Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149054
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Shells everywhere, helicopter remnants, blood. No bodies, though, right? | Her yerde mermiler, helikopter kalıntıları ve kan var ama cesede rastlanmamış, değil mi? Kovanlar heryerde, helikopter enkazı, kan. Ceset yok, | Shooter-3 | 2007 | |
| And they get fingerprints off the cartridge cases. | Mermi kovanlarından parmak izlerini almışlar. Şarjörlerden parmak izleri aldılar. | Shooter-3 | 2007 | |
| First set positively IDed as Bob Lee Swagger. | İlk parmak izi Bob Lee Swagger'a ait. Birincisi Bob Lee Swagger. | Shooter-3 | 2007 | |
| Second set belongs to Special Agent Nick Memphis | İkincisi ise FBI'dan özel ajan Nick Memphis'e ait. İkincisi özel ajan Nick Memphis | Shooter-3 | 2007 | |
| of the FBI. | FBI. | Shooter-3 | 2007 | |
| What? That's gotta be wrong. | Ne? Bir yanlışlık olmalı. Ne? Hata olmalı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Now, the only reasonable question to ask after that is, | Şimdi, tüm bu olanlardan sonra akla gelen en mantıklı soru,... Şimdi, olanlardan sonra, sorulacak tek soru | Shooter-3 | 2007 | |
| what the fuck is going on? | ...burada neler dönüyor? Neler oluyor? | Shooter-3 | 2007 | |
| Great shot! | Harika atıştı! İyi atış! | Shooter-3 | 2007 | |
| All yours, Dan! Good shooting! | Sıra sende, Dan! İyi atıştı! Hepsi senin, Dan! İyi atış! | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm beginning to think that you were the wrong man for the job. | Bu iş için yanlış adam olduğunu düşünmeye başlıyorum. Senin bu iş için yanlış adam olduğunu düşünmeye başladım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Think what you want. | Ne istersen onu düşün. Ne istiyorsan düşün. | Shooter-3 | 2007 | |
| It appears we misjudged the gunnery sergeant. | Görünüşe bakılırsa çavuşumuzu yanlış değerlendirmişiz. Bu adam yanlış seçim gibi gözüküyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| There's always a confused soul | Tek bir adamın bile fark yaratabileceğine dair yanlış bir inanç her zaman olmuştur. Herzaman karmaşık bir ruh vardır | Shooter-3 | 2007 | |
| that thinks that one man can make a difference. | bu ruh bir kişinin fark yaratabileceğini düşünür. | Shooter-3 | 2007 | |
| And you have to kill him to convince him otherwise. | Ve aksini düşünmeye ikna etmen için o adamı öldürmen gerekir. Ve sen aksi yönde düşünülmesini sağlamak için onu öldürmelisin. | Shooter-3 | 2007 | |
| That's the hassle with democracy. | Demokrasinin zorluğu da budur. Bu demokrasinin güç tarafı. | Shooter-3 | 2007 | |
| ...fire under their asses, you understand me? | ...hepsinin etekleri tutuştu, beni anlıyor musun? | Shooter-3 | 2007 | |
| We need those results now. | O sonuçlara hemen ihtiyacımız var. O sonuçlara şimdi ihtiyacımız var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Anna, you guys, you take the team... Anna!... to the roadhouse. | Anna, çocuklar, ekibinizi... Anna!...ana yola gönderin. Çocuklar siz takımı alıyorsunuz... | Shooter-3 | 2007 | |
| Okay, I don't care who it is right now. I don't give... | Tamam, kim olduğu umurumda bile değil. Şimdi kimseyle... Kim olduğu hiç umrumda değil şu anda... | Shooter-3 | 2007 | |
| Guys! We got Memphis on the line. | Çocuklar! Hattın öbür ucunda Memphis var. Millet! Şu anda Memphis ile konuşuyoruz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Start a trace. | Yerini tespit edin. Yer tespitine başlayın. | Shooter-3 | 2007 | |
