Search
English Turkish Sentence Translations Page 22405
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| They'll give her antibiotics. She'll be fine. What's that? | Ona antibiyotik verecekler, iyi olacak. O ne? | Glitch-1 | 2015 | |
| Oh, she's bleedin'. | Kanıyor. Sen de kanıyorsun. | Glitch-1 | 2015 | |
| Look at me. You're OK. | Bana bak. İyi misiniz? | Glitch-1 | 2015 | |
| We're OK. | İyiyiz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Can you go into the exam room until I call you? | Sizi çağırana kadar muayene odasına gider misin? | Glitch-1 | 2015 | |
| Come on. Quickly. | Gel hadi. Acele et. | Glitch-1 | 2015 | |
| I only want to help you. | Sana yardım etmek istiyorum sadece. Lütfen gidip sessizce bekler misin? | Glitch-1 | 2015 | |
| Doctor McKellar. Yes? | Doktor McKellar? Evet. | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm Senior Sergeant Dick Eastley. | Ben Kıdemli Komiser Yardımcısı Dick Eastley. | Glitch-1 | 2015 | |
| Just wanted to have a chat about | Dün akşamki mezarlık olayıyla ilgili birkaç kelime etmek istiyordum da. | Glitch-1 | 2015 | |
| Oh, I'm with a patient. | Hastam var. İçeride bekleyebilirim. | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm sorry, that wouldn't be appropriate. | Kusura bakmayın, bu uygun olmaz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Oh, I'll... I'll get back to you, then. | Tekrar gelirim o zaman. Siz de uygun bir zaman ayarlarsınız. | Glitch-1 | 2015 | |
| My name is Anna. | Benim adım Anna. | Glitch-1 | 2015 | |
| Why did that policeman say my name was Maria? | Polis neden adımın Maria olduğunu söyledi? Çünkü mezar taşında öyle yazıyordu. | Glitch-1 | 2015 | |
| He's gone. | Adam gitti. | Glitch-1 | 2015 | |
| Thank you, for, um... | Sessiz kaldığın için teşekkür ederim. | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm sorry, I promised I wouldn't. | Üzgünüm, söz verdim. Yapamam. | Glitch-1 | 2015 | |
| No. | Hayır. Hayır, yaşıyorsun. | Glitch-1 | 2015 | |
| And... and you're in Yoorana. Do you know Yoorana? | Ayrıca Yoorana'dasın. Yoorana'yı biliyor musun? | Glitch-1 | 2015 | |
| That's me. | Bu, benim. Anna. | Glitch-1 | 2015 | |
| She can't get out, she's trapped! | Çıkamamıştır işte. Ya mahsur kaldıysa! Çıkamadıysa! Olamaz. | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm so sorry. | Çok üzgünüm. Burada kalamayız. Olamaz! | Glitch-1 | 2015 | |
| Come on. Come with me. | Hadi. Gel benle. Kalk hadi. Hayır ya! Düş peşime. | Glitch-1 | 2015 | |
| It's OK. | Yavaş. Ne oldu? | Glitch-1 | 2015 | |
| You need to get them in and check them out straight away, please. | Onları içeri götürüp hemen muayene etmen gerek. | Glitch-1 | 2015 | |
| Alright. | Tuttum seni. İçeri taşıyabilecek misin? Evet. | Glitch-1 | 2015 | |
| Everything's normal. | Normal görünüyor. Elishia? | Glitch-1 | 2015 | |
| and it happened again both of them were bleeding from the eyes. | ...ve aynısı ikisinin de başına geldi, gözlerinden kan gelmeye başladı. | Glitch-1 | 2015 | |
| Maybe there's something on the bridge something toxic to them. | Belki de köprüde onları zehirleyen bir şey vardır. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, how far out of town did you get? | Kasabadan ne kadar uzaklaştın? Bilmem, beş ya da altı kilometre falan. | Glitch-1 | 2015 | |
| We need to tell everyone. | Hepsiyle konuşup kasabada kaldıklarından emin olmamız lazım, tamam mı? | Glitch-1 | 2015 | |
| Sergeant Eastley came by this morning asking questions. | Komiser Yardımcısı Eastley bu sabah birkaç soru sormaya geldi. | Glitch-1 | 2015 | |
