Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 148410
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
All right, brother. | Peki, kardeşim. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Listen, one more thing. | Dinle, bir şey daha var. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Your hard drive is filthy, all right? We got your computer back. | Hard diskin açık saçık şeylerle dolmuş. Bilgisayarına format attık. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I mean, it is dirty. | Cidden açık şeyler varmış. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'm talking like hoes, sluts, anal, double anal, | Fahişeler, orospular, anal, ikili anal... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
penetration, interracial facial, man. | sikişi, zenci pornosu. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Cream pie... I don't even know what that is. | Kremalı pasta. Ne anlama geldiğini bile bilmiyorum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You think it was your intern? On my hard drive? | Stajyerin mi yapmıştır? Benim hard diskimde mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yeah, someone's fucking with your account, man. | Evet, birisi hesabını sikip atmış, oğlum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
And we're blowing our wad in cash, you know? | Bu işe çuvalla para döküyoruz... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
It takes a really, really sick fuck to spend all day on that shit. | Tüm gününü bunlara vermek, insanın amına koyuyor. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yeah. Hey, buddy. What'd she say? | Evet, oğlum, ne dedi annen? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
She said I can go to Jason's for a half hour, but I have to be home by 5:00 for dinner. | Yarım saatliğine Jasonlar’a gidebileceğimi ama saat beşte yemekte olmamı söyledi. Yarım saatliğine Jason'lara gidebileceğimi ama saat beşte yemekte olmamı söyledi. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. That's great. See? Best of both worlds. | Harika, gördün mü? İki taraf da memnun. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You got everything you want. You happy? Yup. Yup. | İstediğin oldu. Mutlu musun? Evet. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yeah. You better be. Get out of here Okay. All right, see you. | Mutlu olsan iyi olur. Kaybol şimdi. Tamam, görüşürüz. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Hey. You like your sugar? | Şeker sever misin? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Did you find it okay? | Burayı kolay bulabildin mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yes, I'm glad you made it. | Evet, gelebilmene sevindim. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yeah? | Öye mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'm late. Sorry. | Geciktim, özür dilerim. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
MARIANNE: You look handsome. | Yakışıklı olmuşsun. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You look amazing. Hi. | Muhteşem olmuşsun. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Thank you. How are you doing tonight? | Teşekkürler. Nasılsınız bu gece? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Thank you. Okay. | Teşekkürler. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I have a few specials on the menu, if you'd like to hear them? | Spesiyallerimizi duymak ister misiniz? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
The soup of the day is tomato with basil oil and parmesan crostini. | Günün çorbası, parmesanlı kıtır eşliğinde fesleğen yağlı domates çorbası. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
The special is marinated swordfish, tabouleh and Moroccan charmoula. | Spesiyalimiz marine edilmiş kılıç balığı, Tabule salatası ve Şermula. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
It's really good. | Çok lezzetlidir. Çok lezzelidir. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
We're also serving a DeBragga and Spitler New York Strip with a side order of fries, | Ayrıca New York usulü dinlendirilmiş et eşliğinde... Ayrıca New Yorku usulü dinlendirilmiş et eşliğinde... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Can I start you off with a sparkling water? | Önden soda getirmemi ister misiniz? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
(CLEARS THROAT) Tap water's fine. Okay. | Su yeterli olur. Peki. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
And the wine menu is right next to... Yup, there you go. | Peki, şarap menüsü hemen yanınızda. Evet, işte o. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You want some wine? Sure. | Şarap ister misiniz? Tabii. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
White? Red? Red. Maybe... | Beyaz mı, kırmızı mı? Kırmızı olabilir. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Pinot Noir is light, | Hafif şaraptan hoşlanıyorsanız... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
if you like it, like, light. | ...Pinot Noir, hafiftir. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. I'll be back. | Peki, hemen geliyorum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
So... (LAUGHING) | Peki... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
(CHUCKLING) Where do you live? | Nerede oturuyorsun? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Brooklyn. Nice. | Brooklyn. Güzel. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Born and raised. Where you from? | Doğma, büyüme. Sen nerelisin? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I was born in Ireland and we moved here when I was a teen. | İrlanda'da doğdum. Gençken buraya taşındık. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Did you get back much? Thank you. | Sık sık İrlanda'ya gider misin? Teşekkürler. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
A couple times. | Birkaç kere gittim. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
