Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149045
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| is out to 880 yards. | 880 yard çapında. | Shooter-1 | 2007 | |
| But this intercept claims that the shot will be taken from beyond a mile. | Ama bu belgeye göre, atış 1600 metre öteden bile yapılabilirmiş. Buda bize atışın 1 mil üzerinden yapılacağını düşündürüyor. Ama bu belgeye göre, atış 1600 metre öteden bile yapılabilirmiş. Buda bize atışın 1 mil üzerinden yapılacağını düşündürüyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| We need you to scout, tell us how you would do it, | Etrafı araştırmanı ve sen olsaydın nasıl yapardın, onu söylemeni istiyorum. Senin bilgine ihtiyacımız var, Bize nasıl yapılabileceğini söyle, Etrafı araştırmanı ve sen olsaydın nasıl yapardın, onu söylemeni istiyorum. Senin bilgine ihtiyacımız var, Bize nasıl yapılabileceğini söyle, | Shooter-1 | 2007 | |
| so we could stop it. | Bu sayede durdurabiliriz. Bizde durduralım. Bu sayede durdurabiliriz. Bizde durduralım. | Shooter-1 | 2007 | |
| I'm not entirely convinced that a shot like this could be made. | Böyle bir atışın yapılabileceğine tam olarak ikna olmadım. Ben böyle bir atışın yapılabileceğine inanmıyorum. Böyle bir atışın yapılabileceğine tam olarak ikna olmadım. Ben böyle bir atışın yapılabileceğine inanmıyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| But let's not take the chance. | Ama işi şansa bırakamayız. Ama şansa bırakamayız. Ama işi şansa bırakamayız. Ama şansa bırakamayız. | Shooter-1 | 2007 | |
| Your longer shots were never confirmed. | Yaptığın uzun mesafeli atışlar asla onaylanmadı. Senin daha uzun atışların hiç kayda alınmadı. Yaptığın uzun mesafeli atışlar asla onaylanmadı. Senin daha uzun atışların hiç kayda alınmadı. | Shooter-1 | 2007 | |
| That's because long shots generally go places | Çünkü uzun mesafeli atışlar genellikle... Bu yüzden bu atışın Çünkü uzun mesafeli atışlar genellikle... Bu yüzden bu atışın | Shooter-1 | 2007 | |
| you wouldn't wanna have to go afterwards to confirm them. | ...merminin peşinden gidip de onaylamak istemeyeceğiniz yerlerde yapılır. Benim düşünebileceğim yerlerden yapılabileceğini düşünüyoruz. ...merminin peşinden gidip de onaylamak istemeyeceğiniz yerlerde yapılır. Benim düşünebileceğim yerlerden yapılabileceğini düşünüyoruz. | Shooter-1 | 2007 | |
| Confirmation's a desk pogue's problem. | Onaylama işi masa başındaki ahmakların sorunu. Atışlar kanıtlanmak zorunda geğil. Onaylama işi masa başındaki ahmakların sorunu. Atışlar kanıtlanmak zorunda geğil. | Shooter-1 | 2007 | |
| You know what it takes to make a shot at that range? | O mesafeden yapılan bir atış için ne gerekir biliyor musunuz? Sen bu menzilden nasıl bir atış yapılabileceğini bilir misin? O mesafeden yapılan bir atış için ne gerekir biliyor musunuz? Sen bu menzilden nasıl bir atış yapılabileceğini bilir misin? | Shooter-1 | 2007 | |
| Everything comes into play that far. | Her şey bir anda oyuna dahil olur. Bu mesafede çok etken vardır. Her şey bir anda oyuna dahil olur. Bu mesafede çok etken vardır. | Shooter-1 | 2007 | |
