Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149058
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| You know l worked there? | Orada çalışmıştım. Orada bulundum biliyor musun? Orada çalışmıştım. Orada bulundum biliyor musun? | Shooter-8 | 2007 | |
| Recoil of your rifle? Right. | Silahın geri tepmesi mi? Doğru. Silahın geri tepmesi? Evet. Silahın geri tepmesi mi? Doğru. Silahın geri tepmesi? Evet. | Shooter-8 | 2007 | |
| Got wind at three, full value. ...to introduce to you | Rüzgâr en fazla, üç şiddetinde. ...takdim etmekten... Rüzgar 3'te, Tam değer. ...Amerike Birleşik Devletleri Rüzgâr en fazla, üç şiddetinde. ...takdim etmekten... Rüzgar 3'te, Tam değer. ...Amerike Birleşik Devletleri | Shooter-8 | 2007 | |
| ln the city that was the capital of... | Tarihi olaylara başkentlik eden... Büyük değere sahip bu şehir... Tarihi olaylara başkentlik eden... Büyük değere sahip bu şehir... | Shooter-8 | 2007 | |
| What? Flashlight down? l say again. Flashlight is down. | Ne? Fener vuruldu mu? Tekrar ediyorum. Fener vuruldu. Ne? Başkan vuruldu mu? Tekrarlıyorum. başkan vuruldu. Ne? Fener vuruldu mu? Tekrar ediyorum. Fener vuruldu. Ne? Başkan vuruldu mu? Tekrarlıyorum. başkan vuruldu. | Shooter-8 | 2007 | |
| The President has been shot. There's mass confusion... | Başkan vuruldu. Burada büyük bir karmaşa... Başkan saldırıya uğradı. Büyük bir karmaşa var... Başkan vuruldu. Burada büyük bir karmaşa... Başkan saldırıya uğradı. Büyük bir karmaşa var... | Shooter-8 | 2007 | |
| Should l hold post? Please. | Bu bölgeyi tutmalı mıyım? Lütfen. Sabit kalmalı mıyım? Lütfen. Bu bölgeyi tutmalı mıyım? Lütfen. Sabit kalmalı mıyım? Lütfen. | Shooter-8 | 2007 | |
| FBl. Put your hands up! Please. Hey. | FBI! Ellerini havaya kaldır! Lütfen. FBI. Kaldır ellerini! Lütfen. Hey. FBI! Ellerini havaya kaldır! Lütfen. FBI. Kaldır ellerini! Lütfen. Hey. | Shooter-8 | 2007 | |
| l didn't shoot the President. Timmons was a setup. | Başkanı ben vurmadım. Timmons bana tuzak kurdu. Ben yapmadım. Timmons işin içinde. Başkanı ben vurmadım. Timmons bana tuzak kurdu. Ben yapmadım. Timmons işin içinde. | Shooter-8 | 2007 | |
| Don't worry, l already shot him twice. You all right? | Endişelenme, onu iki defa vurdum. Sen iyi misin? Endişelenme, Onu 2 kez vurdum. iyi misin? Endişelenme, onu iki defa vurdum. Sen iyi misin? Endişelenme, Onu 2 kez vurdum. iyi misin? | Shooter-8 | 2007 | |
| CP, 1 7, can you repeat possible suspect description? | KM, burası 17, olası şüphelinin eşkâlini tekrarlayabilir misiniz? Merkez, 17, Şüpheliyi tarif eder misiniz? KM, burası 17, olası şüphelinin eşkâlini tekrarlayabilir misiniz? Merkez, 17, Şüpheliyi tarif eder misiniz? | Shooter-8 | 2007 | |
| CP, this is 1 5. No activity at my location. | KM, burası 15. Bulunduğum yerde bir hareket yok. merkez, konuşan 15. Bölgemde hareket yok. KM, burası 15. Bulunduğum yerde bir hareket yok. merkez, konuşan 15. Bölgemde hareket yok. | Shooter-8 | 2007 | |
| l am available to move if necessary. | Gerekli görülürse yer değiştirebilirim. Anlaşıldı. Gerekirse harekete hazırım. Gerekli görülürse yer değiştirebilirim. Anlaşıldı. Gerekirse harekete hazırım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Suspect is armed and dangerous. l repeat, | Şüpheli silahlı ve tehlikeli. Tekrar ediyorum,... Şüpheli silahlı ve tehlikeli. Tekrarlıyorum, Şüpheli silahlı ve tehlikeli. Tekrar ediyorum,... Şüpheli silahlı ve tehlikeli. Tekrarlıyorum, | Shooter-8 | 2007 | |
