Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 19262
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Who makes Denzel Washington cry? Nobody! | Kim Denzel Washington'ı ağlatabilir? Kimse! Kim Denzel Washington'ı ağlatır? Hiç kimse! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You talkin' 'bout like this? | Bunun gibi bir şey mi kastettiğin? Bunu mu diyorsun? Bak, Zafer gözyaşı döküyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| See, look, I have a Glory tear. | Bak, gör Glory göz yaşları bunlar. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| If it wasn't for Denzel Washington, Flight would've been a fucking Soul Plane! | Denzel Washington, olmasaydı "Uçak" filmi "Ruhsuz Uçak" olurdu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Why the fuck did they make Soul Plane anyway? | Neden o salak filmi çektiler ki? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And this is for the little white girl in Fifty Shades of Grey! | Bu "Grinin 50 Tonu"ndaki beyaz kız için. Bu da, Grinin Elli Tonu'ndaki beyaz kız için! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Johnson. Dakota Johnson. | Johnson. Dakota Johnson. Johnson. Dakota Johnson. Kız film boyunca çıplaktı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| She had to be naked the whole fucking movie! | Bütün lanet filmde çırılçıplaktı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That shit was just gratuitous! | Hiç gereği yoktu üstelik. Çok gereksizdi! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It burns! It burns! It feels like someone lit a... | Yakıyor! Yakıyor! Bu sanki birinin... Yanıyor! Yanıyor! Sanki biri şey yakmış... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| My ass on fire! Oh, God, it hurts! | Kıçım yanıyor! Tanrım çok acıdı! Götüm alev alev yanıyor! Tanrım, çok acıyor! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We done? | Bitti mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, no, nigga. No, we not finished yet! | Hayır, hayır zenci. Henüz bitirmedik. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We not finished with you yet, nigga! | Henüz seninle işim bitmedi zenci. Dahası var oğlum! Ne? Ne yapıyorsun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What? Where you goin' with this? | Ne? Ne yapacaksın onunla? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm about to get medieval on your ass. | Kıçına yeni bir çağ açacağım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Welcome to my world, motherfucker. | Dünyama hoş geldin orospu çocuğu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| This hurts so much. | Bu çok acıttı! Çok acıyor! Ölseydim iyiydi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I wish I'd died. | Keşke ölseydim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Don't touch it! Don't touch it! | Dokunma! Dokunma! Sakın dokunma! Dokunma! Karıncalanıyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, it's tickling. | Gıdıklanıyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, I thought you'd like it. | Christian, seversin sanmıştım. Sevdiğini sanıyordum Christian. Niye seveyim ki?! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What's there to like! | Nesini seveyim! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What kind of sick pervert beats you for their own enjoyment? | Ne tür bir hastalıklı insan bunu kendine yaptırmaktan zevk alır ki? Hangi sapık kendi zevki için adam döver ki? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, you don't want somebody like me. | Christian, benim gibi birini istemezsin. Christian, benim gibi birini istemezsin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're exactly what I want. | Sen tam istediğim birisin. Tam da istediğim gibisin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| A broke college graduate with a liberal arts degree | Sosyal birimleri dereceyle bitirmiş bi üniversite mezunu... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and no future prospects. | ...ve geleceğe dair umudu yok. ...bir üniversite öğrencisi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It's exactly what I want. | Tam olarak istediğim bu. Tam da istediğim gibisin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, I've fallen head over heels in love with you. | Christian, sana sırılsıklam aşık oldum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Slow it up. That is not in the contract. | Ağar ol! Bu sözleşmede yok! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Like, it specifically says, and I quote, | Özellikle belirttim bunu... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| "Bitch don't love a nigga." | "Sürtükler zencilere aşık olamaz." | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay? And I double bolded that. | Tamam mı? Büyük harflerle belirttim. Çaktın mı? Kalın harflerle belirttim hatta. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I knew I should have had you sign this contract. | Sözleşmeyi imzalaman gerektiğini biliyordum. Bu sözleşmeyi imzalattırmam gerektiğini biliyordum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, I think it'd be best if you leave. | Christian, sanırım gitsen iyi olur. Christian, bence gitsen iyi olur. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Get out! | Defol buradan! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Fine, you want me to leave? You want me to leave? Fine, I will leave! | Güzel, gitmemi mi istiyorsun? Peki gidiyorum o hâlde. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay? Wait, time out. | Tamam mı? Bekle, biraz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I live here. | Ben burada yaşıyorum. Ben burada oturuyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Shouldn't you be the one leaving? Am I wrong? | Gitmesi gereken sen değil misin? Yanılıyor muyum? Asıl senin gitmen gerekmiyor mu? Haksız mıyım? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Take an umbrella 'cause... | Bi' şemsiye al yanına. Giderken şemsiye de al, çünkü yağmur yağıyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Bitch, it's raining. | Yağmur yağıyor sürtük! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I need my car back. | Arabamı geri istiyorum. Arabamı geri istiyorum. O bok parçasını sattım bile. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I already sold that piece of shit. | O hurdayı çoktan sattım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'll send you a check for $37. | Sana 37 dolar gönderirim. Sana 37 dolarlık çek yollarım. İnternetteki fiyattan ucuza satmışsın! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That is way below Blue Book! | Mavi Kitap'ın altına koyarsın. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hannah! | Hannah! Hannah! Gitmeme izin vermelisin Christian. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, you have to let me go. | Christian, bırak gideyim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Please, listen to me! | Lütfen, beni dinle. Lütfen dinle beni! Hayır, sen dinle. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You'll find someone. Somebody who wants to be open | Başka birini bulursun. Yaptığın tüm bu... Yapmak istediğin küçük düşürücü şeyleri yapmana izin verecek birilerini bulursun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| to all the demeaning things that you wanna do to them. | ...iğrençlikleri seve seve kabul edecek birini. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| God! | Tanrım! Of ya! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How is he gonna love you? He doesn't even love himself. | Nasıl seni sevsin ki? Adam kendini bile sevmiyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did you see his haircut, girl? | Saç kesimini görmedin mi? Saç kesimini görmedin mi kızım? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How could you think this was gonna end well? | Böyle biteceğini nasıl düşünürdün? Bu işin sonunun iyi olacağını nereden çıkardın?! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Never look back. | Asla arkana bakma! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| While running down 47 flights of stairs, | 47 basamak aşağı inerken... 47 basamak inerken bol bol düşünecek zamanım oldu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I had plenty of time to think. | ...düzgünce düşünecek zamanım oldu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And when I passed out on the 23rd floor, I realized I owed you an apology. | 23. katı geçtiğimde senden özür dilemem gerektiğini fark ettim. 23. katta bayıldığımda, sana bir özür borçlu olduğumu fark ettim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I just want to say I'm sorry for the way I treated you. | Sana pislik gibi davrandığım için özür dilerim. Sana böyle davrandığım için özür dilerim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Especially for the whole waterboarding thing. | Özellikle yaptığım Çin işkenceleri için. Özellikle de Çin işkencesi için. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Turns out you were right about bin Laden. | Bin Ladin hakkında haklıymışsın. Meğerse Usame bin Ladin konusunda haklıymışsın. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Who knew? Everyone. | Kim bilebilir ki? Herkes. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You hurt me, Christian. | Beni incittin, Christian. Canımı yaktın Christian. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I know. But I have softer whips. | Biliyorum. Ama daha yumuşak kırbaçlarım var. Biliyorum ama daha yumuşak kırbaçlarım da var. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know the kind with the pink fur on it? | Üzerinde pembe kürk olanları bilir misin? Üstünde pembe tüy olanlardan hani? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It takes the sting off. | Acıyı hafifletiyor. Acısını alıyor. Onu demiyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's not what I'm talking about. | Kastettiğim şey o değil. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You want romance. I deserve it. | Sen romantizm istiyorsun. Bunu hak ediyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, what's more romantic | Peki, 47 basamak aşağı... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| than running down 47 flights of stairs? | ...inmekten daha romantik ne olabilir? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know I pulled a hamstring? | Kramp girdiğini biliyor musun? Kolumun sakatlandığımı biliyor muydun? Öldün mü peki? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did you die? | Öldün mü? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No, but that's gonna keep me out of the Red Room for at least a week. | Hayır, ama bu beni kırmızı odadan bir kaç hafta uzak tutacak. Hayır ama bu yüzden en az bir hafta Kırmızı Oda'ya gidemeyeceğim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Bye, bitch. | Hoşça kal sürtük. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, okay, okay. Hannah, wait, wait. Hannah! | Tamam, tamam, tamam. Hannah, bekle, bekle. Hannah! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No, Christian. You are incapable | Hayır, Christian. Sen normal... Hayır Christian. Normal bir ilişki yaşamıyorsun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| of having a normal relationship. | ...bir ilişki için aciz birisin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I know, but I'm trying, okay? | Biliyorum, ama deniyorum tamam mı? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I want to be like that old man whose wife has Alzheimer's, | Karısı Alzheimer olmuş yaşlı bir adam gibi olmak istiyorum... Karısı Alzheimer olan yaşlı adam gibi olmak istiyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and he wakes up every day | ...ve her sabah uyanıp... Adam onu her gün uyandırır ve hayatlarıyla ilgili hikâyeler anlatır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and he tells her the story about their lives together. | ...karısına yaşadıkları güzel günleri anlatan adam olmak istiyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And then they take a nap, but they don't wake up. | Ve sonra dinlenmek için uzanmak ve asla uyanmamak... Sonra uyurlar ama uyanamazlar. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Because they're dead. | Çünkü ölüyoruz. Çünkü ölürler. Not Defteri'nden bu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's The Notebook. | Bu, "The Notebook". | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's the one with Ryan Gosling and the girl with the big ass forehead? | Ryan Gosling ve koca alınlı karının oynadığı. Ryan Gosling ve alnı geniş kızın oynadığı film mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| He never forgot her. | Adam onu asla unutmadı. Onu hiç unutmamıştı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You don't even like Nicholas Sparks movies. | Sen Nicholas Sparks filmlerini sevmezsin. Nicholas Sparks filmlerini sevmezsin sen. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I used to hate them, but now I love 'em. | Genellikle nefret ederim ama şimdi seviyorum. Eskiden nefret ederdim ama artık seviyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Even The Last Song. | "Son Şarkı" filmini bile. Son Şarkı'yı bile. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Why was that even a movie? | Neden öyle bir film çekildi ki? O filmi niye çektiler ki? Kitabı bile olmadığını biliyor muydun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know that wasn't even a book? | Biliyorsun kitabı bile yok. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, if I'm gonna give you another chance, things have to be different. | Peki, eğer sana bir şans daha verirsem her şey farklı olur. Sana bir şans daha verirsem işlerin farklı olmasını isterim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I have something very important I wanna tell you. | Sana söylemem gereken çok önemli bir şey var. Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I lo... | Seni... Ben... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I lo... | Seni sev... Ben... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I... | Seni... Ben... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What I'm trying to say is, I love | Söylemeye çalıştığım şey, seviyorum... Demek istediğim, ben... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Empire. | İmparatorluğu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 |