Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 19319
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Eva, what do you do? | Eva, ne iş yapıyorsun? | Fin-1 | 2012 | |
| I work at a magazine. | Bir dergide çalışıyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| That's okay, Sara. | Sorun değil Sara. | Fin-1 | 2012 | |
| Long time, asshole. | Uzun zaman oldu şerefsiz. | Fin-1 | 2012 | |
| You look good. | Seni iyi gördüm. | Fin-1 | 2012 | |
| You must be Cova. And you're Felix? | Sen Cova olmalısın. Ve sen de Felix? | Fin-1 | 2012 | |
| Do you like it? What? | Beğendin mi? Ne? | Fin-1 | 2012 | |
| The room, do you like it? | Odayı beğendin mi? | Fin-1 | 2012 | |
| Yes, it's beautiful. | Evet, güzelmiş. | Fin-1 | 2012 | |
| You don't mind me giving them this room, do you, Maribel? | Bu odayı onlara vermemin mahsuru yok değil mi Maribel? | Fin-1 | 2012 | |
| Why would I? | Niye olsun ki? | Fin-1 | 2012 | |
| Well, since you two slept in here. | Siz burada yatardınız da o yüzden. | Fin-1 | 2012 | |
| Felix must have told you we hooked up. Nothing serious. | Felix sana ilişki yaşadığımızı söylemiştir. Ciddi değildi. | Fin-1 | 2012 | |
| Yeah, he told me. | Evet, söyledi. | Fin-1 | 2012 | |
| Hugo and Sara are next door, I'm in front, | Hugo ile Sara yan odada, ben karşı odada... | Fin-1 | 2012 | |
| Rafa and her, down the hall and Sergio's downstairs. | ...Rafa ile o koridorun gerisinde ve Sergio da alt katta. | Fin-1 | 2012 | |
| What about Angel? | Peki ya Angel? | Fin-1 | 2012 | |
| He always slept in the attic. I set up a bed for him. | O hep çatı katında yatardı. Yatağını hazırladım. | Fin-1 | 2012 | |
| Tell me about Angel. Felix doesn't talk about him. | Bana Angel'dan bahsetsene. Felix ondan hiç bahsetmiyor. | Fin-1 | 2012 | |
| Well, there's a story behind that, not just with Felix, | Bunun ardında sadece Felix'le ilgili değil... | Fin-1 | 2012 | |
| with everybody. | ...hepimizle ilgili bir hikaye var. | Fin-1 | 2012 | |
| Okay, let's go make dinner. | Tamam, gidip akşam yemeğini hazırlayalım. | Fin-1 | 2012 | |
| I'll be right down. Okay. | Hemen geliyorum. Tamam. | Fin-1 | 2012 | |
| We'd better have dinner soon, smoking pot makes me hungry. | Yemeğe hemen başlasak iyi olur, yemeğin kokusu beni acıktırdı. | Fin-1 | 2012 | |
| Smells great! | Harika kokuyor! | Fin-1 | 2012 | |
| I haven't smoked in ages. | Yıllardır tüttürmedim. | Fin-1 | 2012 | |
| Exactly. Time to loosen up a little. | Kesinlikle. Biraz gevşeme zamanı. | Fin-1 | 2012 | |
| This is unbelievable. All of us together again... | İnanılır gibi değil. Hepimiz yeniden bir aradayız. | Fin-1 | 2012 | |
| I was eager to meet you. He's told me a lot about you. | Seninle tanışmayı çok istiyordum. Bana senden çok bahsetti. | Fin-1 | 2012 | |
| Good things? Well, sort of. | İyi şeyler mi? Sayılır. | Fin-1 | 2012 | |
| How did you two meet? Huh? | İkiniz nasıl tanıştınız? Ha? | Fin-1 | 2012 | |
| Felix and you. How did you meet? | Felix ile sen. Nasıl tanıştınız? | Fin-1 | 2012 | |