| Dispatch, 419, l'm heading south on Thompson. | Rapor veriyorum, burası 419, Thompson'dan güneye ilerliyorum. Dispatch, 419, Thompson yönünde güneye gidiyorum. Rapor veriyorum, burası 419, Thompson'dan güneye ilerliyorum. Dispatch, 419, Thompson yönünde güneye gidiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| Before he shot him again. Yeah, well, he's been hit twice, | Onu tekrar vurmadan önce. Herif iki kere vuruldu,... Onu tekrar vurmadan önce. Evet, İki kez vuruldu, Onu tekrar vurmadan önce. Herif iki kere vuruldu,... Onu tekrar vurmadan önce. Evet, İki kez vuruldu, | Shooter-8 | 2007 | |
| Yo, man! Watch it, man! | Hey, adamım! Dikkat et, dostum! hey, adamım! Dikkat, Dostum! Hey, adamım! Dikkat et, dostum! hey, adamım! Dikkat, Dostum! | Shooter-8 | 2007 | |
| l got a Crown Vic. Black. Government plates. | Resmi plakalı, siyah bir Crown Vic buldum. Bulduk Crown Vic. Siyah. Resmi plaka. Resmi plakalı, siyah bir Crown Vic buldum. Bulduk Crown Vic. Siyah. Resmi plaka. | Shooter-8 | 2007 | |
| l want the banks of this river lined for 30 miles, five minutes ago. | 5 dakika önce, nehir kıyısında 45 kilometrelik bir hat oluşturulmasını istemiştim. 5 dakika önce , 30 millik kıyı şeridini istedim. 5 dakika önce, nehir kıyısında 45 kilometrelik bir hat oluşturulmasını istemiştim. 5 dakika önce , 30 millik kıyı şeridini istedim. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm here with Officer Timmons, who pursued the suspect on foot. | Yanımda şüpheliyi yaya olarak takip eden memur Timmons var. Şu anda yaya olarak şüpheliyi takip eden Müdür Timmons ile birlikteyim. Yanımda şüpheliyi yaya olarak takip eden memur Timmons var. Şu anda yaya olarak şüpheliyi takip eden Müdür Timmons ile birlikteyim. | Shooter-8 | 2007 | |
| Well, l don't feel embarrassed. | Utandığımı söyleyemem. Utanmış hissetmiyorum. Utandığımı söyleyemem. Utanmış hissetmiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| lf anything, l feel lucky to be alive. | Hayatta olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bence yaşadığım için şanslıyım. Hayatta olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bence yaşadığım için şanslıyım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Because l would be very cautious about what went in it. | Çünkü içinde ne olduğuna çok dikkat edeceğim. Hemen söyleyeyim çok dikkatli bir şekilde incelenecek. Çünkü içinde ne olduğuna çok dikkat edeceğim. Hemen söyleyeyim çok dikkatli bir şekilde incelenecek. | Shooter-8 | 2007 | |
| Well, maybe l should wait for the report to come out, read it and then remember. | Belki de yazılacak raporu beklemeliyim. Okuduktan sonra her şeyi hatırlarım. Belki bende yazılan raporu okuyup oradan birşeyler hatırlamalıyım. Belki de yazılacak raporu beklemeliyim. Okuduktan sonra her şeyi hatırlarım. Belki bende yazılan raporu okuyup oradan birşeyler hatırlamalıyım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Yes? The raw feeds are in | Evet? Toplanan ham görüntüler elimize ulaştı. Evet? Şebekeden ele geçirilen Evet? Toplanan ham görüntüler elimize ulaştı. Evet? Şebekeden ele geçirilen | Shooter-8 | 2007 | |
