Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149371
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Skinny little Nancy Callahan. | Küçük Nancy Callahan. | Sin City-10 | 2005 | |
| Nancy Callahan, 19 years old. | Nerede yaşayıp nerede çalıştığını hiç belli etmedi. | Sin City-10 | 2005 | |
| I've led them straight to her. | Onları, ona getirdim. | Sin City-10 | 2005 | |
| Turn around and walk out the door. | Arkanı dön ve kapıdan çıkıp git. | Sin City-10 | 2005 | |
| I'm just a horny ex con watching an exotic dancer. | Ben sadece yaşlı bir adamım ve seksi dansçıyı izliyorum. | Sin City-10 | 2005 | |
| Just a few seconds and she'll be safe. | Birkaç saniye sonra güvende olacak. | Sin City-10 | 2005 | |
| It's loaded and it works. | Dolu ve çalışıyor. | Sin City-10 | 2005 | |
| She's counting on you, old man. | Sana güveniyor yaşlı adam. | Sin City-10 | 2005 | |
| Prove you're still worth a damn. | Hala işe yarar olduğunu kanıtla. | Sin City-10 | 2005 | |
| What? Stop the car, now! | Ne? Arabayı durdur. | Sin City-10 | 2005 | |
| Sorry. I got a little rattled. | Özür dilerim. Biraz panikledim. | Sin City-10 | 2005 | |
| It's OK. You did great. Sit tight. I'll be right back. | Sorun değil. Harikaydın. Burada kal. Hemen geliyorum. | Sin City-10 | 2005 | |
| Your window was thrown wide open. The rooms looked almost empty. | Camın açık kalmıştı. Oda neredeyse boş görünüyordu. | Sin City-10 | 2005 | |
| That's why I was sure you'd been kidnapped. | Bu yüzden kaçırıldığını düşünmüştüm. | Sin City-10 | 2005 | |
| All these years. | Bunca yıl boyunca. | Sin City-10 | 2005 | |
| There's wrong and there's wrong and then there's this. | Bu çok yanlış bir şey. | Sin City-10 | 2005 | |
| I got a dead man needs to be fetched. | Burada alınması gereken ölü bir adam var. | Sin City-10 | 2005 | |
| I've already got the girl, you dumb shit! | Kızı zaten aldım seni aptal. | Sin City-10 | 2005 | |
| He spent a fortune hiring every expert on the planet | Parçaladığın organlarımı onarması için... | Sin City-10 | 2005 | |
| We all wondered who wrote all those letters. | Bütün bu mektupları kimin yazdığını merak ediyorduk. | Sin City-10 | 2005 | |
| And you're gonna die knowing that it's all your fault. | Sen de bunun kendin hatan olduğunu düşünerek çıldıracaksın. | Sin City-10 | 2005 | |
| Dozens of them maybe a hundred. | Düzinelercesi, belki yüzlercesi. Bu koku, motele kadar bizi takip etti. | Sin City-10 | 2005 | |
| This is it. This is the end. | Hepsi bu. Son. | Sin City-10 | 2005 | |
| I can only express puzzlement that borders on alarm. | Ancak dehşete çok yakın bir şaşkınlık halini ifade edebiliyorum. | Sin City-10 | 2005 | |
| Tell me where Roark takes the girls or I'll cut your damn head off! | Roark'un kızları nereye götürdüğünü söyle yoksa kafanı koparırım. | Sin City-10 | 2005 | |
| In plain English, creep! | İngilizce konuş ucube. | Sin City-10 | 2005 | |
| Shlubb and Klump were packing an arsenal. | Shlubb ve Klump toplanıyorlar. | Sin City-10 | 2005 | |
| and you didn't tell him how to start it up again. | ...nasıl kullanması gerektiğini ona söylememiş. | Sin City-10 | 2005 | |
| There's still a chance, Nancy. | Hala bir şansın var Nancy. | Sin City-10 | 2005 | |
| You'll scream! | Bağıracaksın. | Sin City-10 | 2005 | |
| It's not wise at all to make fun of me like that. | Benimle böyle dalga geçmek çok da akıllıca bir hareket değildi. | Sin City-10 | 2005 | |
| Stupid old man! | Aptal bunak. | Sin City-10 | 2005 | |
