Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 19321
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Would someone explain this whole prophet thing to me? | Şu Elçi mevzusunu biri bana açıklayabilir mi? | Fin-1 | 2012 | |
| It doesn't concern you. Okay, but I'm here. | Seni ilgilendirmez. Tamam ama şu an buradayım. | Fin-1 | 2012 | |
| So stop being so mysterious and tell us what happened. | O yüzden bu kadar gizemliliği bırakıp, ne olduğunu bize anlat. | Fin-1 | 2012 | |
| The last time we saw each other things got out of hand. | Son görüştüğümüzde olaylar kontrolden çıktı. | Fin-1 | 2012 | |
| Hugo... | Hugo... | Fin-1 | 2012 | |
| Look, Angel always carried a bag... | Angel üstünde sürekli... | Fin-1 | 2012 | |
| of candy on him. | ...bir şeker torbası taşıyordu. | Fin-1 | 2012 | |
| We'd get totally wasted. | Körkütük sarhoş olmuştuk. | Fin-1 | 2012 | |
| We'd get here and he'd start passing them out. | Buraya geldiğimizde şekerleri etrafa saçmaya başladı. | Fin-1 | 2012 | |
| "Here, open your mouth. " Boom. | "Al bakalım, aç ağzını." Bum. | Fin-1 | 2012 | |
| We didn't even know what we were taking. | Ne aldığımızdan bile haberimiz yoktu. | Fin-1 | 2012 | |
| One day Sergio and Hugo grabbed him | Bir gün Sergio ile Hugo onu yakaladı... | Fin-1 | 2012 | |
| and Rafa and I made him swallow his own pills. | ...ve Rafa ile ben haplarını ona yutturduk. | Fin-1 | 2012 | |
| The girls encouraged us and gave him water to wash it down. | Kızların teşviğiyle temizlenmesi için ona su verdik. | Fin-1 | 2012 | |
| It was a joke. Come on. | Bir şakaydı. Hadi ama. | Fin-1 | 2012 | |
| Don't act naive, we knew what we were doing. | Saf saf konuşma, yaptığımızın farkındaydık. | Fin-1 | 2012 | |
| Bullshit, Rafa. Nobody expected that. | Palavra, Rafa. Bunu kimse beklemiyordu. | Fin-1 | 2012 | |
| His family had a history of schizophrenia. | Ailesinin şizofrenik bir geçmişi vardı. | Fin-1 | 2012 | |
| We looked for him all night | Bütün gece onu aradık... | Fin-1 | 2012 | |
| and finally found him by a tree, | ...ve onu sonunda bir ağacın yanında... | Fin-1 | 2012 | |
| foaming at the mouth and speaking nonsense... | ...ağzı köpürmüş ve saçma sapan konuşur halde bulduk. | Fin-1 | 2012 | |
| Stuff from the Bible mixed with insults, | Hakaretlerle karışık, İncil'den... | Fin-1 | 2012 | |
| that this was the end, the end of everything. | ...bunun bir son olduğunu, her şeyin sonu olduğunu içeren şeyler. | Fin-1 | 2012 | |
| At first we laughed. | Baştan gülmüştük. | Fin-1 | 2012 | |
| But then it wasn't funny anymore. | Ama sonra artık hiç komik değildi. | Fin-1 | 2012 | |
| They put him in the asylum, | Onu akıl hastanesine koydular. | Fin-1 | 2012 | |
| we grew apart and stopped seeing each other. | Birbirimizden ayrı büyüdük ve görüşmeyi bıraktık. | Fin-1 | 2012 | |
| We didn't do anything that bad. | O kadar kötü bir şey yapmadık. | Fin-1 | 2012 | |
| Yes, we did. No, we didn't. | Evet, yaptık. Hayır, yapmadık. | Fin-1 | 2012 | |
| Yes, we did, Hugo. But not that night. After. | Evet, yaptık Hugo. Ama o gece değil. Sonra. | Fin-1 | 2012 | |
| We abandoned him, guys. | Ona sahip çıkmadık çocuklar. | Fin-1 | 2012 | |
| But he's okay now. I saw him. | Ama o artık iyi. Onu gördüm. | Fin-1 | 2012 | |