| Please. l got cash, and you can keep the change. | Lütfen. Elimde nakit var, hem üstü de sizde kalabilir. Lütfen. Nakit öderim, Üstü sizde kalabilir. Lütfen. Elimde nakit var, hem üstü de sizde kalabilir. Lütfen. Nakit öderim, Üstü sizde kalabilir. | Shooter-8 | 2007 | |
| Please, all l need is a marinade needle, some salt, some sugar, | Lütfen, tüm istediğim enjektörlü iğne, biraz tuz, şeker ve iki şişe de su. Lütfen, tüm ihtiyacım iğne, Biraz tuz , şeker Lütfen, tüm istediğim enjektörlü iğne, biraz tuz, şeker ve iki şişe de su. Lütfen, tüm ihtiyacım iğne, Biraz tuz , şeker | Shooter-8 | 2007 | |
| Well, sir, l'm sorry. l'm sorry to hear that. | Üzgünüm, efendim. Bunu duyduğuma çok üzüldüm. Evet, Efendim, Üzgünüm. Bunu duyduğuma üzüldüm. Üzgünüm, efendim. Bunu duyduğuma çok üzüldüm. Evet, Efendim, Üzgünüm. Bunu duyduğuma üzüldüm. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm sure she's a really nice Christian woman | Eşinizin çok iyi bir Hıristiyan olduğuna eminim,... eminim iyi bir hristiyandır fakat Eşinizin çok iyi bir Hıristiyan olduğuna eminim,... eminim iyi bir hristiyandır fakat | Shooter-8 | 2007 | |
| Yeah. Okay, well... The FBl released a video letter... | Evet. Tamam,... FBI, Bob Lee Swagger'ın... Evet. Tamam... Evet. Tamam,... FBI, Bob Lee Swagger'ın... Evet. Tamam... | Shooter-8 | 2007 | |
| ...see a counselor. ...threatening the life of the President... | ...bir avukatla görüşün. ...olaydan sadece 10 gün önce... ...Birine danışın. ...bir avukatla görüşün. ...olaydan sadece 10 gün önce... ...Birine danışın. | Shooter-8 | 2007 | |
| ln the meantime, the FBl has been unwilling to comment, | Aynı zamanda FBI, Swagger'ın izine rastlanmadığına dair... Bu sırada , FBI açıklamasına göre Aynı zamanda FBI, Swagger'ın izine rastlanmadığına dair... Bu sırada , FBI açıklamasına göre | Shooter-8 | 2007 | |
| Get anything? No. | Bir şey buldun mu? Hayır. Sende birşey varmı? Hayır. Bir şey buldun mu? Hayır. Sende birşey varmı? Hayır. | Shooter-8 | 2007 | |
| What'd he buy? Gotta be. | Ne satın almış? İstediğin dosya. Ne almış? Bakalım. Ne satın almış? İstediğin dosya. Ne almış? Bakalım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Salt, water, an injector could be used for an lV, | Tuz, su ve enjektörü kullanarak bir serum hazırlayabilir,... Tuz, su, enjektör IV için kullanılabilir, Tuz, su ve enjektörü kullanarak bir serum hazırlayabilir,... Tuz, su, enjektör IV için kullanılabilir, | Shooter-8 | 2007 | |
| lt has something to do with osmotic pressure. | Ozmotik basınçla alâkalı bir şey. Kan basıncıyla ilgili. Ozmotik basınçla alâkalı bir şey. Kan basıncıyla ilgili. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt was popular during the Napoleonic War. | Napolyon dönemindeki savaşlarda en gözde yöntemdi. Napoleon savaşları zamanında çok kullanıldı. Napolyon dönemindeki savaşlarda en gözde yöntemdi. Napoleon savaşları zamanında çok kullanıldı. | Shooter-8 | 2007 | |
