Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149049
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Cooperating agencies, ATF, NRO, places that don't even have initials | İş birliği yaptığımız birimler, ATF, NRO, hatta bir adı bile olmayan bölümler,... İşbirliği yapılan kısımlar, ATF, NRO, Hatta adı olmayan bölümler İş birliği yaptığımız birimler, ATF, NRO, hatta bir adı bile olmayan bölümler,... İşbirliği yapılan kısımlar, ATF, NRO, Hatta adı olmayan bölümler | Shooter-1 | 2007 | |
| they cooperate in times of national emergency. | ...ulusu ilgilendiren acil durumlarda iş birliğine girer. Bu tarz durumlarda bizimle yardımlaşırlar. ...ulusu ilgilendiren acil durumlarda iş birliğine girer. Bu tarz durumlarda bizimle yardımlaşırlar. | Shooter-1 | 2007 | |
| You need to get some sleep. | Biraz olsun uyumalısın. Biraz uyumalısın. Biraz olsun uyumalısın. Biraz uyumalısın. | Shooter-1 | 2007 | |
| You know that the first ballistics diagram got here | İlk balistik şemasının, atıştan 22 dakika sonra buraya ulaştığını biliyor musun? Buraya ilk ulaşan balistik raporunu biliyorsun. İlk balistik şemasının, atıştan 22 dakika sonra buraya ulaştığını biliyor musun? Buraya ilk ulaşan balistik raporunu biliyorsun. | Shooter-1 | 2007 | |
| 22 minutes after the shooting. | Atıştan 22 dakika sonra. | Shooter-1 | 2007 | |
| We're good at our jobs. | İşimizi iyi yapıyoruz. İşimizde çok iyiyiz. İşimizi iyi yapıyoruz. İşimizde çok iyiyiz. | Shooter-1 | 2007 | |
| 12 minutes after the shooting, they were still scrambling choppers. | Atıştan 12 dakika sonra, helikopterleri havalandırmak için uğraşıyorlardı. Saldırıdan 12 dakika sonra, helikopterler ortaya çıktı. Atıştan 12 dakika sonra, helikopterleri havalandırmak için uğraşıyorlardı. Saldırıdan 12 dakika sonra, helikopterler ortaya çıktı. | Shooter-1 | 2007 | |
| The scene was locked down. | Olay mahalli kapatılmıştı. Suç mahali kapatıldı. Olay mahalli kapatılmıştı. Suç mahali kapatıldı. | Shooter-1 | 2007 | |
| How did they get a reverse azimuth 10 minutes after that? | Bundan on dakika sonra ters bir istikamet açısını nasıl buldular? 10 dakika sonra nasıl ters açıya sahip oldular? Bundan on dakika sonra ters bir istikamet açısını nasıl buldular? 10 dakika sonra nasıl ters açıya sahip oldular? | Shooter-1 | 2007 | |
| I mean, we work for the federal government. | Federal hükümet için çalışıyoruz. İşimizde o kadar da iyi değiliz. Demek istediğim, Federal hükümet için çalışıyoruz. Federal hükümet için çalışıyoruz. İşimizde o kadar da iyi değiliz. Demek istediğim, Federal hükümet için çalışıyoruz. | Shooter-1 | 2007 | |
| We're not that good at our jobs. | Biz işimizde bu kadar iyi değiliz. | Shooter-1 | 2007 | |
| You want to see something? Probably not. | Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. | Shooter-1 | 2007 | |
| I downloaded this. | İnternet'ten indirdim. Bunu indirdim. İnternet'ten indirdim. Bunu indirdim. | Shooter-1 | 2007 | |
| This is a full scale printout | Bu Swagger'ın, iki yıl önce 900 metreden ateş ettiği bir hedefin tam boyutlu çıktısı. Tam ölçekli bir çıktı. Bu Swagger'ın, iki yıl önce 900 metreden ateş ettiği bir hedefin tam boyutlu çıktısı. Tam ölçekli bir çıktı. | Shooter-1 | 2007 | |