| Got it. I'm on it. | Anlaşıldı. İcabına bakarım. Anlaşıldı. Hallederim. | Shooter-3 | 2007 | |
| Nick. Hey, it's Howard here. How are you? | Nick. Hey, benim Howard. Nasılsın? Nick. Hey, Konuşan Howard. Nasılsın? | Shooter-3 | 2007 | |
| Things have gotten a little complicated. I got Bob Lee Swagger in custody. | Burada işler biraz karıştı. Şu anda Bob Lee Swagger gözetimim altında. İşler biraz karmaşıklaştı. Bob Lee Swagger gözetimim altında. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, turns out he's not dead, Howard. | Evet, o ölmemiş, Howard. Evet, O ölmedi, Howard. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, I know. Word of that possibility had begun to reach us. | Evet, biliyorum. Öyle olduğuna dair bilgiler elimize ulaşmaya başladı. Evet, Biliyorum. O bilgi bizede ulaşmış durumda. | Shooter-3 | 2007 | |
| Were you in a gunfight in Virginia last night? | Dün akşam Virginia'da bir çatışmaya mı girdiniz? Geçen gece Virginia' da bir çatışmaya karıştın mı? | Shooter-3 | 2007 | |
| Like I said, things have gotten a little complicated. | Söylediğim gibi, burada işler biraz karıştı. Dediğim gibi, İşler biraz karıştı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Well, obviously the best thing for you would be to bring him in, right? | Senin için en iyisi onu buraya getirmen olur, haksız mıyım? Doğru, bence senin için en iyi şey onu bize getirmen, değil mi? | Shooter-3 | 2007 | |
| Oh, no. I can't do that. | Hayır. Bunu yapamam. Oh, hayır. Bunu yapamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's gotten too deep. It's not clear who can be trusted. | Bu iş iyice derinlere uzanıyor. Kime güvenebileceğimiz belli değil. İş çok derinleşti. Kime güvenilebileceği kesin değil. | Shooter-3 | 2007 | |
| But we're the FBI, son. Yeah, I know. | Ama biz FBI'yız, evlat. Evet, biliyorum. Ama biz FBI'Iz evlet. Evet, Biliyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, I'll keep in touch. | Tamam, seni sonra ararım. Evet, Temasta kalıcam. | Shooter-3 | 2007 | |
| Oh, Nick, wait... | Nick, bekle... Oh, Nick, Bekle... | Shooter-3 | 2007 | |
| Son of a bitch. | Aşağılık herif. Lanet olası. | Shooter-3 | 2007 | |
| Did we get that? Got him. | Yerini tespit edebildik mi? Bulduk. Tespit edebildik mi? Evet. | Shooter-3 | 2007 | |
| Let's move. They're on an interstate | Gidelim. Şu anda Taşradalar | Shooter-3 | 2007 | |
| outside Bozeman, Montana. Let's move! | ...eyaletler arası otoyoldalar. Gidelim! Bozeman'a yakın, Montana. Gidelim! | Shooter-3 | 2007 | |
| This is Swagger. | Ben Swagger. | Shooter-3 | 2007 | |
| Colonel Johnson here. Figured you'd be listening. | Ben Albay Johnson. Dinleyeceğini tahmin etmiştim. Albay Johnson Konuşuyor. Seni dinliyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| It appears you have nowhere to go. Colonel? | Görünüşe göre gidecek yerin kalmadı. Albay? Gidecek yerin yok gibi gözüküyor. Albay? | Shooter-3 | 2007 | |
| If it is "Colonel"? | Tabii gerçekten "Albay" isen? Öyleyim. Eğer "Albay" isen? | Shooter-3 | 2007 | |
