Search
English Turkish Sentence Translations Page 324
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Man, I can't believe that I'm actually saying this, | Dostum, bunu söylediğime inanamıyorum ama bu oldukça romantik. Dostum, bunu söylediğime inanamıyorum ama bu oldukça romantik. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm looking for Max, I think her last name is "Black". | Max'i arıyorum, sanırım soyadı Siyah. Max'i arıyorum, sanırım soyadı Siyah. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, sorry, maybe it's "African American"? | Affedersin, belki de zencidir? Affedersin, belki de zencidir? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You think her name is "Max African American"? | Adının Max Zenci mi olduğunu düşünüyorsun? Adının Max Zenci mi olduğunu düşünüyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Peach, what're you doing here? Who's with the twins? | Peach, ne arıyorsun burada? İkizler kiminle? Peach, ne arıyorsun burada? İkizler kiminle? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I rolled up the windows and locked the doors, so they're safe. | Pencereleri kapadım ve kapıları kilitledim, yani güvendeler. Pencereleri kapadım ve kapıları kilitledim, yani güvendeler. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, I'm sorry for pretending to fire you in front of the Constance. | Max, Constance'in önünde seni kovar gibi yaptığım için çok üzgünüm. Max, Constance'in önünde seni kovar gibi yaptığım için çok üzgünüm. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yeah, I'm good. My fake orgasms are so real even I believe them. | Evet, iyiyimdir. Orgazm taklitlerim o kadar gerçekçi ki ben bile inanıyorum. Evet, iyiyimdir. Orgazm taklitlerim o kadar gerçekçi ki ben bile inanıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Peach, this is all my fault. Please give Max her job back. | Peach, hepsi benim hatam. Lütfen Max'i geri işe al. Peach, hepsi benim hatam. Lütfen Max'i geri işe al. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's why I'm here. Max, come back, I need you to watch them tomorrow, | O yüzden buradayım. Max geri dön. Yarın onlara bakman için sana ihtiyacım var. O yüzden buradayım. Max geri dön. Yarın onlara bakman için sana ihtiyacım var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and then everyday. | Ve ondan sonraki bütün günlerde de. Ve ondan sonraki bütün günlerde de. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Peach, I don't think I can work for you tomorrow, | Peach, yarın senin için çalışabileceğimi sanmıyorum. Peach, yarın senin için çalışabileceğimi sanmıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| or any other day. | Ya da herhangi başka bir gün. Ya da herhangi başka bir gün. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We have to focus on our business. | Kendi işimize odaklanmalıyız. Kendi işimize odaklanmalıyız. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, are you sure you're comfortable with this? | Max, bu konuda için rahat mı? Max, bu konuda için rahat mı? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No, I'm not comfortable, but that's the point, right? | Hayır, rahat değil. Ama meselede bu değil mi? Hayır, rahat değil. Ama meselede bu değil mi? Seni bir daha görecek miyim? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Well, then how about just for another year? | Peki ya gelecek yıllar da? Peki ya gelecek yıllar da? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| By then the twins will be old enough to take care of themselves. | İkizler kendilerine bakacak kadar büyüdükten sonra? İkizler kendilerine bakacak kadar büyüdükten sonra? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No, but I promise I'll come by and say "Hi" to the twins whenever I can. | Hayır. Ama söz veriyorum yarın, ikizler her neredeyse uğrayıp merhaba diyeceğim. Hayır. Ama söz veriyorum yarın, ikizler her neredeyse uğrayıp merhaba diyeceğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I will never find someone as wonderful as you who speaks English. | Senin kadar harika İngilizce konuşan birini asla bulamayacağım. Senin kadar harika İngilizce konuşan birini asla bulamayacağım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Bye, Max. | Bay Max. Bay Max. Bir zamanlar ben de bir tarikattaydım. Adı Avon'du. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Wow, good for you, good for us. | Vay canına. Aferin sana. Aferin bize. Vay canına. Aferin sana. Aferin bize. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hope so. That's the first job I ever quit without a job to take its place. | Umarım. Bu yenisini bulmadan bıraktığım ilk iş. Ama sarılmayacaksın. Evet, sarılacağım. Umarım. Bu yenisini bulmadan bıraktığım ilk iş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| My own boss? I can't wait to sleep with myself to get a promotion. | Kendimin patronu mu? Terfi almak için kendimle yatmaya sabırsızlanıyorum. Kendimin patronu mu? Terfi almak için kendimle yatmaya sabırsızlanıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Wow! Bummer, dude. | Vay canına! Dostum. Vay canına! Dostum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You have a time machine? | Zaman makinan mı var? Zaman makinan mı var? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And somehow, it got programmed to this crap diner? | Ve bir şekilde, bu boktan restoranı mı tuşladın? Ve bir şekilde, bu boktan restoranı mı tuşladın? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I must admit, I am quite taken with steampunk. | İtiraf etmeliyim ki Victoria'n bilim kurgularını ciddiye alıyorum. İtiraf etmeliyim ki Victoria'n bilim kurgularını ciddiye alıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, steampunk, right. I remember that trend. | Victoria'n bilim kurguları, doğru. Hatırlıyorum o trendi. Victoria'n bilim kurguları, doğru. Hatırlıyorum o trendi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It happened for, like, ten seconds | 2000'li yıllarda 10 saniye kadar sürmüştü. Benimle kafa mı buluyorsun? 