Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149291
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| I don't want Mother to know about this. | ...öğrenmesini istemiyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Don't worry. This is only between us. | Merak etme. Bu sadece ikimizin arasında. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Let's go in the house, Johan. I'll send Mother off to do something. | Hadi eve gidelim, Johan. Anneni bir şeyler yapması için gönderirim. | Silent Light-1 | 2007 | |
| What's happening to you is the work of the enemy, Johan. | Sana ne oldu böyle, yoksa bu düşmanlarının bir tuzağı mı Johan? | Silent Light-1 | 2007 | |
| Talk to me like a father, not like a preacher. | Benimle bir baba gibi konuş, vaiz gibi konuşma. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I am both, Johan. | Ben her ikisiyim Johan. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I think it's God's doing. | Sanırım bu Tanrının işi. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Dad, if this is the work of the Devil, | Baba, eğer bu şeytanın işi ise, | Silent Light-1 | 2007 | |
| I feel sorry for myself. Truly! | kendim için üzülürüm. Gerçekten! | Silent Light-1 | 2007 | |
| But now I have to know who's the woman I must love. | Fakat şimdi hangisini sevmem gerektiğine karar vermeliyim. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Help me if you can. | Yardım et bana, eğer yapabilirsen. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I can only tell you what I went through... | Sana sadece tecrübelerimi anlatabilirim. | Silent Light-1 | 2007 | |
| And I've never told anyone. | Ve kimseye bu olaydan bahsetmem. | Silent Light-1 | 2007 | |
| After your birth, I felt an unknown attraction to another woman. | Sen doğduktan sonra, başka bir kadınla aramda anlaşılamayan bir çekim hissettim. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I was ready to leave my family. | Ailemi terk etmeye hazırdım. | Silent Light-1 | 2007 | |
| But before doing that, I forced myself to stop seeing her. | Fakat böyle yaptıktan sonra, onunla görüşmemeye kendimi zorladım. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Soon enough, I realised the excitement existed only in myself. | Sonunda, bu heyecanın sadece bende olduğunun farkına vardım. | Silent Light-1 | 2007 | |
| It was my need to feel. | Bunu hissetmeliydim. | Silent Light-1 | 2007 | |
| You suffer, because you think the pain of losing her will never pass... | Acı çekiyorsun çünkü, onu kaybettiğinde çekeceğin acının hiç geçmeyeceğini düşünüyorsun. | Silent Light-1 | 2007 | |
| But it will, Son. | Ama geçiyor, oğlum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| That's true, Dad. | Haklısın, baba. | Silent Light-1 | 2007 | |
| But when I compare the two women, | Fakat iki kadını karşılaştırdığımda, | Silent Light-1 | 2007 | |
| I don't ask myself what I feel for Esther now. I think of her when I met her... | kendi kendime şu anda Esther'e karşı ne hissettiğimi soramıyorum. Sadece, onunla beraberken onu düşünüyorum... kendi kendime şuanda Esther'e karşı ne hissettiğimi soramıyorum. Sadece, onunla beraberken onu düşünüyorum... | Silent Light-1 | 2007 | |
| Then I realise I'd have preferred the new woman. | Daha sonra yeni bir kadını tercih ettiğimi fark ediyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I simply made a mistake with Esther, and now I have to fix it. | Basit olarak Esther'e karşı hata yaptım, ve şimdi bunu düzeltmek zorundayım. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Esther is your wife. | Esther senin karın. | Silent Light-1 | 2007 | |
| She loves you as your mother loves me, and I know how you love her, too. | O seni, annenin beni sevdiği gibi seviyor, ve senin de onu nasıl sevdiğini biliyorum. O seni, annenin beni sevdiği gibi seviyor, ve seninde onu nasıl sevdiğini biliyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| You love the new woman. It's inexplicable, but I understand. | Diğer kadını seviyorsun. Bu izah edilemez ama ben anlıyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I wouldn't like to be in your shoes, dear Johan, but somehow, I also envy you. | Senin yerinde olmak istemezdim, sevgili Johan, ama bir şekilde sana imreniyorum. | Silent Light-1 | 2007 | |
