Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 22456
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| She's a lot of fun when you put her next to you. | Yanımda olması eğleceli oluyor. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Love Coach or whatever... let's give that a go. | Aşk Koçu mu neyse…bir deneyelim. | Glowing She-1 | 2012 | |
| I may not let you go. | Seni bir daha bırakmayabilirim. | Glowing She-1 | 2012 | |
| And I may stay for good. | Belki de sana sıkıca bağlanan ben olurum. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Sell your face to act like you're dating at your age... | televizyona çıkp bu yaşta aşıkmış gibi rol mü yapacaklar* | Glowing She-1 | 2012 | |
| I plan to date for real, with Jun Ji Hyun. | Jun Ji Hyun'la ciddi manada çıkmayı düşünüyorum. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Why did you want to meet? | Niye görüşmek istedin? | Glowing She-1 | 2012 | |
| Because of Jun Ji Hyun. | Jun Ji Hyun yüzünden. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Because I like Jun Ji Hyun. | Çünkü Jun Ji Hyun'dan hoşlanıyorum. | Glowing She-1 | 2012 | |
| I don't know about other people, but it can't be Jun Ji Hyun. | Başkasını bilmem ama Jun Ji Hyun olmaz. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Jun Ji Hyun is my woman. | Jun Ji Hyun benim kadınım. | Glowing She-1 | 2012 | |
| Who was that? I didn't see. Was he naked? Yeah. | O kimdi? Göremedim. Çıplak mıydı? Evet. | Glue-1 | 2014 | |
| You're lovely. | Harikasın. | Glue-1 | 2014 | |
| Come on! Nice one, jim jams. | Hadi! Çok iyiydi, Jim Jams. | Glue-1 | 2014 | |
| Are you OK? That was mental! Oh, mate. | İyi misin? Manyakçaydı! | Glue-1 | 2014 | |
| That was fucking mental! | Çok manyakçaydı! | Glue-1 | 2014 | |
| James, one question... Why the penis? | James, bir şey soracağım. Neden penis? | Glue-1 | 2014 | |
| Well, shouldn't we all... You told me it would be better without clothes. | Hepimiz öyle olmayacak mıydık? Çıplak olursak daha iyi olacağını söylemiştin. | Glue-1 | 2014 | |
| Mate, you're going to be finding grain up your arse for about six months. 1 | Altı ay boyunca falan götünde yem bulacaksın dostum. | Glue-1 | 2014 | |
| Should we get Annie? | Annie'yi mi yakalasak? 1 | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah! Come here! | Evet! Gel buraya! | Glue-1 | 2014 | |
| No! No! What's that?! | Hayır! Hayır! O ne? | Glue-1 | 2014 | |
| You won't see a thing! | Hiçbir şey göremeyeceksin! | Glue-1 | 2014 | |
| Right, Cal, you're next. Yes! | Haydi Cal, sıra sende. Evet! | Glue-1 | 2014 | |
| Up, up, up, up! No! | Kalk, kalk, kalk. | Glue-1 | 2014 | |
| All right? We made it! | Pekâlâ. Başardık! | Glue-1 | 2014 | |
| You coming out later? Later? Yeah. | Sonra çıkar mıyız? Sonra mı? | Glue-1 | 2014 | |
| Don't be a lightweight, Tina. We've got things to do. | Bu kadar hafifsıklet olma Tina. Yapacağımız şeyler var. | Glue-1 | 2014 | |
| I can feel it. The wolves are howling. | Hissedebiliyorum. Kurtlar uluyor. | Glue-1 | 2014 | |
| You're fucking mental. | Kafayı yemişsin. | Glue-1 | 2014 | |
| Who's coming? I asked you first, of course. | Kimler geliyor? İlk sana sordum tabii ki. | Glue-1 | 2014 | |
| The others should be up for it. I'll try and persuade the naked boy but he won't. | Diğerleri de gelir. Çıplak çocuğu da ikna etmeye çalışacağım ama gelmez. | Glue-1 | 2014 | |
| I told you not to look down! Everyone looks down. I don't. I never have. | Sana aşağı bakma demiştim! Herkes aşağı bakıyor. Ben bakmıyorum. | Glue-1 | 2014 | |
| That's actually true, isn't it? Yeah. | Gerçekten de öyle mi? Evet. | Glue-1 | 2014 | |
