Search
English Turkish Sentence Translations Page 22404
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| .. it's cartoons. | Bu çizgi film. | Glitch-1 | 2015 | |
| 'Sinister forces are out there, friends. ' | Şeytani güçler dışarıda arkadaşlar. Hazırlıklı olmalısınız. | Glitch-1 | 2015 | |
| 'For what?' | Ne için? Hırsızların gözünüzü kör etmesine... | Glitch-1 | 2015 | |
| 'and the carpet under your feet. ' | ...sizi ansızın savunmasız bırakmasına. | Glitch-1 | 2015 | |
| It's TV. | Bu televizyon. | Glitch-1 | 2015 | |
| Have you hurt yourself? | Bir yerini mi incittin? Yardım edin! | Glitch-1 | 2015 | |
| Let me help you up. Get off me! | Sana yardım edeyim. Bırak beni! | Glitch-1 | 2015 | |
| Get off me. It's OK. It's OK. | Bırak dedim. Tamam, tamam. | Glitch-1 | 2015 | |
| Just sit down. Ssh, ssh, ssh, ssh. | Otur biraz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Leave it alone. | Gidin başımdan. Pansumanı çıkartacağım. Yavaşça çıkaracağım. | Glitch-1 | 2015 | |
| What's wrong? | Sorun ne? Bacaktaki yara, enfeksiyon kapmış. | Glitch-1 | 2015 | |
| She's on amoxicillin. Well, it's not working. | Amoksisilin vermiştim. İşe yaramamış. | Glitch-1 | 2015 | |
| She should be in the hospital. Possibly. | Hastanede olması gerekiyor. Muhtemelen. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, then, why aren't we taking her? | O halde neden onu götürmüyoruz? | Glitch-1 | 2015 | |
| Do you remember anything about how you got there? | Oraya nasıl gittiğine dair herhangi bir şey hatırlıyor musun? | Glitch-1 | 2015 | |
| Remember the cemetery? | Mezarlığı hatırlıyor musun? 1 | Glitch-1 | 2015 | |
| You look too young to be Patrick Fitzgerald. | Patrick Fitzgerald'e göre fazla genç görünüyorsun. | Glitch-1 | 2015 | |
| Alright, listen. | Pekâlâ, dinle şimdi... | Glitch-1 | 2015 | |
| I have to talk to somebody, so be quiet in here. | ...biriyle konuşmam gerek, o yüzden burada sessizce dur. Tamam mı? | Glitch-1 | 2015 | |
| It's all done here, mate. | Burada her şey yolunda dostum. | Glitch-1 | 2015 | |
| Ah, Vic, I thought you'd be back in Echuca by now. | Vic, şimdiye kadar çoktan Echuca'ya geri dönmüşsündür sanıyordum. | Glitch-1 | 2015 | |
| Felt like I'd be more useful here. | Burada kendimi daha işe yarar hissettim. Yardımın için sağ ol ama biz hallederiz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Doesn't look to me like you're handling anything at the moment. | Şu anda hiçbir şeyi hallediyor gibi görünmüyorsun. Affedersin de bu ne demek? | Glitch-1 | 2015 | |
| The guy I brought in last night, breaking into Noregard | Dün akşam Noregard'a girmeye çalışıp da getirdiğim adam, Carlo, İtalyan olan... | Glitch-1 | 2015 | |
| he's not in a lock up, there's no record of interview. | ...nezarethanede değil, hakkında ifade kaydı da yok. | Glitch-1 | 2015 | |
| We brought a translator in and I decided not to charge him. | Bir çevirmen getirttik ve hakkında suçlama yapmaktan vazgeçtim. | Glitch-1 | 2015 | |
| He had no ID. | Üzerinde kimlik yoktu. Onu takip etmenin imkanı yok... | Glitch-1 | 2015 | |
| you just... you just cut him loose? | ...onu öylece serbest mi bıraktın yani? Bu benim kararımdı, evet. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, he probably did that. | Muhtemelen bunu o yaptı. Dün akşam da bara girilmiş. | Glitch-1 | 2015 | |
| Who've you got in there? | İçeride kim var? Yerel çocuklardan D ve D. Eve bırakıyordum. | Glitch-1 | 2015 | |
| He doesn't sound too happy about it. Listen, Vic, | Sesi pek de mutluymuş gibi gelmiyor. Vic, dinle ben sana işini öğretmiyorum... | Glitch-1 | 2015 | |