| Go back to your desk. l'm saving your life. | Masana geri dön. Hayatını kurtarıyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| ... 1 790 to 1 800. | ...1790'dan 1800'e kadar. ... 1790 ile 1800. ...1790'dan 1800'e kadar. ... 1790 ile 1800. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm sorry to bother you, ma'am. | Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm, bayan. Rahatsız ettiğim için üzgünüm , bayan. Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm, bayan. Rahatsız ettiğim için üzgünüm , bayan. | Shooter-8 | 2007 | |
| Look, l didn't shoot the President. | Bak, başkanı ben vurmadım. Biliyorum. Bak, Başkanı ben vurmadım. Bak, başkanı ben vurmadım. Biliyorum. Bak, Başkanı ben vurmadım. | Shooter-8 | 2007 | |
| No. No, that was Donnie's dream. l couldn't stand the blood. | Hayır. Hayır, o Donnie'nin hayaliydi. Kan görmeye dayanamıyorum. Hayır. Hayır, Donnie'nin rüyasıydı. Ben kana dayanamam. Hayır. Hayır, o Donnie'nin hayaliydi. Kan görmeye dayanamıyorum. Hayır. Hayır, Donnie'nin rüyasıydı. Ben kana dayanamam. | Shooter-8 | 2007 | |
| l teach the third grade. | Üçüncü sınıfa kadar okudum. 3. sınıf öğretmeniyim. Üçüncü sınıfa kadar okudum. 3. sınıf öğretmeniyim. | Shooter-8 | 2007 | |
| Please. Look, you should go. | Lütfen. Gitmelisin. Lütfen. Bak, Gitmelisin. Lütfen. Gitmelisin. Lütfen. Bak, Gitmelisin. | Shooter-8 | 2007 | |
| l didn't do whatever they said l did. | Yaptığımı söyledikleri şey her neyse ben yapmadım. Söyledikleri herneyse ben yapmadım. Yaptığımı söyledikleri şey her neyse ben yapmadım. Söyledikleri herneyse ben yapmadım. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm in some bad trouble and l need some help. | Büyük bir belaya bulaştım ve yardıma ihtiyacım var. Çok büyük bir problemim var ve yardıma ihtiyacım var. Büyük bir belaya bulaştım ve yardıma ihtiyacım var. Çok büyük bir problemim var ve yardıma ihtiyacım var. | Shooter-8 | 2007 | |
| l wouldn't have come all the way here to lie to you. | Onca yolu, sana yalan söylemek için gelmedim. Bu kadar yolu yalan söylemek için gelmedim. Onca yolu, sana yalan söylemek için gelmedim. Bu kadar yolu yalan söylemek için gelmedim. | Shooter-8 | 2007 | |
| l ain't got nowhere else to go. | Çünkü gidecek başka yerim yok. | Shooter-8 | 2007 | |
| 91 1, what's your emergency? | 911, sorununuz nedir? 911, Durumunuz nedir? 911, sorununuz nedir? 911, Durumunuz nedir? | Shooter-8 | 2007 | |
| This is 91 1. We received a hang up from this location. | Burası 911. Az önce bu numaradan bir çağrı aldık. 911.Bu hattan bizi aradınız. Burası 911. Az önce bu numaradan bir çağrı aldık. 911.Bu hattan bizi aradınız. | Shooter-8 | 2007 | |
| l should've come and seen you in person. | Gelip seni şahsen görmeliydim. Buraya daha önce gelip seni görmeliydim. Gelip seni şahsen görmeliydim. Buraya daha önce gelip seni görmeliydim. | Shooter-8 | 2007 | |
| Before. l mean, then. | Daha önce. Yani, o olaydan sonra. Evet, mektubunu okudum. demek istediğim. Daha önce. Yani, o olaydan sonra. Evet, mektubunu okudum. demek istediğim. | Shooter-8 | 2007 | |
| Yeah, l read the letter. | Evet, Mektubu okudum. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt was okay. | Sorun değil. Sorun olmadı. Sorun değil. Sorun olmadı. | Shooter-8 | 2007 | |
