Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150022
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| First, reinforce security in Marr and Ecoban. | Öncelikle, Marr ve ECOBAN'da güvenliği arttırın. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Then search for the intruder and find out his background. | Sonra davetsiz misafirimizi araştırın arkasında kimler var bulun. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The matter is important to us. | Bu konu bizim için çok önemli. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Adjutant... | Düzenleyici! | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Prepare for the operation. Just in case. | Operasyona hazır olun. Ne olur ne olmaz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Then go do it yourself, old man. | Git kendin yap o zaman, moruk. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| and stop the Delos system. | DELOS sistemini durdurmak imkansız. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The Delos systems running low on fuel, I see. | Görüyorum ki, DELOS sisteminin yakıtı azalmış. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The pollution is disappearing. | Kirlilik kayboluyor. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The system's on the verge of dying. | Sistem ölmenin eşiğinde. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| We'll see a blue sky. | Mavi bir gökyüzü görürüz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Not the sky, I mean Ecoban. | Gökyüzünü değil, ECOBAN'ı kastetmiştim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| but they'll have to use solar energy like in the 21 century. | 21. Yüzyıldaki gibi güneş enerjisi kullanmak zorunda kalacaklar. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Ecoban will be a huge crap. | ECOBAN kocaman bir çöplük olacak. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| shoulder to shoulder with the Marrians. | Marrlılarla omuz omuza hem de. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| They'd kill us first. | Bundan önce bizi öldürürler. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Oh, yeah, I met her there. | Ah evet, kızla orada karşılaştım. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| An old friend. | Eski bir dostla. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Old friends are for living people. | Eski dostlar yaşayan insanlar içindir. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| to shut down the Delos system. | ...DELOS'u kapatmanın yollarını düşün. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| way too dangerous. | Çok fazla tehlikeli. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Let him pass. | Bırak geçsin. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| How 'bout some party tunes!? | Biraz parti müziğine ne dersin? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| It's precious. | Çok sıkı bir mal. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Woody, let's go. | Woody, haydi gidelim! | Sky Blue-3 | 2003 | |
| If not for Woody, I'd smash his head in. | Eğer Woody olmasaydı, kafasını kırardım. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Are you kidding? Nah, the small one. | Dalga mı geçiyorsun? Hayır, küçük olanı. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I didn't steal it. I found it. | Ben onu çalmadım. Buldum. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| You said you needed it for the glider. | Planörüne böyle bir şey gerektiğini söylemiştin. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Don't hang around with them. | Onlarla takılma. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Give me the harmonica. | Bana armonikayı ver. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| None of your business, boy. | Seni ilgilendirmez, ufaklık. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Dr. Noah says the sky is blue. | Dr. Noah gökyüzünün mavi olduğunu söylüyor. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| That people used to say "blue sky". | Onlar da eskiden "gök mavisi" derlerdi. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| It's off limits here. | Burası sınır dışı. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Just close your eyes and hold my hand... | Sadece gözlerini kapat ve elimi tut, | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I'll show you something wonderful. | ...sana harika bir şey göstereceğim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Go ahead, open your eyes. | Haydi, aç gözlerini. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| He said in Gibraltar you can see this every day. | Cebelitarık'ta bunu hergün görebileceğini söylemişti. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Jay, promise we'll go there together. | Jay, bana söz ver, oraya birlikte gideceğiz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| It was so beautiful it blinded your eyes. | Öyle güzeldi ki. Gözlerini kör etmişti. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| We called it our Wonderful Day. | O güne bizim "Harika Gün"ümüz dedik. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| But it didn't last long. | Ama uzun sürmedi. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| That night it disappeared behind the clouds. | Aynı gece, bulutların arkasında kayboldu. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| And I never saw him after that day. | Ve o günden sonra bir daha da görmedim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Whose land is this? | Burası kimin toprağı? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| There's going to be a riot. | Bir ayaklanma olacak. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Nuh uh. Shua would have known... | Sanmam. Shua bilirdi, | Sky Blue-3 | 2003 | |
| but my brother didn't say anything. | ...ama bir şey söylemedi. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| He's from Ecoban... | O ECOBAN'lı, | Sky Blue-3 | 2003 | |