| Taking lessons. | Ders alırken. | Fin-1 | 2012 | |
| To get a boating license. | Tekne belgesi için. | Fin-1 | 2012 | |
| Did you get it? Sure. | Aldın mı? Elbette. | Fin-1 | 2012 | |
| Is it hard? | Zor mu? | Fin-1 | 2012 | |
| Well, considering I couldn't remember how to cross multiply... | İçler dışlar çarpımı yapamamam göz önüne alındığında... | Fin-1 | 2012 | |
| Then there's navigating by the stars, maps of the sky... | Sonra yıldızlarla yön bulma var, gökyüzü haritası... | Fin-1 | 2012 | |
| I'm always telling Rafa we should do it. | Biz de yapmalıyız diye Rafa'ya hep söylüyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| Yeah, we can afford a boat... | Evet, bir tekneye paramız yeter. | Fin-1 | 2012 | |
| What can you sail, a zodiac? Up to 12 meters. | Ne kullanıyorsun, zodyak mı? 12 metreye kadar. | Fin-1 | 2012 | |
| And the kids would love it. | Hem çocuklar da bayılacaktır. | Fin-1 | 2012 | |
| You have kids? Yeah. Two. | Çocuğunuz var mı? Evet. İki tane. | Fin-1 | 2012 | |
| Get my bag over there. | Şuradaki çantamı getir. | Fin-1 | 2012 | |
| He's not answering. He must be driving. | Telefonu açmıyor. Yolda olmalı. | Fin-1 | 2012 | |
| Belen and Enrique. | Belen ile Enrique. | Fin-1 | 2012 | |
| Seven and nine. | Biri yedi, diğeri dokuz yaşında. | Fin-1 | 2012 | |
| They're adorable. | Çok tatlılar. | Fin-1 | 2012 | |
| I would have loved having kids... | Çocuğum olsun çok istemişimdir. | Fin-1 | 2012 | |
| And your dipshit boyfriend goes and says, | Ve geri zekalı erkek arkadaşın gelip dedi ki: | Fin-1 | 2012 | |
| "Um, weren't we gonna play cards?" | "Kağıt oynamayacak mıydık?" | Fin-1 | 2012 | |
| December 21st, 1986. What a memory. | 21 Aralık 1986. Ne hafıza. | Fin-1 | 2012 | |
| How could I forget? It was my birthday. | Nasıl unuturum? Doğum günümdü. | Fin-1 | 2012 | |
| Okay, here's another one for you. | Tamam, sana bir tane daha. | Fin-1 | 2012 | |
| May 14th, 1987. | 14 Mayıs 1987. | Fin-1 | 2012 | |
| The Colbys, season finale. | The Colbys, sezon finali. | Fin-1 | 2012 | |
| Fallon gets abducted by aliens. | Fallon'ı uzaylılar kaçırmıştı. | Fin-1 | 2012 | |
| Fantastic. | Komikmiş. | Fin-1 | 2012 | |
| The best season finale of all time. | Gelmiş geçmiş en iyi sezon finali. | Fin-1 | 2012 | |
| Purely epic. | Tamamen masalsı. | Fin-1 | 2012 | |
| It wasn't The Colbys. You guys want a clue? | Colbys değildi. İpucu ister misiniz? | Fin-1 | 2012 | |
| Amsterdam... | Amsterdam. | Fin-1 | 2012 | |
| You must have gone wild there, looking at you now... | Orada çılgına dönmüştün, şimdiyse haline bak. | Fin-1 | 2012 | |
| Ilka and Blumchen. | Ilka ile Blumchen. | Fin-1 | 2012 | |
| Damn! What a couple of little hussies. | Ha siktir! Ne edepsiz küçük bir çift. | Fin-1 | 2012 | |
| Where did you get that? I save everything. | Nereden buldun onu? Her şeyi saklarım. | Fin-1 | 2012 | |
| Let's change the subject. | Konuyu değiştirelim. | Fin-1 | 2012 | |
