Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149052
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Would've been a bad job to take, though. | Yine de, böyle bir işi kabul etmek pek akıl kârı olmaz. Yinede yapılması zor bir iş olurdu. | Shooter-3 | 2007 | |
| Whoever took that shot's probably dead now. | Tetiği çeken her kimse muhtemelen şimdiye dek ölmüştür. O atışı muhtemelen yapabilecek tek kişi ölü. | Shooter-3 | 2007 | |
| That's how a conspiracy works. | Komplo dediğin böyle yürür. Komplo böyle çalışır. | Shooter-3 | 2007 | |
| Them boys on the grassy knoll, they were dead within three hours. | Gencecik çocukları yemyeşil bir tepeye gönderdiler, üç saat sonra hepsi ölmüştü. Çimlerle kaplı tepenin üzerindeki çocuklar, üç saat içinde öldüler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Buried in the damn desert. Unmarked graves out past Terlingua. | Lanet olası çöle gömüldüler. Terlingua yakınlarında isimsiz mezarlarda yatıyorlar. Lanet bir çöle gömüldüler. İsimsiz mezarlarda | Shooter-3 | 2007 | |
| And you know this for a fact? | Bu doğru mu? Kürek hâlâ bende. Bu gerçek bir hikayemi ? | Shooter-3 | 2007 | |
| Still got the shovel. | Kürek hala bende. | Shooter-3 | 2007 | |
| Sake of argument, somebody other than him? | Konumuza dönersek, Swagger haricinde başka biri var mı? Sonuç olarak, ondan başka biri var mı? | Shooter-3 | 2007 | |
| There was a guy in Russia. | Rusya'da biri vardı. Kodese tıktılar. Rusya'da biri vardı. | Shooter-3 | 2007 | |
| They locked his ass up. | Onu kapattılar. | Shooter-3 | 2007 | |
| Another one in France. I know he's dead. | Bir tane de Fransa'da ama öldüğünü biliyorum. Diğeri Fransa'da. Öldüğünü biliyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| There was one guy, | Biri daha var ama o da artık silah kullanmıyor. Bir kişi var, | Shooter-3 | 2007 | |
| but he don't shoot no more. | Ama artık bu işi yapmıyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| A brutal son of a bitch. | Acımasız aşağılık herifin teki. Ölümcül bir pislik. | Shooter-3 | 2007 | |
| Most boys shoot to kill. He'd shoot to wound, | Çoğu insan öldürmek için ateş eder. O ise, önce adamı yaralar,... Herkes öldürmek için ateş eder. O ise yaralamak için, | Shooter-3 | 2007 | |
| wait till his friends come to help, | ...arkadaşları yardıma gelene kadar bekler ve sonra onları da öldürürdü. Arkadaşlarının yardıma gelmesini bekler, | Shooter-3 | 2007 | |
| kill them too. | Hepsini öldürür. | Shooter-3 | 2007 | |
| Turned one target into four. | Hedefler birken dört oluverirdi. 1 hedefi 4 hedefe çıkarır . | Shooter-3 | 2007 | |
| Men, women, children. Killed them by the hundreds. | Kadınlar, erkekler, çocuklar. Yüzlercesini öldürdü. Erkek, kadın, çocuk. Yüzlercesini öldürdü. | Shooter-3 | 2007 | |
| The other side wanted him. Bad. | Karşı taraf kellesini istedi. Hem de nasıl. Öbür taraf onu istedi. Kötü taraf. | Shooter-3 | 2007 | |
| Finally narrowed his hide down to an abandoned six story building. | Sonunda onu terk edilmiş, altı katlı bir binada köşeye sıkıştırdılar. Sonunda 6 katlı bir binada sıkıştırıldı. | Shooter-3 | 2007 | |
| They quit the subtle tactics. | Bilinen taktikleri bir kenara bırakıp top saldırısı düzenlediler. Alternatif taktiklerden vazgeçtiler. | Shooter-3 | 2007 | |
| They called in an artillery strike. | Topçu Ateşi istediler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Leveled a square block. | Koca bir alanı yerle bir edip binayı başına yıktılar. Çeyrek bloğu yerle bir ettiler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Brought the building down on his ass. | Binayı başına yıktılar. | Shooter-3 | 2007 | |
| Some say he crawled out of there. | Kimi oradan sürünerek çıktığını, kimileri de öldüğünü söylüyor. Bazıları sürünerek kaçtığını söyler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Some say he died. | Bazıları öldüğünü. | Shooter-3 | 2007 | |
| Never heard from him no more. | Bir daha ondan hiç haber alınamadı. Ondan sonra hiç haber alınamadı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Fuck me. | Lanet olsun. Kahretsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| What? | Ne oldu? O aşağılık herifle tanıştım. Ne? | Shooter-3 | 2007 | |
