Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150039
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Standard issue radio transmitter. | Standart radyo vericisi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Activate it and it broadcasts your location. | Yardıma ihtiyacın olduğunda, çalıştırırsan Kendi konumunuzu yayın Activated. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Distress signal. | Seni buluruz. Tehlike it. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And that's it. | Bu kadar. Ve o kadar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| A gun... and a radio. | Bir silah... ve bir radyo Bir silah... ve bir radyo. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Not exactly Christmas, is it? | Noel'de değiliz, değil mi? Sayılmaz Noel, değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Were you expecting an exploding pen? | Ne bekliyordun? Patlayan bir kalem mi? Bir Patlayan kalem bekliyor muydunuz? | Skyfall-1 | 2012 | |
| We don't really go in for that anymore. | Artık böyle şeylerle ilgilenmiyoruz. Biz gerçekten artık o için gitmeyin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Good luck out there in the field. | Sana sahada iyi şanslar. Sahada orada İyi şanslar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And please, return the equipment in one piece. | Ve aletleri tek parça halinde geri getir lütfen. Ve tek parça ekipman dönmek lütfen. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Brave new world. | Ah şu yenilikçi dünya... Cesur yeni dünya. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Their cover is blown. They're in danger. Get them out now. | Deşifre oldular. Tehlikedeler, Onları hemen çıkarın. Onların kapağı üflenir. Onlar tehlikede. Şimdi onları alın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I didn't order anything. | Ben birşey sipariş etmemiştim. Ben bir şey sipariş etmedim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Not even you. | Seni dahil. Sen bile. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I have got some new information. | Bazı yeni haberlerim var. Bazı yeni bilgiler var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Aren't you a little overqualified to be delivering messages? | Kuryelik yapmak için biraz fazla nitelikli değil misin? Iletileri teslim edilmesi için biraz fazla kalifiye değil misiniz? | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's all part of the learning curve. | Öğrenecek çok fazla birşey kalmayınca... Bu öğrenme eğrisi tüm parçasıdır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And Q is afraid of flying. | Q'nun uçak korkusu var. Ve Q uçan korkuyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So, whoever stole the list has already decrypted it. | Listeyi kim çaldıysa çoktan deşifre etmiştir. Peki, kim liste zaten şifresi çaldı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They posted the first five names on the web. | İlk beş ismi internetten açıkladılar. Onlar web üzerinde ilk beş isimleri gönderdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It was only a matter of time. That's just the start. | Sadece zaman meselesiydi. Daha yeni başladılar. Bu sadece bir zaman meselesiydi. Bu başlangıç ??olmalıdır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They're posting five more next week and the week after. | Gelecek hafta beş isim daha açıklayacaklar ve sonraki hafta beş isim daha. Onlar beş haftaya ve sonraki hafta gönderiyorsunuz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's some kind of sadistic game. | Bir tür sadist oyun. Bu sadist bir çeşit oyun olduğunu. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Cut throat razor. | Usturayla traş ha. Jilet ile kesin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| How very traditional. | Amma da geleneksel. Nasıl çok geleneksel. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Well I like to do some things the old fashioned way | Bazı şeyleri eski tarzda yapmaktan hoşlanırım. Sevdiğim Tüm şey eski şeyleri yapmaktır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Sometimes the old ways are the best. | Ne kadar geleneksel. Bazen eski tarzlar en iyileridir. Bazen eski tarzlar en iyileridir. Bazen eski yolları iyisidir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Are you putting your life in my hands again? | Hayatını yine bana mı emanet ediyorsun? Yine benim ellerine bıçak koyarak mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| raising the tantalizing question of what you are really doing here. | burda aslında ne aradığın sorusunu sorduruyor. Gerçekten burada ne yaptığını vermeyen soru yükselterek. | Skyfall-1 | 2012 | |
| My official directive was to help... | Yapabileceğim her şekilde yardım ediyorum. Resmi direktif yardımcı oldu... | Skyfall-1 | 2012 | |
| in anyway I can. | Yine de yapabilirim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Like spying for Mallory. | Mallory için casusluk yapmak gibi mi? Mallory için casusluk gibi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You know, Mallory is not as bad as you think. | Mallory düşündüğün kadar kötü biri değil. Sandığınız kadar Bilirsin, Mallory kötü gibi değil. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He is a bureaucrat. | Bir bürokrat ne de olsa. O bir bürokrat. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You should do your homework. | Dersine daha iyi çalışmalısın. Ödevini yapmalısın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Gareth Mallory was lieutenant colonel... | Gareth Mallory Herford,... Gareth Mallory yarbay oldu... | Skyfall-1 | 2012 | |
| lieutenant colonel in Northern Ireland Herford regiment. | Herford, Kuzey İrlanda taburunda yarbaydı. Kuzey İrlanda Herford alayında yarbay. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He spent three months at the hands of the IRA. | IRA'nın elinde üç ay esir kaldı. O IRA elinde üç ay geçirdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So there's more to him that meets the eye. | Yani , göründüğü gibi biri değil. Yani ona daha göründüğünden var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Keep still. | Sabit dur. Hala tutun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| This is the tricky part. | Burası en zor bölüm. Bu zor kısmıdır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| That's better. | İşte bu daha iyi. O iyidir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You know the part now. Mmh, mmh. | Öğrendin mi? Hı hı! Artık kısmı biliyorum. Mmh, mmh. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And what part is that? | Başka bölümler de var. Ve bu ne bir parçasıdır? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Old dog... | Eski cambaz, Yaşlı köpek... | Skyfall-1 | 2012 | |