| don't come here and tell me how to run mine. | ...sen de buraya gelip bana işimi öğretme. | Glitch-1 | 2015 | |
| Hey, china? | Çin? | Glitch-1 | 2015 | |
| Hey, china! What? | Hey! Çin! Ne oldu? | Glitch-1 | 2015 | |
| Don't sneak up on me like that. | Yanıma böyle gizlice sokulma. | Glitch-1 | 2015 | |
| My name's Paddy. | Benim adım Paddy. | Glitch-1 | 2015 | |
| You really went to town, hey, Paddy? | Sonunda şehre gittin demek Paddy? Fena değil, değil mi? Nasıl sence? | Glitch-1 | 2015 | |
| The cops are all over two of 'em | Polisler her yerde, ikisi Fitzgerald Sokağı'nın orada. | Glitch-1 | 2015 | |
| Fitzgerald Street? You see? | Fitzgerald Sokağı mı? Ben olmasam böyle bir sokak da olmazdı. | Glitch-1 | 2015 | |
| If I need something, I take it. | Bir şeye ihtiyacım varsa alırım. | Glitch-1 | 2015 | |
| Now that I'm suitably attired, | Artık uygun bir kıyafetim olduğuna göre makamıma giderken bana eşlik edebilirsin. | Glitch-1 | 2015 | |
| I got school. | Okulum var. | Glitch-1 | 2015 | |
| Natives at school, huh? | Yerliler okula gidiyor demek? | Glitch-1 | 2015 | |
| Alright, out you come. Out you come. | Pekâlâ, çık dışarı. Dışarı çık. | Glitch-1 | 2015 | |
| Swing a leg. That's the way. | At bacağını, işte böyle. | Glitch-1 | 2015 | |
| Who's he? Ah, I don't know. He's not talking. | Kim bu? Bilmiyorum, konuşmuyor. | Glitch-1 | 2015 | |
| Is he one of us? I think so. | Bizden birisi mi? Sanırım öyle. | Glitch-1 | 2015 | |
| You know that hole you found? | Çukuru buldun mu bari? Otur. | Glitch-1 | 2015 | |
| 'John Doe', it is then. | "Kimliksiz" olsun o zaman. | Glitch-1 | 2015 | |
| OK, as you know, | Bildiğiniz gibi dün akşam hepinizi mezarlıkta bulduk. | Glitch-1 | 2015 | |
| Early this morning Elishia and I went back | Bu sabah erken saatlerde Elishia'yla birlikte tahrip edilmiş mezarlara... | Glitch-1 | 2015 | |
| and the holes in the graves... | ...ve içindeki çukurlara bakmak için gittik ve oradan birisinin çıkması imkansız. | Glitch-1 | 2015 | |
| What? So, someone dug their way out? | Ne yani, birisi yolu mu açtı? Kıyamet Günü. | Glitch-1 | 2015 | |
| 'The dead in Christ will rise first. ' | "Hristiyan ölen ilk yükselecek. " | Glitch-1 | 2015 | |
| I would say that was impossible, except... | Ben de bunu imkansız derken lakin... | Glitch-1 | 2015 | |
| .. this is Kate, she's my wife, | ...bu Kate, kendisi karımdır ve 2 yıldan fazla süredir ölüydü. | Glitch-1 | 2015 | |
| She was buried in that cemetery. | O da o mezarlığa gömülüydü. | Glitch-1 | 2015 | |
| The other graves were older, | Diğer mezarlar daha eskiydi ama mezar taşlarında yazan yaşlar... | Glitch-1 | 2015 | |
| match up with you. | ...sizinle uyumlu çıktı. | Glitch-1 | 2015 | |
| Charles Thompson, 21 years old when he died. | Charles Thompson, öldüğünde 21 yaşındaydı. | Glitch-1 | 2015 | |
| Thompson. Yeah. | Thompson, evet. Thompson, bu benim soyadım. | Glitch-1 | 2015 | |
| If it is, you've been dead for almost 100 years. | Eğer öyleyse sen öleli yaklaşık 100 olmuş. | Glitch-1 | 2015 | |
| What? | Ne? Yüce Tanrı aşkına! | Glitch-1 | 2015 | |
| Maria Rose Massola died in 1969, aged 39. | Maria Rose Massola, 1969 yılında 39 yaşındayken ölmüş. | Glitch-1 | 2015 | |
| No. My name's Anna, | Hayır, benim adım Anna. Anna Massola, böyle olduğuna eminim. | Glitch-1 | 2015 | |
| This is the biggest load of bullshit I've ever heard. | Bu şu ana kadar duyduğum en saçma salak şey. | Glitch-1 | 2015 | |
| It's not. | Değil. Doğruyu söylüyor. | Glitch-1 | 2015 | |
| What, that we're back from the dead? You don't believe this shit, do you? | Ne yani, ölümden hayata geri mi döndük? Bu saçmalığa inanmıyorsun değil mi? | Glitch-1 | 2015 | |