| I met the son of a bitch. | O pislikle tanıştım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah. The world ain't what it seems, is it, Gunnie? | Evet. Dünya hiç de göründüğü gibi değil, değil mi, evlat? Evet. Dünya göründüğü gibi değil, değil mi, Gunnie? | Shooter-3 | 2007 | |
| You keep that in mind. | Şunu aklından çıkarma. Bunu aklında tut. | Shooter-3 | 2007 | |
| The moment you think you got it figured, | Her şeyi çözdüğünü sandığın an, yanılırsın. Birşeyi anladığını sandığında, | Shooter-3 | 2007 | |
| you're wrong. | Yanılabilirsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hey, it's me, Nick. | Hey, Benim, Nick. | Shooter-3 | 2007 | |
| Do you have any idea how much trouble you're in? | Nasıl bir sorunun içinde olduğuna dair fikrin var mı? | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah. Are you okay? Nick, where are you? | Evet. İyi misin? Nick, neredesin? Evet. Sen iyi misin? Nick, Nerdesin? | Shooter-3 | 2007 | |
| It's better I don't tell you. | Söylemesem daha iyi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Look, do you have a pen? | Kalemin var mi? Bak, Kalemin var mı? | Shooter-3 | 2007 | |
| I need you to find someone. Mikhaylo Sczerbiak. | Senden birini bulmanı istiyorum. Mikhaylo Sczerbiak. Birini bulmanı istiyorum. Mikhaylo Sczerbiak. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah. You got it? | Evet. Anladın mı? Evet. Yazdınmı? | Shooter-3 | 2007 | |
| I got it. | Anladım. Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| Man, this is hard to spell. | Bunu hecelemesi biraz zor. Hecelemesi çok zor. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger is going to go with what he knows. | Swagger en iyi bildiği şeyi yapmaya çalışacak. Swagger bildikleriyle devam edecek. | Shooter-3 | 2007 | |
| He'll try to track the shooter. | Tetikçinin izini sürmeye çalışacak. Nişancıyı bulmaya çalışacak. | Shooter-3 | 2007 | |
| He won't get far that way. | O kadar ileri gidemez. Evet, gider. O kadar ileri gidemez. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yes, he will. | Evet, Gidecek. | Shooter-3 | 2007 | |
| How's that? We're going to help him. | Bu nasıl olacak? Ona yardım edeceğiz. Nasıl olacak? Ona yardım edeceğiz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Sometimes to catch a wolf, you need to tie the bait to a tree. | Bazen bir kurdu yakalamak için, bir ağaca yem bağlaman gerekir. Bazen kurdu yakalamak için yemi ağaca bağlamalısın. | Shooter-3 | 2007 | |
| And what happens to the bait? | Peki yeme ne olur? Sonunda yeme ne olur? | Shooter-3 | 2007 | |
| But that's the nature of being the bait. | Ama yem olmanın tabiatı da bu. Ama yem olmanın tabiatıda bu. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hey, it's Nick. Did you find him? He's in Virginia. | Hey, benim Nick. Onu buldun mu? Virginia'da. Hey, Ben Nick. Onu bulabildin mi? Virginia'da. | Shooter-3 | 2007 | |
| An end we thought was tied up | Çözdüğümüzü sandığımız bir sorun tekrar ortaya çıktı. Kesin sandığımız son | Shooter-3 | 2007 | |
| came untied. | bizi şaşırttı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Meaning, Colonel? | Bunun anlamı ne, Albay? Swagger hâlâ hayatta. Yani, Albay? | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger is still alive. | Swagger hala yaşıyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| Oh, my. | Tanrım. Aman tanrım. | Shooter-3 | 2007 | |
| I need to land a transport plane without a customs check. | Gümrük denetimine takılmadan bir uçak indirmemiz gerekiyor. Kontrol dışı bir uçak indirmek istiyorum | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm certain I don't want to know, but what's on the plane? | Bilmek istemeyeceğim bir şey olduğuna eminim ama uçakta ne var? Sormak istemiyorum ama, uçakta ne olacak? | Shooter-3 | 2007 | |
| Crew we used in Ethiopia. | Etiyopya'da kullandığımız ekip. 24 tane iyi ve sert adam. Ethiopia'da kullandığımız personel. | Shooter-3 | 2007 | |
| Twenty four good, hard men. | 24 iyi, sert adam. | Shooter-3 | 2007 | |
| Weapons and gear. | Silahlar ve ekipmanları. Sadece 24 tane mi? Silah ve tertibatlar. | Shooter-3 | 2007 | |
