Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 22457
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| You're going to learn to keep your tail in. | Sen de kuyruğunu kıstırmayı öğreneceksin. | Glue-1 | 2014 | |
| Tintin. | Tintin. 1 | Glue-1 | 2014 | |
| Tintin? | Tintin? | Glue-1 | 2014 | |
| You OK? Not OK. What was in that thing? | İyi misin? Değilim. Ne vardı o şeyin içinde? | Glue-1 | 2014 | |
| Some sort of industrial agricultural effluent cleaner type thing. | Endüstriyel ve tarımsal atıklar için temizlik gereci gibi bir şey. | Glue-1 | 2014 | |
| A nattily dressed Irishman recommended it to me. | Süslü giyimli İrlandalı birisi tavsiye etti. | Glue-1 | 2014 | |
| My eyebrows itch. | Kaşlarım kaşınıyor. | Glue-1 | 2014 | |
| It wasn't good? | İyi değil miydi? | Glue-1 | 2014 | |
| It wasn't good. | İyi değildi. | Glue-1 | 2014 | |
| Better? | Daha iyi? | Glue-1 | 2014 | |
| My head is throbbing. | Başım zonkluyor. | Glue-1 | 2014 | |
| I think I'm having a heart attack. | Sanırım kalp krizi geçiriyorum. | Glue-1 | 2014 | |
| Or an asthma attack. Oh, definitely an attack then? | Ya da astım. O zaman kesin bir atak? | Glue-1 | 2014 | |
| You are a bad man, you are! | Çok kötüsün! | Glue-1 | 2014 | |
| I am a bad man | Çok kötüyüm... | Glue-1 | 2014 | |
| and I regret nothing. | ...ve hiçbir şeyden pişman değilim. | Glue-1 | 2014 | |
| Did you get any post? | Mektup geldi mi? | Glue-1 | 2014 | |
| Supposed to be getting your uni offers through? Yes. | Üniversite tekliflerini alman gerekiyordu? Evet. | Glue-1 | 2014 | |
| Yep, in fact I've done better than that. Got an offer. | Evet, aslında ondan daha iyisini yaptım. Bir teklif aldım. | Glue-1 | 2014 | |
| Accepted a place. | Bir yeri kabul ettim. | Glue-1 | 2014 | |
| English as a foreign language at Westminster University. Serious. | Westminster Üniversitesinde yabancı dil olarak İngilizce. Cidden. | Glue-1 | 2014 | |
| English as a foreign language? | İngilizceyi yabancı dil olarak mı? | Glue-1 | 2014 | |
| Yes... Your mum is going to kill you. | Evet... Annen seni öldürecek. | Glue-1 | 2014 | |
| You're in it, the future. | Gelecekte sen varsın. | Glue-1 | 2014 | |
| MY future. | Benim geleceğimde. | Glue-1 | 2014 | |
| The cosmos smiles on you, Tintin. | Kozmos sana gülümsüyor, Tintin. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, if you and your drugs don't kill me first. | Tabii, sen ve uyuşturucuların beni daha önce öldürmezse. | Glue-1 | 2014 | |
| Again. No, not again, you bad man! | Tekrar. Hayır, olmaz kötü adam! | Glue-1 | 2014 | |
| I need this one off the books, OK? | Bunun kayıt dışı olmasını istiyorum, tamam mı? | Glue-1 | 2014 | |
| OK. 40 do it? | Tamam. 40 yeter mi? | Glue-1 | 2014 | |
| I can't afford vet's bills for a dead animal. 40's fine. | Ölen hayvanlar için veterinere para ödeyemem. 40 yeterli. | Glue-1 | 2014 | |
| At least we saved the calf. If it lives through the night, | Hiç değilse yavrusunu kurtardık. Eğer akşama kadar yaşarsa... | Glue-1 | 2014 | |
| I'll call out the hunt man to get rid of it. | ...ondan kurtulacağım. | Glue-1 | 2014 | |
| Sam can use the meat for the hounds. It wasn't James' fault. | Sam etini köpeklere verebilir. James'in suçu değildi. | Glue-1 | 2014 | |
| It could have happened even if he checked. | Kontrol etseydi bile olabilirdi. | Glue-1 | 2014 | |