| of a target Swagger shot two years ago at 1,000 yards. | Swagger'ın 2 yıl önce 1000 yarddan yaptığı bir atış. | Shooter-1 | 2007 | |
| I punched in the holes myself. It was at a competition. | Delikleri kendim yaptım. Bir yarışma düzenlenmiş. Delikleri işaretledim. Bu bir yarışmaydı. Delikleri kendim yaptım. Bir yarışma düzenlenmiş. Delikleri işaretledim. Bu bir yarışmaydı. | Shooter-1 | 2007 | |
| I read an article. It said Swagger shot a silver dollar at a grand. | Okuduğum bir makalede Swagger'ın atışının ancak binde bir yapılabileceği yazıyordu. Bir makale okudum. Yazılana göre Swagger 1000 yard'dan metal bir doları vurabiliyormuş . Okuduğum bir makalede Swagger'ın atışının ancak binde bir yapılabileceği yazıyordu. Bir makale okudum. Yazılana göre Swagger 1000 yard'dan metal bir doları vurabiliyormuş . | Shooter-1 | 2007 | |
| Five shots, | 900 metreden,... Beş atış, 900 metreden,... Beş atış, | Shooter-1 | 2007 | |
| at 1,000 yards, | ...beş atış,... 1,000 yard'dan, ...beş atış,... 1,000 yard'dan, | Shooter-1 | 2007 | |
| an inch and a half spread. An inch and a half! | ...hepsi 3,5 santimlik bir alan içinde. 3,5 santim! Delikler arsı 1,5 inch fark. 1,5 inch! ...hepsi 3,5 santimlik bir alan içinde. 3,5 santim! Delikler arsı 1,5 inch fark. 1,5 inch! | Shooter-1 | 2007 | |
| It was the capital of the United States... | Birleşik Devletler başkentiydi... Birleşik Devletlerin Başkenti olmuş... Birleşik Devletler başkentiydi... Birleşik Devletlerin Başkenti olmuş... | Shooter-1 | 2007 | |
| That's the flag behind the President. It's barely waving. | Başkanın arkasındaki bayrağa bak. Zar zor dalgalanıyor. Başkanın arkasındaki bayrak. Çok az kıpırdıyor. Başkanın arkasındaki bayrağa bak. Zar zor dalgalanıyor. Başkanın arkasındaki bayrak. Çok az kıpırdıyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| This is the wind speed and direction | Bu da Meteoroloji Dairesi'nin atışın yapıldığı sırada kaydettiği... Atış sırasında Rüzgar hızı ve yönü Bu da Meteoroloji Dairesi'nin atışın yapıldığı sırada kaydettiği... Atış sırasında Rüzgar hızı ve yönü | Shooter-1 | 2007 | |
| according to the National Weather Service | Ulusal hava durumu servisinin açıkladığı gibi | Shooter-1 | 2007 | |
| at the time of the shot. I did the math. | Hepsini hesapladım. | Shooter-1 | 2007 | |
| Now, how does a man who can do that | Şimdi, bunu yapabilen bir adam... Şimdi, Bunu yapabilen biri Şimdi, bunu yapabilen bir adam... Şimdi, Bunu yapabilen biri | Shooter-1 | 2007 | |
| miss by two and a half feet at 2,000 yards? | ...nasıl olur da, 1800 metrede hedefi 75 santimetre ıskalar? Nasıl olurda 2000 yard mesafeden 2,5 feet şaşar? ...nasıl olur da, 1800 metrede hedefi 75 santimetre ıskalar? Nasıl olurda 2000 yard mesafeden 2,5 feet şaşar? | Shooter-1 | 2007 | |
| I don't get it. | Bunu anlamıyorum. Mantıklı gelmiyor. Bunu anlamıyorum. Mantıklı gelmiyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| You've had a long night. Let it go and get some sleep. | Uzun bir gece geçirmişsin. Git ve biraz uyu. Uzun bir gece geçirdin. Git biraz uyu. Uzun bir gece geçirmişsin. Git ve biraz uyu. Uzun bir gece geçirdin. Git biraz uyu. | Shooter-1 | 2007 | |
