Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150129
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Come on. I just wanna get some of my shit, if it's not too much to ask. | Haydi ama. Mahzuru yoksa, bazı eşyalarımı almak istiyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Are you gonna be calm? | Sakin olur musun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| We got marijuana out back. | Arka tarafta haşhaş bulduk. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I hope you guys are proud of yourselves. A bunch of big men in here. | Umarım kendinizle gurur duyuyorsunuzdur. Burada eşek kadar adamlar var. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Just get your stuff, Joleen. | Eşyalarını al, Joleen. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Everybody's fine putting a little girl out on the street. | Küçük bir kızı sokağa attığınız için içiniz rahattır. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Where's my coffee can? | Kahve kavanozum nerede? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Where's my goddamn coffee can? | Kahve kavanozum nerede! | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The last thing you need is coffee, Joleen. | En son ihtiyacın olacak şey kahvedir, Joleen. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You know what I'm talking about. Last night' when you guys came in here, | Neyden bahsettiğimi biliyorsunuz. Dün gece buraya girdiğinizde... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| there was a goddamn coffee can on top of that fridge! | ...buzdolabın üstünde kahve kavanozum vardı. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Bob, did you see this alleged coffee can? No. | Bob, iddia edilen kahve kavanozunu gördünüz mü? Hayır. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Pretty sure a girl like you can figure out another way to make some money. | Senin gibi küçük bir kız başka yoldan para kazanmasını bal gibi de biliyordur. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Fuck you. Come on, James. | Canın cehenneme. Haydi James. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The DEA's discovered | Uyuşturucu Departmanı ayrıca... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| quite a few marijuana plants out there as well. | ...orada birçok haşhaş bitkisi buldu. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| And there's also marijuana paraphernalia. | Ayrıca haşhaş malzemeleri de bulundu. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| DEA says it goes all the way out there | Uyuşturucu Departmanı'nın dediğine göre... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Marijuana cultivation all the way down on the left side. | ...haşhaşı sol tarafta yetiştiriyorlarmış. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| DEA's got another grow... | Uyuşturucu Departmanı... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| James! about another half acre up there. | James! orada yarım dönüm daha bitki buldu. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Let's go. Thanks a lot. | Haydi gidelim. Çok teşekkürler. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Anybody looking? | Bakan var mı? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| All right. Let's go. | Pekala. Haydi gidelim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Can I stay at your house? | Sizde kalabilir miyim? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| So what are you gonna do? I don't know. | Ne yapacaksın? Bilmiyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Tara! Hey, put it in gear! Let's go! | Tara! Eşyalarını arabaya koy! Haydi gidelim! | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Today is the first day of the rest of your whole goddamn life. | Bugün boktan hayatının geri kalan kısmının ilk günü. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Moving again? | Yine mi taşınıyoruz? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Are you all right, miss? | İyi misiniz, bayan? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'm frightened to death. | Öleceğim diye çok korktum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| But otherwise all right. | Başka bir şey yok. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Uncle James, you're creeping me out. | James Dayı, beni gıcık ediyorsun. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Hey, you be nice to Uncle James. | James Dayınla doğru konuş. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| James, where do you keep your hangers? What? | James, askıları nereye koyuyorsun? Ne? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The hangers. God, this place is some mess. | Askılar. Tanrım, burası bir çöplük. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I should've brought some of my furniture. | Mobilyalarımı getirmeliydim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| And we're gonna need another pillow for Tara, by the way. | Bu arada, Tara için bir yastığa daha ihtiyacımız olacak. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'm not sleeping in the same bed as you, Mom. | Seninle aynı yatakta yatmam, Anne. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You know, you could really start unpacking some of your own shit | Orada oturup ödevini yapıyormuş gibi yapacağına... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| instead of sitting there and pretending to do your homework. | ...eşyalarını yerleştirmeye başlayabilirsin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Well, you're not doing a very good job of pretending. | O işi beceremiyorsun. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Well, maybe I'm not applying myself. | Belki de kendime yakıştıramıyorumdur. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I don't need this kind of shit from you right now, Tara! | Şu an senden bu boku duymak istemiyorum, Tara! | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| What kind of shit do you need from me right now, Mom? | Şu an benden hangi boku duymak istiyorsun, Anne? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| God, what do you want from me? | Tanrım, benden ne istiyorsun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Take it easy, baby face. | Sakin ol, bebek surat. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| There are hangers in there. I'm not gonna use them. | Şurada askı var. Kullanmıyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Then what is the right answer? | O halde nedir doğru cevap? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Here's a rule, okay? | Bir kural vardır, tamam mı? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You should listen up, because maybe you'll find a woman for yourself. | Kendine bir kadın bulabilmen için dinlemelisin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| When a woman asks you how old she is, | Kadın sana kaç yaşında göründüğünü sorduğunda... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| you think, What age does she want to be? | ...sence, kaç yaşında olmak istiyordur? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| And then you say that number. | O zaman o sayıyı söylersin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Ya think? | Öyle mi? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| How do I look? Great. | Nasıl görünüyorum? Harika. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It's You look great. Aren't you a little old for that shirt? | Harika görünüyorsun. O kazak için biraz yaşlı değil misin? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Didn't I just say "Don't say it"? I think I did. | Demin "Söyleme" demedim mi? Sanırım dedim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You're gonna watch her? | Ona bakacak mısın? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Where are you going at least? Out. | En azından nereye gideceğini söyle? Dışarı. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Oh, my God. That's him. | Aman Tanrım. Bu o. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| All right. Wish me luck. | Pekala. Bana şans dileyin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Have a really wonderful time, Mom. | İyi eğlenceler, Anne. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Shut up. This is my brother's place. | Kapa çeneni. Burası kardeşimin evi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Just for fun? Wait. | Şakacıktan? Bekle. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| We can say it's the alcohol talking later. | Daha sonra bunu sarhoşken söyledik diyebiliriz. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| But just for fun, just just say you love me. | Ama şakacıktan beni sevdiğini söyle. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Come on. Just say it. | Haydi. Söyle. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Doesn't have to mean anything. | Ciddi olmak zorunda değilsin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I love you. Do you? | Seni seviyorum. Seviyor musun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I love your jeans. | Kot pantolonunu seviyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Don't say that. I love your pants. | Öyle deme. Pantolonunu seviyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Say it. Just say it. I love your underpants. | Söyle. Söyle. Külotunu seviyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Say it. I love you. | Söyle. Seni seviyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Who's the man who always brings you flowers? | Sana devamlı çiçek getiren adam kim? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Baby! Mmm! | Hayatım! | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Whoa. Wait. Wait. | Bekle. Bekle. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Cool your jets. Hang on. I'll be right back. | Acele etme. Bir dakika. Hemen dönerim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It's okay. It's okay, baby. | Bir şey yok. Bir şey yok, hayatım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Christ, what kind of flophouse you runnin' here, Jojo? | Tanrım, burada nasıl bir pansiyon çalıştırıyorsun, Jojo? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I didn't mean to cramp your style, Sly. | Yaparken sana kramp girsin istemedim, Sly. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You know, we should've asked you if we could stay here. | Burada kalabilir miyiz diye sana sormalıydık. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I should've done that. | Sormalıydım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You asked. | Sordun zaten. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You You called me up. | Beni aramıştın. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It was 2:00 in the morning. The cops were going through everything. | Saat gecenin 2'siydi. Polisler her yeri arıyordu. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I told you. I didn't ask you. | Sana söyledim. Sormadım sana. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Well, anyway, I'm glad you guys are here. | Neyse, geldiğinize sevindim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You know, James, when people treat you bad, | James, insanlar sana kötü davrandığında... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| you shouldn't turn around and be nice. | ...arkanı dönerek iyi davranman gerekmiyor. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You should start standing up for yourself. | Kendi ayaklarının üstünde durmaya başlamalısın. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| We're not with Dad anymore. | Artık yanımızda babamız yok. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| What's Dad got to do with this? | Babamla ne alakası var? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Nothin' | Hiçbir alakası yok. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| That's the day we left the farm. | Çiftlikten ayrıldığımız gün. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| He beat the shit out of me that night. | O gece beni dövmüştü. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Look at her. | Baksana şuna. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| She's growing up so fast. | Çok çabuk büyüyor. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I really screwed it up this time. | Bu sefer gerçekten işi berbat ettim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| This is a good place for her. | Burası onun için güzel bir yer. | Sleepwalking-5 | 2008 |