Search
English Turkish Sentence Translations Page 158538
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Which? | Hangisini? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The one who makes the ram head bracelets. | Koç başlı bilezik yapanı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Of course, I have the address somewhere. | Tabii, adresi bir yerlerde olacaktı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Take plenty of Deutschmarks. It's like the Germans never left. | Bolca Alman markı götürün. Sanki Almanlar orayı hiç terk etmemiş gibi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If there's anything to eat... | Yiyecek bir şeyler varsa... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I wouldn't say no. | Hayır diyemem. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Right away. Auntie. | Hemen halacığım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| your aunt's peculiar. | Halanız çok özel biri. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Take care of your guests. I'll do it. | Sen misafirlerinle ilgilen. Ben yaparım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Can you believe it? She's getting worse. | Buna inanabiliyor musun? Daha da kötü oluyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And the ad? It's been a disaster. No replies. | Ya ilan? Felaket. Hiç cevap yok. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Enough is enough. I've had it up to here. | Yeter artık. Artık dayanamıyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If I had worked... | Çalışacak olsaydım... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Thank you... I'd have done interior design. | Teşekkür ederim... İç tasarım yapmak isterdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If it were up to me. I'd redo my flat every twwo years. | Eğer bana kalsaydı 2 yılda bir dairemin içini yenilemek isterdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| But Marc is so traditional. | Fakat Marc çok gelenekçi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Sugar? Never with lemon tea. | Şeker? Limonlu çayda asla. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'd like another cup. | Bir fincan daha istiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Blanchard is one of the best in terms of exports. | Blanchard ihracat konusunda en iyilerinden biridir. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is that enough? A bit more. | Yeterli mi? Biraz daha. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| His problem is that he won't delegate. He's been getting worse. | Onun sorunu temsilci olamayacağıdır. Onun için daha kötü olmuş. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| One should never marry one's secretary. | Hiçbir zaman sekreterinle evlenmeyeceksin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's below the belt! | Bu belden aşağı bir darbe. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I love your colour scheme. | Renk düzenini sevdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I've always adored yellow. it's so bright. | Sarıya her zaman bayılırım. Daha aydınlık oluyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| No. thank you. It's decaf. | Hayır, teşekkür ederim. Kafensiz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| All right. then. you see... | Tamam o zaman. Görürsün... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I've got a thing about... | Panjurlarla ilgili bazı fikirlerim... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| ...blinds. | ...var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Old age is terrible. | Yaşlılık korkunç bir şey. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Shut up. you halfwwit. | Kes sesini salak şey. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Careful. I spilt oil. How's Auntie? | Dikkat et yağı döktüm. Hala nasıl? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| In a bad mood. | Kötü bir ruh halinde. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She's watching TV. | Televizyon seyrediyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Any replies? yes. but nobody suitable. | İlana geri dönüş var mı? Evet fakat uygun değiller. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Evening. Auntie. | İyi akşamlar hala. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Look... I bought a TV for your room. | Bak... senin için yeni bir televizyon aldım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It'll come in handy during the holidays. | Böyle olması daha rahat olacak. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll be dead next week. Don't say that. | Haftaya ölmüş olacağım. Öyle söyleme. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The doctor says you're fine. your blood pressure's better than mine. | Doktor iyi olduğunu söyledi. Tansiyonunuz benimkinden daha iyi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll set it up. | Gidip şunu kurayım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is there a little box? Of course. | Kablo TV var mı? Tabi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They're rolling in it. | Tabii vardır. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The boys? Jean Christophe is at Vincent's. | Çocuklar nerde? Jean Christophe Vincent'lerde. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Jean Marie and Charles are rehearsing in his room. | Jean Marie ve Charles odalarında prova yapıyorlar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How's it going. boys? It's tough. It's Racine. | Çocuklar nasıl gidiyor? Bu bir Racine ve baş belası. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Agathe's taking care of everything. She's so dynamic. | Agathe her şeyin başında. Çok dinamik. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Service is slow. | Servis çok yavaş. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Take it easy. I have a client at twwo. | Sakin ol. Saat 2’de bir müşterim var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is Jean Marie getting blonder? It's nothing. just peroxide. | Jean Marie sarışın mı oluyor? Hayır sadece hidrojen peroksit. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What do you mean? It's not a problem. | O ne demek? Problem değil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Auntie's the problem. | Asıl Hala problem. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We only got six replies. none suitable. She wet her bed again this morning. | Sadece 6 geri dönüş oldu ve uygun değiller. Bu sabahta altını ıslattı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Old women always pee in bed. But we're leaving in one week. | Yaşlı kadınlar her zaman yatağa işerler. Fakat bir hafta sonra gidiyoruz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| There must be someone to look after her. | Ona bakacak birini mutlaka bulmalıyız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm late. Two people called about the ad. | Geç kaldım. İlan için 2 kişi aradı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| One couldn'tt do the dates, but the other's coming in this afternoon. | Biri bu tarihler için uygun değilmiş ama diğeri bu öğleden sonra geliyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is that OK? Thanks. Agathe. | Tamam mı? Sağol Agathe. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Did she say anything else? She's got references. | Başka bir şey söyledi mi? Referansları varmış. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Her name's Sandrine Vonnier. Great. | İsmi Sandrine Vonnier. Güzel. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What time? Four. | Saat kaç? 4. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| your client's here. What for? | Müşterin burda. Ne için? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Armpits. | Koltuk altı için. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm here to see Mrs Billard. I'm Sandrine Vonnier. | Bayan Billard’ı görmek için gelmiştim. Ben Sandrine Vonnier. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Ready? Off it comes. | Hazır mısın? Geliyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I always wear gloves. I'm allergic to cleaning products. | Ben her zaman eldiven giyerim. Temizlik ürünlerine karşı alerjim var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Everything's very straightforward but I'll write it all down. | Her şey çok basit ama ben yine de her şeyi yazacağım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll make a list of what Auntie eats. She's quite fussy. | Halanın yediklerinin bir listesini yapacağım. O oldukça zor beğenen biridir. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Fine. I bought 50 cans of dog food. | Güzel. 50 kutu köpek maması satın aldım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm not a very doggy person. you're really a life saver. | Ben çok köpeksever biri değilim. Sorun değil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He's very sweet. you'll grow fond of him. | O çok tatlı. Onu seveceksin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| This is your room. Is the cupboard big enough for your things? | Burası senin odan. Dolap eşyaların için yeterince büyük mü? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Everything I own fits in one suitcase. | Bana gerekenler bir valiz kadar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| This is the toilet. My room's on the right. | Burası tuvalet. Benim odam sağ tarafta. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| My aunt's room is at the end. I'll introduce you. | Halamın odası koridorun sonunda. Seni onunla tanıştırayım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I warn you. she's unpredictable. | Seni uyarayım sağı solu belli olmaz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| This is Miss Vonnier, who'll be looking after you. | Bu Bayan Vonnier, size bakacak olan kişi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Jean Pierre told you about her. | Jean Pierre onu size anlatmıştı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Good afternoon, Madam. | İyi günler, Madam. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| "Miss". you can call her Sandrine. So they're dumping me on you? | “Matmazel”. Ona Sandrine diyebilirsin. Böylece beni sana mı yıktılar? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She's experienced and she'll take good care of you. | O deneyimli biri ve sana çok iyi bakacak. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Won't you? Of course. | Değil mi? Tabii ki. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We'll leave you now. I'm showing Sandrine around. | Neyse biz şimdi ayrılalım. Sandrine’ye etrafı göstereyim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| yes, show her around. | Evet ona etrafı göster. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Goodbye. Miss. | Hoşça kalın Matmazel. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's eight otclock. Wake up. | Saat 8, uyanın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Come on. wake up. I don't want to get up. | Hadi uyanın. Kalkmak istemiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you don't want to get up. | Kalkmak istemiyorsunuz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| As you wish. | İstediğiniz gibi olsun. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The shops are closed for holidays and your dog's slow. | Tatil olduğu için dükkanlar kapalı ve köpeğiniz çok yavaş. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you don't mind a late lunch? | Geç bir öğle yemeğine itirazınız olur mu? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Even if I did, I have no choice. | Bu beni rahatsız etse de başka şansım yok. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And secondly. it's not my dog. | Ve ikinci olarak o köpek benim değil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you don't expect me to eat in the kitchen? | Umarım mutfakta yemek yiyeceğimi ummuyorsundur? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| yes. but it's no problem if you don't want to. | Evet fakat istemiyorsanız sorun değil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I got meatballs. Is that OK? | Köfte yaptım, iyi mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Couldn't be better... I cantt abide them. | Daha iyi olamazdı... Onlara tahammül edemiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll show her who's boss. | Ona kimin patron olduğunu göstereceğim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Should've eaten your lunch. I wasn't hungry. | Öğle yemeğinizi yemeliydiniz. Aç değildim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's a shame. you'll eat better tonight. | Yazık. Akşama daha iyi yersiniz. | Tatie Danielle-1 | 1990 |