| You know, I saw Timmons interviewed. | Timmons'ın röportajını izledim. Biliyorsun, Timmons röportajını izledim. Timmons'ın röportajını izledim. Biliyorsun, Timmons röportajını izledim. | Shooter-1 | 2007 | |
| He said he was walking foot patrol, | Yaya olarak devriye gezdiği sırada,... Yaya devriyesinde olduğunu söyledi, Yaya olarak devriye gezdiği sırada,... Yaya devriyesinde olduğunu söyledi, | Shooter-1 | 2007 | |
| saw a rifle barrel sticking out of a window, | ...pencerede duran bir tüfek namlusu gördüğünü,... Pencereden dışarı sarkan bir tüfek namlusu gördüğünü, ...pencerede duran bir tüfek namlusu gördüğünü,... Pencereden dışarı sarkan bir tüfek namlusu gördüğünü, | Shooter-1 | 2007 | |
| went upstairs to investigate, and shot Swagger. | ...araştırmak için oraya gittiğini ve Swagger'ı vurduğunu söyledi. üst kata çıkıp, Swagger'ı vurduğunu söyledi. ...araştırmak için oraya gittiğini ve Swagger'ı vurduğunu söyledi. üst kata çıkıp, Swagger'ı vurduğunu söyledi. | Shooter-1 | 2007 | |
| No sniper sticks his rifle out of a window. | Hiçbir keskin nişancı tüfeğini pencerede tutmaz. Hiçbir nişancı namlusunun gözükmesine izin vermez. Hiçbir keskin nişancı tüfeğini pencerede tutmaz. Hiçbir nişancı namlusunun gözükmesine izin vermez. | Shooter-1 | 2007 | |
| They shoot from cover, back in the room. | Görünmeyecekleri bir yerden, odanın içinden ateş ederler. Odanın içinden bir sütre arkasından atış yapar. Görünmeyecekleri bir yerden, odanın içinden ateş ederler. Odanın içinden bir sütre arkasından atış yapar. | Shooter-1 | 2007 | |
| It doesn't make any sense. | Bu hiç mantıklı değil. Olaylar hiç mantıklı değil. Bu hiç mantıklı değil. Olaylar hiç mantıklı değil. | Shooter-1 | 2007 | |
| I'm gonna talk to Timmons. No, you're not. | Gidip Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Gidip Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. Timmons'la konuşacağım. Hayır, konuşmayacaksın. | Shooter-1 | 2007 | |
| Why? 'Cause they're gonna fire me if I do? | Niçin? Onunla konuşursam beni kovarlar diye mi? Neden? 'Konuşursam beni kovarlar mı? Niçin? Onunla konuşursam beni kovarlar diye mi? Neden? 'Konuşursam beni kovarlar mı? | Shooter-1 | 2007 | |
| Timmons was killed by a mugger in an alley last night. | Timmons dün gece bir soyguncu tarafından öldürüldü. Timmons Dün gece bir soyguncu tarafından vuruldu. Timmons dün gece bir soyguncu tarafından öldürüldü. Timmons Dün gece bir soyguncu tarafından vuruldu. | Shooter-1 | 2007 | |
| In a conspiracy, all loose ends are trimmed. | Bir komploda, hiçbir şey yarım bırakılmaz. Bir komploda, Bütün sonlar birleşir. Bir komploda, hiçbir şey yarım bırakılmaz. Bir komploda, Bütün sonlar birleşir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Jack Ruby shoots Oswald? | Jack Ruby de Oswald'ı vurmamış mıydı? Oswald'ı vuran Jack Ruby'miydi ? Jack Ruby de Oswald'ı vurmamış mıydı? Oswald'ı vuran Jack Ruby'miydi ? | Shooter-1 | 2007 | |