| These two are getting bored. | Bu ikisi sıkıldı. | Fin-1 | 2012 | |
| No, it's okay. They're your memories. | Hayır, sorun değil. Sizin anılarınız. | Fin-1 | 2012 | |
| Well, I have a long night ahead, I'll save some for Angel. | Daha uzun bir gece var, birazını da Angel'a saklayacağım. | Fin-1 | 2012 | |
| Angel isn't going to come. | Angel gelmeyecek. | Fin-1 | 2012 | |
| I think he is. | Sanırım öyle. | Fin-1 | 2012 | |
| If he's not here by now, he's not coming. | Şimdiye kadar gelmediyse, gelmez artık. | Fin-1 | 2012 | |
| It would have been strange if he showed up. | Gelirse çok garip olur. | Fin-1 | 2012 | |
| He must have changed his mind. | Fikrini değiştirmiş olmalı. | Fin-1 | 2012 | |
| How about some mojitos? I saw plenty of mint outside. | Biraz mojitoya ne dersiniz? Dışarıda bir sürü nane gördüm. | Fin-1 | 2012 | |
| Cool. Let's light the campfire. | Harika. Kamp ateşini yakalım. | Fin-1 | 2012 | |
| Cova, wanna come with me? | Cova, benimle gelmek ister misin? | Fin-1 | 2012 | |
| We need to clean up. No, go ahead. | Ortalığı toplamamız gerekli. Hayır, sen git. | Fin-1 | 2012 | |
| No, it's Angel... I don't understand. | Hayır, Angel... Anlamıyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| Sara, not again. | Sara, yeniden olmaz. | Fin-1 | 2012 | |
| You don't understand. This was all his idea. | Anlamıyorsun. Bu tamamen onun fikriydi. | Fin-1 | 2012 | |
| It was Angel's idea. | Angel'ın fikriydi. | Fin-1 | 2012 | |
| Gathering us all here tonight was Angel's idea? | Bu gece hepimizi buraya toplamak Angel'ın fikri miydi? | Fin-1 | 2012 | |
| He had me call everyone so you would all come, | Gelmeniz için hepinizi ben çağırdım.... | Fin-1 | 2012 | |
| but it was his idea. | ...ama fikir ondan çıktı. | Fin-1 | 2012 | |
| Why would he do all this if he wasn't planning to come? | Buraya gelmeyi düşünmüyordu da, bunu niye yaptı? | Fin-1 | 2012 | |
| How could you, Sara? | Bunu nasıl yaparsın Sara? | Fin-1 | 2012 | |
| You're making him sound sane, and he isn't. | Sanki aklı başında biriymiş gibi. Ki öyle biri değil. | Fin-1 | 2012 | |
| He was better the last time I saw him. | Onu son gördüğümde daha iyiydi. | Fin-1 | 2012 | |
| I hope we don't regret this. | Umarım buna pişman olmayız. | Fin-1 | 2012 | |
| Okay, this is taking. | Tamam, bu çok garip. | Fin-1 | 2012 | |
| Have you seen any falling stars? | Hiç kayan yıldız gördün mü? | Fin-1 | 2012 | |
| Sirius is missing. | Akyıldız ortada yok. | Fin-1 | 2012 | |
| Sirius should be right there, in the dog constellation. | Büyük köpek takım yıldızındaki Akyıldız yerinde olmalıydı. | Fin-1 | 2012 | |
| And it's not. | Ama değil. | Fin-1 | 2012 | |
| Jesus, you must be pretty drunk! | Tanrım, çok içmiş olmalısın! | Fin-1 | 2012 | |
| I'm not kidding around. | Makara yapmıyorum. | Fin-1 | 2012 | |
| It's the brightest star in the sky and it's not there. | Gökteki en parlak yıldız ve yerinde yok. | Fin-1 | 2012 | |
| You're quite an artist. | Sen tam bir sanatkarsın. | Fin-1 | 2012 |