| Only 24? | Sadece 24? | Shooter-3 | 2007 | |
| Do kill him. | Öldürün onu. | Shooter-3 | 2007 | |
| No loose ends this time. | Ve bu sefer işi sağlama alın. Bu oyunun sonunda kaybetmek yok. | Shooter-3 | 2007 | |
| Night, Colonel. | İyi geceler, Albay. İyi akşamlar, Albay. | Shooter-3 | 2007 | |
| Good night, Senator. | İyi geceler, Senatör. İyi akşamlar, Senator. | Shooter-3 | 2007 | |
| Someone there? | Orada biri mi var? | Shooter-3 | 2007 | |
| Now look. | Bak şimdi. Şu yaptığına bir bak. Bak şimdi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Look what you've done now. | Ne yaptığını gördün mü? | Shooter-3 | 2007 | |
| Give me that. | Silahı bana ver. Sana zarar gelmesini istemem. Tamam mı? Ver onu bana. | Shooter-3 | 2007 | |
| I don't want you to hurt yourself. Okay? | Kendini incitmeni istemem. Tamam? | Shooter-3 | 2007 | |
| What if it's a trap? | Eğer tuzaksa? | Shooter-3 | 2007 | |
| Oh, it's a trap. | Bu bir tuzak. Tuzak zaten. | Shooter-3 | 2007 | |
| Guaranteed. Every time. | Her seferinde garantidir. Asıl soru kimin için olduğu? Garanti ederim. Herzaman. | Shooter-3 | 2007 | |
| Question is, for whom? | Soru şu, kimin için? | Shooter-3 | 2007 | |
| You got your list, right? Yep. | Liste sende, değil mi? Evet. | Shooter-3 | 2007 | |
| All right, you make sure you stick to it. | Pekâlâ, hepsini aldığına emin ol. Pekala, Hepsini aldığına emin ol. | Shooter-3 | 2007 | |
| Okay, so what are these for again? | Bunlar ne için demiştin? Tamam, Bunlar ne için? | Shooter-3 | 2007 | |
| Tear gas is going to be on my remote. | Göz yaşartıcı gaz benim kontrolümde olacak. Göz yaşartıcı gaz benim uzaktan kumandamda olacak. | Shooter-3 | 2007 | |
| Napalm on the first floor. Pipe bombs on the rest of them. | İlk kısma napalmleri yerleştireceğiz. Geri kalanına da boru tipi bombaları. Napalm birinci katta. Boru bombaları geri kalan kısımda. | Shooter-3 | 2007 | |
| Gotta be very careful with these. It's got a 15 foot kill radius. | Bu şeylere çok dikkat et. 5 metrelik yarıçapta, öldürücü etkiye sahiptir. Bunlarla çok dikkatli olmalıyız. 15 foot çapında ölümcül menzili vardır. | Shooter-3 | 2007 | |
| So what exactly are we getting ready for? | Tam olarak neye hazırlanıyoruz? Olabileceğimizin en fazlasına. Tam olarak ne için hazırlık yapıyoruz? | Shooter-3 | 2007 | |
| For as much as we can be. | Yapabileceğimizin en iyisi için. | Shooter-3 | 2007 | |
| All right, you got four enemy combatants. | Pekâla, dört düşman askeriyle karşı karşıyasın. Pekala, Karşında 4 kişilik bir düşman var. | Shooter-3 | 2007 | |
| Take them one by one. | Hepsini teker teker hallet. Teker teker indir. | Shooter-3 | 2007 | |
| Keep shooting. Don't let anything distract you. | Ateş etmeye devam et. Hiçbir şey dikkatini dağıtmasın. Atışa devam et. Dikkatinin dağılmasına izin verme. | Shooter-3 | 2007 | |
| Didn't I say don't let anything distract you? | Sana hiçbir şey dikkatini dağıtmasın demedim mi? Dikkatinin dağılmasına izin verme dememişmiydim? | Shooter-3 | 2007 | |
| Slow is smooth, smooth is fast. Let's see it. | Yavaşsa düzgün, düzgünse hızlı demektir. Görelim bakalım. Yavaş pürüzsüzdür, Pürüzsüz hızlı. Görelim. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's just you and me, baby. | Sadece sen ve ben, bebeğim. Sadece sen ve ben , bebek. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got three guards. | Üç koruma var. 3 muhafız var. | Shooter-3 | 2007 | |
| One at your 2:00, | Biri saat 2 yönünde,... Biri 2:00 yönünde, | Shooter-3 | 2007 | |
| 12:00 | ...biri 12 yönünde... 12:00 | Shooter-3 | 2007 | |
| and 10:00. | ...ve diğeri 10 yönünde. Ve 10:00. | Shooter-3 | 2007 | |
| Danger close. 2:00, | Yaklaşan bir tehlike var... Yakın tehlike. 2:00, | Shooter-3 | 2007 | |
| fifty yards. | ...45 metrede. 50 yard. | Shooter-3 | 2007 | |
| You got one right on you. | Sana doğru gelen biri var. Biri sana doğru geliyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| 20 yards and closing. | 18 metre ve yaklaşıyor. 20 yard ve yaklaşıyor. | Shooter-3 | 2007 | |
| Go check the perimeter. | Git etrafı kontrol et. Diğerlerine de dikkatli olmalarını söyle. Bölgeyi kontrol et. | Shooter-3 | 2007 |