| Humidity, elevation, temperature, wind, spindrift. | Havadaki nem, yükseklik, sıcaklık, rüzgâr, toz taneleri. Nem, Yükseklik farkı, ısı, rüzgar. Havadaki nem, yükseklik, sıcaklık, rüzgâr, toz taneleri. Nem, Yükseklik farkı, ısı, rüzgar. | Shooter-1 | 2007 | |
| There's a 6 to10 second flight time | Merminin 6 ile 10 saniye arasında bir uçuş süresi var, bu yüzden tam olarak... 6 ila 10 saniye mermi yolu vardır. Merminin 6 ile 10 saniye arasında bir uçuş süresi var, bu yüzden tam olarak... 6 ila 10 saniye mermi yolu vardır. | Shooter-1 | 2007 | |
| so you have to shoot at where the target's going to be. | Bu yüzden hedefin nerde olabileceğini tahmin etmelisin. | Shooter-1 | 2007 | |
| Even the Coriolis effect, the spin of the Earth, comes into play. | Hatta Koryolis etkisi, yani dünyanın kendi etrafında dönmesi bile, işin içine girer. Göz aldanması hatta dünyanın dönüşü bile işe karışır. Hatta Koryolis etkisi, yani dünyanın kendi etrafında dönmesi bile, işin içine girer. Göz aldanması hatta dünyanın dönüşü bile işe karışır. | Shooter-1 | 2007 | |
| President'll be wearing body amour. That means a headshot, | Başkan çelik yelek giyecektir. Bu da bir mil öteden... Başkan çelik yelek giyecek. Bu merminin kafaya geleceğini gösterir, Başkan çelik yelek giyecektir. Bu da bir mil öteden... Başkan çelik yelek giyecek. Bu merminin kafaya geleceğini gösterir, | Shooter-1 | 2007 | |
| at over a mile. | 1 milden fazla bir mesafeden. | Shooter-1 | 2007 | |
| You believe there's a shooter involved capable of making this shot? | Bu atışı yapabilecek kadar yetenekli bir tetikçi olduğuna inanıyor musunuz? Bu atışı yapabilecek biri olduğuna inanıyor musun? Bu atışı yapabilecek kadar yetenekli bir tetikçi olduğuna inanıyor musunuz? Bu atışı yapabilecek biri olduğuna inanıyor musun? | Shooter-1 | 2007 | |
| Well, then you got a real problem. You need to find the shooter. | Öyleyse büyük bir sorununuz var. Tetikçiyi bulmak zorundasınız. O zaman bir problemin oldu. Nişancıyı bulman lazım. Öyleyse büyük bir sorununuz var. Tetikçiyi bulmak zorundasınız. O zaman bir problemin oldu. Nişancıyı bulman lazım. | Shooter-1 | 2007 | |
| That's being worked on from another direction. | O konuyla başkaları ilgileniyor. Bu iş için sana ihtiyacımız var. Bunun üzerinde çalışılıyor. O konuyla başkaları ilgileniyor. Bu iş için sana ihtiyacımız var. Bunun üzerinde çalışılıyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| We need you to do this. | Bunu senin yapmanı istiyoruz. | Shooter-1 | 2007 | |
| Don't really like the President much. | Açıkçası başkanı sevdiğim söylenemez. Ondan öncekini de pek sevmezdim. Başkanı pek sevdiğim söylenemez. Açıkçası başkanı sevdiğim söylenemez. Ondan öncekini de pek sevmezdim. Başkanı pek sevdiğim söylenemez. | Shooter-1 | 2007 | |
| Didn't like the one before that much, either. | Bir öncekini de pek sevmiyordum. | Shooter-1 | 2007 | |
| You like the idea of the President? | Peki ya başkanlık fikrini seviyor musun? Ya da özgür bir ülkede yaşamayı? Başkanın düşüncesini seviyor musun? Peki ya başkanlık fikrini seviyor musun? Ya da özgür bir ülkede yaşamayı? Başkanın düşüncesini seviyor musun? | Shooter-1 | 2007 | |
