eyes. | Tamam. Ama gözlerini aç. Tamam. Ama gözlerini biraz açsan.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry about me. | Benim için endiselenme. Benim için endişelenme. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But I am worried about you. | Ama ben senin için endiseleniyorum. Ama endişeleniyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do we know each other? | Birbirimizi taniyor muyuz? Biz tanışıyor muyuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Think harder. | Biraz düsün. İyi düşün. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I don't know that hold, but that must have hurt. | Bu firlatisi hatirlamiyorum ama acitiyor olmali. Bu fırlatışı bilmiyorum ama acıtmış olmalı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Reinforcements better come quick or there won't be much left of him. | Takviye kuvvetler gelse iyi olur, yoksa adamdan geriye pek birsey kalmayacak. Yardım ekibi acele etse iyi olur. Çünkü ondan geriye birşey kalmayabilir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you like my girlfriend? | Sevgilimi begendin mi? Kız arkadaşımı beğendin mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She's not my type. | Benim tipim degil. Benim tipim değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And would you like me more if I were a blonde? | Eger sarisin olsam benden hoslanir miydin? Biraz daha sarışın olmamı ister miydin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Petra? | Petra? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I was sure that I know her. | O olduguna emindim. Onu tanıdığımı biliyordum. | Taxi 4-1 | 2007 |