Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149267
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Let's go down now. | Hadi şimdi aşağı inelim. | Signs-1 | 2002 | |
| While they were fixing her up, | Doktorlar onunla uğraşırken, | Signs-1 | 2002 | |
| and she looked at you, and you looked at her, | ve sen ona, o sana bakıştınız, | Signs-1 | 2002 | |
| They want our attention on the door? | Dikkatimizi kapıya çeviriyorlar. | Signs-1 | 2002 | |
| The book says they're probably very good problem solvers. | Kitap onların çok iyi sorun çözebildiklerini söylüyor. | Signs-1 | 2002 | |
| Hold him! | Çek onu! Tut! | Signs-1 | 2002 | |
| Not again. | Bir daha. | Signs-1 | 2002 | |
| The fear is feeding him. | Korku onun aklını aldı. | Signs-1 | 2002 | |
| Together. The air is going in our lungs. | Birlikte. Hava ciğerlerimize gidiyor. | Signs-1 | 2002 | |
| What does that mean pinned? | Sıkıştırmış ne demek? | Signs-1 | 2002 | |
| and be with her as long as she's awake. | onunla birlikte olabil diye. | Signs-1 | 2002 | |
| And that won't be very long. | Ama uzun olamayacak. | Signs-1 | 2002 | |
| We're lucky as hell they're leaving here. | Lanet olsun şanslıyız. Terkediyorlar. | Signs-1 | 2002 | |
| They're leaving? | Terk mi ediyorlar? | Signs-1 | 2002 | |
| A lot of people died. | Birçok kişi ölmüş. | Signs-1 | 2002 | |
| But they're leaving. | Fakat terkediyorlar. | Signs-1 | 2002 | |
| like something scared them off. | sanki birşey onları korkuttu. | Signs-1 | 2002 | |
| You didn't think we'd make it through the night, did you? | Bunu yapabileceğimiz gece hiç aklına gelmedi demi? | Signs-1 | 2002 | |
| If he has another attack right now | Eğer şu anda bir saldırı daha olursa | Signs-1 | 2002 | |
| The atmosphere here is cautiously optimistic. | Atmosfer burada iyimser. | Signs-1 | 2002 | |
| They're dancing. Yeah, like this. | Dans ediyorlar. İşte böyle. | Signs-1 | 2002 | |
| Hi, sweetie. | Selam şekerim. | Signs-1 | 2002 | |
| It was meant to be. | Böyle planmamıştım. | Signs-1 | 2002 | |
| Tell him... | Ona.. | Signs-1 | 2002 | |
| No poison got in. No poison got in. | İçeri zehir gitmedi. İçeri zehir gitmedi. | Signs-1 | 2002 | |
| His lungs were closed. His lungs were closed. | Akciğerleri kapalıydı. Akciğerleri kapalıydı. | Signs-1 | 2002 | |
| Can l have a glass of water? | Bir bardak su alabilir miyim? | Signs-3 | 2002 | |
| No, l'm not. | Hayır yapmıyacağım. | Signs-3 | 2002 | |
| Okay, so far I have, "It was very dark." | Pekala demişsin ki çok karanlıktı. | Signs-3 | 2002 | |
| Caroline, l know you're making a point here, | Caroline, birşeyler demek istiyorsun, | Signs-3 | 2002 | |
| who who might not have like | belki senin ayrılmanı | Signs-3 | 2002 | |
| it's just I'm pretty strong, | Sadece, Ben oldukça güçlüyüm, | Signs-3 | 2002 | |
| Every station?? | Her kanal damı? | Signs-3 | 2002 | |
| But l'll tell you something what l said in there, it still goes. | Fakat sana birşey söylüyecem içerde söylediklerim devam ediyor. | Signs-3 | 2002 | |
| a southern city of lndia. | 34 yaşındaki yerli bir kameraman tarafından çekildi. | Signs-3 | 2002 | |
| it's a military procedure | Askeri bir tabir. | Signs-3 | 2002 | |
| FeIt wrong not to swing. | Yanlış sanmışsın savurmazdım. | Signs-3 | 2002 | |
| l cursed 37 times last week | Geçen hafta tam 37 kere küfür ettim. | Signs-3 | 2002 | |
| Why can't they got girlfriends? | Neden kız arkadaşları olmaz? | Signs-3 | 2002 | |
| Can l see that, please? | Onu görebilir miyim, lütfen? | Signs-3 | 2002 | |
| l'm getting out now. | Dışarı çıkıyorum. | Signs-3 | 2002 | |