| I get to see your eyes while I fillet the woman of your dreams right in front of you! | Hayallerinin kızını önünde becerdiğimde gözlerinin alacağı hali merak ediyorum. | Sin City-10 | 2005 | |
| Look at you! You're about to keel over! | Kendine bir bak. Ayakta duramıyorsun. | Sin City-10 | 2005 | |
| I'm taking no chances with you. | Seninle hiç şansım yoktu. | Sin City-10 | 2005 | |
| First I soften you up, and then it's showtime. | Önce seni halledeceğim ve sonra gösteri başlayacak. | Sin City-10 | 2005 | |
| I take away his weapon. | Silahlarını aldım. | Sin City-10 | 2005 | |
| Been a pleasure. | Benim için bir zevkti. | Sin City-10 | 2005 | |
| I didn't scream, Hartigan, not once. | Bağırmadım Hartigan. Bir kere bile. | Sin City-10 | 2005 | |
| Thanks for remembering my coat. | Ceketimi hatırladığın için teşekkürler. | Sin City-10 | 2005 | |
| Not as long as I'm alive. | Ben yaşadığım sürece olmaz. | Sin City-10 | 2005 | |
| Fair trade. | Adil bir anlaşma. | Sin City-10 | 2005 | |
| Oh, Mom, don't go on like that. | Anne, böyle söyleme. | Sin City-10 | 2005 | |
| She's soff and warm and almost weightless. | Rüzgar elektrik oluşturur. | Sin City-11 | 2005 | |
| l'm polishing my badge and getting myself used | Rozetimi cilalayıp, ona elveda demeye kendimi alıştıracağım. | Sin City-11 | 2005 | |
| to the idea of saying good bye to it. | Rozetimi parlatıyordum ve kendimi ona elveda demeye hazırlıyordum. | Sin City-11 | 2005 | |
| I'm getting on the horn and caIIing for backup. | Buna izin vermeyeceğim. Seni uyarıyorum. | Sin City-11 | 2005 | |
| just Iate enough for Roark to get back to his US Senator daddy. | Bu pis farelerin hepsini öldürmeliyiz. | Sin City-11 | 2005 | |
| EiIeen's at home waiting for you. Think about EiIeen. | Her ikisini de. | Sin City-11 | 2005 | |
| (NANCY WHIMPERS) | Emekliliğimin başlangıcı için de müthiş bir yol. | Sin City-11 | 2005 | |
| At least that's what l pray it is. | çünkü şimdiye kadar ölmüş olmalı. Onu tanımıyorsun. | Sin City-11 | 2005 | |
| You wouId risk engender ating iII wiII on the part of our empIoyers. | Yapabileceğinizin en iyisi bu mu sizi hanım evlatları. | Sin City-11 | 2005 | |
| temporariIy remanded to our custody though it may be. | Dwight, Gail ellerinde. | Sin City-11 | 2005 | |
| Be with you in a minute. Lenny. | Nefes al. Kalbine yavaşlaması için zaman tanı. | Sin City-11 | 2005 | |
| Don't you cry now. | Doğru söylüyorsun Ronnie. | Sin City-11 | 2005 | |
| You know who I am. | Benim kim olduğumu biliyor musun? | Sin City-11 | 2005 | |
| You know who my father is. | Kim olduğumu biliyorsun. Babamın kim olduğunu biliyor musun? | Sin City-11 | 2005 | |
| BOB: For God's sakes. don't make it any worse. | Bir ortaklığı bitirmek için berbat bir yol. Ciddi söylüyorum bebeğim. Gözlerini kapa. Şimdi. | Sin City-11 | 2005 | |
| You're so sIow. you'II never stop me. Sit down. | Uzun sürmez. Gittiğimiz yerde olmayacaklar. | Sin City-11 | 2005 | |
| Things go dark. l don't mind much . | Karanlık çöküyor. | Sin City-11 | 2005 | |
| (SIRENS BLARING) | Neden nazik Goldie? | Sin City-11 | 2005 | |
| Somebody paid good money for this frame. | Tam yanı başında. Tıpkı onun gibi küfeliktim. | Sin City-11 | 2005 | |
| And when l find out who did it. | Ve bunu yapanı bulduğum zaman... | Sin City-11 | 2005 | |
| (HELICOPTER WHIRRING) | Kimseyi göremiyorum. | Sin City-11 | 2005 | |
| She's a dyke, but God knows why. | Lucille benim tahliye memurum. | Sin City-11 | 2005 | |
| She tried to analyze me once but she got too scared. | Hapları psikolog bir kız arkadaşından alıyor. Bazen iyi bir seçim yaparak, ihtimalleri kendi lehine çevirebilirsin. | Sin City-11 | 2005 | |