| He can't be your brother! | ...senin kardeşin olamaz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| He is my brother too! Wh why's he crazy? | O benim de kardeşim! Niye deli ki? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Always rambling on about Gibraltar. | Cebelitarık hakkında abuk subuk konuşup durur. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| No such thing in the world. | Dünyada öyle bir yer yok. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| You have to live here. | Burada yaşamalısın. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| And I'll teach you to be a fighter. | Ve ben sana bir savaşçı olmayı öğreteceğim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Now they're rioting in the morning. | Sabaha ayaklanıyorlar. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Guess that means no business today. | Sanırım bugün iş olmayacak. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Woody? Yeah, I thought I saw him with that dwarf. | Woody? Evet, sanırım onu cüceyle birlikte gördüm. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Bring me that, will you? | Bana onu getirir misin? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Are you crazy? W Wait a sec. | Delirdin mi? Bir saniye bekle. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| If you see Woody, tell him to go home. | Eğer Woody'yi görürsen, eve gitmesini söyle. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Jay, there're riots in the plaza. Let's turn back. | Jay, merkezde ayaklanmalar var. Geri dön. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| You're Shua, aren't you! | Sen Shua'sın, değil mi? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The Shua you know is dead. | Senin bildiğin Shua öldü. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| You and I are enemies. | Sen ve ben düşmanız. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I don't think Marrians are my enemy. | Marrlıların benim düşmanım olduğunu sanmıyorum. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Too bad the Marrians don't see it that way. | Ne kötü ki Marrlılar öyle düşünmüyorlar. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Hide in there. | Şurada saklan. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Oh, hey, Shua! There you are. | Ah hey, Shua! İşte buradasın. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The boss wants you. | Patron seni istiyor. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Let's plan out our strategy for the big mission tomorrow. | Yarınki büyük görevimiz için stratejimizi planlamalıyız. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| This job's hot! We're gonna hit Ecoban's post. | Bu büyük bir iş! ECOBAN garnizonunu vuracağız. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I'm so glad you're alive, Shua! | Hayatta olduğuna öyle seviniyorum ki Shua! | Sky Blue-3 | 2003 | |
| You don't know.... | Bilmiyorsun... | Sky Blue-3 | 2003 | |
| but I've missed you as much as you miss... | ...ama seni çok özledim, senin... | Sky Blue-3 | 2003 | |
| that blue sky of yours. | ...mavi gökleri özlediğin kadar çok. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Go back, Jay. Don't come back. | Geri dön, Jay. Bir daha da gelme. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Kill me now, Helen. | Hemen öldür beni, Helen. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I'm about to explode. | Patlamak üzereyim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| The Ecobans are bringing in shipments by trucks every day. | ECOBAN'lılar malları hergün kamyonlarla içeri sokuyorlar. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| They're some presents meant for us, I'm sure. | Bunların bizim için hediyeler olduğundan eminim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I just want Helen, that's all. | Ben sadece Helen'i istiyorum, hepsi bu. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| We should accept these gifts... | Bu hediyeleri kabul etmeli. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| and show them our gratitude. | Ve onlara bağlılığımızı göstermeliyiz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| take our presents, | ...hediyelerimizi alacağız | Sky Blue-3 | 2003 | |
| and give them our thanks. | ...ve teşekkürlerimizi ileteceğiz. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| What kind of friends would we be | Bu kadar büyük bir şeye... | Sky Blue-3 | 2003 | |
| not to invite you along for something as big as this? | ...nasıl bir arkadaşın seni davet etmez? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| what's little more than theft? | Hırsızlıktan daha kötü ne var? | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Keep low if you know what's good for you. | Eğer iyiliğinizi düşünüyorsanız, sesinizi alçak tutun. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Son of a...! | Onun bunun çocuğu! | Sky Blue-3 | 2003 | |
| you'd know what really needs doing. | ...ne yapılması gerektiğini bilirdin. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Acting stupid and getting yourself killed is your business. | Aptalca davranıp kendini öldürtmeye çalışıyorsun. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| Yes. You ignored my warnings. | Uyarılarıma aldırış etmedin. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I'll follow you. | Seni takip edeceğim. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I know you'll fix the glider and... | Biliyorum, planörü tamir edip... | Sky Blue-3 | 2003 | |
| What kind of shit are they cramming into that head of yours? | Kafana ne boktan şeyler sokuyorlar senin. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| And don't joke about dying. | Ve ölüm hakkında asla şaka yapma. | Sky Blue-3 | 2003 | |
| I don't need it. | Artık ona ihtiyacım yok. | Sky Blue-3 | 2003 |