Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149847
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Where's your Student Card? | Öğrenci kimliğin nerede? Affedersin? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You're not quite sure what I'm on about but I keep distracting you. | Tam olarak neden bahsettiğimden emin değilsin, ama dikkatini dağıtmaya yetiyor. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Really delicious. | Gerçekten çok lezzetli. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Your ID. I mean, they won't let you use the library, will they? | Kimliğini. Yani, kütüphaneyi bize kullandırmayacaklar, değil mi? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Gotta dash. | Koşuya gidiyorum. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| But aren't you kind of, you know, lying to everyone? | Ama herkese bir tür yalan söylemiş olmuyor musun? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm so better. I got discharged from the clinic. | Böyle çok daha iyiyim. Klinikten çıkartıldım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Seems a bit fucked up. | Biraz rezalet gibi duruyor. Ne? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I said just seems a bit fucked up, that's all. | Sadece biraz rezalet gibi duruyor dedim, hepsi bu. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| But you see... | Ama görüyorsun... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| It's like nobody's fucking business. | Bu kimsenin üzerine vazife değil... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| And it's not exactly like anybody cares, so... | ...ve kesinlikle kimsenin umurunda da değil, bu yüzden... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| And I got it from a fish lady. | Ayrıca bunu balık etli bir kızdan aldım. Onlara pek meraklı değilim. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| What you fucking talking about? Omega fats and fishy oils, | Sen neden bahsediyorsun? Omega ve balık yağları süperdir. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I was just chatting to Cass, Tony. | Ben de tam Cass'le konuşuyordum, Tony. Merhaba, Cass. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| She's better. She just got discharged from the clinic. | Şu an daha iyi. Klinikten çıkış yaptırmışlar. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Yeah, whatever. Jesus! | Evet, herneyse. Tanrım! Ne? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| English coursework. Oh, fuck! | İngilizce ödevi. Hassiktir! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Sometimes I wonder why you even bother to get up in the morning. | Bazen sabah kalkmak için neden canını sıktığını merak ediyorum. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You're such a complete fucking waste of time and... Ahh, shit! | Sen tamamen bir vakit kaybısın ve... Siktir! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Wow, Tony. Bummer. It looks like you pissed yourself. | Tony, seni serseri. Üzerine işemişsin gibi görünüyor. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Mandem's sick stains. Hey, Cuz! | Hastalıklı pislik! Cidden pis bu herif! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Him cream up his pussy good style. | Süper bir stilde amının suyunu çıkarttı! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Come on! | Haydi. Cidden acıdı ama ya! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I bought some dope on the tick, | Veresiye biraz ot aldım ve limanın orda kaybettik... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Yeah. The drier's broken in ours. | Evet. Bizimkinde kurutucu bozuktu. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Oh, you wankers. That was well funny, man. | Sizi otuzbirciler. Gerçekten çok komikti, adamım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You still got it. | Hâlâ var demek. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Get out of there and don't look at her, all right? | Çıkın dışarı ve bakmayın ona, tamam mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You like me. You like me. | Benden hoşlanıyorsun. Benden hoşlanıyorsun. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Look up if you like me. | Benden hoşlanıyorsan yukarı bak. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Look up if you like me. | Benden hoşlanıyorsan yukarı bak... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Oh, bugger. | Götveren. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You shouldn't go into the staff showers, Sid. | Personel duşlarına girmemelisin, Sid. Biliyorum, biliyorum, tam bir sorundu. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Well, it's just a bit embarrassing that's all. | Sadece biraz utandım, hepsi bu. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Actually, I'm pretty confident about my body... | Aslında vücuduma baya güvenirim ama... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| No, I'm having a crisis. | Hayır, sorunu olan benim. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm in deep, deep, deep shit. | Yedi kat bokun dibine battım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Right. | Pekâlâ. Tamam. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You need advice? | Nasihate ihtiyacın var mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I need advice and 300 quid. | Hem nasihate, hem de 300 papele ihtiyacım var. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Otherwise someone's going to be re possessing my bollocks. | Aksi taktirde biri taşaklarıma yeni bir şekil verecek. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| OK, well look, when it comes to debt, | Tamam, bak, iş borç konusuna geldiğinde... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| the best thing to do is to face up to it before it gets out of hand. | ...yapılacak en iyi şey fırsat elinden kaçmadan gidip yüzleşmektir. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Reschedule payments? So that's one ball now | Taksitlendirmesini mi? Yani, taşağın birini şimdi,... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| and then the balance next week. | ...diğerini de haftaya falan mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Believe me, Sid, I'm a responsible adult. | İnan bana, Sid. Ben sorumluluk sahini bir yetişkinim. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I know. OK? | Ben bilirim. Tamam mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Now what was it, a phone or something? | Neydi peki? Telefon falan mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Actually, Angie, it was three ounces of prime hydroponic skunk. | Aslını bilmek istersen, Angie, üç onsluk saf ottu. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Yeah, shit. | Siktir, tabii. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Go to the police. | Polise gitsen? Beni tutuklarlar. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Give it back. | Geri versen? Limanın orda kaybettim. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Right. | Pekâlâ... Pekâlâ, tamam. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Basically, I'm fucked, aren't I? | Kısaca yarağı yemişim, değil mi? Evet. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Well, thanks, Angie, | Sağ ol, Angie. Kendimi çok daha iyi hissediyorum, evet. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Look, give me a moment. I'm sure I can come up with something... | Bak, bana bir dakika ver. Eminim bir şey bulabilirim... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| No, sorry. | Yok, kusura bakma. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You've come to apologise, right? | Özür dilemeye geldin, değil mi? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| To say sorry. | "Özür dilerim" demeye. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You shouldn't look at me like that. | Bana öyle bakmamalısın. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Sorry. | Özür dilerim. Bu hiç uygun değil. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Um... Yes. | Şey, evet... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| OK, right, everybody, listen up. | Pekâlâ, millet... Dinleyin bakalım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm gonna be taking in your assignments today. | Ödevlerinizi bugün toplayacağım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Why are you so relaxed about this? | Neden bu kadar rahatsın? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm confident and relaxed with my ability to improvise. | Kendime güvenim tam ve kendimi rahatlatma yeteneğim var. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm going on a course for the rest of the week, | Çünkü haftanın geri kalanında yola çıkacağım ve burada olamayacağım. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Also, I didn't buy the drugs. You did. | Ayrıca uyuşturucuyu ben almadım, sen aldın. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Nice one, thanks, Tone... | Doğru bak, sağ ol, Tone. Çocuklar, bakın... Önümüzdeki hafta için vekil öğretmen gelecek... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Guys, look... We've got a supply teacher coming in for next week | Çocuklar, bakın... Önümüzdeki hafta için vekil öğretmen gelecek... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| and in fact, he's on his way up from the office now to say hello. | ...ve işin doğrusu kendisi "merhaba" demek için buraya geliyor zaten. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Look. There's 3,000 students at this college. He won't find you. | Bu okulda 3,000 öğrenci var. Seni bulamaz. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Hi, can I help? | Merhaba, yardımcı olabilir miyim? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| ...Twatter. | Twatter. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| PhD. | Felsefe profesörü. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Nice to meet you, Tom. | Tanıştığımıza memnun oldum, Tom. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| You got a problem? No, no... | Bir sorun mu var? Hayır, hayır. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Right. Um... Right, so you'll start next week? | Pekâlâ... Peki önümüzdeki hafta mı başlayacaksınız? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I don't know, checking lists and things. | Ne bileyim, listeleri falan kontrol edeyim. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Checking lists? | Listeleri kontrol mü? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Yeah. Who's who and what's what and blah blah. | Evet. Kim, kim, ne, ne, falan, filan... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm really looking forward to, er, to meeting you. | Gerçekten sizinle tanışmak için sabırsızlanıyorum. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Oh, I'm beside myself with excitement. | Bu eğlenceyi heyecanla bekliyorum. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I'm totally beside myself. | Bütünüyle bir eğlence benim için. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| (Anwar) Sid. | Sid... Sid, bak bana, dostum. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Oh, God. | Tanrım... Ne oluyor Tanrı aşkına? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| For Christ sakes! | Tanrı aşkına! | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Right. It's a problem but Sid's our friend and we're going to solve it, OK? | Pekâlâ, bu bir sorun, ama Sid bizim arkadaşımız ve bunu çözeceğiz, tamam mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Sid. We're here for you. We're thinking of the answer right now. | Sid, biz senin için buradayız. Şu an cevapları düşünüyoruz. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Don't we have to go over your French, yes? | Fransızca dersine gitmemiz gerekiyor. Evet, gitmemiz gerek. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Hang on. | Bekleyin... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| We're going to give this some serious thought, yeah, guys and... OK? | Bir kaç ciddi düşüncemiz 9olacak ve çocuklar... Tamam mı? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Mum? | Anne? Ben Sid, oğlun. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Listen, I've got a problem. Could you ring me back please? | Dinle, bir sorunum var. Beni arayabilir misin? | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Sid. Are you OK? | Sid, iyi misin sen? Yarağı yemiş durumdayım gördüğün gibi. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| The texts you're sending. | Yazıp, yolladıkların. Mesajlar... | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| I know, but... Thanks anyway, for trying. | Biliyorum, ama yine de teşekkürler denediğin için. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| Cassie, I haven't been sending you any messages. | Cassie, sana hiç mesaj yollamadım. Az önce gördüm seni. | Skins Cassie-1 | 2007 | |
| There aren't any messages on here. | Burada hiç mesaj yok. Ne? | Skins Cassie-1 | 2007 |