Search
English Turkish Sentence Translations Page 149289
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| There were good people in the town... | Kasabada iyi insanlar da vardı... Kasabada, senin gibi... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| People who like to help. | Yardım etmeyi seven insanlar.. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Alessa's hate grew and grew, burning inside her. | Alessa'nın nefreti günden güne büyüdü, onu içten içe yakıyordu. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Her hate got so strong... | Öfkesi o kadar güçlendi ki... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I told her it was their turn. | Onların sırasının geldiğini söyledim ona. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I promised they would all fall into her darkest dream. | Onun başına gelen en karanlık kabusu onlara da yaşatacağıma söz verdim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Now, Rose, we must talk. | Şimdi, Rose, konuşmalıyız. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| She won't hurt you. | Seni incitmeyecek. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Where's my child? | Kızım nerede? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| She's not your child. | O senin kızın değil. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| She's hers. | Onun kızı. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| The little girl is what's left of her goodness. | Küçük kız onun iyiliğinin bir parçası. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| We hid her in safety... | Bu cehennemin dışındaki bir dünyada... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...in the world outside this hell. | ...onu güvenli bir yerde gizledik. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...and so, too, must the dreamers within it. | ...ve bu rüyayı görenlerde bununla beraber yok olmalı. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...they've lied to their own souls. | ...kendi ruhlarını kandırdılar. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| For 30 years they've denied their own fate. | 30 yıldan beri kaderlerine karşı geldiler. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| All we ask for is satisfaction. | İstediğimiz tek şey memnuniyet. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Satisfaction? | Memnuniyet mi? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You chose. | Senin seçimindi. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You chose Sharon. | Sharon'ı sen seçtin. Christabella, Sharon'ı bulacak. Onu arındırmayı planlıyor. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Christabella will find Sharon. | Christabella Sharon'ı bulacaktır. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I cannot enter while they deny their fate... | Kaderlerini reddettikleri sürece, ben o kiliseye giremem. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| The child is mine! | O çocuk benim! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| She's mine. | O benim çocuğum. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Just a friendly warning... | ...ne yaptığını bilen insanlarla geri döneceğim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...l'll be back with people who know what they're doing. | ...Ne yaptığını bilen insanlarla birlikte tekrar geleceğim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Before you do that, Chris, I wanna tell you about Officer Bennett. | Bunu yapmadan önce, Chris, Memur Bennett hakkında bir şey söylemek istiyorum sana. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Cybil Bennett, she found that boy. | Cybil Bennett, bu çocuğu buldu. Kurtarılana kadar üç gün boyunca onu korudu. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...keeping him alive until they were rescued. | ...onu 3 gün boyunca hayatta tutmayı başardı. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I need to do everything I can. | Yapabildiğim her şeyi yapacağım. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| This time you will bear witness. She is innocent. | Ve şimdi buna tanıklık edeceksin. O masum. Bak ona. Senin kızının piçi. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| The demon fathered this disgusting abomination from her child! | Şeytan bu iğrenç yaratığı kendi çocuğundan peydahladı. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| It's okay, it's okay. Your mama's coming. | Sakin ol, tamam. Annen geliyor. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Once again we are called upon to restore innocence. | Bir kez daha masumiyeti geri getireceğiz. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Don't let her say this! No! We burn the child! | Onu dinlemeyin! Hayır! Çocuğu da yakalım! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Those who aid the demon... | Şeytana yardım edenler... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Why? | Neden??? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn the witch! Burn her! | Cadıyı yakın! Yakın onu! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Suffer. | Cezanı çekeceksin. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn the witch! Burn her! Burn the witch! Burn her! | Cadıyı yakın! Yakın onu! Cadıyı yakın! Yakın onu! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn her! | Yakın onu! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You're in your own hell. | Canınız cehenneme. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Mama, be with me. | Anne, bırakma beni. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| This is where we stopped the annihilation of the world. | Dünyanın da yok oluşunu durdurduğumuz yerdir. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| But the demon is wicked, full of treachery. | Şeytan günahkar, ve ihanetle dolu. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| To rid the world of this demon... | Dünyayı bu şeytandan kurtarmak için... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...we must burn this child! | ...bu çocuğu yakmalıyız. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| That's not gonna happen! | Yapamayacaksınız! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| It's okay, baby. Everything's gonna be okay. | Tamam, bebeğim. Her şey düzelecek. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| What have you people done? | Ne yaptın insanlara böyle? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Do not believe her lies. | İnanmayın onun yalanlarına. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I come from a world outside this place. | Buranın dışındaki bir dünyadan geldim ben. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I come from a world full of life! | Hayat dolu bir dünyadan geldim! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Why don't you tell them the truth. | Neden onlara gerçekleri söylemiyorsun. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Tell them the truth that you deny, even to yourself. | İnkar ettiğin gerçekleri anlat onlara. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You burned in the fire that you started... | Kendi başlattığınız yangında yandınız... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Mommy! Take her. | Anne! Kaldırın onu. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn her. Burn her as a witch. | Yakın onu. Tıpkı bir cadı gibi yakın. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Demon witch! | Şeytan cadı! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn me? Demon witch. | Beni yakmak mı? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| That's your answer. | Cevabın bu. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn anything you're afraid of. | Korktuğun her şeyi yak. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| This woman uses your fear to control you. | Bu kadın korkularınızı kullanarak sizi kontrol ediyor. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| But you will not deny your guilt... | Ama suçunuzu ve... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...and you cannot deny her pain! | ...onun acısını inkar edemezsiniz. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| No, it's you who have sinned. | Hayır, günahkar olan sensin. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You darkened the heart of an innocent... | Masumların kalbini sen kararttın... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Sinner. Heresy. | Günahkar. Kafir. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Burn her. Burn her! | Yakın onu. Yakın onu! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You are alone in this limbo... | Bu zindanda tek başınasın... | Silent Hill-1 | 2006 | |
| ...and God is not here. | ...ve Tanrı burada değil. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| She was a blasphemer. | O bir kafirdi. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Blasphemer! | Kafir! | Silent Hill-1 | 2006 | |
| You've brought the darkness in with you. | Beraberinde karanlığı da getirdin. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| For Sharon. | Sharon için. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Mommy. Mommy. | Anne. Anne. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Oh, Lord, give me the strength to stay pure. | Tanrım, kötülükten uzak durmam için bana güç ver. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Sharon! Sharon, honey, it's me. It's Mommy. | Sharon! Sharon, tatlım, benim. Annen. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Down! We're getting down. | Eğil! Eğil bebeğim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Shut your eyes. Shut your eyes, baby. | Kapat gözlerini. Kapat gözlerini, bebeğim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Why did she not take me with the others? | Neden beni de onlarla beraber öldürmedi? | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Because you're her mother. | Çünkü sen onun annesisin. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Mother is God in the eyes of a child. | Anneler çocuklarının gözünde tanrı gibidir. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Hi, this is Chris. And this is Rose. | Merhaba, ben Chris. Bende Rose. Ve ben de Sharon Da Silva. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Christopher, it's me. | Christopher, benim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| I'm with Sharon. | Sharon ile birlikteyim. | Silent Hill-1 | 2006 | |
| Have some cereal. | Gevrek ister misin? | Silent Light-1 | 2007 | |
| Pass the bread, Dad. | Ekmeği uzatır mısın baba. | Silent Light-1 | 2007 | |
| No banana today? | Bugün muz yok! | Silent Light-1 | 2007 | |
| Pass the milk, please, Alfredo. | Alfredo, sütü uzatır mısın lütfen. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Well done, Anita! You've spilled the milk again. | Aferin Anita! Yine döktün sütü. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Open your mouth like this... | Ağzını bu şekilde aç... | Silent Light-1 | 2007 | |
| Esther, I'm going to the garage now | Esther, ben şimdi garaja, | Silent Light-1 | 2007 | |
| to pick up the crankshaft for the tractor. | traktörün krank milini kaldırmaya gidiyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Yes, Johan. We're going out now, too. | Tamam, Johan. Biz de dışarı çıkacağız. Tamam, Johan. Bizde dışarı çıkacağız. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Okay, let's all get moving. | Tamam, hadi hep beraber çıkalım. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Hand me the dishes, children. | Çocuklar tabakları uzatın. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Help me arrange the table. | Masayı toplamama yardım edin. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Don't leave any leftovers, Dani and Anita! | Dani ve Anita, sakın yemek artığı bırakmayın! | Silent Light-1 | 2007 |