| And I told Kate and Maria to hide, | Kate'le Maria'ya saklanmalarını söylemiştim ama geri döndüğümde yoktular. | Glitch-1 | 2015 | |
| This is... | Burada... Koyunlarımı bu taraflarda otlatacaktım. | Glitch-1 | 2015 | |
| Can you believe that? | Buna inanabiliyor musun? Şu anda sende inanmayacaksındır. | Glitch-1 | 2015 | |
| It was away from all the digging, you see? You know? | Tüm oyuklardan uzaktı. Maden işte, anlarsın ya. | Glitch-1 | 2015 | |
| Is that how you got rich? | Bu sayede mi zengin oldun? Ne? Yok canım ne münasebet. | Glitch-1 | 2015 | |
| So, I took one look at them down there, digging in the mud, | Çamurda kazı yapanları şöyle bir süzüp ne dedim biliyor musun? | Glitch-1 | 2015 | |
| or you can stay up here and sell the poor bastards everything they need | ...o ezik piçlere ihtiyacı olan malzeme, teçhizat... | Glitch-1 | 2015 | |
| supplies, equipment, tools, food, gambling, women, | ...alet edavat, yiyecek, kumar, kadın, afyonlu rom temin edersin. | Glitch-1 | 2015 | |
| Oh, yeah. | Hey yavrum be. Aklına gelebilecek her şeyi temin ettim. | Glitch-1 | 2015 | |
| How can you exchange that? | Durumu nasıl değiştireceksin? Bir servet yarattım. | Glitch-1 | 2015 | |
| A bloody fortune. | Lanet olası bir servet. Artık geri almamın vakti geldi. | Glitch-1 | 2015 | |
| So, I must take my leave from you now. | Bu da yollarımız ayrılıyor demek oluyor. Yoldaşlığın için sağ ol. | Glitch-1 | 2015 | |
| Where am I? | Neredeyim ben be? Burası benim makamım değil. | Glitch-1 | 2015 | |
| Why would God take my little girl? | Tanrı neden küçücük kızımı aldı? | Glitch-1 | 2015 | |
| I was a nurse, I saw it. | Hemşire olduğumu gördüm. | Glitch-1 | 2015 | |
| A lot of bad things happened to good people. | Kötü şeyler hep iyi insanların başına geliyor. | Glitch-1 | 2015 | |
| Eventually, you just stop asking why. | Önünde sonunda insan, neden diye sormayı da bırakıyor. | Glitch-1 | 2015 | |
| All I know is that I'm grateful to be here. | Bildiğim bir şey varsa o da burada olmaktan mutlu olduğum. | Glitch-1 | 2015 | |
| Of course you are. | Olursun tabii. Ne de olsa evine de kocana da geri kavuştun. | Glitch-1 | 2015 | |
| Here's my place. | İşte benim evim. İçeri nasıl gireceğiz? | Glitch-1 | 2015 | |
| The furniture's all changed. | Eşyaların yeri değişmiş. Kanepe tam buradaydı. | Glitch-1 | 2015 | |
| Did you want some clothes? | Giyecek bir şeyler getireyim mi? | Glitch-1 | 2015 | |
| These aren't mine. | Bu kıyafetler benim değil. | Glitch-1 | 2015 | |
| That's my friend. That's... | Bu benim arkadaşım. Sarah bu. | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm sorry, Kate. | Üzgünüm Kate. | Glitch-1 | 2015 | |
| Look how good he... | Bak, gayet de iyi... Kahretsin ya. | Glitch-1 | 2015 | |
| Spongey! Hey, girl! Hello. | Spongey! Kızım benim! Merhaba. | Glitch-1 | 2015 | |
| Someone's here. | Birisi geldi. | Glitch-1 | 2015 | |
| Quick. | Hadi. Çabuk. Acele et. | Glitch-1 | 2015 | |
| Smudge? | Smudge? | Glitch-1 | 2015 | |
| I'm a police officer, can you step out? | Ben polisim, çık ortaya. | Glitch-1 | 2015 | |
| Kate, wait! | Kate, bekle! Peşimden gelmekten vazgeç! | Glitch-1 | 2015 | |
| Why do you yell at me? I didn't do this to you? | Bana neden çemkiriyorsun? Sanki bunu ben yaptım! | Glitch-1 | 2015 | |
| Where are you going? | Nereye gidiyorsun? Buradan başka neresi olursa! | Glitch-1 | 2015 | |
| What...? Walya! | Ne...? Walya! Walya'nı sikeyim. Walya! | Glitch-1 | 2015 | |
| Ah! Get away from me! | Uzaklaş benden. Kışt! Uzak dur benden pis zenci! | Glitch-1 | 2015 | |
