Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149044
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Packing up. Shit! | Toplanıyoruz. Kahretsin! | Shooter-1 | 2007 | |
| Viper, be advised larger hostile forces approaching near sector Bravo. | Engerek, büyük bir düşman kuvveti Bravo bölgesine yaklaşıyor. Viper, bölgenize kalabalık düşman kuvveti yaklaşıyor. Engerek, büyük bir düşman kuvveti Bravo bölgesine yaklaşıyor. Viper, bölgenize kalabalık düşman kuvveti yaklaşıyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| Weren't supposed to be hostiles that close! | Düşmanın bu kadar yakın olmasını beklemiyorduk! Düşman bu kadar yakın olmamalıydı! Düşmanın bu kadar yakın olmasını beklemiyorduk! Düşman bu kadar yakın olmamalıydı! | Shooter-1 | 2007 | |
| Crooked tree. 675, 30 miles an hour, three mil lead. | Sarı cip. 615 metre, sürati saatte 45 km., önleme mesafesi 3 derece. Eğri üç. 675, saatte 30 mil, 3 mil önde. Sarı cip. 615 metre, sürati saatte 45 km., önleme mesafesi 3 derece. Eğri üç. 675, saatte 30 mil, 3 mil önde. | Shooter-1 | 2007 | |
| Position to machine gun. 900, three quarter value. | Makineli tüfeği hedef al. 820 metre, rüzgar üç çeyrek şiddetinde. Makinalı pozisyonu. 900, Değer 3 çeyrek. Makineli tüfeği hedef al. 820 metre, rüzgar üç çeyrek şiddetinde. Makinalı pozisyonu. 900, Değer 3 çeyrek. | Shooter-1 | 2007 | |
| Fire when ready. | Hazır olduğunda ateş et. Hazır olunca atış. Hazır olduğunda ateş et. Hazır olunca atış. | Shooter-1 | 2007 | |
| Jefe. 920. Three quarter value. | Şefleri. 837 metre. Rüzgâr üç çeyrek şiddetinde. Telsiz. 920. Değer 3 çeyrek. Şefleri. 837 metre. Rüzgâr üç çeyrek şiddetinde. Telsiz. 920. Değer 3 çeyrek. | Shooter-1 | 2007 | |
| I see it, Donnie. I see it. Fire when ready. | Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olduğunda ateş et. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olunca atış. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olduğunda ateş et. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olunca atış. | Shooter-1 | 2007 | |
| They don't know where we are. But they might get lucky! | Nerede olduğumuzu bilmiyorlar! Ama şansları yaver gidebilir! Nerde olduğumuzu bilmiyorlar. O halde çok şanslılar! Nerede olduğumuzu bilmiyorlar! Ama şansları yaver gidebilir! Nerde olduğumuzu bilmiyorlar. O halde çok şanslılar! | Shooter-1 | 2007 | |
| Command Post, Command Post, this is Viper. | Komuta merkezi, komuta merkezi, burası Engerek. Merkez,Merkez, konuşan Viper. Komuta merkezi, komuta merkezi, burası Engerek. Merkez,Merkez, konuşan Viper. | Shooter-1 | 2007 | |
| Enemy forces have been stopped. Break. | Düşman kuvvetleri durduruldu. Beklemede kalın. Düşman kuvveti durduruldu. Tamam. Düşman kuvvetleri durduruldu. Beklemede kalın. Düşman kuvveti durduruldu. Tamam. | Shooter-1 | 2007 | |
| Friendlies are continuing on to extract point. Break. | Dost kuvvetler tahliye noktasına doğru ilerlemeye devam ediyor. Beklemede kalın. Bizimkilerin yolu açık tamam. Dost kuvvetler tahliye noktasına doğru ilerlemeye devam ediyor. Beklemede kalın. Bizimkilerin yolu açık tamam. | Shooter-1 | 2007 | |
| We're receiving small arms and indirect fire from hostile troops. Break. | Bir çatışmaya girdik ve dolaylı yoldan düşman ateşi altındayız. Beklemede kalın. Az miktarda ateş altındayız.Tamam. Bir çatışmaya girdik ve dolaylı yoldan düşman ateşi altındayız. Beklemede kalın. Az miktarda ateş altındayız.Tamam. | Shooter-1 | 2007 | |
