Search
English Turkish Sentence Translations Page 158545
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Sure, Mr. Hasan. Go ahead. | Sor Hasan abi. Ayıp ettin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Does my brother have a mistress? In �rg�p or Mersin? | Abimin dostu var mı? Ürgüp ya da Mersin'de? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Not that I know of. | Benim bildiğim yok abi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Though that kind of thing is private, of course. | Gerçi bu işler gizli, saklı olur tabii. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Did G�ler tell you that? | Abi, sana Güler yenge mi söyledi? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What does G�ler have to do with this? | Nereden çıktı oğlum şimdi Güler yengen? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| She came and grilled me about the same thing once. | > Abi bir keresinde o gelip beni sıkıştırmıştı dostu var mı diye. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Then when I told Mr. Mustafa, he got mad at me. | > Sonra yengemin söylediğin duyunca Mustafa abi çok kızmıştı bana. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Whatever... | Neyse tamam. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Now bring me all the files, daybooks, edgers, bankbooks... | Sen şimdi bana klasör, ajanda, defter, hesap cüzdanı... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...whatever you can find. Let me take a look at them. | ...ne varsa hepsini getir bakayım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You can go now. I'll close the shop. | Zafer, hadi oğlu sen çık. Ben dükkânı kapatırım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| OK. | Tamam abi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You want to buy some gum, Mom? | Sakız almak ister misin anne? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| OK, give me one. | Ver bakalım bir tane. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'm going to the hospital with your brother. | Oğlum, ben hastaneye gidiyorum abinle. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll be back in the afternoon. And your uncle's gone to �rg�p. | Öğleden sonra gelirim. Amcan da Ürgüp'e gitti. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Hatice will be coming. Be good. Don't cause her any trouble, OK? | Hatice teyzen gelecek. Yaramazlık yapıp onu üzme, tamam mı? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Prices slashed at Flamingo Hair Salon! | Flamingo kuaförde şok kampanya! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Pay less for a hair cut, blow dry, colouring, highlights... | Saç kesimi, fön çekme... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| May the hand of God heal him. Hopefully he'll recover... | Allah şifa versin. İnşallah iyileşir... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...and pay more attention to his home and family. | ...evine, bucağına, çoluğuna, çocuğuna sahip çıkar yavrum. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What are you doing here? Nothing. | Ne yapıyorsun burada? Hiç. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Give me a piece of gum. 30 cents. | Bir sakız versene. 300 bin lira. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll pay you later. | Sonra veririm. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| If you don't shout "Gum! Gum!" No one'll come and buy. | Sakız var diye bağırmazsan kimse senden gelip sakız almaz. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Where are you going? Home. I'm hungry. | Nereye gidiyorsun? Eve gidiyorum. Karnım acıktı. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Stick the box under the car. You can pick it up after lunch. | Kutuyu arabanın altına koy. Yemekten geldikten sonra alırsın. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Would this be Mr. Ya�ar's storehouse? | Yaşar Söylemez'in deposu burası mı? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Next door. Thanks. | Bir yandaki depo abi. Eyvallah. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mr. Ya�ar sent me here. He said to say hello. | Beni depocu Yaşar gönderdi. Selamı var. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Thanks. | Aleyküm selam. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I need your help with something. Sure. What can I do for you? | Bir konuda yardımınıza ihtiyacım var. Tabii buyurun. Nasıl yardımcı olalım? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'm from Silifke. My brother was here three days ago. | Ben Silifke'den geliyorum. Abim de üç gün önce gelmişti Ürgüp'e. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He fell ill on his way back. He's in the hospital now, in a coma. | Buradan dönüş yolunda da rahatsızlandı. Şimdi hastanede, komada. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'm very sorry to hear that. Thanks. | Büyük geçmiş olsun. Sağ olasın. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mr. Ya�ar said he stayed Here but I'm not so sure. | Yaşar Beye, burada kaldığını söylemiş. Ama ben pek emin değilim burada kaldığından. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I wonder if you could check for me. | Acaba bir kontrol edebilir misin? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What was the name? Mustafa �nal. | Adı neydi? Mustafa Ünal. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Now what Mustafa? | Ne oldu Mustafa? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You think it's better like this? | Böyle daha mı iyi oldu? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Where's your mistress now? | Dostun nerede şimdi? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Has it been worth turning your family against you? | Aileni kendine düşman etmek iyi mi oldu? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| When's your dad coming back? I don't know. | Baban ne zaman dönecek? Bilmem. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What are you going to do if your dad dies? | Baban ölürse ne yapacaksın? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Hey, what's going on? | N'oluyar lan? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Get off me! Shut up! | Bırak lan! Sus lan! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll tell my brother! Go right ahead. | Abime söylerim seni! Söyle. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Stop hitting me! | Vurma lan! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What are you doing to him, huh? | Niye karışıyorsun lan çocuğa he? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He bullies Ali all the time. | Abi bu, Ali'yi her yerde sıkıştırıyor. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He stole Ali's box of gum too. | Zaten sakız kutusunu da çaldı Ali'nin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Get out of here! | Kaybol lan, kaybol! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| If I see you near Ali again, I'll break your nose! | Ali'ye yaklaştığını görürsem ağzını, burnunu kırarım senin! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Are you OK? | Bir şeyin var mı koçum? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Welcome, Hasan. Thanks. | < Hoş geldin Hasan abi. < Hoş bulduk. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Hi there, kids. Welcome, uncle. | < Merhaba koçlar. Amca, hoş geldin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What happened to your nose? He fell while playing football. | < Ne oldu lan burnuna? Maç yaparken düşmüş amca. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Hey, you should be more careful! Let me see. | < Aman koçum dikkat et biraz. Bakayım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| OK, it's nothing. | < Yok lan, bir şey yok. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mustafa really did go to the storehouse in �rg�p. | Yenge, abim gerçekten de Ürgüp'te depoya gitmiş. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He checked on the lemons there. | Limonların durumuna bakmış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He spent the night alone in a hotel. | Gece otelde tek başına kalmış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| And he set out early the next morning. | Sabah erkenden de yola çıkmış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| So the point is, he doesn't have a mistress in �rg�p. | Senin anlayacağım Ürgüp'te dostu mostu yok. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| There was no big deal over money with the storehouse guy. | Depocuyla bir para işi varmış o olmamış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He just put down a $200 deposit on the storehouse for next season. | Sadece kiralayacağı depo için 200 dolar kapora bırakmış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| There have been no big withdrawals from the bank either. | Hesaplardan çekilen, edilen önemli bir para da yok. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Nor has he been paid by anyone recently, judging by the records. | Kayıtlara göre, yakın zamanda kimseden para da almamış. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I just don't get it. | Benim aklım ermedi bu işe. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| We won't get to solve this money thing until he recovers. | Abim kendine gelene kadar da çözemeyeceğiz, bu para işini. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I've sold all the gum. | Tüm sakızları sattım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Let's get another box when you're better. | Sen iyileşince yeni bir kutu alalım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I need to go to the toilet. How about you? | Ali, benim tuvalete gitmem lazım. Senin ihtiyacın var mı? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| No, I'm OK. All right. Stay in the car then. | Yok. İyi. Arabada kal. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What's that, Ali? | > O ne yeğenim? Şuradaki gözde buldum amca. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Move back to your seat. | > Geç bakayım yerine. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| We didn't look here. We didn't even see the thing. | Biz buraya hiç bakmadık. Burayı görmedik bile. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You don't really notice it from outside. | Dışarıdan da belli olmuyor. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Did you know there was a pocket here, Ali? | Sen burada bir cep olduğunu biliyor muydun, Ali? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Such a shame! | Yazık be! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He's on his deathbed and all he thinks of is the $100 in his car! | Koskoca adam ölüm döşeğinde hâlâ arabada kalan 100 doları düşünüyormuş! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It's just ridiculous! | Olacak şey mi bu ya! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| This money's good for no one. | Bu paradan kimseye hayır gelmez. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It's best if I go and donate it to the mosque, Ali. | Ben en iyisi bunu götürüp camiye bağışlayayım, Ali. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| But don't tell anyone about this. They'd only gossip. OK? | Aman yeğenim sakın sen de kimseye bir şey söyleme. Laf çıkar sonra. Tamam mı? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Don't even tell your mom or brother. | Annenle, abine de söyleme. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You know this compensation thing? What are we going to do about it? | Şu bizim tazminat işi var ya. Onu ne yapacağız? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Time's running out. | Vakit geliyor. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Veysel, listen. I've been thinking it over. | Veysel, bak koçum. Ben düşündüm, taşındım... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It doesn't really seem sensible what you're trying to do. | Senin iş bana biraz mantıksız geldi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I don't think you should leave the army. | Bence askeriyeyi bırakma. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You know what condition your father's in. | Babanın durumu malum. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It's not right to put him through that stress again once he gets better. | İyileşince adamı yine strese sokmanın alemi yok. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Financially, his illness has been a big drain on the family, you know. | Maddi olarak da bu hastalık aileye yük oldu biliyorsun. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| On top of all that, there's that money that's gone missing. | Üstüne üstlük ortada kaybolan bir para da var. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| As the state's paying for your education, you should keep going. | Hazır, seni devlet okutuyorken, bence devam et. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It's your future guaranteed. | İstikbalin garanti olsun. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| OK? | Tamam mı koçum? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| The holidays are over. | Tatil bitti. Hepiniz büyüdünüz, bir üst sınıfa geçtiniz. | Tatil kitabi-1 | 2008 |