| All this was Angel's idea. What? | Tüm bunlar Angel'ın fikriydi. Ne? | Fin-1 | 2012 | |
| Sara only called everybody. | Sara sadece hepimizi aramış. | Fin-1 | 2012 | |
| He wanted everybody to see each other again. | Angel herkes yeniden birbirini görsün istedi. | Fin-1 | 2012 | |
| I guess to tell us | Sanırım bizi affettiğini söylemek için. | Fin-1 | 2012 | |
| Or just the opposite, you dumbshit. | Ya da tam tersi, seni aptal. | Fin-1 | 2012 | |
| You guys make him sound like a psychopath. | Ondan psikopatmış gibi davranıyorsunuz. | Fin-1 | 2012 | |
| He's violent. Why do you think he was in an asylum? | O vahşi biri. Sence niye akıl hastanesinde yattı? | Fin-1 | 2012 | |
| Let's go back to the fire, at least we can see there. | Ateşin başına geri dönelim, en azından orada görebiliyoruz. | Fin-1 | 2012 | |
| Will you stop with the fucking campfire? | Lanet olası kamp ateşini bırakır mısın? | Fin-1 | 2012 | |
| Haven't you had enough? Rafa... | Hâlâ doymadın mı? Rafa. | Fin-1 | 2012 | |
| Nice bunch of friends! | Bir grup iyi arkadaş! | Fin-1 | 2012 | |
| One laughs in my face about my company going under... | Arkadaş ortamım bozulduğu için yüzümde bir gülümseme... | Fin-1 | 2012 | |
| and this one kept nagging us to come back out here | ...ve bunca tantana için buraya geri gelmemiz... | Fin-1 | 2012 | |
| to remind us why we haven't seen each other in 20 years. | ...20 yıldır niye görüşmediğimizi bana hatırlattı. | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa, please. What about you? | Rafa, lütfen. Peki sen? | Fin-1 | 2012 | |
| Still in love with your high school boyfriend | Seni umursamayan ve daima da umursamayacak olan... | Fin-1 | 2012 | |
| who blew you off and always will. | ...hâlâ lise sevgiline aşıksın. | Fin-1 | 2012 | |
| But we forget everything, right? | Ama hepsi unutuluyor, değil mi? | Fin-1 | 2012 | |
| No problem. We smoke a couple joints and forget everything. | Sorun değil. Birkaç sigaralık içip her şeyi unuturuz. | Fin-1 | 2012 | |
| And now all that prophet crap has to come out... | Ve şimdi tüm şu Elçi zırvalığı ortaya çıkmalı. | Fin-1 | 2012 | |
| There's my list, Sara. | Bir listem var Sara. | Fin-1 | 2012 | |
| Toss it in the fire for me. I'm going to bed. | Benim için ateşe at. Ben yatıyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa, don't go like this. | Rafa, bu şekilde gitme. | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa. | Rafa. | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa! | Rafa! | Fin-1 | 2012 | |
| Forgive him, okay? | Onu affet, olur mu? | Fin-1 | 2012 | |
| He's had a shitty year. | Berbat bir yıl geçirdi. | Fin-1 | 2012 | |
| I'm going to bed too. I'll go with you. | Ben de yatacağım. Seninle geliyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| That went well, didn't it? | İyi gitti, değil mi? | Fin-1 | 2012 | |
| I don't get it, man. | Anlamıyorum dostum. | Fin-1 | 2012 | |
| Hey, it's Sleeping Beauty. Come and give us a hand. | Hey, Uyuyan Güzel. Gel de bize yardım et. | Fin-1 | 2012 | |
| I don't know about cars. | Arabadan anlamam. | Fin-1 | 2012 | |
| I prefer having mine towed and getting it fixed. | Benimkinin çekilip tamir edilmesini yeğlerim. | Fin-1 | 2012 | |