| I can't tell you what to do, | Sana ne yapmam gerektiğini söyleyemem, | Silent Light-1 | 2007 | |
| but I know if you don't act quickly, you will lose them both. | fakat şunu biliyorum ki eğer acele etmezsen her ikisini de kaybedeceksin. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Your mother and I will support you. | Annen ve ben sana destek olacağız. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Hello. Hello, Sara. | Merhaba. Merhaba, Sara. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Thank you, Mum. You're welcome, Johan. | Sağ ol, anne. Bir şey değil, Johan. Sağol, anne. Bir şey değil, Johan. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Goodbye, Johan. | Güle güle, Johan. | Silent Light-1 | 2007 | |
| Hi, Johan. Hi. What's for lunch? | Merhaba, Johan. Merhaba. Yemekte ne var? | Silent Light-2 | 2007 | |
| Tacos. Yes. Tacos! Tacos again? | Meksika böreği var. Meksika böreği! Yine mi Meksika böreği? | Silent Light-2 | 2007 | |
| Well, we sure had a good corn harvest. There's nothing I like more. | Neyse, iyi bir mısır hasadı yaptığımızdan eminim. En çok sevindiğim şey bu. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I'm hungry! Let's say grace. | Ben açım! Hadi dua edelim. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Let me see who's there. Okay, Johan. | Kim gelmiş bir bakayım. Tamam, Johan. | Silent Light-2 | 2007 | |
| It was on Marianne's behalf. | Marianne'nin adına gelmiş. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I have to go to her business to bring her two urgent deliveries. | İki tane acil sipariş için onun işyerine gitmem gerek. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Then you can take the children to the dentist in Blumenau. | Daha sonra çocukları Blumenau'daki dişçiye götürürsün. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Is that where Uncle Abraham lives? Yes, Alfredo. | Abraham amcanın yaşadığı yerde mi? Evet, Alfredo. | Silent Light-2 | 2007 | |
| This year only these two have been, Johan. | Bu yıl sadece ikisi kaldı. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Really? Yes. Really, Johan. | Gerçekten mi? Evet. Gerçekten, Johan. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Then I'll take them, Esther. | Daha sonra onları alırım, Esther. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I brought what you asked for, Marianne. Fine, Johan. | İstediklerini aldım, Marianne. Sağ ol, Johan. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Daddy, will you buy me two of these little beads? | Babacım, şu iki minik topu bana alır mısın? | Silent Light-2 | 2007 | |
| Shall we go to my office and prepare the invoice? | Ofisime geçip faturaları hazırlayalım mı? | Silent Light-2 | 2007 | |
| I want Dad to buy me some of these sweets. Me, too. | Babamın bu şekerlerden almasını istiyorum. Ben de. Babamın bu şekerlerden almasını istiyorum. Bende. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Pardon me. Please. | Pardon. Lütfen. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I think it's a swell idea, Marianne. | Bence bu harika bir fikir, Marianne. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Lie down. | Yatağa uzan. | Silent Light-2 | 2007 | |
| This was the last time, Johan. | Bunu bir daha yapmayacağız, Johan. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Peace is stronger than love. | Huzur aşktan daha önemlidir. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Poor Esther. | Zavallı Esther. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Let me get up. | Kalkıyorum. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I'm afraid there's more pain yet to come, | Korkarım, bundan sonra daha fazla acı çekeceğiz, | Silent Light-2 | 2007 | |
| but then there will be | ama daha sonra, | Silent Light-2 | 2007 | |
| peace, | huzur gelecek, | Silent Light-2 | 2007 | |
| and afterwards, a happiness like we've never known. | ve sonra hiç tatmadığımız bir mutluluk bizi saracak. | Silent Light-2 | 2007 | |