A big family? You miss them? | Ailen geniş mi? Onları özlüyor musun? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I have two. | Benim de iki. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Older? Younger? | Büyük, küçük? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Older and younger. | Biri büyük, biri küçük. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'm right in the middle. | Ben ortancayım. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Just wondering. (LAUGHING) | Öyle bakıyordum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Why would I be nervous? You look a little nervous. | Neden gergin olayım ki? Biraz gergin görünüyorsun. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No. Well, what's a date? | Değilim. Bir randevu sonuçta. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
It took me an hour to figure out what to wear. | Ne giyeceğime karar vermem bir saatimi aldı. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You chose wisely. Yeah. | Doğru seçim yapmışsın. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'm sorry, but I forgot to say the crab comes in the shell. | Özür dilerim, yengeçleri kabuğunda servis ettiğimizi söylemeyi unutmuşum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Oh! Yeah. I haven't even looked at this. | Tabii ya, mönüye bakmadım bile. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'll have the lamb. The lamb. | Ben kuzu alayım. Kuzu. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'll have the lamb, too. That sounds great. | Ben de kuzu alayım. Güzel duruyor. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. No appetizer? (GIGGLING) | Aperatif istemez misiniz? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I'm fine. No. | İstemiyorum. Yok. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. And how would you like the lamb? | Peki, kuzunuzu nasıl istersiniz? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Medium. | Orta pişmiş. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
We recommend it pretty pink. | Biz az pişmiş öneriyoruz. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. Yeah? | Olur. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Okay. Pink it is. | Az pişmiş diyorum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Thank you. Excuse me. | Teşekkürler, izninizle. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
So you seeing anyone at the moment? | Şu anda görüştüğün birisi var mı? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No, I'm not. Are you seeing anyone? | Hayır, yok. Senin görüştüğün birisi var mı? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No. No? Really? | Yok. Yok mu, gerçekten mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Why is that? | Neden yok? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I don't know. It's just the way it is. | Bilmiyorum. Öyle işte. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
It's just the way it is. Yeah, I... | Öyle işte. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Actually, I'm separated. | Aslında boşandım. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Tragedy. Yeah. Kind of a recent thing. | Evet, yeni oldu sayılır. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You were married for long? | Uzun süredir mi evliydin? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No. Did we decide on the wine? | Hayır. Şaraba karar verdiniz mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Well, yeah. Was it the Pinot Noir, you said? | Evet, şey... Pinot, Pinot Noir mı demiştiniz? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Yeah, great. Great choice. Okay. | Evet, harika bir tercih. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I wasn't married long. Gave it a shot. It didn't really work out. | Uzun süre evli kalmadım. Bir şans tanıdım. Pek yürümedi. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No. | Öyle mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
You just seem, like... What? | Birden... Ne oldu? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Averse to the whole idea. Well, yeah. | ...evlenme fikrine uzakmışsın gibi geldi. Evet, uzağım. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I just don't understand why people would want to get married. | Yani, insanların neden evlenmek istediklerini anlamıyorum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Especially nowadays, I mean, it's... You know? | Hele ki günümüzde, anlarsın ya. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I don't see the point. | Sebebini anlayamıyorum. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
In relationships? | İlişkilerin mi? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
It doesn't seem realistic. | Gerçekçi gelmiyor bana. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Are you serious? I mean... Yeah. I am, really. | Ciddi misin? Yani.. Evet, ciddiyim. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Well, then, you know, why are we here, if we don't matter to one another? | Peki, o zaman... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Well... Why are you here? | Neden buradasın? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
The food is supposed to be great here. (CHUCKLES) | Burada yemeklerin güzel olduğu söylendi. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
No, no, no. I'm not saying it like that. | Yok, yok. Demek istediğim bu değil. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I mean... I just mean... You know? | Anlatmaya çalıştığım... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
One person for the rest of your life? I mean, it's... | ...hayatının geri kalanını tek bir kişiyle yaşamak mı? | Shame-2 | 2011 | ![]() |
I mean, you come to restaurants, you see couples sitting together, | Bir restorana geldiğinde etrafta... | Shame-2 | 2011 | ![]() |
They probably don't have to speak because they're connected. | Aralarında bir bağ olduğu için devamlı konuşmalarına da gerek yoktur belki. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Or they're just bored with one another. | Ya da birbirlerinden sıkılmışlardır. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
Every... Here we go. | Herkes Buyurun. | Shame-2 | 2011 | ![]() |
What's your longest relationship? | En uzun ilişkin ne kadar sürdü? | Shame-2 | 2011 | ![]() |