| And once a year l got the flowers. | Her yıl gönderdiğin çiçekleri aldım. Yılda birkez gönderilen çiçekleri aldım. Her yıl gönderdiğin çiçekleri aldım. Yılda birkez gönderilen çiçekleri aldım. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm supposed to be dead. Been a long night. | Ölmüş olmam gerekiyordu. Uzun bir gece oldu. Ölmüş olmam gerekirdi. Uzun bir geceydi. Ölmüş olmam gerekiyordu. Uzun bir gece oldu. Ölmüş olmam gerekirdi. Uzun bir geceydi. | Shooter-8 | 2007 | |
| So how is it l'm supposed to help you? | Peki, sana nasıl yardımcı olmamı bekliyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim? Peki, sana nasıl yardımcı olmamı bekliyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim? | Shooter-8 | 2007 | |
| lt's gonna look odd you buy it all in one place. | Hepsini tek bir yerden alırsan insanların garibine gidecektir. Garip gözükür hepsini birarada satarlar. Hepsini tek bir yerden alırsan insanların garibine gidecektir. Garip gözükür hepsini birarada satarlar. | Shooter-8 | 2007 | |
| Everyone keeps telling me l'm crazy. | Herkes bana delirdiğimi söylüyor. Herkes benim deli olduğumu düşünüyor. Herkes bana delirdiğimi söylüyor. Herkes benim deli olduğumu düşünüyor. | Shooter-8 | 2007 | |
| Like l didn't see what l saw, or heard what l heard. | Sanki gördüklerimi görmemişim, duyduklarımı duymamışım gibi. Bazı şeyler gördüğümü, Ve duyduğumu söylüyorlar. Sanki gördüklerimi görmemişim, duyduklarımı duymamışım gibi. Bazı şeyler gördüğümü, Ve duyduğumu söylüyorlar. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm not crazy, though. You think l'm crazy? | Her şeye rağmen, deli değilim. Deli olduğumu mu düşünüyorsun? Ben delirmedim, ama. Sence deliriyor muyum? Her şeye rağmen, deli değilim. Deli olduğumu mu düşünüyorsun? Ben delirmedim, ama. Sence deliriyor muyum? | Shooter-8 | 2007 | |
| At first l thought it was Washington, Quantico. | Önce Washington'dan, Quantico'dan geldiklerini sanmıştım. Önce Washington, Quantico olduğunu sandım. Önce Washington'dan, Quantico'dan geldiklerini sanmıştım. Önce Washington, Quantico olduğunu sandım. | Shooter-8 | 2007 | |
| l checked and it didn't. lt just magically arrived. | Kontrol ettim, oradan gelmemiş. Sihirli bir şekilde ortaya çıkıvermiş. Kontrol ettim, öyle değiller. Sihirli bir şekilde ortaya çıkıverdiler. Kontrol ettim, oradan gelmemiş. Sihirli bir şekilde ortaya çıkıvermiş. Kontrol ettim, öyle değiller. Sihirli bir şekilde ortaya çıkıverdiler. | Shooter-8 | 2007 | |
| l mean, we work for the federal government. | Federal hükümet için çalışıyoruz. İşimizde o kadar da iyi değiliz. Demek istediğim, Federal hükümet için çalışıyoruz. Federal hükümet için çalışıyoruz. İşimizde o kadar da iyi değiliz. Demek istediğim, Federal hükümet için çalışıyoruz. | Shooter-8 | 2007 | |
| You want to see something? Probably not. | Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. | Shooter-8 | 2007 | |
| l downloaded this. | İnternet'ten indirdim. Bunu indirdim. İnternet'ten indirdim. Bunu indirdim. | Shooter-8 | 2007 | |
| of a target Swagger shot two years ago at 1 ,000 yards. | Swagger'ın 2 yıl önce 1000 yarddan yaptığı bir atış. | Shooter-8 | 2007 | |
