Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149865
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I don't have to say yes to everything. Um, I think you do. | Her şeye evet demek zorunda değilim. Evet, zorundasın. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| One, two, three, four... (Anwar) Yo, that guy's hat is nang! | Bir, iki, üç, dört... Elemanın şapka çok havalı. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| His hat game is strong. | Şapka olayı çok sıkı lan. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| ...Wallet, keys, phone Try to protect me | ...Cüzdan, anahtar, telefon beni korumaya çalışıyor | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Not feeling this... | Bunu hissedemiyorum... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Why don't you go get his hat for An? What? | An için o şapkayı almaya ne dersin? Ne? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Go get his hat. Go on. | Git, şapkasını al. Hadi. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'm out of breath... | Nefessiz kaldım... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Cos...it's not the same since I've grown up | Çünkü... Büyüdüğümden beri, hiçbir şey aynı değil | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'm seeing the dark side of this seaside town | Bu sahil kasabasının diğer yüzünü görüyorum | Skins Chris-3 | 2008 | |
| This B side town | Kasabanın diğer yüzünü | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Time for for me to leave | Benim için ayrılma vakti geldi | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'm sick of it, sick of it Absolutely sick of it | Bıktım artık, bıktım artık, bıktım usandım artık | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Soaked, I'm cold and I'm feeling like a piece of shit | Sırıl sıklam oldum, üşüyorum ve bok gibi hissediyorum | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Oh, you don't care... | Umrunda bile değil... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Oh, my God! It's Cassie! | Aman Tanrım! Bu Cassie! | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Gently, gently Please don't tempt me | Nazikce, kibarca, lütfen beni baştan çıkarma | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Got my wallet, keys, phone Try to protect me | Cüzdanım, anahtarım, telefonum, beni korumaya çalışıyor | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Not feelin' this | Bunu hissedemiyorum | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Leggin' it, leggin' it, absolutely peggin' it | Koşuyorum, koşuyorum, Kesinlikle yol kat edemiyorum | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Taking the back streets... | Arka sokaklarda dolanıyorum... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| So what happened in Scotland? Did you eat loads of deep fried shit? | İskoçya'da neler oldu? O bol yağlı boklardan yedin mi? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| (Maxxie) Did you get me a kilt? | Bana İskoç eteği getirdin mi? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Not an actual deep fried shit. But, you know. | Gerçek yağlı boku kastetmedim. Ama anlamışsındır. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| So how was it? | Eee, nasıldı? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Oh, it was just... life. | Bildiğin hayattı işte. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| But I want to hear all your gossip. | Asıl ben, sizdeki dedikoduları duymak istiyorum. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| When did you two first get together, by the way? | Bu arada siz ikiniz ilk ne zaman beraber oldunuz? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| By his hospital bed? | Hastane yatağının yanında mı? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Lovely Sid and lovely Michelle are fucking. | Sevgili Sid ve sevgili Michelle, sikişiyorlar. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| We're not... Not in the way you're thinking, anyway. | Yapmıyoruz... Senin düşündüğün şekilde değil en azından. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I know your dad's dead, but you can't just go around | Babanın öldüğünü biliyorum, ama bu yüzden... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| doing whatever you want. | ...her istediğini yapamazsın. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Cassie just said that Sid and Michelle are doing it. | Cassie az önce, Sid ve Michelle'in işi pişirdiklerini söyledi. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| But Tony didn't know. And neither did I. | Ama Tony bilmiyordu. Aslında hiçbirimiz bilmiyorduk. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Or Chris. Or Maxxie. Or you. Probably. | Chris de, Maxxie de. Hatta büyük ihtimalle sen bile. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| But, hey. Hey, Cassie's back! Woo! | Ama durun. Cassie döndü! Yaşasın! | Skins Chris-3 | 2008 | |
| (Sid) Tone... | Tone... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Listen, Jal... Why didn't you tell me? | Jal, dinle... Neden bana söylemedin? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| It's awkward. | Bu çok garip bir durumdu. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| If you can't talk to your best mate about it, then... | Bu konuda en yakın arkadaşınla konuşamıyorsan, belki de... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| maybe it's not awkward but completely fucking shit. | ...o kadar garip değildir, ama tamamen boktan bir durumdur. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| It's beautiful here. | Burası güzelmiş. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| That was mental, what you did tonight. | Bu gece yaptığın şey deililikti. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Brilliant mental. | Dahice bir delilik. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Yeses are good. | Evetler iyidir. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Yeah. Yeses are good. | Evet. Evetler iyidir. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Oh, I haven't. I made 50 quid off that powder tonight | Unutmadım. Bu gece o toza 50 papel ödedim... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| so, er, life's looking up. | ...bu yüzden, hayat düzene giriyor. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| That's cheating. I hate cheats, Chris. My dad's a cheat. | Buna hile denir. Hile yapılmasından nefret ederim, Chris. Babam hilebazın tekidir. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| There was a note on your door. | Kapında bir not asılıydı. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| What'd it say? | Ne yazıyor? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| You've got to leave today. | Bugün ayrılman gerekiyormuş. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Shit. Better pack my stuff up, then. | Sokayım. Eşyalarımı toplasam iyi olur o zaman. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| See you round, Cass. | Görüşürüz, Cass. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Your CV is... unusual. | Öz geçmişiniz... sıradışı. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| We don't get many written on cigarette packets. | Sigara paketleri üzerine yazılmış öz geçmişlerle pek karşılaşmıyoruz. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| By a few of your GCSE subjects, you've put a question mark. | Diploma notlarından birkaçına soru işareti koymuşsun. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I wasn't sure if they counted. Why not? | Onların sayıldığından emin değildim. Neden ki? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I achieved fail grades. | Çok kötü notlar aldım. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| So, I'm looking for a trainee. | Neyse, bir stajyer arıyorum. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Somebody good with people, a talker. | İnsan ilişkileri iyi olan biri, ağzı laf yapan. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Well, I'm... | Şey, ben... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'm a talker. I mean, I've been talking for... | Ağzım şahane laf yapar. Yani neredeyse... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Well, I don't know how long exactly, but years. | Tam olarak ne kadar süre olduğunu bilmiyorum, ama yıllardır konuşuyorum. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| And I know loads of words as well. | Ayrıca bir sürü de kelime bilirim. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Like apivorous, for example. | "Apivorous", gibi mesela. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Someone who eat bees. | Arı yiyen kişi. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| OK. Er... A little test. | Peki. Şey, ufak bir test yapalım. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Sell me this cup of tea. | Bana bu fincandaki çayı sat. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Right. OK. Tea. It's... | Pekâlâ, tamam. Çay... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Shit. Er... | Sokayım. Şey... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Would you like to buy this mug of tea? | Bir fincan çay almak ister miydiniz? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| That's an interesting tie, can I? Do you mind if I have a little? | Oldukça ilginç bir kravat. Bir bakabilir miyim acaba? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Sure I can't offer you that tea? | Çayı istemediğinizden emin misiniz? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Right. Fair enough. Just a teeny note. | Tamam. Yeterli. Yalnız ufak bir hatırlatma. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| That won't work with houses, OK? | Bu olay evlerde işe yaramaz, anladın mı? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Everyone, this is Chris, the new trainee. | Millet, bu Chris, yeni stajyer. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'll have the papers sent straight over. Bye bye. | Evrakları derhal yollayacağım. Hoşça kal. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| And Jon. | Ve John. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| The sales table. | Satış panosu. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'll let you get your bearings. | Bırakayım da, işlerin yürüyüşünü öğren. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| So what do you get if you win, then? A pack of chocolate buttons? | Peki kazanınca ne alıyorsun? Bir paket çikolatalı draje mi? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| You get a balloon. | Zam alıyorsun. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Looks like you're not doing too well there, mate. | Görünüşe bakılırsa, pek iyi durumda değilsin, dostum. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Yeah, well, first day. | Evet, ilk günüm. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Pah! That's what they all say. | Onlar öyle der. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Chris, is it? | Chris'di, değil mi? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Yeah. Let me give you a bit of advice, Chris. | Evet. Sana bir tavsiyede bulunayım, Chris. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I'm the Sir Alec round here, yeah? | Ben buranın Sir Alec'iyim, anlarsın ya. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Even if you signed Rooney, Ronaldo, Wright Philips, Adebayor, | Rooney, Ronaldo, Wright Philips, ya da Adebayor'a imza attırmadan... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| you wouldn't have the balls to get above me. | ...taşaklarını benim üzerime çıkaramazsın. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| I wouldn't sell you Rooney or Ronaldo, anyway. | Hiçbir şekilde Rooney'i, ya da Ronaldo'yu sana kaptırmam. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Or Wright Philips. | Ya da Wright Philips'i. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Or Adebayor. Yeah? | Ya da Adebayor'u. Tamam mı? | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Not really that into football, so... | Futbol pek ilgimi çekmez... | Skins Chris-3 | 2008 | |
| Mrs Smith? Hi there. | Bayan Smith? Merhaba. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| So as I was saying earlier, the kitchen is a real deal maker. | Baştan söylemeliyim, mutfak gerçekten de son noktayı koyar. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| If I could afford a kitchen like this, my wife would never have left me. | Eğer böyle bir mutfağı alabilseydim, karım beni asla terketmezdi. | Skins Chris-3 | 2008 | |
| And in here particularly, we've got huge amounts of LSD. | Ayrıca özellikle burada, çok büyük miktarda LSD'miz var. | Skins Chris-3 | 2008 |