| Tina, you know how I love you? Don't push me, Cal! | Tina, seni ne kadar seviyorum biliyorsun. İtme beni Cal! | Glue-1 | 2014 | |
| You know how I'm practically your brother? No! | Kardeşin sayılırım biliyorsun. Hayır! | Glue-1 | 2014 | |
| I'm doing this for you as well as me. Ah! | Senin olduğu kadar kendim için de yapıyorum bunu. | Glue-1 | 2014 | |
| Oh! Fuck! | Siktir. | Glue-1 | 2014 | |
| I looked down. | Aşağı baktım. | Glue-1 | 2014 | |
| When did you get in last night? | Dün gece ne zaman geldin? | Glue-1 | 2014 | |
| When I discovered my ever friendly dad locked me out. | Babamın beni dışarıda bıraktığını öğrenince geldim. | Glue-1 | 2014 | |
| You going back to sleep? | Tekrar uyuyacak mısın? | Glue-1 | 2014 | |
| Ah, Tina, honestly, not a good idea. | Tina, gerçekten hiç iyi bir fikir değil. | Glue-1 | 2014 | |
| Some people would pay money for that sort of wake up. Yeah? | Böyle uyanmak için para ödeyecek insanlar var. | Glue-1 | 2014 | |
| What they been rubbing Black down with, a scouring brush? | Siyah'ı neyle tarıyor bunlar, fırçayla mı? | Glue-1 | 2014 | |
| You'd have known if you were here. You're both late. | Burada olsaydın bilirdin. İkiniz de geciktiniz. | Glue-1 | 2014 | |
| To be fair, Eli wasn't late, he was sleeping on the job. | Doğrusunu söylemek gerekirse, Eli gecikmedi. İş sırasında uyuyordu. | Glue-1 | 2014 | |
| Eli, you're on Crowley James, Tina, you're taking Black out. | Eli sen Crowley James'i al, Tina sen de Siyah'ı. | Glue-1 | 2014 | |
| You are aware that there hasn't been a bus | Bu kasabada 6 yıldır otobüs... | Glue-1 | 2014 | |
| running through this town in six years? | ...geçmediğinin farkında mısın? | Glue-1 | 2014 | |
| I'm optimistic things might change. | İşlerin değişebileceği konusunda iyimserim. | Glue-1 | 2014 | |
| Fancy some breakfast? | Kahvaltı ister misin? | Glue-1 | 2014 | |
| I've got an Irn Bru, family sized pack of Mars bars. | İçeceğim ve aile boyu çikolatam var. | Glue-1 | 2014 | |
| The breakfast of champions. You'll die young. | Şampiyonların kahvaltısı. Genç yaşta öleceksin. | Glue-1 | 2014 | |
| The drugs will take me before the diet does. True. | Uyuşturucular sağlıksız beslenmeden önce öldürecek. | Glue-1 | 2014 | |
| You going home or coming out? Going home. Did you sleep? | Eve mi gidiyorsun, yeni mi çıkıyorsun? Eve gidiyorum. Uyudun mu? | Glue-1 | 2014 | |
| I either slept and dreamt of a man with a rat face | Ya gerçekten uyudum ve fare suratlı kırmızı balonlu bir adamın beni... | Glue-1 | 2014 | |
| and red balloons was following me, or a man with a rat face | ... takip ettiğini rüyamda gördüm ya da gerçekten... | Glue-1 | 2014 | |
| and red balloons was actually following me. | ...fare suratlı kırmızı balonlu bir adam beni takip etti. | Glue-1 | 2014 | |
| Red balloons? They popped one by one. Right. | Kırmızı balonlu? Tek tek çıktılar. | Glue-1 | 2014 | |
| I was probably dreaming. Yeah. | Rüya görüyordum herhalde. Evet. | Glue-1 | 2014 | |
| What happened to you? | Sana ne oldu peki? | Glue-1 | 2014 | |
| I'm not entirely sure. Definitely involved less balloons, though. | Tam olarak emin değilim. Ama kesinlikle daha az balon içeriyor. | Glue-1 | 2014 | |
| OK, I have sleep to catch up on and you have no job to go to. | Pekâlâ, benim uyumaya gitmem gerek, senin de gidecek bir işin yok. | Glue-1 | 2014 | |
| Ha ha, it's not nice taking the mickey out of people who don't work. | Çalışmayan insanlarla dalga geçmek hiç hoş değil. | Glue-1 | 2014 | |
| It was a good night. It ranks with the best. | İyi bir geceydi. En iyilerin arasında. | Glue-1 | 2014 | |
