Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 165790
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
It's sparkling! Thank you, R�jean. | Gazoz! Teşekkürler, Rejean. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
Do you remember the day my grandmother died? | Büyükannemin öldüğü günü hatırlıyor musun? | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
Remember how they let me in so that I could kiss her goodbye? | Bana içeriye girmeme izin verdiklerini bu sayede ona bir veda öpücüğü verebildiğimi hatırladın mı? | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
There was this pain in my heart that day | İşte o zaman da kalbimde bu acı vardı. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
that I had never felt before, | Daha önce hissetmediğim... | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
and that I've never felt again until now. | ve şu ana kadar da hiç hissetmediğim bir acı. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
I feel like I'm mourning the death of the single most important thing in my life. | Kendimi hayatımın en önemli şeyi için ölüm yası tutuyor gibi hissediyorum. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
But we're not dead, Jenna. | Fakat biz ölmedik, Jenna. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
We're not dead, baby. We just have to go back. | Biz ölmedik bebeğim. Geri dönmek zorundayız. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
I'm begging you. I'm begging you. | Sana yalvarıyorum. Sana yalvarıyorum. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
Please love me enough to let us go back to the way things were. | Lütfen bu durumun sonuçlarından birlikte kurtulmak adına beni biraz olsun sev. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
I don't think I can, Michael. | Yapabileceğimi sanmıyorum, Michael. | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
Well, then, we'll start something new, but we have to try, right? | Peki, yeni bir şeye başlayacağız, fakat denemek zorundayız, tamam mı? | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
How can we not try? | Denememiz için ne engel olabilir ki? | The Last Kiss-1 | 2006 | ![]() |
That's lzzy. I gotta go. No, don't. No. | Izzy olmalı. Gitmem gerek. Hayır, gitme. Hayır. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Have another drink, lzzy. | Bir tane daha içki al, Izzy. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Lzzy, I'm moving on with my life. You should do the same. | Izzy, ben hayatıma devam ediyorum. Sen de aynısını yapmalısın. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
They're like, "If you don't get married soon, you'll be too old to have a baby." | Aynen şöyleler, "Eğer en kısa zamanda evlenmezsen, bir bebek sahibi olmak için çok yaşlı olacaksın." | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
I think it's "crises." Go with "crises." | Bence o "bunalma" idi ve "bunalım"a dönüştü. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
You're not gonna believe this, lzzy, but I actually keep ice in the freezer. | Buna inanmayacaksın Izzy, fakat ben buzlarımı aslında dondurucuda tutarım. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
"seem larger than they are." | "olduğundan daha fazlaymış gibi gösterir." | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
"or at least not allowing them to become overwhelming." | "ya da en azından korkuların sizi boğmasını engeller." | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Are you going with lzzy? | Izzy ile birlikte mi gidiyorsun? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
and you're gonna be wondering, "Why didn't I take this chance with lzzy? | ve "Neden Izzy ile bu şansı kullanmadım. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
See, what you're not getting, lzzy, is that I like ice fishing. | Bak, ne öneriyorsun bana Izzy, sence buz altından balık tutmayı sever miyim? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Oh, no. Honestly, it's, like, really close. I'll take you. I'll take you. Come on. | Hayır. Dürüst olmak gerekirse, gerçekten çok yakın. Hadi götüreyim seni. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Hey! Where are you? | Hey! Neredesin? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
...fingers. You're obsessed. | ...parmaklar. Takıntılısın sen. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Hello. I've left your father. | Alo. Babanı terkettim. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Daddy? Yeah? | Baba? Efendim? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Hello. Are you going to be much longer? | Alo. Daha geç kalacak mısın? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Hello. Izzy, your father, he isn't breathing. | Alo. Izzy, baban nefes almıyor. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Listen, lzzy's dad just died. | Dinle, Izzy'nin babası vefat etti. | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
Hello. Is she there? | Merhaba. Orada mı? | The Last Kiss-2 | 2006 | ![]() |
No, just a little, Dad. | Hayır, az yeter bana baba. Bu içeceğin son olacak. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I'm sorry. Don't mind me. | Özür dilerim. Kusuruma bakmayın. Dikkat, kıçınızdaki boncukları sakın çıkarmayın. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Thought she wasn't coming. | Gelmeyeceği düşünülüyordu. Biliyorum. Sence onu görmüş müdür? | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
So, are you a friend of the groom's? | Peki damadın arkadaşlarından mısın? Aslen anaokulundan beri. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
They're like, "If you don't get married soon, | Aynen şöyleler, "Eğer en kısa zamanda evlenmezsen, bir bebek sahibi olmak için çok yaşlı olacaksın." | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I certainly don't think I should be bullied into it | Kesinlikle, sırf vajinam var diye kendimi zora sokmayı düşünmüyorum. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
You're not gonna believe this, Izzy, | Buna inanmayacaksın Izzy, fakat ben buzlarımı aslında dondurucuda tutarım. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Yeah, and I still only have my parents | Evet ve benim hala çift olmayı sürdüren göletteki ailem var. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Yeah, I'm very happy for both of you, | Bakın ikiniz için de çok mutlu oldum, fakat sana bir fırsat öneriyorum burada, | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
So I was just thinking that if we move | Bu yüzden eğer garajı şu anki bulunduğu yerden kaldırırsak, | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Oh, no. Honestly, it's, like, really close. | Hayır. Dürüst olmak gerekirse, gerçekten çok yakın. Hadi götüreyim seni. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Anna, what's wrong? | Anna, sorun mu var? Hiçbir şey, sana göre tabi. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Maybe if you'd dragged me into a closet before, | Belki beni daha önce bu dolaba sürükleseydin bunların hiç biri olmayacaktı. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Would you just, please, for God's sake, shut up? | Tanrı aşkına, lütfen sadece susabilir misin? Bunun hakkında artık konuşmak istemiyorum. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Don't tell her you're out with me. | Benimle çıktığını söyleme ona. Hayır, bu pisliğin içine girmeyeceğim. Yalan söyleyemem ben. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