| l punched in the holes myself. lt was at a competition. | Delikleri kendim yaptım. Bir yarışma düzenlenmiş. Delikleri işaretledim. Bu bir yarışmaydı. Delikleri kendim yaptım. Bir yarışma düzenlenmiş. Delikleri işaretledim. Bu bir yarışmaydı. | Shooter-8 | 2007 | |
| l read an article. lt said Swagger shot a silver dollar at a grand. | Okuduğum bir makalede Swagger'ın atışının ancak binde bir yapılabileceği yazıyordu. Bir makale okudum. Yazılana göre Swagger 1000 yard'dan metal bir doları vurabiliyormuş . Okuduğum bir makalede Swagger'ın atışının ancak binde bir yapılabileceği yazıyordu. Bir makale okudum. Yazılana göre Swagger 1000 yard'dan metal bir doları vurabiliyormuş . | Shooter-8 | 2007 | |
| at 1 ,000 yards, | ...beş atış,... 1,000 yard'dan, ...beş atış,... 1,000 yard'dan, | Shooter-8 | 2007 | |
| lt was the capital of the United States... | Birleşik Devletler başkentiydi... Birleşik Devletlerin Başkenti olmuş... Birleşik Devletler başkentiydi... Birleşik Devletlerin Başkenti olmuş... | Shooter-8 | 2007 | |
| That's the flag behind the President. lt's barely waving. | Başkanın arkasındaki bayrağa bak. Zar zor dalgalanıyor. Başkanın arkasındaki bayrak. Çok az kıpırdıyor. Başkanın arkasındaki bayrağa bak. Zar zor dalgalanıyor. Başkanın arkasındaki bayrak. Çok az kıpırdıyor. | Shooter-8 | 2007 | |
| at the time of the shot. l did the math. | Hepsini hesapladım. | Shooter-8 | 2007 | |
| l don't get it. | Bunu anlamıyorum. Mantıklı gelmiyor. Bunu anlamıyorum. Mantıklı gelmiyor. | Shooter-8 | 2007 | |
| You know, l saw Timmons interviewed. | Timmons'ın röportajını izledim. Biliyorsun, Timmons röportajını izledim. Timmons'ın röportajını izledim. Biliyorsun, Timmons röportajını izledim. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt doesn't make any sense. | Bu hiç mantıklı değil. Olaylar hiç mantıklı değil. Bu hiç mantıklı değil. Olaylar hiç mantıklı değil. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm gonna talk to Timmons. No, you're not. | Gidip Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Gidip Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. | Shooter-8 | 2007 | |
| Why? 'Cause they're gonna fire me if l do? | Niçin? Onunla konuşursam beni kovarlar diye mi? Neden? 'Konuşursam beni kovarlar mı? Niçin? Onunla konuşursam beni kovarlar diye mi? Neden? 'Konuşursam beni kovarlar mı? | Shooter-8 | 2007 | |
| ln a conspiracy, all loose ends are trimmed. | Bir komploda, hiçbir şey yarım bırakılmaz. Bir komploda, Bütün sonlar birleşir. Bir komploda, hiçbir şey yarım bırakılmaz. Bir komploda, Bütün sonlar birleşir. | Shooter-8 | 2007 | |
| Well, l stopped the bleeding temporarily. | Kanamayı geçici olarak durdurdum. Tamam, Kanamayı geçici olarak durdurdum. Kanamayı geçici olarak durdurdum. Tamam, Kanamayı geçici olarak durdurdum. | Shooter-8 | 2007 | |
| l held off the worst of the infection, but you're gonna have to open it up, | Enfeksiyon kapmasını engelledim ama yarayı açmalı... Muhtemelen çok kötü bir enfeksiyon var, Orayı açmalısın, Enfeksiyon kapmasını engelledim ama yarayı açmalı... Muhtemelen çok kötü bir enfeksiyon var, Orayı açmalısın, | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm going to do all those Whip lt!'s and pass out. | Bu kutulardaki nitrojenin hepsini çekip kendimden geçeceğim. Bütün bunları yapacak olan ben miyim? Bu kutulardaki nitrojenin hepsini çekip kendimden geçeceğim. Bütün bunları yapacak olan ben miyim? | Shooter-8 | 2007 | |
