Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 19322
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
They left in a hurry. | Aceleyle çıkmışlar. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Maybe they were evacuated. Don't start. | Belki de ortadan yok oldular. Başlama yine. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Something had to happen for them to leave like this. | Bir şey onları öylece çıkıp gitmek zorunda bırakmış. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
They probably saw Rafa and took him with them. | Muhtemelen Rafa'yı görüp, yanlarında götürdüler. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
If they'd seen Rafa they'd have come looking for us. | Rafa'yı gördülerse, bizi aramak için geleceklerdir. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
The cars aren't working. | Arabalar çalışmıyor. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
I don't like this one bit. I need to talk to my sister. | Bundan hiç hoşlanmadım. Kız kardeşimle konuşmam gerekiyor. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You may be worried about your kids, but we all have families here. | Çocuklarını merak ediyor olabilirsin ama hepimizin aileleri var. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
So stop hogging all the attention already! | O yüzden bencilce davranıp ilgi çekmeyi kes artık! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We should take what we can carry from the kitchen and walk to town. | Mutfaktan taşıyabileceğimiz kadarını alıp, şehre gitmeliyiz. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You can't walk to town, Felix. It's way too far. | Şehre kadar yürüyemezsin Felix. Buraya çok uzak. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
By road. | Yoldan. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We can take the shortcut through the gorge. | Kestirmeden geçite inebiliriz. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Did you try the phone? | Telefonu denedin mi? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
What do you think? It doesn't work. | Sence? Çalışmıyor. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Relax, it's probably only this area. I'm sure they're fine. | Sakin ol, sadece bu bölgededir. Eminim çocuklar iyilerdir. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Don't touch me. Leave me alone. | Dokunma bana. Beni rahat bırak. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Felix is right. | Felix haklı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We should get going. | Şehre gitmeliyiz. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
If they're hikers, it's normal for them to get up early. | Yürüyüşe çıkan kişilerse, erken kalkmaları normal. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
And leave everything like this? | Her şeyi bu şekilde bırakmışlar mı? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
This is used for hiking. And it's expensive equipment. | Bu yürüyüş için kullanılır. Ayrıca pahalı bir ekipmandır. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It makes sense to take it with you, | Mantıklısı, yanına almak. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
not leave it here for anyone to take. | Kimse yanına almadan burada bırakmaz. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
What then? | Öyleyse ne oldu? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It seems odd to me. | Bana garip göründü. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
There's somebody up there. | Orada biri var. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Maybe it's Rafa. | Rafa olmalı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
No, that's not Rafa. | Hayır, Rafa değil. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It must be one of the hikers. | Yürüyüşe çıkanlardan biri olmalı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Where the hell did he go? Must be a shepherd. | Ne cehenneme kayboldu? Çobanın teki olmalı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Probably thought we're a bunch of city slickers and took off. | Herhalde bir grup şehirli züppe olduğumuzu düşünüp, çekip gitti. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Should we climb up there? | Oraya çıkalım mı? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We won't find a phone booth. | Telefon kulübesi bulamayacağız. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Promise me you won't do what Rafa did. | Rafa'nın yaptığını yapmayacağına bana söz ver. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You brought me here to break up with me, right? | Benden ayrılmak için beni buraya getirdin, değil mi? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You had to do it in front of all your friends. | Bunu tüm arkadaşlarının önünde yapman gerekiyordu. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
That's why we came, isn't it? | Bu yüzden geldik, değil mi? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Why? To break up. | Niye? Ayrılmak için. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
This is the end, right? | Buraya kadar, değil mi? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Cova! | Cova! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Hugo! | Hugo! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Where's Cova? | Cova nerede? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
She's not here anymore. | Artık burada değil. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
This is why he brought us here. | Bizi bu yüzden buraya getirdi. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
The person we saw on the mountain could be Angel. | Dağda gördüğümüz kişi Angel olmalı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
He probably let the goats loose in the gorge. | Muhtemelen keçileri geçite o saldı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
He seemed fine the last time I saw him, | Onu son gördüğümde bana iyi görünmüştü... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