2000'li yıllarda 10 saniye kadar sürmüştü. Benimle kafa mı buluyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Dude, seriously, you're sitting | Dostum, ciddiyim. Halka açık bir mekanda... Dostum, ciddiyim. Halka açık bir mekanda... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| in a public place tap tap tapping 1 | ...oturmuş eski bir daktiloyla yazı mı yazıyorsun? ...oturmuş eski bir daktiloyla yazı mı yazıyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What are you? | Nesin sen? 1 Nesin sen? 1 | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| In the league of extraordinarily pretentious gentlemen? | Sıra dışı gösteriş meraklısı sınıfından biri mi? Sıra dışı gösteriş meraklısı sınıfından biri mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Aren't you being a little aggressive? | Biraz agresif davranmıyor musun? Biraz agresif davranmıyor musun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yup. | Evet. Evet. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's how people are here in the present | Günümüzde, yaşadığımız zamanda insanlar böyle. Günümüzde, yaşadığımız zamanda insanlar böyle. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| But don't get me wrong. | Beni yanlış anlama. Beni yanlış anlama. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'd like to go back in time, too. | Ben de zamanda geri gitmek isterim. Ben de zamanda geri gitmek isterim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Maybe stop 9/11 or that creep who had sex on my shoe, | 11 Eylül'ü ya da ayakkabımla seks yapan o ucubeyi durdurmak isterdim ama yapamıyorum. 11 Eylül'ü ya da ayakkabımla seks yapan o ucubeyi durdurmak isterdim ama yapamıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Present? Where's that uniform from? | Günümüz mü? O üniforma nereden geliyor? Günümüz mü? O üniforma nereden geliyor? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Like, 1998? | 1998'den mi? 1998'den mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, stop, or I'm going to have | Dur yoksa seni bir Smith & Wesson ile vuracağım. Dur yoksa seni bir Smith & Wesson ile vuracağım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm currently packing in my bloomers. | Hâlihazırda kısa pantolonumun içinde. Hâlihazırda kısa pantolonumun içinde. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'll go get thee a menu, my good man. | Gidip zatıalinize menüyü getireyim. Gidip zatıalinize menüyü getireyim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| attention, everyone. | Dikkat millet! Dikkat millet! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max and I have a little late night treat for you. | Max ile birlikte size küçük bir gece ikramımız olacak. Max ile birlikte size küçük bir gece ikramımız olacak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Don't say it all excited like that. | O kadar heyecanlı söyleme. O kadar heyecanlı söyleme. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Now when it's not drugs, Earl's going to be pissed. | Uyuşturucu çıkmazsa Earl çok kızacak. Uyuşturucu çıkmazsa Earl çok kızacak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You are invited to a very important taste test | Max'in Ev Yapımı Kekleri'nin çok önemli lezzet testine davetlisiniz. Max'in Ev Yapımı Kekleri'nin çok önemli lezzet testine davetlisiniz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay, but I will have only one. | Pekala. Ama sadece bir tane alacağım. Pekala. Ama sadece bir tane alacağım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| When I get a tummy, single ladies call me Buddha | Göbeğim belli olduğunda, bekar bayanlar bana Buda diye sesleniyorlar. Göbeğim belli olduğunda, bekar bayanlar bana Buda diye sesleniyorlar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and rub me for luck. | Ve şans için beni ovuşturuyorlar. Ve şans için beni ovuşturuyorlar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I gotta watch out, too. | Ben de yalnızca seyredeceğim. Ben de yalnızca seyredeceğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Last time I had Max's chocolate espresso cupcake | En son eve gitmeden önce Max'in çikolatalı espresso kekinden yediğimde... En son eve gitmeden önce Max'in çikolatalı espresso kekinden yediğimde... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I was awake till 5:00 A.M., | ... sabahın 5'ine kadar uyuyamayıp bütün terliklerimi yıkadım. ... sabahın 5'ine kadar uyuyamayıp bütün terliklerimi yıkadım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Anyway, our cupcake business | O kapıdan çıkmadan önce beni gaza getiriyorsun. O kapıdan çıkmadan önce beni gaza getiriyorsun. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I know a party planner, too. | Oleg, likör lisansı alma işlemimizi hızlandırmak için... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And tomorrow, Max and I are doing | Bu durum ikimizin de işine yaramıyor belli ki. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We can only take four flavors | Ne zaman acı çeksem, bir tedaviye ihtiyacım olur. Ne zaman acı çeksem, bir tedaviye ihtiyacım olur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And Sophie, you rent town cars all the time. | ...ve takdire şayan geliri olan, son model telefonlu sosyeteler. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Han will come as well. | Şey olsa daha iyi olur... Burada olmasam. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Finally! Han is getting invited to something. | Şeker çetesi? Hırçın yamalı çocuklar gibi mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Paul Platt parties. Please hold. | Paul Platt Parti. Lütfen bekleyin. Paul Platt Parti. Lütfen bekleyin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Poor kid. | Zavallı çocuk. Zavallı çocuk. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He's probably excited to be working for Paul Platt. | Paul Platt ile birlikte çalıştığı için muhtemelen çok heyecanlıdır. Paul Platt ile birlikte çalıştığı için muhtemelen çok heyecanlıdır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You know, pictures of you and me | Bilirsin, kır evimizin önünde birlikte dikilirken çekilmiş resimler. Bilirsin, kır evimizin önünde birlikte dikilirken çekilmiş resimler. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hold on. | Bekle biraz. Bekle biraz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We're rich and still living together? | Zenginiz ve hâlâ birlikte mi yaşıyoruz? Zenginiz ve hâlâ birlikte mi yaşıyoruz? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay, she's leaving. This is us. | Pekala. İşte gidiyor. Sıra bizde. Pekala. İşte gidiyor. Sıra bizde. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| About time. | Zamanı gelmişti. Zamanı gelmişti. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Been sitting here so long my ass is asleep, | Burada o kadar uzun süre oturunca kıçım uyuklamış. Burada o kadar uzun süre oturunca kıçım uyuklamış. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| which kind of goes against my theory that it won't quit. | Ki bu, onun asla uyumayacağına dair olan teorime ters. Ki bu, onun asla uyumayacağına dair olan teorime ters. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hi, Paul's going to be a little longer. | Selam, Paul'ün işi biraz daha sürecek. Selam, Paul'ün işi biraz daha sürecek. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's fine. It's just... | Sorun değil. Sadece Sorun değil. Sadece | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Paul Platt parties, please hold. | Paul Platt Parti. Lütfen bekleyin. Paul Platt Parti. Lütfen bekleyin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Paul Platt parties... How much longer... | Paul Platt Parti. Ne kadar daha Paul Platt Parti. Ne kadar daha | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Please hold. Me or them? | Lütfen bekleyin. Ben mi, onlar mı? Lütfen bekleyin. Ben mi, onlar mı? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I got the ass pins and needles. | Kıçım uyuşmuş. Kıçım uyuşmuş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max. What? We're on hold. | Max. Ne var? Beklemedeyiz. Max. Ne var? Beklemedeyiz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Little obvious. | Çok aşikar. Çok aşikar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Like me having art that says "will die alone." | Sanatın benim için "yalnız öleceksin" demesi gibi. Sanatın benim için "yalnız öleceksin" demesi gibi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think this is Johnny's art. No way. | Sanırım bu Johnny'nin resmi. Olamaz. Sanırım bu Johnny'nin resmi. Olamaz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "No way" is right. Johnny's a nobody. | Doğru, olamaz. Johnny kim ki. Doğru, olamaz. Johnny kim ki. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Paul Platt wouldn't have a framed "Johnny" in his office. | Paul Platt, Johnny'nin resmini ofisine çerçeveletmez. Paul Platt, Johnny'nin resmini ofisine çerçeveletmez. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Look, signed "j. Peg." That's his tag. | Baksana, "j. Peg." diye imzalamış. Bu onun etiketi. Baksana, "j. Peg." diye imzalamış. Bu onun etiketi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yo, what's the deal with this art? | Bu resmin hikâyesi ne? Bu resmin hikâyesi ne? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's a street artist. | Bir sokak ressamının. Bir sokak ressamının. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Everyone's getting really into him now. | Bu aralar herkes biraz ona kaptırdı. Bu aralar herkes biraz ona kaptırdı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, yeah? | Öyle mi? Öyle mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He was trying to get into me a few months ago. | Bir kaç ay önce de o bana kaptırmıştı. Bir kaç ay önce de o bana kaptırmıştı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It was more emotional than that. | Bundan daha duygusaldı. Bundan daha duygusaldı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He cheated on his girlfriend with her | Onunla kız arkadaşını aldattı sonra da onu başından savdı. Onunla kız arkadaşını aldattı sonra da onu başından savdı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It was really hard for us. | Bizim için gerçekten çok zordu. Bizim için gerçekten çok zordu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And you thought me slapping my ass | Bir de onun önünde kıçımı tokatlamamın uygunsuz olduğunu düşünüyordun. Bir de onun önünde kıçımı tokatlamamın uygunsuz olduğunu düşünüyordun. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Wow, Johnny made it. Well, good for him. | Vay canına. Johnny başarmış. Aferin ona. Vay canına. Johnny başarmış. Aferin ona. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He's making it, we're making it... | O başarıyor, biz başarıyoruz... O başarıyor, biz başarıyoruz... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We're making it? | Biz başarıyor muyuz? Biz başarıyor muyuz? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I magic markered over the scuffs on my boot, | Görünmez kalemle çizmelerimin üzerini çizdim ama hâlâ şuradaki... Görünmez kalemle çizmelerimin üzerini çizdim ama hâlâ şuradaki... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| the poor man's John Cusack over there. | ...John Cusack kılıklı zavallı adamı bile geçemedik. ...John Cusack kılıklı zavallı adamı bile geçemedik. | 2 Broke Girls-1 | 2011 |