| I have something you want. Well, it seems so do I. | Elimde istediğin bir şey var. Sanırım bende de bir tane olacak. Bende isteyebileceğin birşey var. Sanırım bende de bir şey var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Over the Eritrean border, there is a mass grave with 400 bodies. | Eritre sınırını geçince, içinde kadın, erkek ve çocukların olduğu... Eritre sınırına yakın, 400 cesetten oluşan bir toplu mezar var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Men, women, children. | ...400 kişilik toplu bir mezar var. Erkek, kadın, çocuk. | Shooter-3 | 2007 | |
| Tell you what, I'll give it to you and we'll call it even. | Bak ne diyeceğim, bunu sana veririm, ödeşmiş oluruz. Ne diyeceğim, Bunu İnsanlara vereceğim yada anlaşacağız. | Shooter-3 | 2007 | |
| I just want someone there I can trust. | Sadece takas için güvenebileceğim birilerini istiyorum. Sadece güvenebileceğim birini istiyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm amenable. Who do you have in mind? | Bana uyar. Aklından kim geçiyor? Bana güvenebilirsin. Aklında kim var? | Shooter-3 | 2007 | |
| How about that guy from U2 with the glasses? | U2 grubundaki şu gözlüklü herife ne dersin? U2'daki gözlüklü adam olabilir? | Shooter-3 | 2007 | |
| Friend of Nelson Mandela and all. He seems trustworthy. | Hem Nelson Mandela'nın da arkadaşı. Güvenilir birine benziyor. Nelson Mandela ve diğerlerinin dostu. Güvenilir birine benziyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| Bono? You want them to get Bono? | Bono mu? Onlardan Bono'yu getirmelerini mi istiyorsun? Bono? Bunu Bono'yamı vereceksin? | Shooter-3 | 2007 | |
| My colleague's questioning my choice. Okay, | Meslektaşım seçimimi sorguluyor. Tamam, | Shooter-3 | 2007 | |
| I see how that could be a tough problem. You know, last minute and all. | Aslında son dakikada yapılan değişikler büyük bir sorun yaratabilir. Çok büyük bir sorun olabilir. Biliyorsun,son dakika ve hepsi. | Shooter-3 | 2007 | |
| How about six term senator Charles Meachum | Peki ya altı dönemdir Montana'da senatörlük yapan Charles Meachum'a... Yada 6 dönemdir senator olan Charles Meachum | Shooter-3 | 2007 | |
| from Montana? | ...ne dersin? Montana'dan? | Shooter-3 | 2007 | |
| Seems like a pretty good second choice, don't you think? | İyi bir seçim gibi görünüyor, sence de öyle değil mi? Oda iyi bir seçenek, sence? | Shooter-3 | 2007 | |
| I don't think so. | Hiç zannetmiyorum. Sanmıyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm gonna provide you with two numbers, then we'll talk. | Sana iki numara vereceğim, konuşmaya ondan sonra devam ederiz. Sana iki rakam vereceğim, sonra konuşacağız. | Shooter-3 | 2007 | |
| Point 732. Point 648. | Nokta 732. Nokta 648. | Shooter-3 | 2007 | |
| And what the hell is that? | Bu numaralar da neyin nesi? Buda nedir? | Shooter-3 | 2007 | |
| Those are the last three digits, down to a few meters of latitude and longitude, | Bunlar, Eritre'deki bir petrol pompalama istasyonun ve altındaki 400 cesedin... Bunlar son 3 haneler, Enlem ve boylamların, | Shooter-3 | 2007 | |
| of an oil pipeline pumping station in Eritrea | ...enlem ve boylamlarını gösteren rakamların son üç hanesi. Eritredeki bir petrol pompa istasyonunun yeri | Shooter-3 | 2007 | |
| with 400 bodies underneath. | ve altındaki 400 cesedin. | Shooter-3 | 2007 | |
| Somewhere I can see you, | Yolda gelirken, seni çok ama çok uzaktan görebileceğim bir yerde. Seni görebileceğim bir yerde, | Shooter-3 | 2007 | |
| coming from a goddamn long way off. | Çok uzun yoldan geliyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| Where's your boy? | Erkek arkadaşın nerede? Senin ki nerde? | Shooter-3 | 2007 | |