| Can you hold her steady so I can get my hand in? | Sabit tutabilir misin? Böylece elimi sokabilirim. | Glue-1 | 2014 | |
| I can just about get hold of the calf. | Ben buzağıya erişebilirim. | Glue-1 | 2014 | |
| She's in breech. You're a vet, you can... What's going on? | Arkasında. Sen veterinersin. Neler oluyor? | Glue-1 | 2014 | |
| It's under control, Mum. Why didn't you call me? | Kontrol altında anne. Neden beni aramadın? | Glue-1 | 2014 | |
| I called Janine. The earlies are my shift. We were saving it. | Janine'i aradım. Sabahkiler benim vardiyamdı. | Glue-1 | 2014 | |
| I think there's a rupture. How did we miss this?! | Sanırım yırtık var. Bunu nasıl göremedik? | Glue-1 | 2014 | |
| Janine didn't miss it. I did. I slept in. | Anine değil ben göremedim... Uyuyakalmışım. | Glue-1 | 2014 | |
| I didn't call her till too late. It's not her, it's me. | Onu son ana kadar aramadım. Benim suçum, onun değil. | Glue-1 | 2014 | |
| Those bales on the east field got rained on last night. | Tarlanın doğusundaki balyalar dün akşam yağmura yakalandı. | Glue-1 | 2014 | |
| Get them inside before they rot. | Çürümeden önce içeri al onları. | Glue-1 | 2014 | |
| She's bleeding out. Please, just do what you can. | Kan kaybediyor. Lütfen çabuk ol. | Glue-1 | 2014 | |
| Cal, it's me. I'm with your less fun, moody older brother. | Cal, benim. Daha az eğlenceli, karamsar ağabeyinle birlikteyim. | Glue-1 | 2014 | |
| Where you at? And where did you end up last night? We lost you. | Neredesin ve dün gece nereye kayboldun? Seni bulamadık. | Glue-1 | 2014 | |
| Call me back when you get this. | Bunu görünce ara beni. | Glue-1 | 2014 | |
| You're not talking, your brother's not answering, | Sen konuşmuyorsun, kardeşin telefona cevap vermiyor. | Glue-1 | 2014 | |
| pretty boring morning all round. | Oldukça sıkıcı bir sabah. | Glue-1 | 2014 | |
| Yeah, well, I'm not Cal, am I? He does his thing, I do mine. | Ben Cal değilim tabii, değil mi? O öyle ben de böyleyim. | Glue-1 | 2014 | |
| She's fidgety. She's a proper racehorse. She wants to go. | Kıpır kıpır. Kızımız tam bir yarış atı. Gitmek istiyor. | Glue-1 | 2014 | |
| Jealous of my ride, Eli? | At sürüşümü kıskandın mı Eli? | Glue-1 | 2014 | |
| Ain't yours. Dom won't let you race her. No? | Senin değil. Dom, onunla yarışmana izin vermez. Öyle mi? | Glue-1 | 2014 | |
| Not till you're contract anyway. | En azından sözleşmene kadar izin vermez. | Glue-1 | 2014 | |
| Shall we let them go a bit? No. | Biraz gitmelerine izin verelim mi? Hayır. | Glue-1 | 2014 | |
| Tina! Tina! Wait! | Tina! Tina! Bekle! | Glue-1 | 2014 | |
| She's not ready! You mean YOU'RE not! | Hazır değil. Sen değilsin! | Glue-1 | 2014 | |
| Come on, Eli! | Hadi, Eli! | Glue-1 | 2014 | |
| Tina, you'll hurt the horse! 1 | Tina, onu inciteceksin! | Glue-1 | 2014 | |
| Go on! | Yürü! | Glue-1 | 2014 | |
| What do you think you're playing at? | Neyle oynadığını sanıyorsun? | Glue-1 | 2014 | |
| You can dismount any time you like. | Attan inebilirsin. | Glue-1 | 2014 | |
| I just wanted to see him go a bit. | Sadece biraz koşmasını görmek istemiştim. | Glue-1 | 2014 | |
| The trouble is you ride him like a motorbike, not a horse. | Sorun şu ki onu motosiklet gibi kullanıyorsun at gibi değil. | Glue-1 | 2014 | |
| I ride him how he wants to be ridden. | Nasıl binilmek istiyorsa öyle biniyorum. | Glue-1 | 2014 | |
| Get off my million pound racehorse, Tina. | Milyon poundluk atımdan in Tina. | Glue-1 | 2014 | |
| You're going to learn to be nicer to people, Dominic. | İnsanlara daha iyi davranmayı öğreneceksin Dominic. | Glue-1 | 2014 |