Search
English Turkish Sentence Translations Page 158541
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| It's not their fault. I was an burden. | Onların hatası değil. Ben onlara yük oldum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She's so sweet. She's adorable... | O çok tatlı. Sevimli... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They should bring back the death penalty. | Hepsini ipte sallandırmak gerek. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I need an appointment. Will Catherine be back? | Bir randevu almam gerek. Catherine geri gelecek mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| yes. on Monday. | Evet pazartesi günü. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How is the poor dear? A little better, but it takes time. | Benim zavallım nasıl? Daha iyi, ama biraz zaman alacak. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| People are such gossips. | İnsanlar oldukça dedikoducu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She doesn't dare use her local shops. | Güzellik salonuna gelmeye cesaret edemiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It'll be forgotten soon. We lost quite a few clients. | Yakında unutulmuş olacak. Birkaç müşteri kaybettik. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you find out who your real customers are. | Gerçek müşterilerimizin kimler olduğunu anladık. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Where is the crazy old thing? | Yaşlı deli şey nerelerde? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| In an old folks' home. A very nice one. apparently. | Eski bir huzurevinde. Görünüşte güzel bir yer. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Catherine's husband wants no more to do with her. | Catherine'nin kocası onunla daha fazla yaşamak istemiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He's right. That's what you get for helping people. | Haklı. Bu insanlara yardımcı olmalıyız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I didn't tell Catherine, | Catherine’ye söyleyemedim ama... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| but after a certain age. a home is best. | ...belli bir yaştan sonra huzurevi en iyisidir. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Otherwise. they drive you crazy. Exactly. | Aksi takdirde sizi delirtir. Kesinlikle. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Totoff... Where's Mummy? No idea. | Totoff... Annen nerde? Hiçbir fikrim yok. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| In here. darling. | Burdayım canım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's a relaxing mask. I've aged 20 years. | Rahatlatıcı bir maske. 20 yaş yaşlandım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Where do I kiss you? | Seni nerenden öpeceğim? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's not the time for jokes. yes, it is. | Şakanın sırası değil. Evet sırası. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I've got good news from the lawyer. | Avukattan iyi haberlerim var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you didn't say you were seeing him. I'll explain. come on. | Onu görmeye gittiğini söylemedin. Açıklayacağım, hadi gel. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is Jeanne OK? She's resting. | Jeanne iyi mi? Dinleniyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Tell me. Listen to this. | Anlat. Şunu dinle. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| "The twwo charges of non assistance and neglect have been dropped." | “Yardım etmeme ve ihmal suçlamaları düşürülmüştür.” | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| After all. justice does exist. | En sonunda. Adalet yerini buldu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| All charges are dropped. | Bütün suçlamalar düşürüldü. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| There, Mrs Billard. | İşte bu Bayan Billard. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I can't tell you what a relief that is. | Nasıl rahatladığımı anlatamam. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Dontt cry. sweetie. They're tears of joy. | Ağlama tatlım. Bunlar sevinç gözyaşları. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| My aunt could have been arrested. | Halam tutuklanabilir. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| but they dropped the charges because of her age. | Fakat yaşından dolayı tüm suçlamalar düşürülecektir. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They spoke to me about Sandrine. too. | Benimle Sandrine hakkında da konuştular. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| But I'd rather draw a line under the whole thing. | Ama ben daha ziyade her şeyin üstüne çizgi çekmek istiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's what you wanted. | Sen de istersen. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's all I ever think about, I'm obsessed. | Bütün olanları düşündüğümüz zaman, ben endişeliyim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I don't understand Auntie Danielle! | Danielle Hala’yı anlayamıyorum! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What did we do to make her hate us so much? | Bizden bu kadar çok nefret etmesi için ona ne yaptık? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Everything OK? Who is it? | Her şey iyi mi? Kim o? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Why is Mrs Mauprivet crying? I bet Mrs Billard was nasty again. | Bayan Mauprivet neden sızlanıyor? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She won't let me watch her TV. | Televizyonunu seyretmeme izin vermiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Stop tormenting Mrs Mauprivet. it's mean. | Bayan Mauprivet’e işkence yapmayın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What's she done to you? | Size ne yaptı? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She stinks, that's all. | Kokuyor, hepsi bu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you don't smell very nice. apparently. We'll fix that. | Anlaşılan güzel kokmuyorsunuz. Bunu düzelteceğiz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Let's get washed. | Hadi yıkanmaya. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Why are you so keen to watch TV with her? | Neden onunla bu kadar televizyon seyretmeye heveslisiniz? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| No one else has cable. | Hiç kimsenin kablolusu yok. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you're brave. coming every Sunday. | Çok cesursunuz, her Pazar geliyorsunuz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I can't abandon her. She's alone. | Onu terk edemem, o yalnız biri. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How's it going? She was quiet yesterday. | Nasıl gidiyor? Dün baya sessizdi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| During the week she was hell. She makes such a mess. | Bütün bir hafta boyunca felaketti. Bir çok kargaşaya neden oldu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She's as bad as can be. She makes the old ladies cry. | Olabileceği kadar kötü. Yaptıklarından dolayı bütün yaşlılar ağlıyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Have you heard the latest? She locked one in the shower. | En son yaptığını duydunuz mu? Birini duşa kilitledi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll be going. I brought you some flowers to say thank you. | Ben gidiyorum. Teşekkür etmek için size çiçek getirdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They're gorgeous. Have you got a vase? | Muhteşemler. Bir vazo var mı? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Be brave! | Cesur olun! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| 45 rue du Commerce. please. | 45’inci caddeye lütfen. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Any particular route? | Belirli bir güzergahınız var mı? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Whichever you like. Visiting a loved one? | Nereden isterseniz. Sevdiğiniz birini mi ziyaret ettiniz? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Don't cry. The old folks are happy in there. | Ağlamayın. Yaşlı yakınlarımız orada mutludur. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Mrs Billard. this is my daughter. | Bayan Billard, bu benim kızım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Here's what you asked for. | İstedikleriniz burda. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I brought strong mustard. Tabasco and a jar of gherkins. | Size hardal, acı kırmızı biber ve bir kavanoz turşu getirdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They'd run out of coffee �clairs. I got chocolate ones. | Kahveli ekler bittiği için çikolatalı olanlardan aldım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Fine. thank you. | Güzel sağol. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We'll leave you. | Biz gidelim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If you need anything else next time. just tell Mother. | Bir dahaki sefere bir şeye ihtiyacınız olduğunda anneme söyleyin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She's nice. my daughter. isn't she? | Kızım iyi biri, değil mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I called you. | Sizi çağırdım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| But you couldn't have stopped her. | Fakat onu durduramadık. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you're not legally responsible. | Ondan yasal olarak sorumlu değilsiniz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's a total mystery. | O tam bir muamma. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We're expecting a new resident. | Yeni bir konuk için hazırlıyoruz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Talk about a fuss. | Karışıklıktan bahsedin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| No one saw her go. She didn't leave a note. | Kimse gittiğini görmemiş. Giderken bir not bırakmamış. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She didn't leave on her own. | Kendine ait bir şey bırakmamış. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She took everything except the TV and the cable box. | TV ve kablolu yayın dışında her şeyi götürmüş. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| A bit odd. We've lent them to Mrs Mauprivet in the meantime. | Bu garip. Bu arada onları da Bayan Mauprivet’e verdik. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Who'd kidnap an old bag like her? | Kim bir moruğu kaçırmak ister? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's unthinkable! | Bu olanaksız! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I liked her. though. | Her şeye rağmen onu severdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Sometimes she'd stare out of the window for hours, | Bazen sanki birini bekliyormuş gibi... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Do you want the TV back? | Televizyonu geri istiyor musunuz? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is Mrs Billard coming back? No, never. | Bayan Billard geri geldi mi? Hayır, gelmedi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Never? Haven't you had enough of her? | Gelmedi mi? Onun yaptıkları size yetmedi mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She was nice. | O iyi biriydi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is it good? yes. and it's easy to chew. | Güzel mi? Evet, çiğnemesi kolay. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll take your picture. | Bir resmini çekeyim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The stewed fruit's burning. | Meyve kompostosu yanıyor. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| You'll kill me! | Beni öldüreceksin!. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| One of these days. You'll kill me! | Bir gün beni öldüreceksin!. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| You don't have a head. Poor Odile. | Senin bir aklın yok ki zavallı Odile. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| You know he's as strong as a mule. I'm not strong enough. | Biliyorsunuz o bir katır kadar güçlü. Ben yeteri kadar güçlü değilim. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| He'll break her arm. You'll see. | Onun kolunu kıracak. Göreceksin. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| But don't worry. I won't give in. | Ama merak etme, vermeyeceğim. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| Aren't you ashamed of yourself? We'll get into trouble some day. | Kendinden utanmıyor musun? Bir gün başımız derde girecek. | Tatie Danielle-2 | 1990 | |
| Let's go in. I'm worn out. | Hadi içeri gidelim. Yoruldum. | Tatie Danielle-2 | 1990 |