| Bad things happen to good people. | İnsanların başına kötü şeyler gelebilir. Evet, ama bu kadar çabuk olmaz. İyi insanlara kötü şeyler olabilir. İnsanların başına kötü şeyler gelebilir. Evet, ama bu kadar çabuk olmaz. İyi insanlara kötü şeyler olabilir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, not that quick, they don't. | Evet, Bu kadar hızlı olmaz. | Shooter-1 | 2007 | |
| Well, I stopped the bleeding temporarily. | Kanamayı geçici olarak durdurdum. Tamam, Kanamayı geçici olarak durdurdum. Kanamayı geçici olarak durdurdum. Tamam, Kanamayı geçici olarak durdurdum. | Shooter-1 | 2007 | |
| But it'll cut loose again. | Ama yeniden kanamaya başlar. Ama yara tekrar açılacaktır. Ama yeniden kanamaya başlar. Ama yara tekrar açılacaktır. | Shooter-1 | 2007 | |
| I held off the worst of the infection, but you're gonna have to open it up, | Enfeksiyon kapmasını engelledim ama yarayı açmalı... Muhtemelen çok kötü bir enfeksiyon var, Orayı açmalısın, Enfeksiyon kapmasını engelledim ama yarayı açmalı... Muhtemelen çok kötü bir enfeksiyon var, Orayı açmalısın, | Shooter-1 | 2007 | |
| cut out and scrub away anything that's dead, | ...ve ölü dokuların hepsini kesip atmalısın. Orayı açıp Ölmüş bütün parçaları kesmelisin, ...ve ölü dokuların hepsini kesip atmalısın. Orayı açıp Ölmüş bütün parçaları kesmelisin, | Shooter-1 | 2007 | |
| working your way out, sewing it together | İşin bittiğinde güzelce kapatıp dikmeli ve enfeksiyon kapmadığından emin olmalısın. İşin bittiğinde, Yarayı dikmelisin. İşin bittiğinde güzelce kapatıp dikmeli ve enfeksiyon kapmadığından emin olmalısın. İşin bittiğinde güzelce kapatıp dikmeli ve enfeksiyon kapmadığından emin olmalısın. İşin bittiğinde, Yarayı dikmelisin. | Shooter-1 | 2007 | |
| and you got to try to make sure you don't re infect it. | Ve tekrar enfeksiyon kapmayacağına emin olmalısın. | Shooter-1 | 2007 | |
| You ready for this? | Buna hazır mısın? Hazır mısın? Buna hazır mısın? Hazır mısın? | Shooter-1 | 2007 | |
| I'm going to do all those Whip It!'s and pass out. | Bu kutulardaki nitrojenin hepsini çekip kendimden geçeceğim. Bütün bunları yapacak olan ben miyim? Bu kutulardaki nitrojenin hepsini çekip kendimden geçeceğim. Bütün bunları yapacak olan ben miyim? | Shooter-1 | 2007 | |
| Good luck, okay? | Sana iyi şanslar, tamam mı? İyi şanslar Sana iyi şanslar, tamam mı? İyi şanslar | Shooter-1 | 2007 | |
| That our guy in the collar? | Kürsüdeki adam kim? Şu cüppeli adam? Kürsüdeki adam kim? Şu cüppeli adam? | Shooter-1 | 2007 | |
| Whose president? | Hangi başkana? Kimin başkanına? Hangi başkana? Kimin başkanına? | Shooter-1 | 2007 | |
| I didn't say "execute". | Sana "yap" demedim. Uygula demiyorum. Sana "yap" demedim. Uygula demiyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| He's getting a medal. Know it? | Bir madalya alacak. Biliyor musun? Madalya alacak. Biliyor musun? Bir madalya alacak. Biliyor musun? Madalya alacak. Biliyor musun? | Shooter-1 | 2007 | |
| The Archbishop of Ethiopia. | Etiyopya Başpiskoposu. Ethiopia Başpiskoposu. Etiyopya Başpiskoposu. Ethiopia Başpiskoposu. | Shooter-1 | 2007 | |
| You need to find the shooter. | Tetikçiyi bulmak zorundasınız. Nişancıyı bulmalısın. Tetikçiyi bulmak zorundasınız. Nişancıyı bulmalısın. | Shooter-1 | 2007 | |