| Living in a free country? | Özgür bir ülkede yaşamak? | Shooter-1 | 2007 | |
| Do we allow America to be ruled by thugs? | Amerika'nın haydutlar tarafından yönetilmesine izin mi vereceğiz? Amerika'nın haydutlar tarafından yönetilmesini ister miyiz? Amerika'nın haydutlar tarafından yönetilmesine izin mi vereceğiz? Amerika'nın haydutlar tarafından yönetilmesini ister miyiz? | Shooter-1 | 2007 | |
| Sure, some years we do. | Elbette, bu daha önce de olmuştu. Tabi, bazen yönetildik. Elbette, bu daha önce de olmuştu. Tabi, bazen yönetildik. | Shooter-1 | 2007 | |
| I believe you stood before a flag | Bir zamanlar, bir bayrağın önünde durup... Bir bayrağın önünde durduğuna inanıyorum Bir zamanlar, bir bayrağın önünde durup... Bir bayrağın önünde durduğuna inanıyorum | Shooter-1 | 2007 | |
| and solemnly swore | ...Birleşik Devletleri içte ve dışta, tüm düşmanlara karşı koruyup... ve tanrı önünde yemin ettiğine ...Birleşik Devletleri içte ve dışta, tüm düşmanlara karşı koruyup... ve tanrı önünde yemin ettiğine | Shooter-1 | 2007 | |
| that you'd support and defend the Constitution of the United States | Birleşik Devletlerin yapısını korumak için | Shooter-1 | 2007 | |
| against all enemies, | ...kollayacağına dair gururla yemin ettiğine eminim. Bütün düşmanlarına karşı, ...kollayacağına dair gururla yemin ettiğine eminim. Bütün düşmanlarına karşı, | Shooter-1 | 2007 | |
| foreign and domestic. | İçten veya dıştan. | Shooter-1 | 2007 | |
| I think your five minutes is up. | Sanırım beş dakika doldu. Sanırım 5 dakikan doldu. Sanırım beş dakika doldu. Sanırım 5 dakikan doldu. | Shooter-1 | 2007 | |
| I don't want you to turn on the TV next week | Gelecek hafta televizyonu açıp başkanın öldüğünü görmeni,... Senin gelecek hafta televizyonu açıp Gelecek hafta televizyonu açıp başkanın öldüğünü görmeni,... Senin gelecek hafta televizyonu açıp | Shooter-1 | 2007 | |
| and see the President dead, | başkanın ölümünü izlemeni istemiyorum, | Shooter-1 | 2007 | |
| and know you could've done something about it. | ...ve "bunu önlemek için bir şeyler yapabilirdim" demeni istemiyorum. Bunu izlerken durdurabileceğini bilerek izleyeceksin. ...ve "bunu önlemek için bir şeyler yapabilirdim" demeni istemiyorum. Bunu izlerken durdurabileceğini bilerek izleyeceksin. | Shooter-1 | 2007 | |
| Don't do that to yourself. | Kendine bu kötülüğü yapma. Bunu kendine yapma. Kendine bu kötülüğü yapma. Bunu kendine yapma. | Shooter-1 | 2007 | |
| Is that the new one? | Bu yeni modeli mi? Bu yeni olan mı? Bu yeni modeli mi? Bu yeni olan mı? | Shooter-1 | 2007 | |
| The truck. | Kamyonet. Araç. Kamyonet. Araç. | Shooter-1 | 2007 | |
| You got the big engine in there? | Orada gerçekten büyük bir motor olmalı. Büyük bir motorunuz var? Orada gerçekten büyük bir motor olmalı. Büyük bir motorunuz var? | Shooter-1 | 2007 | |
| Wow, look at that, huh? Eight liter V8. | Vay canına, şuna bak. Sekiz litrelik V8. Wow, Şuna bak, huh? 8 litrelik V8. Vay canına, şuna bak. Sekiz litrelik V8. Wow, Şuna bak, huh? 8 litrelik V8. | Shooter-1 | 2007 | |