| This is the saddest time of my life, Johan, | Bu ömrümün en üzgün anı Johan, | Silent Light-2 | 2007 | |
| but also the best. | ama böylesi daha iyi. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I don't regret anything. | Hiçbir şeyden pişman değilim. | Silent Light-2 | 2007 | |
| We're very fortunate, my love. | Biz çok şanslıyız, aşkım. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Me, neither. | Ben de hiçbir şeyden pişman değilim. Bende hiçbir şeyden pişman değilim. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I smell of sex. | Burası aşk kokuyor. | Silent Light-2 | 2007 | |
| What's that on the floor, there? | Yerdeki şey ne? | Silent Light-2 | 2007 | |
| A leaf. | Bir yaprak. | Silent Light-2 | 2007 | |
| A cedar leaf? Yes, red cedar. | Sedir yaprağı mı? Evet, kırmızı sedir. | Silent Light-2 | 2007 | |
| We shouldn't have left the kids with that fatso. | Çocukları o şişko adama emanet etmemeliydik. | Silent Light-2 | 2007 | |
| That fatso is a good man. | O şişko adam iyi biri. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Besides, they're in the restaurant with more people. | Ayrıca, restoranda birçok insan var. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I'd rather go down now. | Aşağı insem iyi olacak. | Silent Light-2 | 2007 | |
| You're the best man I've ever known. | Tanıdığım en mükemmel erkeksin. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I don't know how I'll live without you. | Sensiz nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. | Silent Light-2 | 2007 | |
| They're with Bobby in his van. | Bobby ile birlikte karavana gittiler. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Hello, Dad, come in to watch TV with us. | Merhaba baba, gel sen de bizimle birlikte televizyon seyret. Merhaba baba, gel sende bizimle birlikte televizyon seyret. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Come on, make room for Daddy. | Hadi, babanıza yer açın. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Alfredo, pass me a banana. | Alfredo, muzu uzatır mısın? | Silent Light-2 | 2007 | |
| Sara, take good care of the children. | Sara, çocuklara çok dikkat et. | Silent Light-2 | 2007 | |
| And you, children, obey your sister while we're gone. | Ve siz çocuklar, biz gelene kadar ablanızın sözünden çıkmayın. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Yes, Mummy. | Tamam, anne. | Silent Light-2 | 2007 | |
| And don't forget your prayers. | Ve dua etmeyi sakın unutmayın. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Right, Jak? Yes, Dad. | Tamam mı, Jak? Tamam, baba. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Dad... | Baba, | Silent Light-2 | 2007 | |
| We have to fix the leak in the barn. | ambardaki sızıntıyı tamir etmemiz gerek. | Silent Light-2 | 2007 | |
| We'll do that tomorrow when Mum and I are back, Alfredo. | Onu yarın geri döndükten sonra yaparız, Alfredo. | Silent Light-2 | 2007 | |
| You'll have the whole day to play where you want. | Tüm gün istediğiniz kadar oynayabilirsiniz. | Silent Light-2 | 2007 | |
| We're going to behave very well, Dad. | Siz yokken kötü bir şey yapmayacağız babacığım. | Silent Light-2 | 2007 | |
| I love you, Daddy. Mummy, too. | Seni seviyorum, babacığım. Anneciğim seni de... Seni seviyorum, babacığım. Anneciğim senide... | Silent Light-2 | 2007 | |
| Who can that be? | Bu da kim acaba? Buda kim acaba? | Silent Light-2 | 2007 | |
| You go, Alfredo. | Sen git, Alfredo. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Dad, it's for you. | Baba, seni soruyorlar. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Finished your breakfast, Cornelio? No. | Kahvaltını bitirdin mi, Cornelio? Hayır. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Let's go in there. To the room. | Hadi oraya gidelim. Odaya. | Silent Light-2 | 2007 | |
| To the room. | Odaya gidelim. | Silent Light-2 | 2007 | |
| Who came to the house, Johan? | Eve gelen kimdi, Johan? | Silent Light-2 | 2007 | |
| I don't know. A stranger. | Bilmiyorum. Yabancı biri. | Silent Light-2 | 2007 |