| I don't know. I was cold and wet. | Bilemiyorum. Soğuk ve ıslaktım. | Glitch-1 | 2015 | |
| Yeah, we've all got amnesia or something like that. No. | Evet, hepimiz hafıza kaybı falan geçirdik de ondan. Hayır. | Glitch-1 | 2015 | |
| I remember. I don't... | Ben hatırlıyorum. Her şeyi değil ama yeteri kadarını. | Glitch-1 | 2015 | |
| Do you remember dying? Because... | Öldüğünü hatırlıyor musun? Çünkü hatırladığını sanmıyorum... | Glitch-1 | 2015 | |
| and I feel like something like that'd stay with me | ...ve eğer böyle bir şey yaşasaydım hissederdim, ki böyle bir şey olmadı! | Glitch-1 | 2015 | |
| You know he's right. | Haklı olduğunu biliyorsun. | Glitch-1 | 2015 | |
| You examined us, | Bizi muayene ettin, zombiye benzer bir yanımız var mı? Hayır. | Glitch-1 | 2015 | |
| There was another headstone damaged, no surname. | Hasarlı başka bir mezar taşı daha vardı, soyadı yazmıyordu. | Glitch-1 | 2015 | |
| She was 19 years old when she died in '88. | 88 yılında öldüğünde 19 yaşındaymış. | Glitch-1 | 2015 | |
| First name was Kirsten. | İlk adı Kirsten'mış. Kız kardeşi Janice tarafından uğurlanmış. | Glitch-1 | 2015 | |
| Does that mean anything to you? | Bu sana bir şey ifade ediyor mu? | Glitch-1 | 2015 | |
| No one calls me 'Kirsten', it's Kirstie. | Kimse bana "Kirsten" demez, Kirstie der. | Glitch-1 | 2015 | |
| And... Carlo. | Peki Carlo? Evet, o da mezar taşıyla uyumlu çıktı. | Glitch-1 | 2015 | |
| Where is he? | O nerede peki? | Glitch-1 | 2015 | |
| Last night, shortly after he left here, he died. | Dün akşam buradan ayrıldıktan kısa süre sonra öldü. | Glitch-1 | 2015 | |
| Again? | Yine mi? Bu bizim de başımıza gelecek mi? | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, based on the examinations I carried out, | Yaptığım tetkiklere dayanarak hepiniz oldukça sağlıklısınız. Carlo da öyleydi. | Glitch-1 | 2015 | |
| We don't yet know why he died. | Neden öldüğünü henüz bilmiyoruz. Kirstie'nin hemen hastaneye gitmesi gerek. | Glitch-1 | 2015 | |
| You'll be alright. That's it. Come through. | İyi olacaksın. Gel hadi, gidelim. Dikkat et. | Glitch-1 | 2015 | |
| What are you gonna say? | Ne söyleyeceksin? Onu kasabanın dışında bulduğumu söyleyeceğim... | Glitch-1 | 2015 | |
| and Kirstie can tell them she doesn't remember what happened. | ...Kirstie de onlara olanları hatırlamadığını söyler. | Glitch-1 | 2015 | |
| There'll be extensive testing. | Çok uzun bir test süreci geçirecek. İhtiyacı olan da bu zaten. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, I need the keys to your handcuffs. | Kelepçelerinin anahtarı lazım. Olmaz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Well, if there's an emergency I'll have to remove them. | Acil bir durum olursa çıkarmam gerek. Tamam, sadece acil durumda ama. | Glitch-1 | 2015 | |
| I want to come. No, mate, | Ben de gelmek istiyorum. Olmaz dostum, tek başıma yaparsam daha kolay olur. | Glitch-1 | 2015 | |
| You didn't tell me about Carlo. | Bana Carlo'yu söylemedin. Seni korkutmak istemedim. | Glitch-1 | 2015 | |
| The truth from now on, OK? | Bundan sonra hep doğruyu söyle, tamam mı? Çok sürmez, gelirim. | Glitch-1 | 2015 | |
| Then can we go home? | Sonra da eve gideriz? | Glitch-1 | 2015 | |
| You 'right? | İyi misiniz? Azıcık korkuyorum ama... | Glitch-1 | 2015 | |
| .. yeah, we're alright. | ...evet, iyiyiz. | Glitch-1 | 2015 | |
| Will they take her leg off? No, why do you ask that? | Ayağını kaldırması gerekiyor mu? Hayır, neden sordun? | Glitch-1 | 2015 | |
| Blood poisoning. Isn't that what they do? | Kan zehirlenmesi, böyle olmuyor muydu? Hayır, hayır. | Glitch-1 | 2015 |