| Thing's so big, EPA doesn't even bother to give you the gas mileage for it. | O kadar büyük ki, çevre bakanlığı ortalama yakıt tüketimini hesaplamakla uğraşmadı bile. Herşey çok büyük, EPA size benzin sınırı vermeyi düşünmemiştir. O kadar büyük ki, çevre bakanlığı ortalama yakıt tüketimini hesaplamakla uğraşmadı bile. Herşey çok büyük, EPA size benzin sınırı vermeyi düşünmemiştir. | Shooter-1 | 2007 | |
| You mind if I take a picture? | Fotoğrafını çekmemin bir sakıncası var mı? Bir resim çekmemin sakıncası olur mu? Fotoğrafını çekmemin bir sakıncası var mı? Bir resim çekmemin sakıncası olur mu? | Shooter-1 | 2007 | |
| This is beautiful. | Bu harika bir şey. Çok güzel. Bu harika bir şey. Çok güzel. | Shooter-1 | 2007 | |
| Someone will be at this number night or day. | Gece ya da gündüz, bu numarada daima biri olacak. Bu numaradan gece veya gündüz ulaşabilirsin. Gece ya da gündüz, bu numarada daima biri olacak. Bu numaradan gece veya gündüz ulaşabilirsin. | Shooter-1 | 2007 | |
| You see what he did? He didn't need a photo of the engine. | Ne yaptığını gördünüz mü? Motorun fotoğrafını çekmesine gerek yoktu. Ne yaptığını gördünüz mü? Motorun fotoğrafına ihtiyacı yoktu. Ne yaptığını gördünüz mü? Motorun fotoğrafını çekmesine gerek yoktu. Ne yaptığını gördünüz mü? Motorun fotoğrafına ihtiyacı yoktu. | Shooter-1 | 2007 | |
| No, he doesn't give a rat's ass about the engine. | Hayır, motor onun umurunda bile değil. Karşı istihbarat eğitimi aldı. Hayır, Motora zerre kadar önem vermiyor. Hayır, motor onun umurunda bile değil. Karşı istihbarat eğitimi aldı. Hayır, Motora zerre kadar önem vermiyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| He's trained in counterintel. | Karşı istihbarat için eğitildi. | Shooter-1 | 2007 | |
| Backed up far enough to take a picture of the plates. | Plakanın resmini çekebilmek için yeterince uzaklaştı. Plakayı alabilmek için yeterince geriye çekildi. Plakanın resmini çekebilmek için yeterince uzaklaştı. Plakayı alabilmek için yeterince geriye çekildi. | Shooter-1 | 2007 | |
| This is our guy. | İşte adamımız. Adamımız bu. İşte adamımız. Adamımız bu. | Shooter-1 | 2007 | |
| I thought he turned you down. | Teklifini reddettiğini sanıyordum. Kabul etti. Ama henüz farkında değil. Seni alt ettiğini sandım. Teklifini reddettiğini sanıyordum. Kabul etti. Ama henüz farkında değil. Seni alt ettiğini sandım. | Shooter-1 | 2007 | |
| He said yes. He just doesn't know it yet. | Evet dedi. Sadece henüz farkında değil. | Shooter-1 | 2007 | |
| 1,760's a mile. | Bir mil 1,760 yarda eder. 1 milde 1,760 Bir mil 1,760 yarda eder. 1 milde 1,760 | Shooter-1 | 2007 | |
| It's a far piece, Sam. Think the President ought to worry? | Oldukça uzak, Sam. Başkanın endişelenmesi gerekir mi? Çok uzak, Sam. Sence başkan endişelenmeli mi? Oldukça uzak, Sam. Başkanın endişelenmesi gerekir mi? Çok uzak, Sam. Sence başkan endişelenmeli mi? | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, I think he better worry. | Evet, endişelense iyi olur. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, he'll be fine. | Evet, iyi olacak. Evet, o iyi olacak. Evet, iyi olacak. Evet, o iyi olacak. | Shooter-1 | 2007 | |