| Command Post, do you read me? | Komuta merkezi, beni duyuyor musunuz? Merkez, Anlaşıldı mı? Komuta merkezi, beni duyuyor musunuz? Merkez, Anlaşıldı mı? | Shooter-1 | 2007 | |
| Shut it down. | Kapat şunu. Kapatın şunu. Kapat şunu. Kapatın şunu. | Shooter-1 | 2007 | |
| They're highly trained men, | İyi eğitimliler, | Shooter-1 | 2007 | |
| eight kilometers inside a country we are not supposed to be in. | ...ve aslında orada olmamamız gereken bir ülkenin sınırından, 8 kilometre içerdeler. Sınırdan 8 km içerdeler Giremeyiz. ...ve aslında orada olmamamız gereken bir ülkenin sınırından, 8 kilometre içerdeler. Sınırdan 8 km içerdeler Giremeyiz. | Shooter-1 | 2007 | |
| I'm sure they'll get out just fine. Shut it down now. | Oradan sağ salim kurtulacaklarına eminim. Şimdi kapat şunu. Eminimki başarırlar. Kapat. Oradan sağ salim kurtulacaklarına eminim. Şimdi kapat şunu. Eminimki başarırlar. Kapat. | Shooter-1 | 2007 | |
| Radio check. Do you read me? | Telsiz kontrol. Beni duyuyor musunuz? Telsiz kontrol. Anlaşıldı mı? Telsiz kontrol. Beni duyuyor musunuz? Telsiz kontrol. Anlaşıldı mı? | Shooter-1 | 2007 | |
| Okay, wrap it up. Let's go! Do you read me? | Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? | Shooter-1 | 2007 | |
| Pull out those tracks. Pull out those tracks and pack it up! | Her şeyi kamyonlara taşıyın. Bunları da kamyonlara götürüp yükleyin! Toplanın. Herşeyi toparlayın! Her şeyi kamyonlara taşıyın. Bunları da kamyonlara götürüp yükleyin! Toplanın. Herşeyi toparlayın! | Shooter-1 | 2007 | |
| Intelligence said they didn't have air support! | İstihbarat, ellerinde hava desteği olmadığını söylemişti! Hani hava destekleri yoktu! İstihbarat, ellerinde hava desteği olmadığını söylemişti! Hani hava destekleri yoktu! | Shooter-1 | 2007 | |
| Call it in! | Haber ver! Ara şunları! Haber ver! Ara şunları! | Shooter-1 | 2007 | |
| Shit! The channel's down! | Kahretsin! Kanal kapalı! Bu imkansız! Kahretsin! Kanal kapalı! Kahretsin! Kanal kapalı! Bu imkansız! Kahretsin! Kanal kapalı! | Shooter-1 | 2007 | |
| The comm link's dead! | Haberleşme bağlantımız kesildi! Hat ölü! Haberleşme bağlantımız kesildi! Hat ölü! | Shooter-1 | 2007 | |
| They left us here. Don't worry, we're getting home! | Bizi burada bıraktılar. Merak etme, eve geri döneceğiz! Bizi bıraktılar. Kafana takma, eve gidiyoruz! Bizi burada bıraktılar. Merak etme, eve geri döneceğiz! Bizi bıraktılar. Kafana takma, eve gidiyoruz! | Shooter-1 | 2007 | |
| Come on, boy! | Haydi, evlat! Hadi , oğlum! Haydi, evlat! Hadi , oğlum! | Shooter-1 | 2007 | |
| Come on, Sam! | Haydi, Sam! Hadi, Sam! Haydi, Sam! Hadi, Sam! | Shooter-1 | 2007 | |
| What're you doing, huh? What're you doing? | Ne yapıyorsun, ha? Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun, huh? Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun, ha? Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun, huh? Ne yapıyorsun? | Shooter-1 | 2007 | |
| Come on. | Haydi. Hadi. Haydi. Hadi. | Shooter-1 | 2007 | |
| What? I got nothing. | Ne? Bende bir şey yok. Ne ? Bende birşey yok. Ne? Bende bir şey yok. Ne ? Bende birşey yok. | Shooter-1 | 2007 | |
| All right, come on, let's go. Let's go. | Pekâlâ, haydi, gidelim. Gidelim. Peki, Hadi, gidelim. Gidelim. Pekâlâ, haydi, gidelim. Gidelim. Peki, Hadi, gidelim. Gidelim. | Shooter-1 | 2007 | |