but they warned me he was still on medication | ...ama hâlâ ilaç kullandığı... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
and had fits of violence. | ...ve sinir krizleri geçirdiği konusunda beni uyarmışlardı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
After all, he's the reason we're out here. | Sonuç olarak, onun yüzünden buradayız. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Would you shut the fuck up already? | Lanet çeneni kapar mısın artık? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Angel fried the cars? | Arabaları Angel mı kızarttı? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
And caused the blackout? | Elektriği de o mu kesti? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
He had everybody evacuated? | Herkesi ortadan mı kaldırdı? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It was meant for us. Cova was an accident. | Bizim için ciddi bir şeydi. Cova bir kazaydı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Shut the fuck up! Hugo, damn it! | Kapa çeneni! Hugo, kahretsin! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
I can't stand her. Let's keep watch. | Ona katlanamıyorum. Nöbet tutalım. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We don't know what's happening. | Ne döndüğünü bilmiyoruz. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
There could be animals, or people lost like us. | Hayvan ya da bizim gibi kaybolmuş insanlar olabilir. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We have to be on the lookout. | Tetikte olmalıyız. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We'll take turns every few hours. | Birkaç saatte bir nöbet değişimi yaparız. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Why keep watch? | Niye nöbet tutuyoruz? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
There's nobody. | Kimse yok ki. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You want me to stay with you? | Seninle kalmamı ister misin? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
No, you'd better get some rest. | Hayır, sen gidip biraz dinlen. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We'll have to come back tomorrow with a rescue team. | Yarın kurtarma ekibiyle dönmemiz gerekecek. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You looked worried before. You were going to say something... | Daha önçe endişeli görünüyordun. Bir şey söyleyecektin. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
All this... | Tüm bu... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Wake me up, no matter what, okay? | Ne olursa olsun beni uyandır, olur mu? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Hugo, where are you going? | Hugo, nereye gidyorsun? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
You don't hear it? What? | Duymuyor musun? Ne? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
A car just drove by! I can still hear it! | Az önce bir araba geçti! Sesini hâlâ duyabiliyorum! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It's only birds. No, damn it. It just drove by. | Kuşlar sadece. Hayır, kahretsin. Az önce araba geçti. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We missed it. | Kaçırdık. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Who the hell was keeping watch? | Kim nöbet tutuyordu? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
We did it earlier. We were with Sergio and he said... | Biz daha önce tuttuk. Sergio'laydık ve dedi ki... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
'Sergio! Sergio! "Sergio! | Sergio! Sergio! Sergio! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
"Sergio! "Sergio! | Sergio! Sergio! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Sergio! | Sergio! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
From now on nobody strays from the group. | Şu andan itibaren gruptan kimse bir yere ayrılmıyor. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
There's no smoke or anything. It's been here for a while. | Duman falan çıkmıyor. Bir süredir buradaymış. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It's not what you heard. | Duyduğun şey bu değil. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It was at 12:20. | 12:20'ydi. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
The same time. | Aynı zaman. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
This makes no sense. | Bu çok saçma. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
There's somebody down there! | Orada biri var! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
He must have died in the crash. | Kazada ölmüş olmalı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
At 8:15. Before the blackout. | 8:15'te. Elektrik kesilmeden önce. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Shut the fuck up! Calm down, Hugo. | Kapa çeneni! Sakin ol Hugo. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Tell her to calm down! | Ona sakinleşmesini söyle! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It's Angel! | Angel bu! | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Don't you recognize him? | Onu tanımadınız mı? | Fin-1 | 2012 | ![]() |
It's all just like he said. | Her şey tıpkı söylediği gibi. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
The animals, | Hayvanlar.... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
the empty houses, the abandoned cars... | ...boş evler, terk edilmiş arabalar... | Fin-1 | 2012 | ![]() |
He said a million things. He was locked up for years. | Milyonlarca şey söyledi. Yıllardır kapalı kaldı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
And none of you ever visited him. | Ve hiçbiriniz ziyaretine gitmedi. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
Look. I bet it was you calling, that's why he crashed. | Bak. Kesin sen onu aradığın için kaza yaptı. | Fin-1 | 2012 | ![]() |
No, you shut up! You shouldn't even be here. | Hayır, sen kapa çeneni! Senin burada bile olmaman gerekiyordu. | Fin-1 | 2012 | ![]() |