Search
English Turkish Sentence Translations Page 150174
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Bonnie. Take it easy, Bonnie. | Bonnie. Kendine iyi bak Bonnie. | Slipstream-1 | 2007 | |
| That is your name, is it not? | İsmin bu değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Oh, yeah, it is. | Oh, evet, öyle. | Slipstream-1 | 2007 | |
| What do you call the other one? | Ötekinin adı ne? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Sorry, my friend can be quite rude sometimes. | Özür dilerim, arkadaşım bazen kabalaşıyor. | Slipstream-1 | 2007 | |
| lsn't that right, Fat Man? Wish you wouldn't call me that. | Öyle değil mi, Şişman Adam? Bana böyle hitap etmemelisin. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Call you what? Fat Man. | Nasıl? Şişman Adam. | Slipstream-1 | 2007 | |
| But you are fat. I'm not fat. | Ama şişmansın. Şişman değilim. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Bonnie, don't you think my friend here is fat? | Bonnie, sence de arkadaşım şişman değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Don't you think he's fat, Bonnie? | Şişman olduğunu düşünmüyor musun, Bonnie? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Thank you, lady, thank you. | Teşekkürler bayan, teşekkürler. | Slipstream-1 | 2007 | |
| So, what'll it be? | Pekala, ne istersiniz? | Slipstream-1 | 2007 | |
| I would like... | Ben şey alacağım... | Slipstream-1 | 2007 | |
| Let's see here, I would like... | Bir bakalım, şey... | Slipstream-1 | 2007 | |
| Omelet, Denver style. Would you recommend Denver style? | Omlet, Denver usulü. Denver usulünü tavsiye eder misiniz? | Slipstream-1 | 2007 | |
| ...side of bacon, real crisp, like my mom used to make it. | ...biraz domuz pastırması, gerçek gevrek, tıpkı anneminki gibi. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Oh, I see hash browns are included. | Kıymalı patates de varmış. | Slipstream-1 | 2007 | |
| That's good, and toast included also. | Güzel, tost da var. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Ray, toast is included also. | Ray, tost bile var. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Isn't that something? So, let's see here. | Güzel değil mi? Başka ne varmış. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Not your sourdough but your whole wheat, | Mayasız kepek unuyla yapılmış... | Slipstream-1 | 2007 | |
| and real well done. | ...gerçekten güzel. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Like his mama used to make it. | Tıpkı annesinin yaptığı gibi. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Yes, how my mommy used to make it. | Evet, aynı annemin yaptığı gibi. | Slipstream-1 | 2007 | |
| For you, sir? | Ya siz efendim? | Slipstream-1 | 2007 | |
| We're making little Bonnie nervous, Fat Man. | Küçük Bonnie'yi sinirlendiriyoruz, Şişman Adam. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Are we making you nervous? | Seni sinirlendiriyor muyuz? | Slipstream-1 | 2007 | |
| We're real sorry, Bonnie. | Özür dileriz, Bonnie. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Look, I don't want any trouble. | Bakın, bela istemiyorum. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Who's causing trouble? | Neden bela olsun ki? | Slipstream-1 | 2007 | |
| I know what it is. She thinks you're Dr. Phil. | Ne olduğunu biliyorum. Senin Dr. Phil olduğunu zannediyor. | Slipstream-1 | 2007 | |
| It's making her all of a dither. | Bu da elini ayağını titretiyor. | Slipstream-1 | 2007 | |
| You think I look like Dr. Phil, Bonnie? | Sence Dr. Phil'e benziyor muyum, Bonnie? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Probably turning her on. I don't know, sir. | Muhtemelen öyle. Bilmiyorum, efendim. | Slipstream-1 | 2007 | |
| I mean, is my resemblance to Dr. Phil | Demek istediğim, Dr. Phil'e olan benzerliğim... | Slipstream-1 | 2007 | |
| 'Cause if it is, Bonnie, we can find a cozy little place, | Eğer öyleyse Bonnie, küçük ve rahat bir yer bulabiliriz,... | Slipstream-1 | 2007 | |
| and we can get really acquainted. | ve gerçek manasıyla tanışabiliriz. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Look, please, do you | Bakın, lütfen, sipa... | Slipstream-1 | 2007 | |
| Do you want to order? | Sipariş vermek istemiyor musunuz? | Slipstream-1 | 2007 | |
| I'm just happy being here, | Burada böylece oturmak,... | Slipstream-1 | 2007 | |
| if that's all hunkety dunkety doo with you, Bonnie. | ...ve seninle çene çalmak bana yetiyor Bonnie. | Slipstream-1 | 2007 | |
| So | Ayrıca... | Slipstream-1 | 2007 | |
| what do you call the other one? | Ötekini ne diye çağırıyorsunuz? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Come out with your hands up. | Elleriniz havada dışarı çıkın. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Isn't it just a beautiful day out there? | Güzel bir gün değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Come and get me, copper! | Gel de beni al bakalım aynasız! | Slipstream-1 | 2007 | |
| Don't, Johnny! No! | Yapma, Johnny! Hayır! | Slipstream-1 | 2007 | |
| Wouldn't you agree, ladies? | Öyle değil mi, hanımlar? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Just drink your milk. | Sadece sütünü iç. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Beautiful day? | Güzel bir gün. | Slipstream-1 | 2007 | |
| You can look at me all you want, ladies, no problem with that. | Bana istediğiniz kadar bakabilirsiniz hanımlar, sorun olmaz yani. | Slipstream-1 | 2007 | |