| That's a good boy. | Aferin oğlum. Sen iyi bir çocuksun. Aferin oğlum. Sen iyi bir çocuksun. | Shooter-1 | 2007 | |
| Good boy. | Aferin sana. İyi çocuk. Aferin sana. İyi çocuk. | Shooter-1 | 2007 | |
| Well, let's see what lies they're trying to sell us today. | Bakalım bize bugün hangi yalanları yutturmaya çalışıyorlar. Bakalım bugün hangi yalanları satacaklar. Bakalım bize bugün hangi yalanları yutturmaya çalışıyorlar. Bakalım bugün hangi yalanları satacaklar. | Shooter-1 | 2007 | |
| Here, boy. | Al bakalım, evlat. Al bakalım. Al bakalım, evlat. Al bakalım. | Shooter-1 | 2007 | |
| Good boy. | Aferin. İyi çocuk. Aferin. İyi çocuk. | Shooter-1 | 2007 | |
| Gunnery Sergeant Bob Lee Swagger. | Ağır silah çavuşu Bob Lee Swagger. | Shooter-1 | 2007 | |
| USMC, retired. | USMC, Emekli. | Shooter-1 | 2007 | |
| He is the best there is. | İçlerinde en iyisi. Mümkün olanın en iyisi. İçlerinde en iyisi. Mümkün olanın en iyisi. | Shooter-1 | 2007 | |
| His last assignment went wrong. | Son görevi kötü gitmiş. Son görevinde işler ters gitmiş. Son görevi kötü gitmiş. Son görevinde işler ters gitmiş. | Shooter-1 | 2007 | |
| Put in unfriendly territory on a loan out and left as expendable. | Düşman bölgesine gönderildikten sonra gözden çıkarılıp orada bırakılmışlar. Düşman bölgesinde terk edilmişler. Düşman bölgesine gönderildikten sonra gözden çıkarılıp orada bırakılmışlar. Düşman bölgesinde terk edilmişler. | Shooter-1 | 2007 | |
| Opposing force sent an attack helicopter and a hundred man company. | Karşı taraf bir saldırı helikopteri ile 100 askerden oluşan bir ekip göndermiş. 100 kişilik bir kuvvet ve bir helikopterle çatışmışlar. Karşı taraf bir saldırı helikopteri ile 100 askerden oluşan bir ekip göndermiş. 100 kişilik bir kuvvet ve bir helikopterle çatışmışlar. | Shooter-1 | 2007 | |
| His best friend and spotter was killed. | Gözcüsü ve aynı zamanda en iyi arkadaşı öldürülmüş. En iyi arkadaşı ve silah arkadaşı öldürülmüş. Gözcüsü ve aynı zamanda en iyi arkadaşı öldürülmüş. En iyi arkadaşı ve silah arkadaşı öldürülmüş. | Shooter-1 | 2007 | |
| No official report. | Resmi bir rapor yok. Kayıtlara geçmemiş. Resmi bir rapor yok. Kayıtlara geçmemiş. | Shooter-1 | 2007 | |
| Ghost report says he inflicted 70 percent casualties, the rest fled. | Gayri resmi rapora göre, düşmana %70 kayıp verdirdikten sonra, kalanlar geri çekilmiş. Raporda % 70 kayıp verdirdiği , diğerlerinin kaçtığı söyleniyor. Gayri resmi rapora göre, düşmana %70 kayıp verdirdikten sonra, kalanlar geri çekilmiş. Raporda % 70 kayıp verdirdiği , diğerlerinin kaçtığı söyleniyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| The agency asset that left them there to die? | Onları orada ölüme terk eden istihbarat birimi var ya? Kayıtlarda ölüme terkedildikleri doğrulanıyor mu? Onları orada ölüme terk eden istihbarat birimi var ya? Kayıtlarda ölüme terkedildikleri doğrulanıyor mu? | Shooter-1 | 2007 | |
| Suddenly removed from the face of the earth two weeks after. | İki hafta sonra birdenbire ortaya çıktığında,.. İki hafta sonra rapor aniden yeryüzünden yok olmuş. İki hafta sonra birdenbire ortaya çıktığında,... İki hafta sonra rapor aniden yeryüzünden yok olmuş. | Shooter-1 | 2007 | |
| They never laid it at Bob Lee's feet. | Bob Lee'yi kimse dinlememiş. | Shooter-1 | 2007 | |