| Two and a half days, shot twice, no sign? | İki gün geçti, iki defa vuruldu ve bir iz bile yok mu? 2,5 gün, İki kez vurulmuş, Hiç iz yok? İki gün geçti, iki defa vuruldu ve bir iz bile yok mu? 2,5 gün, İki kez vurulmuş, Hiç iz yok? | Shooter-1 | 2007 | |
| Find me something. | Bana bir şeyler bulun. Bana birşeyler bulun. Bana bir şeyler bulun. Bana birşeyler bulun. | Shooter-1 | 2007 | |
| Maybe he crawled into a hole and died. | Belki de bir deliğe saklanmış ve orada ölmüştür. Belkide bir deliğe düşüp ölmüştür. Belki de bir deliğe saklanmış ve orada ölmüştür. Belkide bir deliğe düşüp ölmüştür. | Shooter-1 | 2007 | |
| He's not dead. | O ölmedi. Ölmedi. O ölmedi. Ölmedi. | Shooter-1 | 2007 | |
| Tear apart his life. | Hayatını didik didik edin. Bir daha. Hayatını alın. Hayatını didik didik edin. Bir daha. Hayatını alın. | Shooter-1 | 2007 | |
| Go okay? | İyi gitti mi? Herşey iyi miydi? İyi gitti mi? Herşey iyi miydi? | Shooter-1 | 2007 | |
| I've been hallucinating. | Halüsinasyon görüyordum. Halüsülasyonlar görüyordum. Halüsinasyon görüyordum. Halüsülasyonlar görüyordum. | Shooter-1 | 2007 | |
| Something I need to tell you. | Sana söylemem gereken bir şey var. Söylemem gereken birşey var. Sana söylemem gereken bir şey var. Söylemem gereken birşey var. | Shooter-1 | 2007 | |
| Ralphie's dead. | Ralphie ölmüş. Ralphie kim? Ralphie öldü. Ralphie ölmüş. Ralphie kim? Ralphie öldü. | Shooter-1 | 2007 | |
| Who's Ralphie? | Ralphie kim? | Shooter-1 | 2007 | |
| Well, they said you shot your dog | Geri dönmeyeceğini bildiğin için köpeğini vurduğunu söylediler. Dediklerine göre dönmeyeceğin için Geri dönmeyeceğini bildiğin için köpeğini vurduğunu söylediler. Dediklerine göre dönmeyeceğin için | Shooter-1 | 2007 | |
| 'cause you knew you weren't coming back. | Köpeğini vurmuşsun. | Shooter-1 | 2007 | |
| They said that, huh? | Öyle mi söylediler? Öylemi dediler? Öyle mi söylediler? Öylemi dediler? | Shooter-1 | 2007 | |
| Name was Sam. | Adı Sam'di. | Shooter-1 | 2007 | |
| He was a good dog. I raised him from a pup. | İyi bir köpekti. Onu ben yetiştirmiştim. İyi bir köpekti. Doğumundan itibaren beraberdik . İyi bir köpekti. Onu ben yetiştirmiştim. İyi bir köpekti. Doğumundan itibaren beraberdik . | Shooter-1 | 2007 | |
| What are you gonna do? | Şimdi ne yapacaksın? Ne yapacaksın? Şimdi ne yapacaksın? Ne yapacaksın? | Shooter-1 | 2007 | |
| I'll get better. | İyileşeceğim. | Shooter-1 | 2007 | |
| Then I'm going to burn their playhouse down. | Sonra da gidip evlerini başlarına yıkacağım. Daha sonra dünyalarını yakacağım. Sonra da gidip evlerini başlarına yıkacağım. Daha sonra dünyalarını yakacağım. | Shooter-1 | 2007 | |
| Can I help you? | Yardımcı olabilir miyim? Yardım edebilir miyim? Yardımcı olabilir miyim? Yardım edebilir miyim? | Shooter-1 | 2007 | |
| Hold still. | Kıpırdama. Hareket etme. Kıpırdama. Hareket etme. | Shooter-1 | 2007 | |
| I been meaning to ask you. | Sana sormam gerek. Bir erkek arkadaşın var mı? Sormak istediğim birşey var. Sana sormam gerek. Bir erkek arkadaşın var mı? Sormak istediğim birşey var. | Shooter-1 | 2007 | |