| Just feed him once a day. Read him a few ballistics tables if he looks lonely. | Günde bir kere besle yeter. Üzgün görünürse balistik çizelgelerinden birkaçını oku. Günde bir kez besle. Yalnız gözükürse ona bir iki balistik kitabı oku. Günde bir kere besle yeter. Üzgün görünürse balistik çizelgelerinden birkaçını oku. Günde bir kez besle. Yalnız gözükürse ona bir iki balistik kitabı oku. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yep. I'm out. | Tamam. Kapatıyorum. Evet . Ben gidiyorum. Tamam. Kapatıyorum. Evet . Ben gidiyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| Come here, buddy. | Gel buraya, ahbap. Gel buraya, dostum. Gel buraya, ahbap. Gel buraya, dostum. | Shooter-1 | 2007 | |
| Think you'll be able to tough it out without me for a couple days? | Ben olmadan birkaç gün idare edebilecek misin? Bensiz birkaç gün yaşayabilirsin sanırım? Ben olmadan birkaç gün idare edebilecek misin? Bensiz birkaç gün yaşayabilirsin sanırım? | Shooter-1 | 2007 | |
| This is Command Post. What's your status? Over. | Burası Komuta merkezi. Durumunuz nedir? Tamam. Merkez konuşuyor. Vaziyetiniz nedir? Tamam. Burası Komuta merkezi. Durumunuz nedir? Tamam. Merkez konuşuyor. Vaziyetiniz nedir? Tamam. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, we're finishing up here on 6th. | 6. caddede işimiz bitmek üzere. 6.da işimizi bitirmek üzereyiz. 6. caddede işimiz bitmek üzere. 6.da işimizi bitirmek üzereyiz. | Shooter-1 | 2007 | |
| Roger that. We copy. Checkpoint down, over. | Anlaşıldı. Mesaj alındı. Kontrol noktası geçildi, tamam. Anlaşıldı. Onaylıyoruz. Kontrol noktası geçildi, Tamam. Anlaşıldı. Mesaj alındı. Kontrol noktası geçildi, tamam. Anlaşıldı. Onaylıyoruz. Kontrol noktası geçildi, Tamam. | Shooter-1 | 2007 | |
| Before you stands Independence Hall, the birthplace of the United States | Önünde durmuş olduğunuz Bağımsızlık Binası, Birleşik Devletlerin doğduğu yer... Birleşik Devletlerin doğum yeri olan, Bağımsızlık meclisinin önünde durmadan önce Önünde durmuş olduğunuz Bağımsızlık Binası, Birleşik Devletlerin doğduğu yer... Birleşik Devletlerin doğum yeri olan, Bağımsızlık meclisinin önünde durmadan önce | Shooter-1 | 2007 | |
| and one of the most important buildings in American history. | ...ve aynı zamanda Amerikan tarihinin en önemli yapılarından biridir. Ve Amerika tarihinin en önemli yapıtlarından birinin önünde . ...ve aynı zamanda Amerikan tarihinin en önemli yapılarından biridir. Ve Amerika tarihinin en önemli yapıtlarından birinin önünde . | Shooter-1 | 2007 | |
| Built in 1732... | 1732'de inşa edilmiş... 1732'de inşa edilen... 1732'de inşa edilmiş... 1732'de inşa edilen... | Shooter-1 | 2007 | |
| Keep a visual eye on 72nd... | Gözünüz 72. caddede olsun. 72.ye bir göz atın... Gözünüz 72. caddede olsun. 72.ye bir göz atın... | Shooter-1 | 2007 | |
| ...both the Declaration of Independence and the U.S. Constitution | ...Bağımsızlık Bildirgesi ve Birleşik Devletler anayasası... ...Burası hem özgürlük bildirgesinin hem de Amerikan oluşumunun ...Bağımsızlık Bildirgesi ve Birleşik Devletler anayasası... ...Burası hem özgürlük bildirgesinin hem de Amerikan oluşumunun | Shooter-1 | 2007 | |
