Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149053
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| And tell the others to stay alert. | Diğerlerini de uyar. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm on it. Right away, sir. | Anlaşıldı. Derhal, efendim. Tamam. Hemen, efendim. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger, you got one above you on the roof. | Swagger, yukarıdaki balkonda biri var. Swagger, üzerinde çatıda bir tane var . | Shooter-3 | 2007 | |
| You killed all three? | Üçünü de öldürdün mü? Üçünüde öldürdün mü? | Shooter-3 | 2007 | |
| There were four. | Dört kişiydiler. Dört kişi vardı. | Shooter-3 | 2007 | |
| I want Johnson's real name. I want to know who he works for. | Johnson'ın gerçek adını ve kimin için çalıştığını bilmek istiyorum. Johnson'ın asıl adını istiyorum. Kimin için çalıştığını bilmek istiyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| I want to know why it was worth going through that much effort | Başpiskoposu öldürmek için neden bu kadar zahmete katlandığını bilmek istiyorum. Neden bu kadar zorladığını öğrenmek istiyorum | Shooter-3 | 2007 | |
| to kill the Archbishop. | Bir başpiskoposu öldürmek için. | Shooter-3 | 2007 | |
| Aren't you the one that shot him? | Onu vuran sen değil misin? Onu vuran sen miydin? | Shooter-3 | 2007 | |
| And if I don't know any of those things? | Peki ya sorduklarının hiçbirini bilmiyorsam? Ya bunlara bir cevabım yoksa? | Shooter-3 | 2007 | |
| Then you're of no worth to me | O zaman benim için değersizsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| and I might as well shoot you now and leave. | Seni vurup buradan çıkarım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Johnson's had a lot of names. | Johnson'ın bir sürü adı var. Johnson'ın birçok ismi var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Don't know one's any more real than the next. | Hangisinin gerçek olduğunu ben de bilmiyorum. Hangisinin daha gerçek olduğunu bilmiyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| Knowing would only be dangerous. | Bilmek tehlikeli olurdu. Bilmek çok tehlikeli olabilir. | Shooter-3 | 2007 | |
| He's ex army. | Eski bir ordu mensubu. Hava kuvvetleri'nde albay olduğuna eminim. Eski ordu mensubu. | Shooter-3 | 2007 | |
| Pretty sure he was a full bird colonel. | Tam yetkili bir albay olduğundan eminim. | Shooter-3 | 2007 | |
| They came for me, like they came for you. | Sana geldikleri gibi, bana da geldiler. Benim için geldiler, Sana geldikleri gibi. Bana da aynı sana geldikleri gibi geldiler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Recruitment for a single job. | Tek bir iş için gönüllü olmuştum. Basit bir iş için görevlendirildim. | Shooter-3 | 2007 | |
| They like the wounded. | Zaafı olanları severler. Sakatları severler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Easier to use | Kullanılmaları daha kolaydır... Kullanılmaları daha kolaydır | Shooter-3 | 2007 | |
| and then throw away when you are done. | ...ve işin bitince bir kenara fırlatıp atarsın. İşleri bittiğinde fırlatıp atarlar. | Shooter-3 | 2007 | |
| Timmons, you, me... | Timmons, sen, ben... | Shooter-3 | 2007 | |
| Once you've been a wolf, it's hard to be staked down like a goat. | Bir kez kurt olduktan sonra, bir keçi gibi kazığa bağlanmak zor geliyor. Birkez kurt olduktan sonra, kazığa bağlanan keçi olmak zordur. | Shooter-3 | 2007 | |
| This is just one dead man talking to another. | Şu anda ikimiz de ölü sayılırız. Bir adam ölür diğeri gelir. | Shooter-3 | 2007 | |
| And the Archbishop? | Peki ya Başpiskopos? Ya Başpiskopos? | Shooter-3 | 2007 | |
| You want to take all suspicions away when you shoot someone, | Birini vurmak istediğinde, tüm şüpheleri uzaklaştırmak için... Birini öldürürken hiçbir şüphe bırakmak istemezsin, | Shooter-3 | 2007 | |
| wait till he's standing next to the President. | ...Başkanın yanında durana kadar beklersin. Başkanın yanında durmasını beklersin. | Shooter-3 | 2007 | |
| What was he going to say? | Ne söyleyecekti? | Shooter-3 | 2007 | |
| That nothing, no matter how horrible, | Ne kadar iğrenç olursa olsun,... İğrençte olsa hiçbirşeyin, | Shooter-3 | 2007 | |