| Why? | Niye sordun? Neden? Niye sordun? Neden? | Shooter-1 | 2007 | |
| Am I still supposed to be the grieving widow? | Hâlâ yas tutan bir dul gibi davranmamı mı bekliyorsun? Hala acı çeken bir dulmu olmalıyım? Hâlâ yas tutan bir dul gibi davranmamı mı bekliyorsun? Hala acı çeken bir dulmu olmalıyım? | Shooter-1 | 2007 | |
| It's been three years. | Üstünden üç yıl geçti. 3 yıl geçti. Üstünden üç yıl geçti. 3 yıl geçti. | Shooter-1 | 2007 | |
| Just wonder if I'm gonna have to shoot somebody | Sadece sana ne olduğunu merak edip, kapıyı çalmadan... Sadece şu kapıyı çalmadan Sadece sana ne olduğunu merak edip, kapıyı çalmadan... Sadece şu kapıyı çalmadan | Shooter-1 | 2007 | |
| walks through that door without knocking, | Seni merak eden birinin içeri girip, | Shooter-1 | 2007 | |
| wondering where you've been. | Vurulmasını istemem. | Shooter-1 | 2007 | |
| Well, no. | Yok. Hayır. Yok. Hayır. | Shooter-1 | 2007 | |
| Nothing steady. No boyfriend. | Düzenli görüştüğüm biri ya da erkek arkadaşım yok. Erkek arkadaşım yok. Düzenli görüştüğüm biri ya da erkek arkadaşım yok. Erkek arkadaşım yok. | Shooter-1 | 2007 | |
| A little stiff, but... | Biraz sıkı oldu ama... Biraz sıkı, ama... Biraz sıkı oldu ama... Biraz sıkı, ama... | Shooter-1 | 2007 | |
| You know, you would've made one hell of a nurse. | Senden harika bir hemşire olurmuş. Çok iyi bir hemşire olabilirmişsin. Senden harika bir hemşire olurmuş. Çok iyi bir hemşire olabilirmişsin. | Shooter-1 | 2007 | |
| That was really brave, what you did. | Yaptığın şey gerçekten cesurcaydı. Hayatımı kurtardın. Yaptığın çok cesurcaydı. Yaptığın şey gerçekten cesurcaydı. Hayatımı kurtardın. Yaptığın çok cesurcaydı. | Shooter-1 | 2007 | |
| I'm better. I better get to it. | Daha iyiyim. Gitsem iyi olacak. Peşini asla bırakmayacaklar. Daha iyiyim. İşe koyulsam iyi olacak. | Shooter-3 | 2007 | |
| They're never gonna stop chasing you. | Seni kovalamaktan asla vazgeçmeyecekler. | Shooter-3 | 2007 | |
| They're never gonna stop looking. | Seni aramaktan vazgeçmeyecekler. Aramayı sürdürecekler. | Shooter-3 | 2007 | |
| In the meantime, they need someone else to find. | O zamana kadar başka birini bulmak zorundalar. Aynı zamanda, Başka birini daha bulmalılar. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'm going to give them him. | Ben de onlara bunu vereceğim. Anlamadım? Onlara istediklerini vereceğim. | Shooter-3 | 2007 | |
| May be a way to get two birds with that stone, too. | Belki bir taşla iki kuş vurmanın bir yolu vardır. Belkide bir taşla iki kuş vurabilirim. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger? Hey. | Swagger? Swagger? Hey. | Shooter-3 | 2007 | |
| The gun Donnie learned to hunt with when he was a kid. | Bu Donnie'nin küçükken avlanmayı öğrendiği silah. Donnie çocukken avlanmayı bu silahla öğrenmiş . | Shooter-3 | 2007 | |
| It ain't much, but it shoots true. | Düzgün bir şey değil ama iyi ateş ediyor. Fazla değil, ama işine yarayabilir. | Shooter-3 | 2007 | |
| I cleaned and oiled it before I put it away. | Ortalıktan kaldırmadan önce temizleyip yağlamıştım. Kaldırmadan önce temizleyip yağlamıştım. | Shooter-3 | 2007 |