| He retired a week later. | O da bir hafta sonra emekli olmuş. Bir hafta sonra emekliye ayrılmış. O da bir hafta sonra emekli olmuş. Bir hafta sonra emekliye ayrılmış. | Shooter-1 | 2007 | |
| I guess Bob Lee didn't think he was expendable. | Sanırım Bob Lee, kendisinin gözden çıkarılabileceğini hiç düşünmemiş. Sanırım Bob Lee terkedilebileceğine inanmıyormuş. Sanırım Bob Lee, kendisinin gözden çıkarılabileceğini hiç düşünmemiş. Sanırım Bob Lee terkedilebileceğine inanmıyormuş. | Shooter-1 | 2007 | |
| Grows and shoots his own food. | Yiyeceğini kendi yetiştirip kendi avlıyor. Evet, dışarı çıkma riskini nadiren göze alıyor. Avlanarak yaşıyormuş. Yiyeceğini kendi yetiştirip kendi avlıyor. Evet, dışarı çıkma riskini nadiren göze alıyor. Avlanarak yaşıyormuş. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, he rarely ventures out at all. | Evet , nadiren burdan ayrılmış. | Shooter-1 | 2007 | |
| This is a man with a history of duty and patriotism. | Geçmişi görev aşkı ve vatanseverlikle dolu bir adam. Bu adamın geçmişi görev ve vatanseverlikle dolu. Geçmişi görev aşkı ve vatanseverlikle dolu bir adam. Bu adamın geçmişi görev ve vatanseverlikle dolu. | Shooter-1 | 2007 | |
| Not as punch lines, but as core beliefs. Aye. | Sırf laf olsun diye değil, bu inançları benimsemiş. Şaka değil, Derin inanç. Evet. Sırf laf olsun diye değil, bu inançları benimsemiş. Şaka değil, Derin inanç. Evet. | Shooter-1 | 2007 | |
| Some people don't know what to do when their belief system collapses. | Bazı insanlar, inandıkları sistem çöktüğünde ne yapacaklarını bilemezler. Bazıları inanç sistemleri çöktüğünde ne yapacaklarını bilemezler. Bazı insanlar, inandıkları sistem çöktüğünde ne yapacaklarını bilemezler. Bazıları inanç sistemleri çöktüğünde ne yapacaklarını bilemezler. | Shooter-1 | 2007 | |
| Bob Lee is one of those. | Bob Lee de onlardan biri. Bob Lee onlardan biri. Bob Lee de onlardan biri. Bob Lee onlardan biri. | Shooter-1 | 2007 | |
| You sure, boy? | Emin misin, evlat? Emin misin, oğlum? Emin misin, evlat? Emin misin, oğlum? | Shooter-1 | 2007 | |
| Nope. I ain't buying. I don't want any. | Hayır. Satın almıyorum. Hiçbir şey istemiyorum. Hayır.İlgilenmiyorum. İstemiyorum. Hayır. Satın almıyorum. Hiçbir şey istemiyorum. Hayır.İlgilenmiyorum. İstemiyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| You guys turn around and go back to wherever you came from. | Nereden geldiyseniz oraya geri dönün. Geldiğiniz yere geri dönün. Nereden geldiyseniz oraya geri dönün. Geldiğiniz yere geri dönün. | Shooter-1 | 2007 | |
| Bob Lee Swagger? | Bob Lee Swagger mı? Bob Lee Swagger? Bob Lee Swagger mı? Bob Lee Swagger? | Shooter-1 | 2007 | |
| My name is Colonel Isaac Johnson. | Ben albay Isaac Johnson. | Shooter-1 | 2007 | |
| You're a hard man to find. | Bulunması zor bir adamsın. Ama yeterince zor değilmiş. Zor ulaşılan birisin. Bulunması zor bir adamsın. Ama yeterince zor değilmiş. Zor ulaşılan birisin. | Shooter-1 | 2007 | |
| But not hard enough. | Ama yeterince değil. | Shooter-1 | 2007 | |
| Come a long way to see you. | Seni görmek için uzun bir yoldan geldim. Senin için uzun bir yoldan geldik. Seni görmek için uzun bir yoldan geldim. Senin için uzun bir yoldan geldik. | Shooter-1 | 2007 | |
| We have some business needs your attention. | İlgilenmeni gerektiren bir iş var. İlgini çekebilecek bir işimiz var. İlgilenmeni gerektiren bir iş var. İlgini çekebilecek bir işimiz var. | Shooter-1 | 2007 | |