| You got a problem, Bonnie? | Birşey mi var, Bonnie? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Well, okay. If there are no problems, then what the fuck are you staring at? | Öyle mi, pekala. Birşey yoksa, ne boka bakıyorsun öyle? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Look, we don't want any trouble here. | Bakın, biz burada herhangi bir problem istemiyoruz. | Slipstream-1 | 2007 | |
| How about rustling up Boo Boo's breakfast? | Bizim Boo Boo'nun kahvaltısı ne oldu? | Slipstream-1 | 2007 | |
| I like that, Yogi. | Bu hoşuma gitti Yogi. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Smarter than your average bear, eh, Boo Boo? | Senin sıradan ayından daha iyi ha Boo Boo? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Boo Boo. So silly. | Boo Boo'ymuş. Ne kadar aptalca. | Slipstream-1 | 2007 | |
| What's your name, baby doll? Joanie. | Senin adın ne oyuncak bebek? Joanie. | Slipstream-1 | 2007 | |
| That's what you've been drooling over so lustfully. | Tutkulu ve ihtiraslı. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Joanie. | Joanie. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Ain't that cute. | Çok hoş değil. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Little sad, too, now I gotta be honest. | Belki biraz üzücü olacak ama dürüst olmalıyım. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Still wanna be Mommy's little treasure? | Anneciğin küçük hazinesi olmak istiyorsun hala değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Not quite ready to let go of all your little girly yesterdays? | Genç kızlık çağının geçip gitmesine hazır değil misin? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Pretty soon, sweetie pie, you're gonna have to give up all that shit | Tatlım, yaşlı kadınlar festivaline katıldığın zaman,... | Slipstream-1 | 2007 | |
| when you join the festering parade of tired old broads... | ...bu saçmalıkları da bırakmak zorunda kalacaksın. | Slipstream-1 | 2007 | |
| the Bette Anns, the Mary Lous, the Patsys, the Cindys... | Patsy'ler, Cindy'ler, Bette Ann'ler, Mary Lou'lar,... | Slipstream-1 | 2007 | |
| the Bonnies. | ...ve Bonnie'ler. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Just talking about you. | Hey kime diyorum ben. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Come on, get a move on! | Kıpırda haydi sallanma! | Slipstream-1 | 2007 | |
| Boo Boo tends to get a little snarly | Boo Boo karnı açken çabuk sinirlenir... | Slipstream-1 | 2007 | |
| when he hasn't eaten, right, Boo Boo? | ...değil mi Boo Boo? | Slipstream-1 | 2007 | |
| So we got the Joanies, the Bonnies, and we got the Bettes. | Pekala elimizde Joaniemiz, Bonniemiz, ve de Bettemiz var. | Slipstream-1 | 2007 | |
| How you doing, old gal? | Sen nasılsın yaşlı kadın? | Slipstream-1 | 2007 | |
| It is Bette, isn't it? | Bette'ydi değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Not "Bett"? | Bett değil yani? | Slipstream-1 | 2007 | |
| And her name's Gina, right? | Ve o da Gina değil mi? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Or should I say, good afternoon. | Ya da tünaydın demeliyim. | Slipstream-1 | 2007 | |
| What's your problem, pointy head? | Senin sorunun ne sivri kafa? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Got no problems. | Sorun yok. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Then what are you staring at? | O zaman neye bakıyorsun? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Heck of a lot of staring going on in this place, eh, Boo Boo? | Burada bakmaya değer çok şey var galiba ha Boo Boo? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Makes me feel real itchy and twitchy all over. | Bu da beni uyuz ediyor ve geriyor. | Slipstream-1 | 2007 | |
| You don't have to be sorry. | Üzgün olmak zorunda değilsin. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Be conscientious, be American, with American values industry, valor! | Vicdanlı ol, Amerikalı ol, Amerikan değerleri... sanayi, cesaret! | Slipstream-1 | 2007 | |
| That's what I like to see. | Görmek istediğim bunlar. | Slipstream-1 | 2007 | |
| That's all I ask of my fellow Americans. | Tüm Amerikalı dostlarımdan istediğim sadece bunlar. | Slipstream-1 | 2007 | |
| "l am not a crook!" | "Ben sahtekar değilim!" | Slipstream-1 | 2007 | |
| Bonnie, where's my friend's breakfast? | Bonnie, arkadaşımın kahvaltısı nerede? | Slipstream-1 | 2007 | |
| I'm just preparing it now. | Şimdi hazırlıyorum. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Good! Continue the preparation. | Güzel! Hazırlıklara devam et. | Slipstream-1 | 2007 | |
| What is your name, pinhead? Mel. | Senin adın ne mankafa? Mel. | Slipstream-1 | 2007 | |
| That's an all American name to me, Mel. | Başarılı bir Amerikalı ismi gibi Mel. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Got a ring of authenticity. | Otantikliğin göstergesi gibi. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Kinda cracker barrel, know what I mean? | Ülkedeki yaşamın simgesi gibi, dediğimi anlıyor musun? | Slipstream-1 | 2007 | |
| Chill Wills, Slim Pickens, Andy Devine, and Big Mac Mel. | Chill Wills, Slim Pickens, Andy Devine, ve Büyük Mac Mel. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Nice cozy little setup you got here. | Burada küçük ve güzel bir düzenin var. | Slipstream-1 | 2007 | |
| Tell me something, if you're not too much of a whacked out old fairy:. | Söylesene, yürüyemeyecek kadar yorgun ve yaşlı bir totoş değilsen eğer: | Slipstream-1 | 2007 | |
| what exactly is your relationship to sweet Bonnie Daydream, here? | Tatlı Bonnie Daydream ile ilişkin tam olarak nedir? | Slipstream-1 | 2007 |