| ever really happens without the approval of the government. | ...hiçbir şeyin, hükümetin onayı olmadan yapılamayacağını açıklayacaktı. hükümetin bilgisi olmadan yapılmadığını açıklayacaktı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Over there, and here. | Orada ve burada. Orada, ve burada. | Shooter-3 | 2007 | |
| The problem isn't the doing. | Sorun bunları yapmakta değil. Problem yapılanlar değil. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's the people in power having to admit | Makam sahibi insanların, aslında her şeyi bildiklerini itiraf etmek zorunda kalması. Problem bunlara bilerek | Shooter-3 | 2007 | |
| that they knew. | onay veren kişiler. | Shooter-3 | 2007 | |
| The prisoners are tortured at Abu Ghraib, | Ebu Garip'te mahkumlara işkence edildi, ama sadece düşük rütbeliler hapse girdi. Abu Ghraib'te esirlere işkence edildi, | Shooter-3 | 2007 | |
| and only the underlings go to jail. | Ama sadece maşalar hapse girdi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Their bosses knew. | Amirleri bunu biliyordu. Onların bildiğini biliyoruz. Amirleri biliyordu. | Shooter-3 | 2007 | |
| We know their bosses knew. | Amirlerinin bildiğini biliyoruz. | Shooter-3 | 2007 | |
| But you don't say it. | Ama bunu söyleyemezsin. Ama söylemezsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| What exactly happened in Africa? | Afrika'da tam olarak ne oldu? | Shooter-3 | 2007 | |
| Somehow the villagers didn't think | Her nedense bazı köylüler, bir petrol boru hattının,... Herşey nasıl olduysa köylülerin bir anda | Shooter-3 | 2007 | |
| that an oil pipeline | bir petrol boru hattının | Shooter-3 | 2007 | |
| was a good enough reason to move their village | ...köylerini atalarının ruhlarının var olmadığı bir yere taşımak için... köyleri için hiçte iyi olmayacağını | Shooter-3 | 2007 | |
| to a place where the spirit gods didn't exist. | anlamalarıyla başladı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Drink? | İçki alır mısın? İçki? | Shooter-3 | 2007 | |
| So they asked them all nicely to move | Yani kibarca taşınmalarını istediler, taşınmayınca da hepsini öldürdüler, öyle mi? Onlara kibarca gitmeleri söylendi | Shooter-3 | 2007 | |
| and when they didn't, they just killed them all? | Kabul etmedikleri zaman hepsi öldürüldü mü? | Shooter-3 | 2007 | |
| No. | Hayır, sormadılar. Sadece herkesi öldürdüler. Hayır. | Shooter-3 | 2007 | |
| They didn't ask. | Hiç sormadılar. | Shooter-3 | 2007 | |
| They just killed them. | Sadece öldürdüler. | Shooter-3 | 2007 | |
| All. | Hepsini. | Shooter-3 | 2007 | |
| So the next village won't need to be asked. | Böylece bir sonraki köy, sormalarına bile gerek kalmadan boşaltıldı. Böylece öbür köye ders olacaktı. | Shooter-3 | 2007 | |
| They'll just go. | Terkedeceklerdi. | Shooter-3 | 2007 | |
| There is a mass grave with 400 bodies, | Eritre sınırını 10 kilometre geçince, petrol pompalama istasyonun altında,... 400 cesetten oluşan bir toplu mezar var, Suikast zanlısını takip ediyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| men, women, children, | erkek, kadın, çocuk, | Shooter-3 | 2007 | |
| under the oil pumping station 10 kilometers over the Eritrean border. | Eritre sınırından 10km içerde, petrol pompa istasyonu altında. | Shooter-3 | 2007 | |
| You should know. | Bilmen gerekirdi. Bilmelisin. | Shooter-3 | 2007 | |
| You covered the retreat of the contractors who did the job. | Bu işi yapanlar geri çekilirken onları sen korudun. Bu katliamı yapanları koruyanlar arsındaydın. | Shooter-3 | 2007 | |
| Of course, you weren't supposed to survive that, either. | Elbette, senin oradan sağ kurtulmanı beklemiyorlardı. Tabi ki, sende orada ölmüş olmalıydın. | Shooter-3 | 2007 | |
| Who runs Johnson? | Johnson'ın arkasında kim var? Bir senatör. Sanırım Montana'dan. Johnson'ı kim yönlendiriyor? | Shooter-3 | 2007 | |
| A senator. From Montana, I think. | Bir senator. Montana'dan, sanırım. | Shooter-3 | 2007 | |
| You don't get it. | Anlamıyorsun. Kesilecek bir baş yok. Anlamadın mı. | Shooter-3 | 2007 | |
| There is no head to cut off. | Kesilecek baş yok. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's a conglomerate. | Bu büyük bir şirket. Bu bir küme. | Shooter-3 | 2007 | |