| You wanna use your low gear going down the road | Aşağı inerken düşük vitesi kullanın yoksa frenleriniz mahvolur. Düşük vitesle geri dönün. Aşağı inerken düşük vitesi kullanın yoksa frenleriniz mahvolur. Düşük vitesle geri dönün. | Shooter-1 | 2007 | |
| or your brakes'll go. | Yoksa frenlerinizi kaybedersiniz. | Shooter-1 | 2007 | |
| Come here. Come here, boy. Don't do that. | Gel buraya. Gel, oğlum. Bunu sakın yapma. Gel. Gel, oğlum. Yapma. Gel buraya. Gel, oğlum. Bunu sakın yapma. Gel. Gel, oğlum. Yapma. | Shooter-1 | 2007 | |
| Come near the porch I didn't invite you, you'd have to shoot the dog. | Seni davet etmeden sundurmaya yaklaşırsan, köpeği vurmak zorunda kalırsın. Buraya yaklaşırsan köpeği vurmak isteyebilirsin. Seni davet etmeden sundurmaya yaklaşırsan, köpeği vurmak zorunda kalırsın. Buraya yaklaşırsan köpeği vurmak isteyebilirsin. | Shooter-1 | 2007 | |
| That's a slow draw you got there. | Silah çekme konusunda epey yavaşsın. Bunu yapmak istediğine emin misin? Orada birşey mi saklıyorsun. Silah çekme konusunda epey yavaşsın. Bunu yapmak istediğine emin misin? Orada birşey mi saklıyorsun. | Shooter-1 | 2007 | |
| Sure you want to do that? | Bunu yapmak istediğine emin misin? | Shooter-1 | 2007 | |
| Shoot a dog in this county on a man's land, | İnsanların yaşadığı bu bölgede bir köpek vurursam, | Shooter-1 | 2007 | |
| I'd bury you in the hill, and tell the sheriff a month or two later. | ...seni tepeye gömer ve bir ya da iki ay sonra durumu şerife açıklarım. tepeye gömerim, şerife bir ay sonra söylerim. ...seni tepeye gömer ve bir ya da iki ay sonra durumu şerife açıklarım. tepeye gömerim, şerife bir ay sonra söylerim. | Shooter-1 | 2007 | |
| He understands. | Anlayışla karşılar. Bana hak verir. Anlayışla karşılar. Bana hak verir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Take your hand off your weapon. | Elini silahından çek. Yavaşça. Ellerini silahtan çek. Elini silahından çek. Yavaşça. Ellerini silahtan çek. | Shooter-1 | 2007 | |
| So the gunnery sergeant doesn't have to bury you in the hill. | Bu sayede silah uzmanı çavuşumuz seni tepeye gömmek zorunda kalmaz. Böylece çavuş seni tepeye gömmek zorunda kalmaz. Bu sayede silah uzmanı çavuşumuz seni tepeye gömmek zorunda kalmaz. Böylece çavuş seni tepeye gömmek zorunda kalmaz. | Shooter-1 | 2007 | |
| I don't carry a gun. | Silah taşımıyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| You know what that is? | Bunun ne olduğunu biliyor musun? Kongrenin verdiği bir onur madalyası. Ne olduğunu biliyor musun? Bunun ne olduğunu biliyor musun? Kongrenin verdiği bir onur madalyası. Ne olduğunu biliyor musun? | Shooter-1 | 2007 | |
| It's a Congressional Medal of Honor. | Bir şeref madalyası. | Shooter-1 | 2007 | |
| They don't hand those out easy. | Kolay kolay vermezler. Bunu herkese vermezler. Kolay kolay vermezler. Bunu herkese vermezler. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yours? | Senin mi? Evet. Senin mi? Senin mi? Evet. Senin mi? | Shooter-1 | 2007 | |
| Your father had one, didn't he? | Babanda da bir tane vardı, değil mi? Babanda da bir tane vardı. Babanda da bir tane vardı, değil mi? Babanda da bir tane vardı. | Shooter-1 | 2007 | |
