Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158531
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Totally confused. | Şaşkındım. | Tatarak-1 | 2009 | |
| I kissed him and on his lips | Dudağına bir öpücük kondurdum. | Tatarak-1 | 2009 | |
| I felt that he was getting cold. | Gittikçe soğuklaştığını farkettim. | Tatarak-1 | 2009 | |
| How could I even play that night? | O filmde nasıl oynayabildim? | Tatarak-1 | 2009 | |
| I just can't understand that. | Hala anlamıyorum. | Tatarak-1 | 2009 | |
| Bogus, Bogus! | Bogus, Bogus! | Tatarak-1 | 2009 | |
| He's drowning over there! There... | Orada! Boğuluyor! | Tatarak-1 | 2009 | |
| He's not here. Come over here! Come! | Orada değil. Buraya gel! Hadi! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Bogus! | Bogus! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Have you found him? No. To the right... | Buldun mu? Hayır. | Tatarak-1 | 2009 | |
| Is he there? More to the right... | Biraz daha sağa gidin. | Tatarak-1 | 2009 | |
| More to the right... | Biraz daha sağa... | Tatarak-1 | 2009 | |
| Have you got him? No. To the right... | Buldun mu? | Tatarak-1 | 2009 | |
| In the middle... | Tam orada. | Tatarak-1 | 2009 | |
| He's here! Come over here! Have you got him? Bogus! | Burada! Buraya gel! Bogus! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Take him by the hand. Bogus! Hurry up, hurry up, to the shore! | Ellerinden yakala. Bogus! Acele et! Kıyıya çıkaralım! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Pull him! | Sıkı tut! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Take him by the hands. | Ellerinden tut. | Tatarak-1 | 2009 | |
| Bogus! Bogus! Get up! | Bogus! Bogus! Aç gözlerini! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Up with him, up, up! Get up! | Uyan hadi! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Get up! Get up! | Aç gözlerini! | Tatarak-1 | 2009 | |
| Bogus! Bogus get up! Up with him! Bogus! Get up! | Bogus! Bogus, uyan! Bogus! Aç gözlerini! | Tatarak-1 | 2009 | |
| I'll go and get the fellows, we need to swing him. | Adam çağırmaya gidiyorum. Onu ters çevirmemiz lazım. | Tatarak-1 | 2009 | |
| Wait, me too. | Beni de bekle. | Tatarak-1 | 2009 | |
| "In memory of Edward Klosinski" | ''Edward Klosinski anısına" | Tatarak-1 | 2009 | |
| based on a novel by Jarosław Iwaszkiewicz | Film, Jaroslaw Iwaszkiewicz'in ve Sandor Marai'nın, | Tatarak-2 | 2009 | |
| a faint scent of water shadowed by birch trees, as Słowacki says. | Slowacki'ye göre huş ağaçlarının gölgesindeki suyun kokusunu verirmiş. | Tatarak-2 | 2009 | |
| on 1st August to visit the boys' grave. | ...için Varşova'ya gelmeni bekliyorum. | Tatarak-2 | 2009 | |
| Where did you go to school? In Elbląg. | Nerede okudun? Elblag'da. | Tatarak-2 | 2009 | |
| Yes, Edward Kłosiński. | 'Evet, Edward Klosinski.' dedim. | Tatarak-2 | 2009 | |
| the hospital on Płocka Street. He had an appointment with a doctor, | Plocka caddesindeki hastaneye gittik. Sürekli beraber kaymaya gittiğimiz... | Tatarak-2 | 2009 | |
| just before the turning into Płocka Street, he suddenly said: | Plocka caddesine dönmeden hemen önce... | Tatarak-2 | 2009 | |
| With true respect. Bogusław K. | Saygılarımla, Boguslaw K. | Tatarak-2 | 2009 | |
| Boguś, Boguś! | Bogus, Bogus! | Tatarak-2 | 2009 | |
| Boguś! | Bogus! | Tatarak-2 | 2009 | |
| He's here! Come over here! Have you got him? Boguś! | Burada! Buraya gel! Bogus! | Tatarak-2 | 2009 | |
| Take him by the hand. Boguś! Hurry up, hurry up, to the shore! | Ellerinden yakala. Bogus! Acele et! Kıyıya çıkaralım! | Tatarak-2 | 2009 | |
| Boguś! Boguś! Get up! | Bogus! Bogus! Aç gözlerini! | Tatarak-2 | 2009 | |
| Boguś! Boguś get up! Up with him! Boguś! Get up! | Bogus! Bogus, uyan! Bogus! Aç gözlerini! | Tatarak-2 | 2009 | |
| "In memory of Edward Kłosiński" | ''Edward Klosinski anısına" | Tatarak-2 | 2009 | |
| AUNTIE DANIELLE | DANIELLE HALA | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| The stewed fruit's burning | Meyve kompostosu yanıyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What's happening? you gave me a fright. | Neler oluyor? Beni korkutuyorsun. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you'll kill me!. | Beni öldüreceksin!. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| One of these days. you'll kill me!. | Bir gün beni öldüreceksin!. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's enough. Lookout! | Yeter artık. Gözcü! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Hussy. | Şirret. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| yoghurt! | Yoğurt! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you silly old thing. His table manners are better than yours. | Seni aptal eski şey. Onun masa adabı seninkinden daha iyi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Don't be mean. | Anlamsızsınız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| My spoon. | Kaşığım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Sweetener. Where's my head? | Tatlandırıcı. Aklım nerde? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you dontt have a head. poor Odile. | Senin bir aklın yok ki zavallı Odile. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you've got a chickpea up there instead. | Bir nohut kadar aklın var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I won't eat it. anyway. I don't feel well. | Ben yiyemedim. Neyse. Kendimi pek iyi hissetmiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you're in great shape. I'll die before you. | Siz çok iyisiniz. Ben sizden önce öleceğim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Comb your hair. you look like a lunatic. | Saçını tara. Bir deli gibi görünüyorsun. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| No time, no time. Slattern. | Zaman yok, zaman yok. Pasaklı kadın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| See what a mess he makes. | Bakın ortalığı kirletiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| yes. that's right... | Evet. Bu doğru... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm going into town. | Ben şehre gidiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you've always got time for dawdling. | Her zaman aylaklık için zamanın var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Cleaning the chandelier is another story. | Başka bir hikaye de avize temizleme. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I forgot the meatballs at the butchers. | Kasapta köfteleri unuttum zannediyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I can't find them. | Ben onları bulamıyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Meatballs again? | Tekrar köfte mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They're very tasty. | Onlar çok lezzetli. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll get your medicine too. you've run out. | İlaçlarınızı da almam gerekiyor. Tükendiler. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We'll have to go to the bank. | Bankaya gitmek zorundayız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I won't go to the bank. you're being mean again. | Ben bankaya gitmeyeceğim. Tekrar anlamsızlaşıyorsunuz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If you gave me authorisation. you wouldn't need to go. | Eğer bana vekalet verseydiniz gitmenize gerek kalmazdı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And let you clean me out? | Ve sende benden para sızdırırdın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm not blind. you know. | Ben kör değilim. Biliyorsun. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What a terrible thing to say. | Söyledikleriniz korkunç şeyler. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I've heard enough. I'm going. | Yeterince duydum. Ben gidiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Say it properly:. "What a terrible thing." | Uygun şekilde söylemek gerekirse: “Ne korkunç bir şey.” | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Did you find out where the Laduries are? | Ladurie’lerin nerde olduklarını bulabildiniz mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They're at their son's in Cassis. | Cassis’teki çocuklarının yanındalar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| In Cassis? | Cassis’teki? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He's had a house built. They're away for two months. | Orada bir ev inşa etmiş. İki aylığına oraya gittiler. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They put their dog to sleep. Its back end was paralysed. | Köpeklerini uyuttular. Arka bacakları felçliydi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Miquette? | Miquette? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Take Lookout with you. he needs some fresh air. | Gözcü ile birlikte gidin. Temiz havaya ihtiyacı var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He's been in the garden all afternoon. | O bütün bir öğleden sonra bahçede duruyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you know hets as strong as a mule. I'm not strong enough. | Biliyorsunuz o bir katır kadar güçlü. Ben yeteri kadar güçlü değilim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'd rather take the car. | Ben daha çok arabaya binmek istiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Walk. It's good for you. | Yürü. Bu senin için daha iyi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| All right. Lookout. Let's go. | Tamam. Gözcü. Haydi gidelim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We won't be long. | Uzun kalmayız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Is there anything you'd like? I'd like to be able to read in peace. | İstediğiniz bir şey var mı? Huzur içinde okumak istiyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Lookout, come here! | Gözcü, buraya gel. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Be a good boy and don't pull. | İyi bir çocuk ol ve çekme. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Silly goose. | Şapşal. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Leave me alone. It's an emergency. | Beni yalnız bırakın. Acil bir durum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We have to get him out. | Biz onu dışarı almak zorundayız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I won't answer! | Cevap vermeyeceğim! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What worries me is your lack of self control. | Kendini kontrol edememesi beni endişelendiriyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| That's enough! Go ahead. | Bu kadarı yeter! Devam edin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What are you waiting for? Break my arm. | Ne için bekliyorsunuz? Kolumu bırakın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He'll break her arm. youtll see. | Onun kolunu kıracak. Göreceksin. | Tatie Danielle-1 | 1990 |