| l told you. | Demiştim. | Signs-3 | 2002 | |
| Yeah, l do. | Evet. | Signs-3 | 2002 | |
| l never told you the last words | Sana Colleen ölmeden önceki | Signs-3 | 2002 | |
| Early this morning, a bird flow into the area | Sabah bir kuş dün gece | Signs-3 | 2002 | |
| l don't know what got into me. | İçime birşeyler girmiş heralde. | Signs-3 | 2002 | |
| Looks a little llke our house doesn't it? | Bizim eve benziyor değil mi? | Signs-3 | 2002 | |
| Who said l was gonna die? | Öleceğimi kim söyledi? | Signs-3 | 2002 | |
| l'm truly sorry for what l've done to you and yours. | Sana ve seninkilere yaptıklarımdan dolayı gerçekten çok üzgünüm. | Signs-3 | 2002 | |
| How could anyone possibly know that information?? it's ridiculous. | Bunu nasıl bilebilirler. Bu çok saçma. | Signs-3 | 2002 | |
| The lnformation we're receiving | Aldığımız bütün haberler | Signs-3 | 2002 | |
| l'll make some sandwiches. | Ben sandviç yapacağım. | Signs-3 | 2002 | |
| llke something scared them off. | sanki birşey onları korkuttu. | Signs-3 | 2002 | |
| lf he has another attack right now | Eğer şu anda bir saldırı daha olursa | Signs-3 | 2002 | |
| The atmosphere here is cautiously optimistic | Atmosfer burada iyimser. | Signs-3 | 2002 | |
| [Whispering] It's time for an ass whupping. | K*ç kaçılama zamanı. | Signs-4 | 2002 | |
| O Our roof is 1 0 feet high. | Çatı neredeyse 10 fittir. | Signs-4 | 2002 | |
| who... who might not have liked | belki senin ayrılmanı | Signs-4 | 2002 | |
| It's just, I'm pretty strong, | Sadece, Ben oldukça güçlüyüm, | Signs-4 | 2002 | |
| But I'll tell you something... what I said in there, it still goes. | Fakat sana birşey söylüyecem içerde söylediklerim devam ediyor. | Signs-4 | 2002 | |
| Tracey: I cursed 3 7 times last week. | Geçen hafta tam 37 kere küfür ettim. | Signs-4 | 2002 | |
| Merrill: I got it. | Anladım. | Signs-4 | 2002 | |
| 1 1:00 a.m. | 11:00. | Signs-4 | 2002 | |
| They found the bird. His... his head was crushed in. | Kuşu bulmuşlar, kafası kırılmış. | Signs-4 | 2002 | |
| Bo: Is it true? | Doğru mu? | Signs-4 | 2002 | |
| Man on TV: The information we're receiving | Aldığımız bütün haberler | Signs-4 | 2002 | |
| Merrill: Morgan. | Morgan. | Signs-4 | 2002 | |
| [Exhales deeply] We're the same. | Biz aynıyız. | Signs-4 | 2002 | |
| What does that mean... pinned? | Sıkıştırmış ne demek? | Signs-4 | 2002 | |
| If he has another attack right now... | Eğer şu anda bir saldırı daha olursa | Signs-4 | 2002 | |
| Man on TV: The atmosphere here is cautiously optimistic. | Atmosfer burada iyimser. | Signs-4 | 2002 | |
| ...They're dancing. ...Yeah, like this. | Dans ediyorlar. İşte böyle. | Signs-4 | 2002 | |
| [Weakly] Hi, sweetie. | Selam şekerim. | Signs-4 | 2002 | |
| It's just, I'm pretty strong, | Sadece, Ben oldukça güçlüyüm, | Signs-5 | 2002 | |
| How could anyone possibly know that information? It's ridiculous. | Bunu nasıl bilebilirler. Bu çok saçma. | Signs-5 | 2002 | |
| Man on TV: The information we're receiving | Aldığımız bütün haberler | Signs-5 | 2002 | |
| Man on TV: The atmosphere here is cautiously optimistic. | Atmosfer burada iyimser. | Signs-5 | 2002 | |
| ...They're dancing. ...Yeah, like this. | Dans ediyorlar. İşte böyle. | Signs-5 | 2002 | |