| Something foolhardy. Kept some other boys alive. | Diğerlerini hayatta tutan birkaç çılgınca şey. Aptalca. Başkalarının yaşamasını sağladım. Diğerlerini hayatta tutan birkaç çılgınca şey. Aptalca. Başkalarının yaşamasını sağladım. | Shooter-1 | 2007 | |
| Will you give me five minutes? | Bana beş dakikanı ayıracak mısın? Bana beş dakika ver? Bana beş dakikanı ayıracak mısın? Bana beş dakika ver? | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, your dog stays outside. | Evet ama köpeklerin dışarıda kalıyor. Tamam, köpeğin dışarıda kalsın. Evet ama köpeklerin dışarıda kalıyor. Tamam, köpeğin dışarıda kalsın. | Shooter-1 | 2007 | |
| Come on, boy. Get in there. | Haydi, oğlum. İçeri gir. Hadi, oğlum. İçeri gir. Haydi, oğlum. İçeri gir. Hadi, oğlum. İçeri gir. | Shooter-1 | 2007 | |
| I need you to plan a presidential assassination. | Bir başkana suikast planlamanı istiyorum. Başkana suikast düzenlemeni istiyorum. Bir başkana suikast planlamanı istiyorum. Başkana suikast düzenlemeni istiyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| Whose president? | Hangisine? Bizimkine. Kimin başkanına? Hangisine? Bizimkine. Hangi başkana? Kimin başkanına? | Shooter-1 | 2007 | |
| I didn't say "execute". | Yapmanı söylemedim. Planla dedim. Uygula demiyorum. Yapmanı söylemedim. Planla dedim. Uygula demiyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| Plan. | Sadece planla. | Shooter-1 | 2007 | |
| So it can be stopped. | Bu sayede durdurulabilir. Böylece bunu durdurabilelim. Bu sayede durdurulabilir. Böylece bunu durdurabilelim. | Shooter-1 | 2007 | |
| There's gonna be an attempt on the life of the President in the next two weeks. | Önümüzdeki iki hafta içinde, başkana bir suikast girişimi olacak. İki hafta sonra böyle bir girişim olacak. Önümüzdeki iki hafta içinde, başkana bir suikast girişimi olacak. İki hafta sonra böyle bir girişim olacak. | Shooter-1 | 2007 | |
| Code was broken on an anonymous transmission. | Kaynağı bilinmeyen bir mesajın şifresini çözdük. Güvenilir kaynak , doğrulandı. Kaynağı bilinmeyen bir mesajın şifresini çözdük. Güvenilir kaynak , doğrulandı. | Shooter-1 | 2007 | |
| It was internal. | İçeriden birilerine ait. Tamamen içimizde. İçeriden birilerine ait. Tamamen içimizde. | Shooter-1 | 2007 | |
| We can't go to the usual agencies. | Alışılmış yöntemleri kullanamayız. Hükümetin içine kadar sızmışlar. Alışılmış yerlerden yardım alamayız. Alışılmış yöntemleri kullanamayız. Hükümetin içine kadar sızmışlar. Alışılmış yerlerden yardım alamayız. | Shooter-1 | 2007 | |
| The government itself has been penetrated. | Devletin içine girdiler. | Shooter-1 | 2007 | |
| The President has three public engagements during that time. | Bu süre zarfında, başkan üç yerde halka hitap edecek. Başkanın bu sürede halkla 3 randevusu olacak. Bu süre zarfında, başkan üç yerde halka hitap edecek. Başkanın bu sürede halkla 3 randevusu olacak. | Shooter-1 | 2007 | |
| Baltimore, Philadelphia, Washington, D.C. | Baltimore, Philadelphia, ve başkent Washington. Baltimore, Philadelphia, Washington, D.C. Baltimore, Philadelphia, ve başkent Washington. Baltimore, Philadelphia, Washington, D.C. | Shooter-1 | 2007 | |
| Standard Secret Service protective cordon | Gizli Servis'in standart koruma alanı 800 metreye kadar. Standart gizli servis koruma zinciri. Gizli Servis'in standart koruma alanı 800 metreye kadar. Standart gizli servis koruma zinciri. | Shooter-1 | 2007 |