It was a stupid thing. I'm so sorry. | Aptalca bir şeydi. Gerçekten çok üzgünüm. Beni hasta ediyorsun seni kahpe. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I'm three months pregnant and | Ben üç aylık hamileyim ve sen başka bir kadını becermeye çalışıyorsun! | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
No. You have to come talk to me. | Hayır. Benimle konuşmak zorundasın. Bu şekilde bitmemeli. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Is anything wrong? | Ters giden bir şey mi var? Herşey yolunda. Kapı dışında kaldım. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I made you, like, the best mix CD ever. | Senin için yaptım, şu ana kadar yaptığım en iyi karışık CD. İçinde bir ton güzel şey var. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I'm not. There's nothing to defend. | Savunmuyorum. Savunulacak bir şey yok. Adice. Çok kötü bir şey yaptı. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Are you telling me that throughout | Bana bütün evliliğin boyunca hiç bocalamadığını söyleyebilir misin? | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
is the last brunette that's ever gonna | son esmer kadın olacağını mı düşünüyorsun? | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Jenna, I could've lied and I'd be inside | Jenna, yalan söyleyebilirdim ve şu an bu kapının ardında olabilirdim, fakat yapmadım. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
I feel like I'm mourning the death of the | Kendimi hayatımın en önemli şeyi için ölüm yası tutuyor gibi hissediyorum. | The Last Kiss-3 | 2006 | ![]() |
Anther day to live trough. Better get started. | Yaşanacak bir gün daha. Başlasam iyi olacak. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
THE LAST MAN ON EARTH | SON ADAM | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
DECEMBER, 1965 | Kasım 1965 | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Is that all it has been since I inherited the world? ? | Dünya benim olduğundan beri bu kadar mı zaman geçti? | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Only three years. | Sadece 3 yıl. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
It seems like a 100 million. | Bir ömür gibi. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Yeah, I own the world. An empty, death, silent world. | Evet, bu dünyanın sahibi benim. Boş, sessiz, ölü bir dünyanın. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
More of them for the pit. Every day there are more of them. | Çukur için biraz daha yakacak. Her gün biraz daha. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
They live of the weak ones and leave them for the pit. | Zayıflarla beslenip, çukura atmam için terk ediyorlar. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
K O K W calling. Come in. | Ben K.O.K.W. Cevap verin. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
K O K W calling. | Ben K.O.K.W. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I am on internacional frequency. Come in. | Uluslararası frekanstan yayın yapıyorum. Cevap verin. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
They can't bear to see their image. | Kendilerini görmeye dayanamıyorlar. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
It repels them. | Onları iğrendiriyor. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I need more mirrors. | Daha fazla aynaya ihtiyacım var. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
And this garlic's lost its pungency. | Sarımsaklar da etkilerini yitiriyor. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
There was a time, when eating was pleasurable. | Eskiden yemek yemek zevk verirdi. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Now it bores me. Just fuel for survival. | Artık sıkıyor. Yalnızca hayatta kalmak için. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I'll settle for coffee and orange juice this morning. | Kahvaltı için kahve ve portakal suyu hazırlayacağım. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I need more, lots more. Better stop off and get them. | Daha fazla lazım, çok daha fazla. En iyisi gidip almak. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I can't afford the luxury of anger. The anger can make me vulnerable. | Öfkeme yenik düşemem. Öfke beni savunmasız kılar. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
It can destroy my reason and reason is the only advantage I have over them. | Öfke, onlara karşı tek avantajım olan yaşama amacıma zarar verir. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Uncover every one of them. | Her birini yakalamam lazım. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Where did I finish off yesterday? | Dün nereleri temizlemiştim? | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Madison street to 31st Avenue. | Madison Caddesi'nden, 31. Bulvar'a kadar. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Eleven kills, over three years. | Üç yılda sadece on bir tanesini öldürebildim. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
And there is more than half the city I haven't searched. | Ve daha şehirin yarısını bile araştıramadım. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
They are perfect. | Mükemmeller. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Just wide enough to keep the flesh apart, | Kalplerini yok etmeye devam etmeliyim, böylece vücutlarını kullanamayacaklar. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
They want my blood. It's their lifes or mine. | Kanımı istiyorlar. Ya onların canı ya da benimki. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I still get squeamish. | Onlardan iğreniyorum. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Wait! That garlic! | Bir saniye. Sarımsak. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I better put it where it belongs. | Ait olduğu yere koysam iyi olacak. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I can't live a heartbeat away from hell and forget it. | Bunu unutup, cehennemin nefesini ensemde hissetmek istemiyorum. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I am out of gas. That means one more stop I'l have to make. | Benzinim azaldı. Son bir kere daha durmam gerekecek. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
I'll get rid of them later. | Onlardan sonra da kurtulabilirim. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Right now, I am out of gas. | Şu an benzinim az. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
It's still fresh. | Hâlâ tazeler. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
But I'll take only what I need. They've got to last. | Sadece ihtiyacım olanı alacağım. Bozulmamaları lazım. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
They can wait, too. I've got my life to worry about. | Onlar da bekleyebilir. Önce kendi güvenliğimi sağlamalıyım. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |
Those mirrors have to be replaced before dark. | Aynaların hava kararmadan yerleştirilmesi gerekiyor. | The Last Man on Earth-1 | 1964 | ![]() |