| were debated and signed here. | ...burada görüşülmüş ve imzalanmıştır. Meydana gelip imzalandığı yerdir. ...burada görüşülmüş ve imzalanmıştır. Meydana gelip imzalandığı yerdir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Out of the three cities, | Üç şehirden, sadece birinde başarılı olma şansı yüksek. 3 şehir arasında, Üç şehirden, sadece birinde başarılı olma şansı yüksek. 3 şehir arasında, | Shooter-1 | 2007 | |
| there's only one with a reasonably high chance of success. | Birinin şansının daha fazla olduğunu düşünüyorum. | Shooter-1 | 2007 | |
| There was no room in Baltimore. | Baltimore'da yeterli alan yoktu. Baltimore'da uygun nokta yok. Baltimore'da yeterli alan yoktu. Baltimore'da yeterli alan yoktu. Baltimore'da uygun nokta yok. | Shooter-1 | 2007 | |
| Street isn't wide enough to correct for the windage, | Cadde, rüzgâr tesirini düzeltmek için yeterince geniş değil, yol üzerinde binalar var. Cadde rüzgar için yeterince derin değil, Cadde, rüzgâr tesirini düzeltmek için yeterince geniş değil, yol üzerinde binalar var. Cadde rüzgar için yeterince derin değil, | Shooter-1 | 2007 | |
| buildings are in the way. | Binalar düzensiz. | Shooter-1 | 2007 | |
| D.C.'s a pure suicide mission. | Başkent ise tamamıyla bir intihar görevi olur. D.C. intihar etmek için çok uygun. Başkent ise tamamıyla bir intihar görevi olur. D.C. intihar etmek için çok uygun. | Shooter-1 | 2007 | |
| I mean, unless you're sure your shooter's interested in 70 virgins | Tabii şu sizin tetikçinin, öldükten sonra onu bekleyen... 70 bakirenin ölümden sonra Tabii şu sizin tetikçinin, öldükten sonra onu bekleyen... 70 bakirenin ölümden sonra | Shooter-1 | 2007 | |
| waiting for him in the afterlife, | onu beklediğini varsayarsak, | Shooter-1 | 2007 | |
| I'd rule that out. | Belki olabilir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Shot's got to be taken from Philly. | Atışı Philadelphia'da yapmak zorunda. Bence şanslı şehir Philly. Atışı Philadelphia'da yapmak zorunda. Bence şanslı şehir Philly. | Shooter-1 | 2007 | |
| From beyond 1,800 yards, though. | En az, 1,5 kilometre uzaktan olacak. 1,800 yardın üzerinde olmasına rağmen. En az, 1,5 kilometre uzaktan olacak. 1,800 yardın üzerinde olmasına rağmen. | Shooter-1 | 2007 | |
| It's one of six possible locations, | Olası altı noktadan bir tanesi, başkanın bulunacağı yerden yaklaşık beş kat yukarıda. Bu 6 muhteel noktadan biri, Olası altı noktadan bir tanesi, başkanın bulunacağı yerden yaklaşık beş kat yukarıda. Bu 6 muhteel noktadan biri, | Shooter-1 | 2007 | |
| approximately five stories above the President's location. | Yaklaşık başkanın 5 kat kadar üstünden. | Shooter-1 | 2007 | |
| Flight time of the bullet that distance is five to six seconds. | O mesafeden merminin uçuş süresi beş veya altı saniyedir. O esafeden merminin uçuş zamanı 5 , 6 saniye. O mesafeden merminin uçuş süresi beş veya altı saniyedir. O esafeden merminin uçuş zamanı 5 , 6 saniye. | Shooter-1 | 2007 | |
| They'll have to wait till he takes the podium, | Podyuma çıkıp konuşmasının bir kısmını bitirene kadar beklemek zorundalar. Sahneye çıkması için beklemek zorundalar, Podyuma çıkıp konuşmasının bir kısmını bitirene kadar beklemek zorundalar. Sahneye çıkması için beklemek zorundalar, | Shooter-1 | 2007 | |