| Get away from me! | Uzak dur! Uzak dur benden siyahi bozması! | Glitch-1 | 2015 | |
| You're a murdering bastard! You murdered me! | Aşağılık bir katilsin! Beni öldürdün. Paddy! Paddy! Öldürdün beni! | Glitch-1 | 2015 | |
| You murdered me! I didn't touch you! | Beni öldürdün! Sana elimi bile sürmedim. | Glitch-1 | 2015 | |
| I remembered. I was attacked. | Hatırladım. Saldırıya uğradım. | Glitch-1 | 2015 | |
| Laid out, I was... | Yerlilerden biri beni yere seriyordu. | Glitch-1 | 2015 | |
| Corona Hill. | Corona Hill'de. Buradan ne kadar uzaktadır biliyor musun? | Glitch-1 | 2015 | |
| That is...? About an hour's walk? | Yani bu...? Yaklaşık bir saat kadar yürümek demek. | Glitch-1 | 2015 | |
| Better shake a leg. | Pergelleri açacağız desene. Hay Allah razı olsun. | Glitch-1 | 2015 | |
| Maria. Where are you going? | Maria. Nereye gidiyorsun? | Glitch-1 | 2015 | |
| Anna was my daughter. She's not coming back. | Anna, benim kızımmış. O geri dönmedi. | Glitch-1 | 2015 | |
| She's leaving town, and she knows... | Kasabadan ayrılıyor ve Sarah'la aranızdakileri biliyor. | Glitch-1 | 2015 | |
| Get off the road, alright? | Çekil yoldan, tamam mı? Klinik, buradan geri dönüp sola dönünce. | Glitch-1 | 2015 | |
| Please, stop. It's alright, you've got Sarah now. | N'olur dur. Çok iyi ya, artık hayatında Sarah var. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, it worked out well for you, didn't it? | Senin de işine geldi tabii, değil mi? Sana çocuk verememiş birini ne diye sevesin! | Glitch-1 | 2015 | |
| How can you say that? | Bunu nasıl söylersin? Sen ölünce benim hayatım da son buldu. | Glitch-1 | 2015 | |
| Then why her? Why my best friend? | Ne diye onu seçtin o zaman? Neden en yakın arkadaşımı seçtin? | Glitch-1 | 2015 | |
| What's wrong? What's wrong? | Ne oldu? Neyin var? Hayır, olamaz. Bırak beni. Tanrım! Geri çekil! Çekil! | Glitch-1 | 2015 | |
| Listen to me. Listen to me. | Dinle beni. Bir dinle. Bunu daha önce de gördüm. | Glitch-1 | 2015 | |
| Come on. I want to get out! | Hadi. Gideceğim ben. Bırak beni. Gel hadi. Yürü. | Glitch-1 | 2015 | |
| We can't protect these people. I'm gonna tell Vic. No! | Bu insanları koruyamayız. Vic'e anlatacağım. Yapamazsın! | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, I'll... Whatever the problem, I'll deal with it. | Sorun ne olursa olsun, bununla baş edebilirim. | Glitch-1 | 2015 | |
| Hey. How's Sarah? She's all good. | Sarah nasıl? Gayet iyi. Baksana. Efendim? | Glitch-1 | 2015 | |
| I told him to piss off back to Echuca, | Echuca'ya dönmesinin gereksiz olduğunu söyledim... | Glitch-1 | 2015 | |
| but he said he's the division supervisor. Yeah, he is. | ...ama bölüm amiri olduğunu söyledi. Evet, öyle. Neler dönüyor? | Glitch-1 | 2015 | |
| Mate, I can't help you if I don't know what's happening. | Bir şey bilmeden nasıl yardım edebilirim? Sonra konuşuruz Chris. | Glitch-1 | 2015 | |
| Spoke to the trustees they didn't do it. | Mütevelliler, biz yapmadık dedi. | Glitch-1 | 2015 | |
| I need to know that I can trust you. | Sana güvenebileceğimi bilmem gerek. | Glitch-1 | 2015 | |
| That if I tell you something, you won't tell anyone else. | Sana söyleyeceğim şeyden başkasına bahsedemezsin. | Glitch-1 | 2015 | |
| Mate, if you've broken the law... No, it's nothing like that. | Kanunu çiğneyecek bir şey... Hayır, öyle bir şey değil. | Glitch-1 | 2015 | |
| The people that we found at the cemetery the other night... | Geçen gece mezarlıkta bulduğumuz kişiler... | Glitch-1 | 2015 | |
| And they've come back to life. | Ayrıca hayata geri döndüler. | Glitch-1 | 2015 |