| Haven't seen you Iike this in a whiIe. | 4 yıl önce tekrar evlendi. | Sin City-11 | 2005 | |
| This is bIood for bIood. and by the gaIIons. | O vücutla istediği erkeği elde edebilir. | Sin City-11 | 2005 | |
| Kadie's is my kind of joint. | Bu yeni buralarda Marv. Seni tanımıyordu. | Sin City-11 | 2005 | |
| Take it off. What? | Sadece yanlış yüzyılda doğmuş olmak gibi bir şanssızlığı var onun. | Sin City-11 | 2005 | |
| So I guess when I shot you in the beIIy I aimed a IittIe too high. | Bana herhangi bir isim söylediğini duyamıyorum. | Sin City-11 | 2005 | |
| and l'm gonna have to get really nasty. | Benden saklarsan, kötü olmak zorunda kalırım. | Sin City-11 | 2005 | |
| FeeI Iike taIking. Louie? | Sanırım seni karnından vurduğumda bu değişecek. | Sin City-11 | 2005 | |
| How many got paid off for the frame. Louie? | Bu çok salakça çaldığın Jaguar geçici olarak rehin kalabilir. | Sin City-11 | 2005 | |
| PRIEST: And what have been your sins. my son? | Hepsi konuşur. | Sin City-11 | 2005 | |
| Sometimes. I ask pretty hard. | Onlara beni o sapıktan kurtardığını anlattım. | Sin City-11 | 2005 | |
| ask yourseIf if that corpse of a sIut is worth dying for. | Bu arada... | Sin City-11 | 2005 | |
| GoIdie! | Al sana iz. | Sin City-11 | 2005 | |
| l found your killer, but he was better than me. | Her şeyi mahvettim Goldie. | Sin City-11 | 2005 | |
| He eats peopIe. | Lucille? Sadece o kurt değil. | Sin City-11 | 2005 | |
| And a few buckets later. there's no way you'd know. | Bazen tek yapmaları gereken söylemek. Kurt sadece artıkları yiyor. | Sin City-11 | 2005 | |
| Whoever's behind this whoIe thing | Bu sefer başımızı büyük bir belaya soktun Marv. | Sin City-11 | 2005 | |
| I didn't know she was a hooker. | Duvardaki kafalar. | Sin City-11 | 2005 | |
| You're not gonna get either of us kiIIed. Marv. | Herhangi bir şeyi değiştirmez zaten. | Sin City-11 | 2005 | |
| Here's a sign. | Yüzbaşım, hedeften hiç iz yok. Daha önce söylediğin gibi Bob... | Sin City-11 | 2005 | |
| by the time l make my way to Old Town. | Eski kentte yürürken piyasanın açık olduğunu görüyorum. | Sin City-11 | 2005 | |
| (GROANS) | Belediye başkanları ve valileri sanki hiçbir şeylermiş gibi indirdi. | Sin City-11 | 2005 | |
| Because that's my name. you ape. | Bir dakika. Sana neden Wendy dedi? | Sin City-11 | 2005 | |
| None of you wouId. but GoIdie. | Eğer öyleyse tanıdıkları olmalı. | Sin City-11 | 2005 | |
| What the heII? I tied those knots. That's my speciaIty. | Bir dakika. Sana neden Wendy dedi? | Sin City-11 | 2005 | |
| I'm aIso gonna be needing a dozen two foot Iengths of this rubber tubing | Evet evet bu işime yarar | Sin City-11 | 2005 | |
| WENDY: She was my sister. so I'm in this one to the end. | Orada oturup buna izin verdin. | Sin City-11 | 2005 | |
| Is that the best you can do. creep? | Onu aklımdan çıkardım ve kendi içime döndüm. | Sin City-11 | 2005 | |
| lt really gets my goat when guys rough up dames. | Herşey başaşağı gidiyor. | Sin City-11 | 2005 | |
| HeII. no. I Iike it here. | Bütün suçları üzerime yıktılar. Sadece benim öldürdüklerim değil,... | Sin City-11 | 2005 | |
| So, if going after Roark means dying, win or lose, | Sana borçluyum ve borcumu ödeyeceğim. | Sin City-11 | 2005 | |
| MAN ON RADlO: All right, keep a lookout. | 8 yıl. | Sin City-11 | 2005 | |
| And I joined in. | Ruhlarını da yiyordu. | Sin City-11 | 2005 | |
| eIiminate me. | Aman Tanrım. Seni canavar. | Sin City-11 | 2005 | |
| KiIIing a heIpIess oId fart? | Ve normal bir ingilizce ile! | Sin City-11 | 2005 |