| new tricks. | yeni numaralar Yeni hileler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Don't touch your ear. | Kulağınla oynama. Kulağınıza dokunmayın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I've got three exits. | Üç çıkış Üç çıkar vardır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And lots of blind spots. | Ve birçok kör nokta var. Ve kör noktalar çok. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I've got them covered. | Ben tutarım. Ve ortaya var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You look beautiful in that dress. | Çok şık görünüyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's amazing what one can do with an extra pair of hands. | Fazladan bir çift elle yapılabileceklere şaşırırsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You're telling me ! | Bana mı söylüyorsun? | Skyfall-1 | 2012 | |
| You gamble? | Kumar oynar mısın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I like a little flatter now and then | Hiç param yok. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Who doesn't like to take chances? | Kim şansını denemeyi istemez. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Good evening, sir. How may I help you? | İyi akşamlar efendim, nasıl yardımcı olabilirim? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'd like to cash this in please. | Bunu nakte çevirmek istiyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| One moment, sir. | Bir dakika lütfen. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Good fortune tonight, sir. | Bu gece iyi şanslar efendim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| With compliments of the house. | Kumarhanemizden bir jest olarak kabul ediniz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Now you can afford to buy me a drink? | Şimdi bana bir içki ısmarlayabilirsin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Maybe I haven't streched too | Belki iki tane bile ısmarlayabilirim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'm guessing I've got 4 million euros here. | Burda 4 milyon avro'm var galiba. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I like this game. Why don't we play another? | Bu oyunu seviyorum. Neden birlikte oynamıyoruz? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I don't gamble. | Ben kumar oynamam. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'm not very lucky. | Şanslı değilimdir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Little, like our friend in Shanghai. | Şanslı eski bir arkadaşla birlikte... | Skyfall-1 | 2012 | |
| I've been waiting to see who'll redeem the chip. | Ben de kim karşılayacak diye bekliyordum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Did I overcomplicate the plot? | Çok mu karmaşık geldi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Who doesnt't appreciate the occasional twist? | Bu tür önemli şeyleri kim takdir etmez ki? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Mr... Bond. James Bond. | Bay... Bond. James Bond. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Severing, so mr. Bond... | Severine. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'd like that. | Fena değilimdir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Any of your friends be joining us? | Arkadaşlarınız bize katılacak mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| That I'm afraid...is inevitable. | Korkarım bu kaçınılmaz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| She's pretty. I know ! ! ! | Hoş kadın. Yok ya. | Skyfall-1 | 2012 | |
| If you like that sort of thing? | Poposu hoşuna gitti değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Would you mind if I ask you a business question? | Size işle alakalı bir soru sorabilir miyim? | Skyfall-1 | 2012 | |
| It has to do with... death. | Ölümle alkalı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The subject in which you're well versed. | Sizin çok şey bildiğiniz bir konu. | Skyfall-1 | 2012 | |
| How would you know that? | Nerden anladın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Only a certain kind of woman wears a backless dress | Sadece belli türden kadınlar bacağında... | Skyfall-1 | 2012 | |
| with a Beretta .70 strapped to her thigh. | Beretta taşır ve arkası açık bir elbise giyer. | Skyfall-1 | 2012 | |
| One can never be too careful when... | Smokininin içinde bir Walther taşıyan | Skyfall-1 | 2012 | |
| handsome men in tuxedos carry Walthers | yakışıklı biri gördüğünde dikkatli olmak zorundasındır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'm correct in assuming you killed Patrice? | Patrice'i öldürdüğünü bildiğimi söylersem ne dersin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Might I ask why? | Neden öldürdüğünü sorabilir miyim? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I want to meet your employer. | Patronunla görüşmek istiyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Be careful what you wish for. | Neye niyetlendiğine dikkat et. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You are scared. | Korktun mu? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Thank you for the drink... | İçki için teşekkürler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You put on a good show. | İyi gösteriydi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The three of them's a bit excessive. | Üç koruma biraz fazla değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| They're controlling you. | Seni kontrol ediyorlar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They're not protecting you. | Koruduklarını sanma. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Tattoo on your wrist... | Bileğindeki dövme, | Skyfall-1 | 2012 | |
| You belong to one of the houses. And were you...12?....13? | Genelevlerden birine aitsin. 12 numaramı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'm guessing he was your way out. | Tahmin ediyorum, kurtulmayı hayal ediyorsundur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Perhaps you thought you're in love. | Belki, aşık olduğunu sanmıştın. | Skyfall-1 | 2012 |