Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149324
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Seven francs for the gram. | Gramına yedi frank istiyorlar. | Silk-2 | 2007 | |
| And with the work that Pasteur is doing, | Pasteur'ün çalışmaları sayesinde... | Silk-2 | 2007 | |
| I don't want to lose you, Herv�. | Seni kaybetmek istemiyorum Hervé. | Silk-2 | 2007 | |
| selling the eggs to you or someone else. | ...sana mı, yoksa başkasına mı satacağım olacak. | Silk-2 | 2007 | |
| Gentlemen, please. | Beyefendiler, lütfen. | Silk-2 | 2007 | |
| These eggs are unreliable. | O yumurtalara güvenilmez. | Silk-2 | 2007 | |
| The Japanese eggs are pristine. | Japon yumurtalarıysa hiç bozulmamıştır. | Silk-2 | 2007 | |
| Very few people have seen it with their own eyes, | Japonya'yı pek az kişi görebildi... | Silk-2 | 2007 | |
| and one of them lives right here. | ...ve onlardan biri de burada yaşıyor! | Silk-2 | 2007 | |
| He's made the voyage twice. | O yolculuğu iki kez yaptı. | Silk-2 | 2007 | |
| Isn't there some way you can stop him? | Onu durdurabilmek için bir çare var mı? | Silk-2 | 2007 | |
| There seems to be some trouble over there... | Anlaşıldığı kadarıyla orada bir kargaşa sürüyor. | Silk-2 | 2007 | |
| Then I suppose all I can do | Tek yapabileceğim şey, geri dönmesi için... | Silk-2 | 2007 | |
| worry about anything. | ...endişe etmemelisin. | Silk-2 | 2007 | |
| I have protection there. | Orada korunmam sağlanıyor. | Silk-2 | 2007 | |
| I will... I will be fine. | Her şey iyi olacak. | Silk-2 | 2007 | |
| Are you hurt? | Neredeler? | Silk-2 | 2007 | |
| Hara Jubei. | Hara Jubei. | Silk-2 | 2007 | |
| Only war, and it's not your war. | Sadece savaş var. Ve bu senin savaşın değil! | Silk-2 | 2007 | |
| I have need of you. | Benim de sana ihtiyacım var. | Silk-2 | 2007 | |
| It has ancient laws. | Kadim yasaları vardır. | Silk-2 | 2007 | |
| This is a rifle, my friend. | Bu bir tüfek dostum. | Silk-2 | 2007 | |
| Keep your head down. | Kafanı kaldırma. | Silk-2 | 2007 | |
| The boy committed one of those crimes | Bu çocuk o tür bir suç işledi... | Silk-2 | 2007 | |
| He was the message. | Kendisi mesajdı. | Silk-2 | 2007 | |
| Keep your eyes down. | Yukarıya bakma! | Silk-2 | 2007 | |
| I packed the boxes in crates filled with ice, | Kutuları içi buz dolu sandıklara koydum. | Silk-2 | 2007 | |
| fearful that they would hatch early. | Yumurtaların erken çatlamasından korkuyordum. | Silk-2 | 2007 | |
| The eggs had hatched. | Yumurtalar çatlamıştı. | Silk-2 | 2007 | |
| The worms were dead. | İpek böcekleri ölmüştü. | Silk-2 | 2007 | |
| And in the whole world, there was nothing beautiful left. | Koca dünyada, güzel hiçbir şey kalmamıştı. | Silk-2 | 2007 | |
| That was a terrible summer. | Korkunç bir yazdı. | Silk-2 | 2007 | |
| We had to close three of the four mills. | Dört imalathaneden üçünü kapatmak zorunda kalmıştık. | Silk-2 | 2007 | |
| Baldabiou had to make up stories to explain my failure. | Baldabiou olanları izah etmek için hikayeler uydurmuştu. | Silk-2 | 2007 | |
| And with the thought of all that had happened... | Ve tüm olanları düşündükçe... | Silk-2 | 2007 | |
| how I'd failed the village, how I'd failed Helene... | ...Köyün ve Helen'in ümitlerini boşa çıkardığımı düşündükçe... | Silk-2 | 2007 | |
| Listen, Herv�... | Dinle Hervé... | Silk-2 | 2007 | |
| It might as well be now. | O an da şimdi olabilir. | Silk-2 | 2007 | |
| There's nothing more to say. | Söyleyecek başka bir şeyim yok. | Silk-2 | 2007 | |
| We'll build a garden. | Bahçeyi adam edeceğiz. | Silk-2 | 2007 | |
| I'll hire everyone in the village... | Köydeki herkesi işe alacağım. | Silk-2 | 2007 | |
| anyone who's strong enough to dig | Kazabilecek kadar gücü olan herkesi. | Silk-2 | 2007 | |
| men, women, children, too. | Erkekleri, kadınları, hatta çocukları da. | Silk-2 | 2007 | |
| I don't think you're working. | Yeteri kadar gayretli çalışmıyorsun! | Silk-2 | 2007 | |
| And we finished most of it by the fall. | Sonbaharda işin çoğunu bitirmiştik. | Silk-2 | 2007 | |
| Then why do we have them if they are bad? | Madem zararlılar, neden o otlar var? | Silk-2 | 2007 | |
| I'll be up in a minute. | Bir dakika içinde yukarıya gelirim. | Silk-2 | 2007 | |
| I shall read it for you, | Sana bunu okuyacağım. | Silk-2 | 2007 | |
| What I want is a promise | Tek istediğim, bana bir daha... | Silk-2 | 2007 | |
| that you will never come back here. | ...buraya gelmeyeceğine dair söz vermen. | Silk-2 | 2007 | |
| "Do not move. Do not speak. | "Kıpırdamayın. Konuşmayın. | Silk-2 | 2007 | |
| "We have the night to ourselves, | "Tüm gece var önümüzde... | Silk-2 | 2007 | |
| "And I am here at your side. | "...ben burada yanınızdayım. | Silk-2 | 2007 | |
| "I will press my mouth to your eyes, | "Ağzımı gözlerinize bastıracağım... | Silk-2 | 2007 | |