| If one of them betrays the principles | İçlerinden biri, daha fazla para veya güç kazanmak için prensiplerine ihanet ederse,... Eğer biri ihanet ederse | Shooter-3 | 2007 | |
| of the accrual of money and power, | para ve güç için, | Shooter-3 | 2007 | |
| the others betray him. | ...diğerleri de ona ihanet eder. Diğerleride ona ihanet ederler. | Shooter-3 | 2007 | |
| What it is | Bu da... Bütün bunlar | Shooter-3 | 2007 | |
| is human weakness. | ...insan ırkının zaafı. insan zayıflığı. | Shooter-3 | 2007 | |
| You can't kill that with a gun. | Bunu bir silahla öldüremezsin. Bunu silahla öldüremezsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger. | Swagger. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got to get out of there. They're everywhere. | Oradan hemen çıkmalısın. Her yerde adamlar var. Oradan çıkmalısın. Heryerdeler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Had to keep you till they got here. | Onlar gelene kadar seni oyalamak zorundaydım. Seni buraya geldikleri ana kadar tutmalıydım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Lying wasn't going to hold you. | Yalan söyleyerek seni burada tutamazdım. Ama yalanlar seni tutamaz. | Shooter-3 | 2007 | |
| You would have known. | Bunu biliyor olmalıydın. Biliyor olmalıydın. | Shooter-3 | 2007 | |
| By the way, they've got your woman. | Bu arada, kız ellerinde. | Shooter-3 | 2007 | |
| They're 20 yards and closing. You got to get out of there. | 15 metredeler ve yaklaşıyorlar. Oradan hemen çıkmalısın. 20 yard ve yaklaşıyorlar. Oradan çıkmalısın. | Shooter-3 | 2007 | |
| Bug out. Go to hide two. Roger that. | Yer değiştir. İkinci noktaya git. Anlaşıldı. Hareket et. 2. noktaya geç. Anlaşıldı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger, I'm in position two. | Swagger, ikinci noktada yerimi aldım. Swagger , 2. noktadayım. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got to get out of there. | Oradan hemen çıkmalısın. Oradan çıkmalısın. | Shooter-3 | 2007 | |
| They're all over the place. Hey! | Evin etrafını kuşattılar. Heryerdeler. Hey! | Shooter-3 | 2007 | |
| Blow the pipe bombs outside on my call, okay? You got it? | İşaretimle birlikte boru tipi bombaları patlat, tamam mı? Anladın mı? İşaretimle boru bombalarını patlatacaksın, Tamam mı? Anlaşıldı mı? Solotov bu atışı yapmayacak. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, yeah. Yeah, I got it. | Evet, evet, anladım. Evet, evet. evet, anlaşıldı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Listen very carefully. | Şimdi dikkatlice dinle. Dikkatlice dinle. | Shooter-3 | 2007 | |
| On my one, you blow the pipe bombs, | Bir dediğimde, boru tipi bombaları, sonra gaz bombalarını patlat. birde, boru bombaları patlatacaksın, | Shooter-3 | 2007 | |
| then the gas. | Daha sonra gaz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hit it. Hit the napalm. | Patlat. Napalmleri patlat. Patlat. Napalmı patlat. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger! | Swagger! | Shooter-3 | 2007 | |
| You got it. | Alın bakalım. Vurdun. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got to bug out on my go behind that barn. | Git dediğimde ahırın arkasına doğru koş. Söyleyince ahırın arkasına doğru koşmaya başla. | Shooter-3 | 2007 | |
| Go! | Git! Şimdi! | Shooter-3 | 2007 | |
| You got to gun it to that tree line. | Onları şu ağaçlığa doğru çekmelisin. Ne? Onu ağaçların oraya çekmen gerekiyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got five shots left. Gotta draw that bird out. | Geriye beş mermin kaldı. O helikopteri düşürmeliyiz. Beş atış var. Bu kuşu vurmalıyız. | Shooter-3 | 2007 | |
| On my cover, all right? Okay. | Seni koruyacağım, tamam mı? Tamam. Seni korurum, Tamam mı? Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| All right, go! | Pekâlâ, git! Pekala, şimdi! | Shooter-3 | 2007 | |
| Pull up! Pull up! | Yüksel! Yüksel! Yukarı! Yukarı! | Shooter-3 | 2007 | |
| Time to go! | Gitme vakti! Gitme zamanı! | Shooter-3 | 2007 | |
| Let me take a look. | Bir de ben bakayım. Şimdi olmaz. Bakmama izin ver. | Shooter-3 | 2007 | |
| See this weird shootout in Virginia? Sir... | Virginia'daki şu garip çatışmadan haberin var mı? Virginia'daki garip çatışmayı duydun mu? Efendim... | Shooter-3 | 2007 |