| The phones aren't working. | Telefonlar çalışmıyor. | Fin-1 | 2012 | |
| We'll look for help in town. We can't stay here. | Şehirden yardım isteyeceğiz. Burada kalamayız. | Fin-1 | 2012 | |
| On foot? It would take a full day, or longer. | Yürüyerek mi? Bütün gün sürer ya da daha fazla. | Fin-1 | 2012 | |
| There's a house down the hill, right? | Tepenin aşağısında bir ev var, değil mi? | Fin-1 | 2012 | |
| We can try there, maybe somebody can give us a ride. | Orayı deneyebiliriz, belki biri bizi götürür. | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa's gone. | Rafa gitmiş. | Fin-1 | 2012 | |
| Gone? | Gitmiş mi? | Fin-1 | 2012 | |
| That's right, gone. | Aynen öyle, gitmiş. | Fin-1 | 2012 | |
| He left all his stuff. | Tüm eşyalarını bırakmış. | Fin-1 | 2012 | |
| In the room, all of it. | Hepsi odasında. | Fin-1 | 2012 | |
| His wallet, cell phone... | Cüzdanı, cep telefonu... | Fin-1 | 2012 | |
| He can't have gone far. | Fazla uzaklaşamaz. | Fin-1 | 2012 | |
| He'll show up any minute, you'll see. | Her an gelebilir, görürsün. | Fin-1 | 2012 | |
| We can ask at the house down the hill. | Tepenin aşağısındaki eve sorabiliriz. | Fin-1 | 2012 | |
| What time is it? Nothing works. | Saat kaç? Hiçbir şey çalışmıyor. | Fin-1 | 2012 | |
| Hey, maybe we should talk about what happened last night | Hey, belki de dün gece yatak odasında... | Fin-1 | 2012 | |
| in the bedroom. | ...olanlarla ilgili konuşmalıyız. | Fin-1 | 2012 | |
| Just so you know... it's included in the arrangement, | Yani biliyorsun... anlaşmaya dahil. | Fin-1 | 2012 | |
| if you want... Look... | Eğer istersen... Bak... | Fin-1 | 2012 | |
| You're free to do whatever you want, okay? | İstediğin gibi düşünmekte özgürsün, oldu mu? | Fin-1 | 2012 | |
| Let's not keep doing this. | Buna devam etmeyelim. | Fin-1 | 2012 | |
| Don't be so melodramatic. | Fazla duygusallaşma. | Fin-1 | 2012 | |
| It sounds like you're dumping your girlfriend. | Anlaşılan kız arkadaşından ayrılıyorsun. | Fin-1 | 2012 | |
| I'll pay you the other half when we get back. | Döndüğümüzde ücretin kalan yarısını ödeyeceğim. | Fin-1 | 2012 | |
| I made a mistake, I'm sorry. I feel uncomfortable. | Bir hata ettim, üzgünüm. Huzursuz hissediyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| Okay, whatever you say. | Tamam, nasıl istersen. | Fin-1 | 2012 | |
| You're a very special girl. | Çok özel birisin. | Fin-1 | 2012 | |
| I don't know why you do this for a living. | Geçimini sağlamak için bunu niye yapıyorsun anlamıyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| They might have dogs or something. We shouldn't just waltz in here. | Köpekleri falan vardır. Burada boş boş dolanmamalıyız. | Fin-1 | 2012 | |
| Maribel! | Maribel! | Fin-1 | 2012 | |
| What is it? There was a vulture in here. | Ne oldu? Burada bir akbaba vardı. | Fin-1 | 2012 | |
| It scared me. | Beni korkuttu. | Fin-1 | 2012 | |
| The area filled with vultures when they built the incinerator. | Çöp fırını yapılınca buralar akbabayla doldu. | Fin-1 | 2012 | |
| How did that thing get in here? | O şey buraya nasıl girmiş? | Fin-1 | 2012 | |
| Just like I did. Everything's open. | Tıpkı benim yaptığım gibi. Her yer açık. | Fin-1 | 2012 |