| Heima means "at home". | Heima "evde" demek. Heima'nın anlamı "evde" demektir. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| It's a bit like being on trial, playing in lceland. | Bu İzlanda'da yaptığımız deneysel bir çalışma. İzlanda'da konser vermek, sanki deneme sürecinde olmak gibi. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| It's like, you know, "What do they think?" | Aslında "ne düşünüyorlar?" öğrenmek istemiştik. Sanki "Ne düşünüyorlar?" gibi. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| Kind of nervous, because it's friends and family, you know, in the audience, | Biraz gerginiz, çünkü dostlarımız ve ailemiz de seyircilerin arasında Biraz gerginim çünkü izleyicilerin arasında arkadaşlarım ve ailem de var. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| I think it's harder to play for people you know. | ve bence tanıdığınız insanlara çalmak biraz daha zorlayıcı. Tanıdığın insanlar için çalmak bana göre biraz daha zor. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| I found it quite interesting playing for the lceland people, | İzlandalılara çalmak bence biraz garip, İzlanda halkına çalmayı oldukça ilginç buluyorum... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| because they're so judgmental. | çünkü çok eleştireller. ...çünkü çok yargılayıcılar. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| We had been travelling so much around the world | Dünyanın her yerinde konserler veriyorduk Dünyada birçok yeri gezmiştik... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| and wanted to come back to lceland | ve son konserlerimizi ...ve İzlanda'ya geri dönüp... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| and make the last concerts here in lceland. | dönüp İzlanda'da vermek istedik. ...son konserlerimizi burada vermek istedik. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| There used to be pop bands who toured lceland | Eskiden İzlanda'ya pop grupları gelirdi Eskiden İzlanda'ya gelen pop gruplar olurdu. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| and had some...you know... people came together | ve o zamanlar... insanlar bir araya gelir Bilirsiniz, insanlar bir araya gelip... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| and danced to the music, but that's getting less and less. | müziğe eşlik edip dans ederlerdi, ama bu gittikçe azalıyor. ...dans ederlerdi ama bu tür şeyler git gide azalıyor. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| It seemed like something that we had to do | Biraz da küçük kasabalara Küçük şehirlere gidip, oradaki insanlar için... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| was to go around and play the shows | gidip ordaki insanlar için ...konserler vermek... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| in small towns for just the people there. | çalmak zorundaymış gibi hissettik. ...zorunda olduğumuzu hissetmiştik. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| These people are also the people who back us up as well, | Bu insanlar bize kol kanat geren kişiler, Bu insanlar aynı zamanda bize destek çıkan insanlardı... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| so it was really nice. | bu nedenle de ayrıca güzel. ...o yüzden gerçekten çok güzeldi. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| I guess that's sort of our idea, | Bizim düşüncemiz sanıyorum biraz da buydu, Sanırım biz de bir şekilde... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| to give back, in a way. | bir şekilde onlara teşekkür etmek. ...borcumuzu ödüyoruz. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| Space is what we have here, | Burada fazlaca boşluğa sahibiz, Burada huzura sahibiz. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| in our personal life and in the land as well. | kişisel anlamda da öyle, yerleşim olarak da. Kişisel hayatımızda ve tabii ki yaşantımızda. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 |