Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150124
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| so all I could do was, you know, make it fun, | Tek yapabildiğim eğlenceli yapmaktı. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| but... I couldn't even do that. | ama onu da yapamadım. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| James, it's not your fault. | Senin hatan değil James. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Can you go now, please? | Şimdi gidebilir misin lütfen? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'll see you later, okay? Okay. | Sonra görüşürüz, tamma mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Give me a call when you feel like it, okay? | Böyle hissedince ara tamam mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Darlene, what did I tell you about blocking the door? | Darlene, sana kapıyı engelleme konusunda ne dedim? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Tara, you have a visitor. | Tara ziyaretçin var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Why don't you open your present? | Neden hediyeni açmıyorsun? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| The other girls will just take it. | Diğer kızlar alacak. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| They go through my stuff at night. | Nede olsa gece alacaklar. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I never sleep. | Hiç uyumadım. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| A woman at the foster place is talking to me about adoption. | Yetim yurdundaki bir kadın beni evlatlık edinmeyi konuşuyordu. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Maybe Joleen is just... | Belki Joleen... | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| delayed wherever she's at. | geciktirilmiştir. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| The woman said I might get a family who has a regular house. | Kadın normal bir aileye sahip olabileceğimi söyledi. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| She said they might have a kids' room, | Çocuk odaları olabilirmiş, | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| might have a dog. | köpekleri olabilirmiş. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I don't even like dogs. | Köpekleri sevmem bile. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I could just close my door. | Sadece kapımı kapamalıyım. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| It's almost 6:00. | Nerdeyse 6:00 | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I should, uh, get you back, you know? | Biliyorsun seni geri götürmeliyim. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'm not going back there. | Oraya dönmüyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Can I stay with you? | Seninle kalamam mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| It'll just be for tonight. | Sadece bu gecelik. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [Woman on TV gasps] God! | Tanrım. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'll see you guys. Not gonna tell us her name? | Görüşürüz. İsmini söylemeyecek misin? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Randall! Sorry, sweetie. | Randall! Üzgünüm tatlım. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| No, it's not like that. I'm, uh, just going out. | Hayır öyle değil.Sadece dışarı çıkıyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Whatever, Speedy, but can you just call Danni back? | Neyse, Speedy, acaba Danni'yi arayabilir misin? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| 'Cause I'm not your personal answering service. | Çünkü senin cevaplama servisin değilim. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [Randall] Have fun out there. | Orada eğlenin. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Say you could go anywhere in the world right now... | Şu an dünyanın her hangi bir yerine gidebileceğini söyle... | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| 280, 300 and 15. | 280, 300 ve 15. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| $315. | 315 dolar. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| That's not that much. | Fazla değilmiş. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| How far could we go? | Ne kadar uzağa gidebiliriz? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I don't know. I'll figure it out. | Bilmiyorum. Bakacağız. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| We could go to Mexico. | Meksika'ya gidebiliriz. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Isn't that where you go in this sort of situation? | Böyle durumlar gidilen bir yer değil mi? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Mexico? | Meksika'ya mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Yeah. Like in the movies. | Evet filmlerdeki gibi. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I don't think we have enough to get that far. | O kadar uzağa gidecek kadar paramız olduğunu sanmıyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Well, we need fake names. | Takma isimlere ihtiyacımız var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| You know, so we don't get caught. | Biliyorsun, böylece yakalanmayız. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'll be Nicole, and I want to be 13 years old, | Ben Nicole olurum ve 13 yaşında olmak istiyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| 'cause being 12 is stupid. | çünkü 12 olmak çok salakca. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Yeah, yeah. I'll be, uh... I'll be Randall. | Ben de Randall olurum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| No. You have to be my dad. Otherwise, it'll look weird to people. | Hayır, sen babam olmalısın. Yoksa çok acayip görünür. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| So I'll call you Dad, and you call me Nicole. | Böylece ben sana baba derim sen de bana Nicole. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Okay. Yeah, yeah. Nicole. | Tamam.Peki Nicole. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| So where are we going to, Dad? | Nereye gidiyoruz, baba? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| You ever been to a farm? | Hiç bir çiftlikte bulundun mu? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| A real one? | Gerçek bir tane de mi? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| We can go to my dad's farm. I think we have enough to get there. | Babamın çiftliğine gidebiliriz. Sanırım oraya yetecek kadar paramız var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| The farm where you and Mom grew up? | Senin ve annemin büyüdüğü çiftlik mi? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Mom said she'd rather die than go back there. | Annem oraya dönmektense ölürüm daha iyi demişti. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| There's horses. You ever seen a horse? | Atlar var. Hiç at gördün mü? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| At a fair once. Brown one. | Çok kısa süre, kahverengi bir tane. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| You could ride it for a dollar. | Bir dolara ata binebilirsin. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| How long a ride? | Ne kadar süre? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I don't know. I lost my dollar at the ring toss. | Bilmiyorum.???? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Here you are. Thank you. | Hesabınız. Teşekkürler. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Nicole. | Nicole | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [James] So there's this guy in a cabin, | Kabinin içinde bir adam varmış, | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| and he's got a hole in his roof, and it's raining. | Çatısında da bir delik varmış ve yağmur yağıyormuş. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| And, uh, a traveler is walking by, | ve bir yolcu geçiyormuş, | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| and he says, "Hey, you got a hole up in your roof. | demiş ki, "hey çatında bir delik var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Water's gettin' in. Why don't you patch that up?" | Su giriyor, neden onarmıyorsun?" | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| He says, "Well, can't do it now 'cause it's raining." | O da demiş ki "şimdi yapamam çünkü yağmur yağıyor." | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| He says, "Well, why don't you patch it up when it's not raining?" | Peki yağmur yağmıyorken neden onarmadın? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| And he said, "Well, when it's not raining, then no water's coming through." | Diğeri de "yağmur yağmıyorken, su akmıyordu" demiş. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Does it have a punch line? | Vurucu bir yanı var mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| That's the joke. [laughing] | Fıkra bu. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| It's bad. | Kötüymüş. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Hey, don't look. | Bakma. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| If you tell them in the right order, they're a lot funnier, you know? | Eğer doğru sırayla anlatırsan daha komik olur, biliyor musun? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [Tara's voice] Aren't you a little old for that shirt? | O elbise için biraz yaşlı değil misin? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| What kind of shit do you need from me right now, Mom? | Ne duymak istiyorsun benden, anne? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'm not pretending to do my homework. | Ödevimi yapıyormuş gibi yapmıyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| I'm pretending not to hate my life. | Hayatımdan nefret etmiyormuş gibi yapıyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Where are you going, at least? | Nereye gidiyorsun? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [big rig horn honks] You need a hand? | Yardıma ihtiyacın var mı? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Hi. What the man said is | Selam. Bir adam | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| he'd give me some money to do some work for him back there. | onun için bazı işler yaparsam bana para vereceğini söyledi. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| You gonna be all right hanging out here? | Burda takılırken iyi olacak mısın? | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| There's three kids over there you can play with. | Orada oynayabileceğin 3 çocuk var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| All right. I'm off to work, then. | Tamam. Ben işe gidiyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| [Man 2] Take her out to pasture. | Onu çayıra götür | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Get rid of this, and then you can go. | ve kurtul, sonra gidebilirsin. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| This is my daughter Nicole. | Bu kızım Nicole. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Well, isn't this a surprise? | Hiçte sürpriz olmadı. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| State bird in California is the quail. | Kaliforniya'nın eyalet kuşu bıldırcın. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| State bird's a quail. | Bıldırcın eyalet kuşudur. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| You got the brown bear on the flag. | Bayrakta kahverengi ayı var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| What else do I know about California? | Kaliforniya hakkında başka ne biliyorum. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| House looks good. Looks the same. | Ev iyi görünüyor.Aynı. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| Joleen's got a house. | Joleen'in evi var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| We got a house in the country. | Taşrada evimiz var. | Sleepwalking-1 | 2008 | |
| A country house? | Taşra da mı? | Sleepwalking-1 | 2008 |