| l didn't say "execute". | Sana "yap" demedim. Uygula demiyorum. Sana "yap" demedim. Uygula demiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| l've been hallucinating. | Halüsinasyon görüyordum. Halüsülasyonlar görüyordum. Halüsinasyon görüyordum. Halüsülasyonlar görüyordum. | Shooter-8 | 2007 | |
| Something l need to tell you. | Sana söylemem gereken bir şey var. Söylemem gereken birşey var. Sana söylemem gereken bir şey var. Söylemem gereken birşey var. | Shooter-8 | 2007 | |
| He was a good dog. l raised him from a pup. | İyi bir köpekti. Onu ben yetiştirmiştim. İyi bir köpekti. Doğumundan itibaren beraberdik . İyi bir köpekti. Onu ben yetiştirmiştim. İyi bir köpekti. Doğumundan itibaren beraberdik . | Shooter-8 | 2007 | |
| l'll get better. | İyileşeceğim. | Shooter-8 | 2007 | |
| Then l'm going to burn their playhouse down. | Sonra da gidip evlerini başlarına yıkacağım. Daha sonra dünyalarını yakacağım. Sonra da gidip evlerini başlarına yıkacağım. Daha sonra dünyalarını yakacağım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Can l help you? | Yardımcı olabilir miyim? Yardım edebilir miyim? Yardımcı olabilir miyim? Yardım edebilir miyim? | Shooter-8 | 2007 | |
| l been meaning to ask you. | Sana sormam gerek. Bir erkek arkadaşın var mı? Sormak istediğim birşey var. Sana sormam gerek. Bir erkek arkadaşın var mı? Sormak istediğim birşey var. | Shooter-8 | 2007 | |
| Am l still supposed to be the grieving widow? | Hâlâ yas tutan bir dul gibi davranmamı mı bekliyorsun? Hala acı çeken bir dulmu olmalıyım? Hâlâ yas tutan bir dul gibi davranmamı mı bekliyorsun? Hala acı çeken bir dulmu olmalıyım? | Shooter-8 | 2007 | |
| lt's been three years. | Üstünden üç yıl geçti. 3 yıl geçti. Üstünden üç yıl geçti. 3 yıl geçti. | Shooter-8 | 2007 | |
| Just wonder if l'm gonna have to shoot somebody | Sadece sana ne olduğunu merak edip, kapıyı çalmadan... Sadece şu kapıyı çalmadan Sadece sana ne olduğunu merak edip, kapıyı çalmadan... Sadece şu kapıyı çalmadan | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm better. l better get to it. | Daha iyiyim. Gitsem iyi olacak. Peşini asla bırakmayacaklar. Daha iyiyim. İşe koyulsam iyi olacak. | Shooter-9 | 2007 | |
| ln the meantime, they need someone else to find. | O zamana kadar başka birini bulmak zorundalar. Aynı zamanda, Başka birini daha bulmalılar. | Shooter-9 | 2007 | |
| l'm going to give them him. | Ben de onlara bunu vereceğim. Anlamadım? Onlara istediklerini vereceğim. | Shooter-9 | 2007 | |
| Swagger? Hey. | Swagger? Swagger? Hey. | Shooter-9 | 2007 | |
| lt ain't much, but it shoots true. | Düzgün bir şey değil ama iyi ateş ediyor. Fazla değil, ama işine yarayabilir. | Shooter-9 | 2007 | |
| l cleaned and oiled it before l put it away. | Ortalıktan kaldırmadan önce temizleyip yağlamıştım. Kaldırmadan önce temizleyip yağlamıştım. | Shooter-9 | 2007 | |
| l'm still enough of a sucker, you press that patriot button, | Vatanseverlik kozunu kullandıklarında, oturduğum yerden kalkıp... Ben hala aynı enayiyim, Vatanseverlik damarıma basıldığında, | Shooter-9 | 2007 |