| several lines into his speech. | Birkaç cümle konuştuktan sonra. | Shooter-1 | 2007 | |
| That way he'd be completely static, obviously at his most exposed. | Böylece tamamıyla sabit hale gelecek, ki bu da onun en savunmasız anı. En uygun zaman gelecek, en savunmasız zamanı. Böylece tamamıyla sabit hale gelecek, ki bu da onun en savunmasız anı. En uygun zaman gelecek, en savunmasız zamanı. | Shooter-1 | 2007 | |
| Shot requires a large caliber weapon. | Atış için yüksek kalibreli bir silah gerekiyor. Atış büyük kalibre bir silah gerektiriyor. Atış için yüksek kalibreli bir silah gerekiyor. Atış büyük kalibre bir silah gerektiriyor. | Shooter-1 | 2007 | |
| Expect the bullet to be handmade, bronzed alloy turned on a lathe. | Merminin bir torna tezgahında, bronz katılmış metal alaşımından yapılacağını zannediyorum. Mermi tornada bronz alaşımdan el yapımı olabilir. Merminin bir torna tezgâhında, bronz katılmış metal alaşımından yapılacağını zannediyorum. Mermi tornada bronz alaşımdan el yapımı olabilir. | Shooter-1 | 2007 | |
| Slightly lower ballistics coefficient, | Bir miktar kayganlık sağlayarak... Balistik katsayısı düşer, Bir miktar kayganlık sağlayarak... Balistik katsayısı düşer, | Shooter-1 | 2007 | |
| touch more slippery. | ...balistik kat sayısını azaltır. En azından ben öyle yapardım. ama daha kaygan ve hızlı olur. ...balistik kat sayısını azaltır. En azından ben öyle yapardım. ama daha kaygan ve hızlı olur. | Shooter-1 | 2007 | |
| Least that's what I'd do. | En azından ben böyle yapardım. | Shooter-1 | 2007 | |
| You can kill him from that far away? | Başkanı o kadar uzaktan öldürebilir misin? Bu mesafeden öldürebilir misin? Başkanı o kadar uzaktan öldürebilir misin? Bu mesafeden öldürebilir misin? | Shooter-1 | 2007 | |
| Mile and a half, the bullet's going to strike with more energy | 1,5 milden, kurşun 44lük bir magnumdan | Shooter-1 | 2007 | |
| than a .44 Magnum point blank. | ...44'lük bir Magnum'dan daha fazla olur. Evet, sanırım onu öldürebilirsiniz. daha büyük bir delik açar. ...44'lük bir Magnum'dan daha fazla olur. Evet, sanırım onu öldürebilirsiniz. daha büyük bir delik açar. | Shooter-1 | 2007 | |
| Yeah, I think you can kill him. | Evet, Öldürebilirsin. | Shooter-1 | 2007 | |
| The challenge is the wind. | En büyük zorluksa rüzgâr. Sorun rüzgar. En büyük zorluksa rüzgâr. Sorun rüzgar. | Shooter-1 | 2007 | |
| Lightest breeze uncorrected at that distance | O mesafede, hesaba katılmayan hafif bir meltem bile atışı mahvetmeye yeter. Bu mesafeden en küçük rüzgar O mesafede, hesaba katılmayan hafif bir meltem bile atışı mahvetmeye yeter. Bu mesafeden en küçük rüzgar | Shooter-1 | 2007 | |
| is enough to ruin the shot. | Atışı saptırabilir. | Shooter-1 | 2007 | |
| He's gonna need indicators between the podium and the shooting position. | Podyumla atış noktası arasında belirli göstergelere ihtiyacı olacak. Kendi yeriyle sahne arasında vericilere ihtiyacı var. Podyumla atış noktası arasında belirli göstergelere ihtiyacı olacak. Kendi yeriyle sahne arasında vericilere ihtiyacı var. | Shooter-1 | 2007 |