| But he didn't check, did he? | Ama kontrol etmedi, değil mi? | Glue-1 | 2014 | |
| His father never overslept a day in his life | Babası hayatı boyunca uyuyakalmadı. | Glue-1 | 2014 | |
| and now I've lost a good milker. | İyi bir ineğimi kaybettim şimdi. | Glue-1 | 2014 | |
| Jackie... | Jackie... | Glue-1 | 2014 | |
| How bad is it? Oh, don't worry, I have plans. | Ne kadar kötü? Endişelenme planlarım var. | Glue-1 | 2014 | |
| Leave the clean up to James if he ever shows up. | Temizliği James'e bırak, eğer ortaya çıkarsa tabii. | Glue-1 | 2014 | |
| Can I take your names, please? | İsimlerinizi öğrenebilir miyim lütfen? | Glue-1 | 2014 | |
| Ruth Rosen. Ian Salter, sergeant. | Ruth Rosen. Ian Salter, çavuş. | Glue-1 | 2014 | |
| OK, thank you very much. | Tamam, çok teşekkürler. | Glue-1 | 2014 | |
| Isn't that James Warwick? Don't you know him? | James Warwick değil mi o? Tanıyor musun? | Glue-1 | 2014 | |
| Have we got a name for the body yet? No. | Cesedin ismini öğrenemedik mi hala? Hayır. | Glue-1 | 2014 | |
| Caleb Bray. | Caleb Bray. | Glue-1 | 2014 | |
| That's Cal? | Cal mi o? | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah. You're needed down at the travellers' site. | Evet. Olay yerinde istendin. | Glue-1 | 2014 | |
| You're dripping water on Annie's vinyl. Yeah. | Annie'nin zeminine su damlatıyorsun. Evet. | Glue-1 | 2014 | |
| So don't. She'll kill you. Oh, God, Annie'll kill me. | Yapma. Öldürür seni. Tanrım, Annie beni öldürecek... | Glue-1 | 2014 | |
| Mum'll kill me. Everyone's just going to kill me, yeah? | ...annem beni öldürecek. Herkes beni öldürecek, değil mi? | Glue-1 | 2014 | |
| You're going to work out what to do with your life eventually, you know. | Hayatınla ilgili neler yapacağına eninde sonunda karar vereceksin. | Glue-1 | 2014 | |
| I know what I want to do. I want to dance! | Ne yapmak istediğimi biliyorum. Dans etmek istiyorum! | Glue-1 | 2014 | |
| Come on, Tintin. Oi! | Hadi, Tintin. | Glue-1 | 2014 | |
| You know what to do. Spin out and spin in. | Ne yapacağını biliyorsun. Git ve gel. | Glue-1 | 2014 | |
| Time for a quick handjob? | Küçük bir handjob olur mu? | Glue-1 | 2014 | |
| Romantic! | Romantik! | Glue-1 | 2014 | |
| Blowjob? | Blowjob? | Glue-1 | 2014 | |
| Cal says you don't really give a fuck about anyone, | Cal kimseyi siklemediğini düşünüyor... | Glue-1 | 2014 | |
| including me. | ...beni bile. | Glue-1 | 2014 | |
| Well, Cal can fuck off cos it's not really his business, is it? | Cal siktir olup gidebilir çünkü onu hiç ilgilendirmiyor, değil mi? | Glue-1 | 2014 | |
| He's like my little brother. | O benim kardeşim gibi. | Glue-1 | 2014 | |
| I've been riding with him and Eli since I was seven. | Onunla ve Eli ile yedi yaşımdan beri takılıyorum. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, and you've been riding me since we were 15... | Evet, 15 yaşından beri de benimle birliktesin... | Glue-1 | 2014 | |
| ..which, according to Inuit tradition, at least, | Ayrıca Eskimo geleneğine göre... | Glue-1 | 2014 | |
| makes us family too. | aile bile sayılırız. | Glue-1 | 2014 | |
| OK, I believe you. | Tamam, sana inanıyorum. | Glue-1 | 2014 | |
| Five more if the wheels are still on when we get back. | Tekerlekler yerinde kalırsa 5 daha vereceğim. | Glue-1 | 2014 | |