| "My faint cry, your body quivering. | "Belli belirsiz çığlığım, titreyen vücudun. | Silk-2 | 2007 | |
| "You will forever be throwing your head back. | "Sen sonsuza dek kafana kakacaksın. | Silk-2 | 2007 | |
| "I will forever be shaking off my tears. | "Ben sonsuza dek gözyaşlarımı sileceğim. | Silk-2 | 2007 | |
| "This moment had to be. | "Bu an yaşanmalıydı. | Silk-2 | 2007 | |
| "What we were meant to do, we have done. | "Yapmamız gerekeni yaptık. | Silk-2 | 2007 | |
| "Believe me, my love, we have done it forever. | "İnan bana aşkım, hem de sonsuza dek yaptık. | Silk-2 | 2007 | |
| "Preserve your life out of my reach, | "Hayatını erişemeyeceğim bir uzaklıkta sürdür. | Silk-2 | 2007 | |
| "and if it serves your happiness, | "Ve mutluluğuna yarayacaksa... | Silk-2 | 2007 | |
| "do not hesitate for a moment | "...bu kadını unutmak için bir an bile tereddüt etme. | Silk-2 | 2007 | |
| authorizing the export of silkworm eggs. | ...resmen izin veren bir antlaşma imzalandı. | Silk-2 | 2007 | |
| Even less to come back. | Geri dönüşler daha da kısaydı. | Silk-2 | 2007 | |
| A new era had begun. | Yeni bir devir başlamıştı. | Silk-2 | 2007 | |
| So the years passed. | Böylece yıllar geçti. | Silk-2 | 2007 | |
| And a sort of peace Entered our lives. | ...sır saklar gibidirler. ...bir tür huzur yerleşti. | Silk-2 | 2007 | |
| Yes, but are you certain? | Evet, ama emin misiniz? | Silk-2 | 2007 | |
| Be patient. I am being patient! | Sabırlı olun. Sabırlı oluyorum! | Silk-2 | 2007 | |
| I have a favor to ask you. | Senden bir ricam olacak. | Silk-2 | 2007 | |
| I mean, in the future. | Demek istediğim, ileride... | Silk-2 | 2007 | |
| He's going to need your help. | ...senin yardımına ihtiyacı olacak. | Silk-2 | 2007 | |
| Hm. You'll have to thank her for me. | Benim adıma teşekkür etmelisin. | Silk-2 | 2007 | |
| God knows where he got them. | Nereden bulduğunu Tanrı bilir. | Silk-2 | 2007 | |
| It's all right. | Peki. Tamam. | Silk-2 | 2007 | |
| packed one suitcase, | Tek bir bavul hazırladı... | Silk-2 | 2007 | |
| without a single curve. | Tek bir viraj bile yoktu. | Silk-2 | 2007 | |
| He had a reason for that. | Bunun için de geçerli bir nedeni varmış. | Silk-2 | 2007 | |
| It was Helene. | Helene yazmıştı. | Silk-2 | 2007 | |
| and more than anything... | Ve her şeyden çok, o kadın olmayı... | Silk-2 | 2007 | |
| she wanted to be that woman. | ...arzu ettiğini anladım. | Silk-2 | 2007 | |
| It's late now. | Geç oldu artık. | Silk-2 | 2007 | |
| ''When my veil falls away, A shyness comes over me'' | ''eğer sarim rüzgarda uçarsa, utangaçlık çöker üstüme'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''When l see my sisters in love l feel the stirrings within me'' | ''eğer aşık bir kız görürsem içten içe bende coşarım'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''When my eyes fall asleep Then the dreams come to me'' | ''gözlerim uykuya daldığı zaman rüyalarda başıma üşüşür'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''And when the man l love Comes in my dreams'' | ''ve ozaman sevdiğim adam rüyalarımla gelir bana'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''New seasons of spring come to life l feel a new stirring within me'' | ''bahar geldiği zaman içten içe yeni mutluluklarla coşarım'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''And there is only one image l hold in my eyes'' | ''ve sadece onun resmi tutunur gözlerime'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''When my veil falls away, A shyness comes over me'' | ''eğer sarim rüzgarda uçarsa utangaçlık çöker üstüme'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''Let us steal a few moments from life'' | ''hayattan biraz zaman çalalım'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''To quench this fire on our breaths'' | ''bu ateş nefeslerimizi kesecek'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''Let us make a new world for us. A world far away from this world'' | ''kendimize yeni bir dünya kuralım. bu dünyadan çok çok uzaklarda'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''When l look into your eyes...'' | ''gözlerimin içine baktığın zaman...'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''what magic comes over me?'' | ''nedir bu üzerime gelen sihir?'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''When the heart feels lonely, l feel...'' | ''sadece yüreğimde hissederim, hissederim...'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''As if you are looking into my eyes'' | ''gözlerimin içine baktığın zaman'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''Every moment we share is precious...'' | ''paylaştığımız her an değerlidir...'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''Who knows, what's to happen tomorrow'' | ''kim bilebilir, yarın neler olacağını'' | Silsila-1 | 1981 | |
| ''Life is such a long journey'' | ''hayat öylesine uzun bir yol'' | Silsila-1 | 1981 |