| Well, I'm here. | işte geldim. Tamam, İşte burdayım. | Shooter-3 | 2007 | |
| He's here. | Geliyor. Geldi. | Shooter-3 | 2007 | |
| There's your boy. There's your boy, baby. | İşte erkek arkadaşın. İşte erkek arkadaşın, bebeğim. Bu seninki. Gelen seninki, bebeğim. | Shooter-3 | 2007 | |
| Come on, come on. Look, look. Look up. | Haydi, haydi ama. Baksana. Baksana dedim. Hadi, Hadi ama. Bak, Bak. Başını kaldır. | Shooter-3 | 2007 | |
| I think I broke a rib! | Sanırım bir kaburgam kırıldı! Sanırım kaburgam kırıldı! | Shooter-3 | 2007 | |
| Don't move! | Sakın kıpırdama! Hareket etme! | Shooter-3 | 2007 | |
| Is there anybody else? | Orada başka kimse var mı? Hayır. Orada başka kimse ver mı? | Shooter-3 | 2007 | |
| He head shoots me, spasm kills her! | Beni başımdan vuracak olursa, vücudum kasılır ve kız ölür! Beni başımdan vurursa, spazm kızı öldürür! | Shooter-3 | 2007 | |
| You got no shot! | Ateş edemezsiniz! Atış şansın yok! | Shooter-3 | 2007 | |
| No shot, Swagger! You hear that, Swagger? | Ateş edemezsin, Swagger! Beni duydun mu, Swagger? Atış yok, Swagger! Duydun mu, Swagger? | Shooter-3 | 2007 | |
| You got no shot! | Ateş edemezsin! Şansın yok! | Shooter-3 | 2007 | |
| What are you gonna do? Come on! | Şimdi ne yapacaksın? Haydi! Ne yapacaksın? Hadi! | Shooter-3 | 2007 | |
| It's over for you, buddy! | Yolun sonuna geldin, ahbap! Herşey bitti, dostum! | Shooter-3 | 2007 | |
| No shot! Okay, fuck him. | Ateş edemez! Tamam, canı cehenneme. Atış yok! Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| Pretty good! He went for the shot. | Çok iyi! Ateş etmeyi becerdi. Oldukça iyi! Şansını denedi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Christ. | Yüce İsa. Tanrım. | Shooter-3 | 2007 | |
| How can we help you? | Size nasıl yardımcı olabiliriz? Sana nasıl yardım edebiliriz? | Shooter-3 | 2007 | |
| Guest at the motel last night gave me $100 | Dün gece, oteldeki bir müşteri, saat 3'de bunu buraya getirmem için 100 dolar verdi. Dün gece oteldeki bir müşteri bana $100 verdi | Shooter-3 | 2007 | |
| to bring this by here at 3:00 p.m. | ve bunu buraya saat 3:00 'te getirmemi istedi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Let's move! | Gidelim! Gidiyoruz! | Shooter-3 | 2007 | |
| You all right? | İyi misin? Evet. İyi misin? | Shooter-3 | 2007 | |
| Search him. | Üstünü ara. Ara onu. | Shooter-3 | 2007 | |
| I don't carry a weapon, | Silah taşımam. Silah taşımıyorum, | Shooter-3 | 2007 | |
| ordinarily. | Yani genellikle. Genelde. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm licensed to carry that in this state. | Bu eyalette taşıma ruhsatım var. Taşıma ruhsatım var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Pull the pilot. | Pilotu getir. Pilot'u çıkar. | Shooter-3 | 2007 | |
| Put your weapon down! Put it down! | Silahını indir! İndir dedim! Silahını yere at! Yere! | Shooter-3 | 2007 | |
| Put your gun down! | Silahını indir! Sakin ol. Sakin ol. Silahını indir! | Shooter-3 | 2007 | |
| Easy. Easy. | Tamam. Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| Give me the gun. | Silahı bana ver. Onu bana ver. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's okay. Give me the gun. | Her şey yolunda. Silahı bana ver. Sorun yok. Silahı bana ver. | Shooter-3 | 2007 | |
| Put them up. Keep them up. | Ellerini kaldır. Yukarıda tut. Ellerini kaldır. Yukarda tut. | Shooter-3 | 2007 |