| I want in on this, OK? I want to get on this team. Don't let me down, OK? | Bu işin içinde ve bu ekipte olmak istiyorum, hayal kırıklığına yaşatma, tamam mı? | Glue-1 | 2014 | |
| Won't everyone be on the team? No, of course not. | Herkes ekipte olmayacak mı? Hayır tabii ki. | Glue-1 | 2014 | |
| There'll be one or two seconded but mostly it's city boys. | Bir ya da iki geçici görevli olacak. Ama genellikle şehirliler olacak. | Glue-1 | 2014 | |
| Inspector. Been a while since we dragged you down here, sir. | Baş komiser. Sizi bayağıdır buralara sürüklemiyoruz. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, just after they burnt down the church, I believe. | Evet, kilisenin yakılmasından beri sanırım. | Glue-1 | 2014 | |
| That was never proved. | O olay hiç kanıtlanmadı. | Glue-1 | 2014 | |
| Probationer Ruth Rosen, sir. You requested her. | Stajyer Ruth Rosen, efendim. Onu istemiştiniz. | Glue-1 | 2014 | |
| Oh, yeah, of course. | Evet, doğru. | Glue-1 | 2014 | |
| Do you want me to start the H2H, sir? Yeah, get on it. | H2H'i başlatmamı ister misiniz, efendim? Evet, hallet onu. | Glue-1 | 2014 | |
| I believe the victim's van's over there. | Sanırım kurbanın kamyoneti orada. | Glue-1 | 2014 | |
| Please don't take my word for it. | Ama lütfen sözüme inanmayın. | Glue-1 | 2014 | |
| I have no proof. | Kanıtım yok çünkü. | Glue-1 | 2014 | |
| Sharon says she saw you and that gyppo boy | Sharon bu sabah seni çingene çocukla... | Glue-1 | 2014 | |
| tearing round the Long this morning. | ...takılırken görmüş. | Glue-1 | 2014 | |
| Eli, Mum. His name's Eli. | Eli, anne. Onun adı Eli. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, well you ain't going to get a ride | Bu davranışlarınla ata... | Glue-1 | 2014 | |
| behaving like that, are you? | ...binemeyeceksin ama değil mi? | Glue-1 | 2014 | |
| Don't get me started on that gyppo family. | O çingene aileden bahsettirme bana yine. | Glue-1 | 2014 | |
| That gyppo family was there when you weren't. | O çingene aile sen yokken buradaydı. | Glue-1 | 2014 | |
| You need to behave, that's all I'm saying, if you want to go contract. | Eğer kontratı istiyorsan, davranışlarına dikkat etmelisin. | Glue-1 | 2014 | |
| I'll get a contract cos I'm the best and I am. | Kontratı alacağım çünkü ben iyisiyim. | Glue-1 | 2014 | |
| Sometimes, when you smile, you look just like him, you know that? | Bazen, gülümsediğinde, tıpkı onun gibi görünüyorsun. Biliyor musun? | Glue-1 | 2014 | |
| Great. I look like a man. Great. | Harika. Erkek gibi görünüyorum. Harika. | Glue-1 | 2014 | |
| Oh, no, he had quite a girlie face, your father. | Hayır, babanın kız gibi yüzü vardı. | Glue-1 | 2014 | |
| Why I liked it. Dead soft. | Onu sevme nedenim. Yumuşacıktı. | Glue-1 | 2014 | |
| Hard as nails underneath but he looked soft on top. | Aşağısı sert yukarısı yumuşak görünürdü. | Glue-1 | 2014 | |
| 20's all I got this week. Oh, no, no, no, I don't need to take your money. | Bu hafta 20'lik kazanabildim. Hayır, paranı almama gerek yok. | Glue-1 | 2014 | |
| She did say you looked good up there. | Atın üstünde çok güzel göründüğünü söyledi. | Glue-1 | 2014 | |
| She said you flew. | Uçtuğunu söyledi. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, I flew. | Evet, uçtum. | Glue-1 | 2014 | |
| I don't know if they told you, I'm... | Sana söylediler mi bilmiyorum, ben... | Glue-1 | 2014 |